Luna Algı Danışmanlık

  • Home
  • Luna Algı Danışmanlık

Luna Algı Danışmanlık Luna Algı Danışmanlık – Psikoloji, aile danışmanlığı ve çocuk gelişimi alanlarında uzman desteğiyle yanınızdayız.

Sağlıklı bireyler, mutlu aileler için buradayız!

22/05/2026

“Az ekran” bazen sadece anlık sakinlik sağlar.
Ama çocukların gerçekten ihtiyaç duyduğu şey; düzenlenebilen bir sinir sistemi, hareket, ilişki ve güvenli etkileşimdir ✨

çocukterapisi fizyoterapi

20/05/2026

“Sen beni çok kızdırdın, senin yüzünden modum düştü, beni yoruyorsun...”
Gün içinde fark etmeden ne kadar sık kuruyoruz bu cümleleri değil mi?
Karşı tarafa duyduğumuz öfkeyi, kırgınlığı veya yorgunluğu anlatmaya çalışırken, aslında farkında olmadan bir suçlama savaşı başlatıyoruz.

Psikolojik bir gerçek var ki; kişinin kendi duygularının sorumluluğu tamamen kendisine aittir.
Karşımızdaki insanın davranışı bir tetikleyici olabilir, ancak o davranışın bizde uyandırdığı duygu bizim iç dünyamızla, sınırları koruma biçimimizle ve geçmiş deneyimlerimizin yankılarıyla ilgilidir.

Duygularımızın sorumluluğu bize aittir, başkasına devredilemez.

Kişi, kendisine ait olan bu duyguyu doğru şekilde, yani “Ben Dili” ile ifade edemediği noktada suçlayıcı cümleler kurmaya başlar.
“Sen şöyle yaptın, sen beni üzdün” dediğimiz an, karşı taraf otomatik olarak savunmaya geçer.

Bu durum, bizi asıl konudan uzaklaştırır ve haklıyken haksız duruma düşürür. İletişim kopar ve ortaya çözümsüz, yeni bir tartışma kapısı aralanır.

Gelin, bu haftanın ödevi duygularımızı sahiplenmek olsun.

Bir dahaki sefere öfkelendiğimizde veya kırıldığımızda, “Senin yüzünden...” diye başlamak yerine, “Bu davranış karşısında ben şöyle hissettim...” diyerek duygumuzun sorumluluğunu almayı deneyelim.

Kendi sesimize sahip çıkmak, ilişkilerimizi suçlamalardan çok daha güçlü kılacaktır…

17/05/2026

0-2 ve 0-3 yaş dönemi, çocukların dünyayı anlamlandırma ve sosyal bağlar kurma konusundaki en kritik virajlardan biridir.
Bu dönemde çocukların sergilediği bazı davranışlar, aileler tarafından sıklıkla “içe dönük”, “utangaç” ya da “yabancılardan çekiniyor” şeklinde etiketlenebilir.
Ancak erken çocukluk döneminde, gelişimsel basamakların yapı taşları henüz yerine otururken bu durumu sadece bir kişilik özelliği olarak görüp geçiştirmek, önemli sinyalleri kaçırmanıza neden olabilir.

Sağlıklı bir gelişim sürecinde hiçbir çocuk sadece “canı istemiyor” diye akranlarından, ailesinden veya iletişimden tamamen uzak kalmaz.
Akranlarıyla bağ kurmak, sesleri taklit etmek, göz teması kurmak ve çevresine tepki vermek çocuğun doğasının ve gelişiminin temel bir parçasıdır.

Aynı şekilde, bir çocuğun hayal gücünü dahil etmeden, oyuncağın fonksiyonuna uygun olmayan bir biçimde (örneğin arabaları sürmek yerine sadece tekerleklerini saatlerce döndürmek veya nesneleri sadece yan yana/üst üste takıntılı bir şekilde dizmek gibi) saatlerce tek bir rutine saplanıp kalması da akran etkileşiminden beklenen bir oyun pratiği değildir.

Bu tür durumlar her zaman kalıcı bir problemin habercisi olmasa da, çocuğun gelişimsel olarak desteğe ihtiyaç duyduğunun açık bir göstergesi olabilir.
Burada kritik olan nokta, zaman kaybetmeden durumun ne olduğunu acilen ve doğru bir şekilde anlamaktır.

