25/08/2026
Şımarmak bazen sandığımızdan çok daha derin bir yerden başlıyor.
Birçoğumuz yalnızca her istediği alınmayan çocuklar değildik. Büyüklerin yanında fazla gülmesi, fazla konuşması, fazla sevilmesi bile ayıp sayılan çocuklardık. Neşemizin, merakımızın, coşkumuzun ve arzularımızın sesini kısmayı çok erken öğrendik.
Bu yüzden şımartılmayan çocuğa yalnızca “az oyuncak verilmiş çocuk” diye bakamıyorum. Çoğu zaman o çocuk, kendi doğallığına yeterince alan açılmamış çocuk.
Bilge oyuncaklarıyla oynarken kurduğu dünyalara, verdiği rollere, tek bir oyuncağın içinden çıkardığı onlarca hikâyeye hayret ediyorum. Sonra fark ediyorum ki hayret ettiğim şey onun olağanüstü olması değil; çocuğun zaten böyle olması.
Hayal kurması.
Kendini oyunla ifade etmesi.
İstemekten utanmaması.
Geleni sevinçle kabul etmesi.
Güvende olduğu için kendini tutmak zorunda kalmaması.
Bilge’den büyük büyük başarılar beklemiyorum. Bir yeteneği varsa elbette destekleriz ama hiçbir yeteneği onun benim gözümdeki değerini artırmayacak.
Çünkü çocuk kendini yalnızca ileride “bir şey olduğunda” gerçekleştirmez. Oyun oynarken de, hayal kurarken de, isterken de, alırken de, neşelenirken de gerçekleştirir.
Ve bizim de içimizdeki çocuğa tam olarak bunu yeniden vermemiz gerekiyor.
Zamanında susturulduğu yerde konuşmasına, ayıplandığı yerde neşelenmesine, çok istemekten korktuğu yerde yeniden istemesine ve kendisine geleni suçluluk duymadan kabul etmesine izin vermek.
İçimizdeki çocuğu görmek yalnızca geçmişte alamadıklarımızın yasını tutmak değil; bugün artık verebilecek durumda olduğumuz sevgiyi, alanı, güveni, oyunu ve şımarma hakkını ondan esirgememek.
Bazen kendimize aldığımız gereksiz bir şey, aniden çıktığımız bir yol ya da sadece içimizden geldiği için yaptığımız küçücük bir şey bile o çocuğa şunu söyler:
“Artık burada kendin olabilirsin. Seni kısmayacağım.”
Şımarma hakkı biraz da budur:
Hayatın içinde yerinin olduğunu bilmesine, çok istemeye, çok sevinmeye, çok hayal kurmaya ve bütün bunları yaptığı için kendinden utanmamaya izin vermek.
Kendimize de çocukken yaşayamadığımız o özgürlüğün bir kısmını bugün yeniden armağan etmek. 🫶🫶🫶