İclal Gözcü Atayay / Uzman Klinik Psikolog / Psikoterapist

İclal Gözcü Atayay / Uzman Klinik Psikolog / Psikoterapist Psikoloji bilimine dair bilinenler, öğrenilenler, okunanlar, izlenenler

“Kaygı, küçük şeyin gölgesini kocaman yapar.”İsveç AtasözüKaygının en belirgin özelliklerinden biri, henüz gerçekleşmemi...
27/08/2026

“Kaygı, küçük şeyin gölgesini kocaman yapar.”
İsveç Atasözü

Kaygının en belirgin özelliklerinden biri, henüz gerçekleşmemiş bir olasılığı zihnimizde olduğundan daha büyük, daha yakın ve daha tehdit edici hâle getirebilmesidir. Bazen küçük bir belirsizlik büyür; zihnimiz ardı ardına ihtimaller üretmeye başlar ve sonunda karşı karşıya olduğumuz gerçek durumla, onun zihnimizde oluşturduğu gölge birbirinden oldukça farklı boyutlara ulaşabilir.

Bu, hissettiğimiz kaygının “yersiz” ya da “önemsiz” olduğu anlamına gelmez. Kaygı, insanın tehlikeyi öngörmesine ve kendisini korumasına yardımcı olan doğal bir duygudur. Ancak yoğunlaştığında dikkatimizi çoğunlukla “Şu anda ne oluyor?” sorusundan uzaklaştırıp “Ya şöyle olursa?” sorusuna yöneltebilir.

Böyle zamanlarda önemli olan kaygıyla mücadele etmekten çok, onun bize gösterdiği tabloya biraz daha yakından bakabilmektir. Gerçekten karşı karşıya olduğumuz şey nedir? Zihnimizin eklediği olasılıklar nelerdir? Kontrol edebildiğimiz ve edemediğimiz alanlar nerede ayrılıyor?

Farkındalık arttıkça gölge ile onu oluşturan şeyi birbirinden ayırmak da mümkün hâle gelebilir. Çünkü bazen bizi en çok zorlayan, yaşanan olayın kendisinden çok ona yüklediğimiz anlam, belirsizlik karşısında ürettiğimiz senaryolar ve henüz gerçekleşmemiş ihtimallerin ağırlığıdır.

Kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil; onu tanıyabilmek, ne zaman büyüdüğünü fark edebilmek ve hayatımızdaki yerini daha gerçekçi bir ölçüye taşıyabilmek önemli bir psikolojik beceridir.

Sizin zihninizde de bazen küçük bir belirsizliğin gölgesinin, gerçeğinden çok daha fazla büyüdüğünü fark ettiğiniz oluyor mu?

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Bilgeliğin hüküm sürdüğü yerde, düşünce ile duygu arasında çatışma yoktur.”Carl Gustav Jungİnsan bazen kendisini iki ay...
26/08/2026

“Bilgeliğin hüküm sürdüğü yerde, düşünce ile duygu arasında çatışma yoktur.”
Carl Gustav Jung

İnsan bazen kendisini iki ayrı sesin arasında kalmış gibi hisseder: Bir tarafta “mantıklı olan”, diğer tarafta “hissettiğim”...

Oysa düşünce ve duygu birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir. Duygularımız yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izi, ihtiyaçlarımızı, korkularımızı ve değer verdiğimiz şeyleri görünür kılabilir. Düşüncelerimiz ise bütün bunları anlamlandırmamıza, değerlendirmemize ve seçeneklerimizi görebilmemize yardımcı olur.

Zorlanma çoğu zaman birinin varlığından değil, diğerini susturmaya çalışmaktan doğabilir.

Sadece akılla hareket etmeye çalıştığımızda içimizde olanı gözden kaçırabilir; yalnızca yoğun bir duygunun içinden baktığımızda ise o an göremediğimiz başka olasılıkları fark etmekte zorlanabiliriz.

Psikolojik olgunluk, duyguları susturmak ya da her duygunun peşinden gitmek değildir. Duyguyu fark edebilmek, onun bize ne söylediğini merak edebilmek ve aynı zamanda düşüncenin sunduğu perspektifi koruyabilmektir.

Belki de içsel denge, “Duygularım mı haklı, düşüncelerim mi?” sorusuna kesin bir cevap bulmakta değil; ikisinin de sesini duyabileceğimiz bir alan oluşturabilmektedir.

Çünkü bazen duygu bize neyin önemli olduğunu, düşünce ise onunla ne yapabileceğimizi anlatır.

💭 Siz bir karar verirken hangisinin sesini daha kolay duyuyorsunuz: Duygularınızın mı, düşüncelerinizin mi?

