02/07/2023
Boşluk hissinin giderek arttığı, derin bir yalnızlık ve kopukluk çağındayız.
Mülkiyet edinimi ve tüketim ödülüyle ya da giderek daha fazla fanatikleşen jeopolitik veya dogmatikleşen inançlarla avutulan bir yalnızlık süreci bu ve belki de Netflix’de her gece aranan beyhude yeni içerik heyecanlarına benziyor bu dönem…
Tüm çaba, o berbat boşluk ve anlamsızlık duygusundan kaçınmak için belki de…
İşte bu nedenlerle fundamentalizm, transhümanizm, neoliberalizm ve distopya arasında sıkışan Homosapiens, benliğinin ve medeniyetinin yeniden inşası için kendi içsel ve küresel narsisizmi ile temas etmeye ihtiyaç duyuyor olabilir.
Antropomorfize etme (her ‘şeyi’ insansılaştırarak yorumlamak da diyebiliriz) afyonumuzu belki de en çok şimdi fark edebilmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bugüne kadar kendi türü dışındaki her canlı ve nesneyi kendi mülkü sayan bu perspektif artık kendi içinde organik olmayan bilinç üretebilir ve yine kendi neslini/türünü değiştirebilir noktaya geldi.
Belirsizlikten korkmak gayet insani ancak belki de bir nefes alıp şu sorular eşliğinde daha akılcı düşünmeye ihtiyacımız olabilir; iyi, kötü ve çirkin aslında nedir ve nasıl bir yaşam herkes için daha iyi olabilir?