Erken müdahale, beyin plastisitesinin en yüksek olduğu bu yaşlarda çocuğun hayatında mucizevi farklar yaratır.

Eğer çocuğunuzda akranlarına kıyasla bu tür farklılıklar gözlemliyorsanız, kendi başınıza bir tanı koymaya çalışmak ya da “büyüyünce geçer” diyerek süreci zamana bırakmak yerine profesyonel bir yol haritası çizmelisiniz.

Unutmayın; erken fark edilen her sinyal ve atılan her profesyonel adım, çocuğunuza sunabileceğiniz en güvenli geleceğin temelidir. Kendinizi yalnız hissetmeyin ve profesyonel destek almaktan çekinmeyin.

Bazı çocuklar dünyayı önce sözcüklerle değil; bedenleriyle anlamaya çalışır.Bir bakış, ritim, güvenli temas, birlikte ha...
15/05/2026

Bazı çocuklar dünyayı önce sözcüklerle değil; bedenleriyle anlamaya çalışır.

Bir bakış, ritim, güvenli temas, birlikte hareket edebilmek… Bunların her biri çocuk için “güvendeyim” mesajı taşıyabilir 🌿

Gelişimsel temas oyun terapisinde amaç sadece oyun oynamak değildir;
çocuğun ilişki içinde regüle olabilmesini, bedenini fark etmesini ve güvenli bağ deneyimlerini desteklemektir.

Çocuk kendini güvende hissettiğinde;
🧸 dikkat süresi değişebilir
🧸 iletişim kurma isteği artabilir
🧸 oyun becerileri gelişebilir
🧸 öğrenmeye ve sosyal etkileşime daha açık hale gelebilir.

Her çocuk aynı yerden başlamaz.
Bazıları önce konuşur, bazıları önce oynar, bazılarıysa önce güvenmeyi öğrenir 🤍



13/05/2026

Bazen çocukların gelişim yolculuğunda en büyük engel, ebeveynlerin en iyi niyetli sandığı “çabaları” olabilir.
Eğer çocuğunuzun konuşma hızı veya kelime hazinesi beklediğiniz gibi ilerlemiyorsa, durup şu soruya odaklanmak gerekir:
Acaba süreci ben mi zorlaştırıyorum?

Ebeveynlikte kaygı, çoğu zaman kontrol etme isteğiyle birleşir.
Eve aldığınız her yeni eğitici materyalin sihirli bir değnek gibi hemen sonuç vermesini beklemek, çocuğu durmadan soru yağmuruna tutmak (“Bu ne?”, “Hadi söyle!”, “Bunu biliyorsun?”) aslında bir iletişim değil, bir sınav ortamı yaratır.

Sizin yüzünüzdeki o gergin ve endişeli ifade, çocuğunuz için “hata yapmamalıyım” baskısına dönüşebilir…

Peki, baskı altındaki bir çocuk ne yapar?
Kendini korumaya alır. Geri çekilir, göz temasını azaltır ve sizinle iletişim kurmak yerine kendi dünyasına gömülmeyi tercih eder.
Bu sessizlik, zamanla hırçınlık veya inatlaşma gibi farklı problemli davranışlara da kapı aralayabilir.
Çünkü çocuk, sözcüklerin birer paylaşım aracı değil, birer performans kriteri olduğunu hisseder.

Çözüm Nerede?
Çözüm, öğretici olmaktan çıkıp “eşlikçi” olabilmekte saklı. 🌸

Çocuğunuzun hızına saygı duyun…

İletişimi bir görev değil, eğlenceli bir oyun haline getirin. Siz onunla gerçekten eğlendiğinizde, o da sizin dünyanıza katılmak isteyecektir…

Endişeli bir yüz yerine, onunla olmaktan keyif alan bir yüz ifadesi takının…

10/05/2026

Ebeveynlik yolculuğunda bazen yolun biraz engebeli olduğunu hissetmek çok doğaldır. Çocuğunuzun akranlarından farklı bir hızda ilerlediğini veya bazı alanlarda zorlandığını fark ettiğinizde, en büyük kafa karışıklığı genellikle “Hangi uzmana gitmeliyiz?” noktasında yaşanır.
Yanlış yönlendirmeler zaman kaybına neden olabilirken, doğru uzmanla atılan ilk adım çocuğun dünyasında büyük kapılar açar.