📌 Carl Gustav Jung (26 Temmuz 1875 – 6 Haziran 1961)
İsviçreli psikiyatrist ve analitik psikolojinin kurucusudur. Bilinçdışı, arketipler, kompleksler ve bireyleşme üzerine geliştirdiği çalışmalarla psikoloji tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Jung'un yaklaşımında düşünme ve hissetme, insanın dünyayı değerlendirme biçimlerinden ikisi olarak önemli bir yere sahiptir.

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Bir duruma nasıl tepki verdiğimiz, o durumu öznel olarak nasıl algıladığımıza bağlıdır.”Prof. Dr. Lee RossAynı olay, ik...
25/08/2026

“Bir duruma nasıl tepki verdiğimiz, o durumu öznel olarak nasıl algıladığımıza bağlıdır.”
Prof. Dr. Lee Ross

Aynı olay, iki insanın iç dünyasında birbirinden oldukça farklı karşılıklar bulabilir. Çünkü yaşadıklarımızı yalnızca olduğu hâliyle değil; geçmiş deneyimlerimiz, beklentilerimiz, ihtiyaçlarımız, korkularımız ve o anki duygusal durumumuz aracılığıyla anlamlandırırız.

Bu nedenle bazen bizi zorlayan şey yalnızca karşılaştığımız durum değildir. O duruma yüklediğimiz anlam, kendimize anlattığımız hikâye ve karşımızdakinin niyetini nasıl yorumladığımız da duygularımızı ve tepkilerimizi şekillendirebilir.

Bu bakış açısı, yaşadıklarımızı küçümsemek ya da her şeyi “bakış açısına” indirgemek anlamına gelmez. Tam tersine, kendi algımızı merak edebilmek bize önemli bir içgörü alanı açar. “Şu anda ne hissediyorum?” sorusunun yanına “Ben bu durumu nasıl görüyorum ve ona nasıl bir anlam veriyorum?” sorusunu ekleyebilmek, kendimizi daha derinden anlamamıza yardımcı olabilir.

Bazen koşullar hemen değişmez. Fakat onları hangi pencereden gördüğümüzü fark etmek, otomatik tepkilerimizle aramıza küçük ama değerli bir mesafe koyabilir. O mesafede yeni anlamlar, farklı duygular ve daha esnek tepkiler için yer açılabilir.

Sizce aynı olayın farklı insanlarda bambaşka duygular uyandırmasının nedeni ne olabilir?

Bugün, sosyal psikoloji tarihinde önemli izler bırakan Prof. Dr. Lee Ross’u doğum gününde anmak istedim.

📌 Prof. Dr. Lee Ross (25 Ağustos 1942 – 14 Mayıs 2021)
Amerikalı sosyal psikolog Lee Ross; insanların kendilerinin ve başkalarının davranışlarını nasıl açıkladıkları üzerine yaptığı çalışmalarla psikolojiye önemli katkılar sundu. Özellikle “temel yükleme hatası” kavramıyla tanınan Ross; algı, yargı, karar verme, naif realizm ve kişilerarası çatışmalar üzerine çalıştı. Araştırmaları, içinde bulunduğumuz koşulların ve olayları yorumlama biçimimizin insan davranışını anlamadaki önemine dikkat çekti.

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Kaygısız bir yaşam sürebileceğimize inanmak, muhtemelen yanılsamalarımızdan biridir. Kaygı varoluşumuzun bir parçasıdır...
24/08/2026

“Kaygısız bir yaşam sürebileceğimize inanmak, muhtemelen yanılsamalarımızdan biridir. Kaygı varoluşumuzun bir parçasıdır.”

Fritz Riemann

Kaygıyı çoğu zaman hayatımızdan tamamen çıkarmamız gereken bir duygu gibi değerlendirebiliriz. Oysa kaygı, yalnızca zorlayıcı bir deneyim değil; belirsizlikle, değişimle, bağ kurmakla, seçim yapmakla ve bizim için değer taşıyan şeyleri kaybetme ihtimaliyle karşılaştığımızda ortaya çıkabilen insani bir duygudur.

Bu nedenle ruhsal iyilik hâlini, hiç kaygı duymamakla eş tutmak her zaman gerçekçi olmayabilir. Bazen asıl dönüşüm, kaygının hiç ortaya çıkmamasında değil; onun ne anlattığını fark edebilmekte, onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebilmekte ve varlığına rağmen yaşamla temasımızı sürdürebilmekte saklıdır.