İşte çocuğunuzun ihtiyacına göre başvurmanız gereken temel uzmanlık alanları:

Dil ve Konuşma Terapisti: Eğer çocuğunuz her şeyi anlıyor, oyun kuruyor ve sosyal etkileşimi yerindeyse ama sadece kelimeleri çıkarmakta ya da kendini ifade etmekte zorlanıyorsa (konuşma gecikmesi, artikülasyon bozukluğu vb.), odak noktanız dil gelişimi olmalıdır.

Özel Eğitim Uzmanı: Gelişimdeki aksama sadece konuşma ile sınırlı değilse; öğrenme güçlükleri, sosyal iletişimde belirgin kopukluklar veya birden fazla gelişimsel alanda (bilişsel, özbakım, sosyal) gerilik gözlemleniyorsa özel eğitim desteği yapılandırılmış bir yol sunar.

Ergoterapist: Çocuğunuz çok sık düşüyor mu? Denge kurmakta zorlanıyor mu? Ya da bazı kumaşlara dokunmak, yüksek sesler veya belirli yemek kokuları onun için katlanılmaz mı? Bu tip duyu bütünleme sorunları ve koordinasyon problemleri ergoterapinin uzmanlık alanına girer.

Çocuk Psikoloğu: Gelişimsel olarak her şey yolunda görünse de çocuğunuzun yoğun kaygıları, öfke nöbetleri, uyku/yemek problemleri veya sosyal uyumda duygusal temelli zorlukları varsa, oyun terapisi veya benzeri ekollerle duygusal dünyasını düzenlemek gerekir.

Unutmayın; erken müdahale sadece bir “tedavi” değil, çocuğunuzun potansiyeline giden en kısa yoldur. Eğer nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, kapsamlı bir gelişimsel değerlendirme için bir uzmana danışmak en sağlıklı adımdır.

08/05/2026

Bir çocuğun gelişim yolculuğu bazen tek bir uzmanlıkla değil, birlikte çalışan bir ekiple güçlenir 🤍

Dil ve konuşma terapisi, duyu terapisi, duyu bütünleme ve Floortime yaklaşımı…
�Her biri çocuğun dünyasına farklı bir yerden dokunur ama hedef hep aynıdır:�Kendini daha iyi ifade eden, daha iyi hisseden ve çevresiyle daha güçlü bağ kurabilen çocuklar 🌱

Bazen ilk kelime,�bazen kurulan bir göz teması,�bazen “bugün daha sakindi” cümlesi…�Bizim için her küçük adım çok büyük bir mutluluk ✨
Birlikte gözlemliyor,�birlikte destekliyor,�birlikte gelişiyoruz.
Çünkü doğru yaklaşım, güvenli bağ ve ekip çalışması; değişimi mümkün kılıyor 🤍

� � � �

03/05/2026

Bir ilişki bir günde bitmez; genellikle küçük görünen ama sistematik hale gelen iletişim hatalarıyla yavaş yavaş aşınır.

Duygusal güvenliği tehdit eden bu davranışlar, partnerlerin birbirine karşı ördüğü birer duvara dönüşür.

İşte ilişkinin temelini sarsan ve tarafları birbirinden izole eden o üç kritik dinamik:

1. Kişiliğe Saldıran Yıkıcı Eleştiriler

Sorunlar davranışlar üzerinden konuşulmadığında, doğrudan kişinin öz benliğine yönelir.
Bir davranıştan duyulan rahatsızlığı dile getirmek (örneğin; “Bugün eve geç gelmen beni endişelendirdi”) yapıcı bir başlangıçken, bunu bir karakter suikastine dönüştürmek (“Sen zaten çok bencil birisin, kimseyi düşünmezsin”) yıkıcıdır.
Bu tür genellemeler karşı tarafta “ne yapsam yetersizim” hissi uyandırır ve kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olur.

2. Dinlemeden Savunmaya Geçme ve Direnç

Sağlıklı bir ilişkide amaç haklı çıkmak değil, anlaşılmaktır.
Ancak kişi partnerinin ne söylemek istediğini, ne hissettiğini anlamaya çalışmadan hemen “ama sen de şunu yapmıştın” diyerek savunma kalkanlarını indiriyorsa, orada bir direnç oluşur.
Dinlemek yerine sürekli karşı atağa geçmek, partnerin kendisini duyulmamış ve yalnız hissetmesine yol açar.
Bu direnç hali, zamanla iki tarafın da konuşmaktan vazgeçtiği derin bir sessizliğe ve duygusal kopukluğa evrilir.

3. Kinaye, Alay ve Küçümseyen Tavırlar

Belki de en tehlikelisi budur; çünkü içinde derin bir saygısızlık barındırır.
Kelimelerin ötesinde; göz devirmeler, iğneleyici bir tonlama, partnerin fikirleriyle dalga geçme veya küçümseyen jestler birer “üstünlük kurma” çabasıdır.
Karşı tarafı kızdırmak veya yetersiz hissettirmek amacıyla yapılan bu hamleler, ilişkinin içindeki güvenli alanı yok eder.
Partnerler artık birbirinin sığınağı değil, birbirinin yargıcı haline gelir.

Bu üç tutum bir araya geldiğinde, aradaki sevgi ne kadar büyük olursa olsun, kişiler kendilerini ilişkinin içinde ama tamamen izole edilmiş bir halde bulurlar.
Duygusal bağın kopması, fiziksel ayrılıktan çok daha önce bu sessiz ve tahrip edici alışkanlıklarla başlar…

29/04/2026

Çocuğunuzun dil gelişimini desteklemek için her zaman pahalı oyuncaklara veya karmaşık eğitimlere ihtiyacınız yok; ihtiyacınız olan tek şey doğru yaklaşımdır.✨

Dil gelişimi, çocuğun kelimeleri “tekrar etmesi” değil, onları “anlamlı bir amaç için kullanmasıdır.”
İşte evde hemen uygulayabileceğiniz stratejik adımlar:

1. İletişim İhtiyacı Oluşturun: Eğer çocuğunuzun her istediğini daha o işaret etmeden önüne koyuyorsanız, konuşması için bir neden bırakmıyorsunuz demektir.

Kelimeleri dikte etmek yerine, ses tonunuzu ve yüz ifadelerinizi oyunun bir parçası yapın. İlginç bir ses çıkarın veya bir nesneye şaşkınlıkla bakın; onun merakını tetikleyin.

2. Yardım Talebi İçin Alan Açın: En sevdiği arabayı veya bebeği görebileceği ama uzanamayacağı bir rafa koyun.

Çocuğunuz nesneye ulaşamayınca sizinle göz teması kuracak veya yardım isteyecektir. Bu an, dil gelişimi için paha biçilemez bir fırsattır. Bırakın o ilk adımı o atsın.

3. Hayatı Seslendirin ve Rutinleri Kullanın: Yemek yaparken, giyinirken veya oyun oynarken ne yaptığınızı kısa cümlelerle anlatın.
“Şimdi elmayı kesiyorum”, “Mavi çorabı giydik”.
Rutinlerdeki düzenli tekrarlar, kelimelerin çocuğun zihnine kalıcı olarak yerleşmesini sağlar.

Kritik İpucu (3 Saniye Kuralı): Bir soru sorduğunuzda veya bir şey beklediğinizde içinizden 3’e kadar sayın.
Çocuğunuzun zihni kelimeleri toparlamak için zamana ihtiyaç duyar.
Eğer 3 saniye sonunda cevap gelmezse, baskı kurmadan onun yerine cevabı verin ve akışı bozmayın.

Kısa, net ve baskısız bir iletişim, çocuğunuzun dünyasındaki kapıları ardına kadar açacaktır. 🗝️

Siz bu yöntemlerden hangisini uyguluyorsunuz? Yorumlarda buluşalım! 👇

Address

Sahil Mah. Eyüp Sultan Cd. No:5/1 Başiskele/Kocaeli

41190

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00

Telephone

+905011411200

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Luna Algı Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Luna Algı Danışmanlık:

Shortcuts

  • Want your practice to be the top-listed Clinic?

Share