Riemann, kaygıyla başa çıkabilmemizde cesaret, güven, farkındalık, umut ve sevgi gibi içsel kaynakların önemine dikkat çeker. Belki de güçlenmek, her zor duyguyu ortadan kaldırabilmek değil; o duygunun içinde kendimize biraz daha fazla alan açabilmektir.

Sizce kaygınız size yalnızca “korktuğunuzu” mu söylüyor, yoksa sizin için önemli olan bir şeye de işaret ediyor olabilir mi?

Bugün, psikoloji tarihinde derin izler bırakan önemli bir kalemi, Fritz Riemann’ı aramızdan ayrılışının 47. yılında anmak istedim.

📌 Fritz Riemann (15 Eylül 1902 – 24 Ağustos 1979)
Alman psikolog, psikanalist ve yazardır. 1946'da Münih'te psikolojik araştırma ve psikoterapi alanında çalışan enstitünün kurucuları arasında yer aldı. En tanınmış eseri Korkunun Temel Biçimleri'nde insanın kaygıyla ilişkisini; yakınlık, bağımsızlık, değişim ve süreklilik gibi temel varoluşsal ihtiyaçlar üzerinden ele aldı.

Yeni haftanın hepimize kendimizi biraz daha anlayabildiğimiz, duygularımıza alan açabildiğimiz güzel başlangıçlar getirmesi dileğiyle.
İyi haftalar. 🌿

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
📱 +90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
📷 instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Çocuk yetiştirmek, karşılıklı bir uyum sürecidir.”Dr. Diana BaumrindBir çocuğun büyümesine eşlik etmek, yalnızca ona ne...
23/08/2026

“Çocuk yetiştirmek, karşılıklı bir uyum sürecidir.”
Dr. Diana Baumrind

Bir çocuğun büyümesine eşlik etmek, yalnızca ona neyin doğru olduğunu göstermek değildir. Onu tanımayı, ihtiyaçlarını fark etmeyi ve değişen dünyasına yeniden uyumlanabilmeyi de gerektirir.

Çünkü çocuk büyürken yalnızca davranışları değil; ihtiyaçları, sınırları ve kendini ifade etme biçimi de değişir. Ebeveynlik de bu değişime eşlik eden canlı bir ilişkidir.

Belki de en hassas denge burada ortaya çıkar: korurken alan açabilmek, sınır koyarken bağı zedelememek, yol gösterirken çocuğun kendi yolunu keşfetmesine izin verebilmek.

Bu dengeyi her zaman kusursuz kurmak mümkün olmayabilir. İlişkilerde asıl kıymetli olan kusursuzluk değil; birbirini yeniden duyabilmek, gerektiğinde yaklaşımı değiştirebilmek ve bağın içinde gelişmeye yer açabilmektir.

Çocuklar büyürken yalnızca onlar değişmez; onlarla kurduğumuz ilişki ve bazen biz de değişiriz.

Sizce ebeveynlikte en hassas denge hangisi: korumak mı, sınır koymak mı, alan açmak mı?

Bugün, psikoloji tarihinde önemli izler bırakan Diana Baumrind’i doğum gününde anmak istedim.

📌 Diana Baumrind (23 Ağustos 1927 – 13 Eylül 2018)
Amerikalı klinik ve gelişim psikoloğu Baumrind, özellikle ebeveynlik biçimleri ve çocuk gelişimi arasındaki ilişki üzerine yaptığı öncü çalışmalarla psikoloji alanına önemli katkılar sundu.

Hepinize güzel bir pazar diliyorum. 🌿

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Başkalarının bize yönelik tutumları; gerçek, varsayılan ya da yalnızca arzulanan biçimleriyle, hem kendimize ilişkin fa...
22/08/2026

“Başkalarının bize yönelik tutumları; gerçek, varsayılan ya da yalnızca arzulanan biçimleriyle, hem kendimize ilişkin farkındalığımızı hem de davranışlarımızı etkiler.”

Prof. Dr. Floyd H. Allport

Kendimize dair geliştirdiğimiz algı, yalnızca içimizden yükselen bağımsız bir ses değildir. Yaşam boyunca karşılaştığımız bakışlar, aldığımız tepkiler, kabul gördüğümüz ya da dışlandığımız anlar da kendimizi nasıl gördüğümüzde iz bırakabilir.

Üstelik bizi etkileyen her zaman karşımızdaki kişinin gerçekte ne düşündüğü değildir. Bazen onun ne düşündüğünü sandığımız şey çok daha güçlü olabilir. Bir sessizliği reddedilme, bir bakışı eleştiri, küçük bir mesafeyi değersizlik olarak yorumlayabiliriz. Geçmiş deneyimlerimiz, bugünkü ilişkilerde gördüklerimize farkında olmadan anlam yükleyebilir.

Bu nedenle kendimizi tanımak, yalnızca “Ben kimim?” sorusuna cevap aramak değildir. “Kendim hakkında inandığım şeylerin ne kadarı kendi deneyimlerime, ne kadarı zaman içinde içselleştirdiğim başkalarının bakışlarına dayanıyor?” sorusu da bu keşfin önemli bir parçasıdır.

Psikoterapi; kişinin kendisine ilişkin yerleşmiş kabullerini merakla inceleyebildiği, geçmişten taşınan bazı bakışlarla bugünkü benliği arasındaki ayrımı fark edebildiği bir alan sunabilir. Başkalarının bizi nasıl gördüğünü bütünüyle kontrol edemeyiz; ancak bu bakışların içimizde nasıl anlam kazandığını fark etmek, kendimizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirebilir.

Sizce kendimize ilişkin düşüncelerimizin ne kadarı gerçekten bize ait?

Bugün, sosyal psikolojinin öncü isimlerinden Prof. Dr. Floyd H. Allport’u doğum gününde anmak istedim.

📌 Prof. Dr. Floyd Henry Allport (22 Ağustos 1890 – 15 Ekim 1979)

Amerikalı psikolog Allport, sosyal psikolojinin deneysel temellerinin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş, bireyin davranışlarını sosyal çevresiyle ilişkisi içinde ele almıştır.

Hepinize güzel bir hafta sonu dilerim. 🌿

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Beni seviyorsan, beni olduğum hâlimle kabul etme.”Prof. Reuven FeuersteinBir insanı olduğu hâliyle kabul etmek ile onu ...
21/08/2026

“Beni seviyorsan, beni olduğum hâlimle kabul etme.”
Prof. Reuven Feuerstein

Bir insanı olduğu hâliyle kabul etmek ile onu bugün olduğu hâle mahkûm etmek aynı şey değildir.

Feuerstein’ın bu sözü ilk bakışta kabul kavramıyla çelişiyor gibi görünebilir. Oysa sözün ardında, insanın değişme ve gelişme kapasitesine duyulan güçlü bir inanç vardır. Birini gerçekten görmek; yalnızca bugünkü davranışlarını, zorlandığı yanlarını ya da geçmişten taşıdığı örüntüleri görmek değil, aynı zamanda bunların onun değişmez tanımı olmadığını da fark edebilmektir.

Psikoterapide de kabul, değişimden vazgeçmek anlamına gelmez. Kişinin yaşadıklarını, duygularını ve bugün bulunduğu noktayı yargılamadan görebilmek; değişimin başlayabileceği güvenli bir zemin oluşturabilir. Çünkü insan, kendisiyle mücadele etmek zorunda kalmadan da kendisini merak edebilir; bazı örüntülerinin nasıl oluştuğunu anlayabilir ve artık kendisine iyi gelmeyen yolların yerine yenilerini geliştirebilir.

Belki de en kıymetli ihtimallerden biri şudur: Geçmişimiz bizi etkiler, fakat geleceğimizin bütün sınırlarını tek başına belirlemek zorunda değildir. Bugünkü hâlimiz de hikâyemizin son hâli değildir.

Sizce bir insanı gerçekten kabul etmek, onun değişebileceğine inanmayı da içerir mi?

Bugün, insanın değişme ve gelişme kapasitesine ilişkin çalışmalarıyla psikoloji ve eğitim alanında önemli izler bırakan Prof. Reuven Feuerstein’ı doğum gününde anmak istedim.

📌 Prof. Reuven Feuerstein (21 Ağustos 1921 – 29 Nisan 2014)
İsrail’de çalışmalarını sürdüren klinik, gelişim ve bilişsel psikolog Feuerstein; özellikle Yapısal Bilişsel Değişebilirlik kuramı ve Aracılı Öğrenme Deneyimi yaklaşımıyla tanındı. Çalışmalarının merkezinde, insanın bilişsel kapasitesinin bütünüyle sabit olmadığı ve uygun etkileşimlerle gelişebileceği düşüncesi yer aldı.

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Kendinizi ne kadar iyi tanır ve gerçekliği ne kadar açık görürseniz, amaçlarınıza ulaşma şansınız o kadar artar.”Hanna ...
20/08/2026

“Kendinizi ne kadar iyi tanır ve gerçekliği ne kadar açık görürseniz, amaçlarınıza ulaşma şansınız o kadar artar.”

Hanna Segal

Kendini tanımak, yalnızca güçlü yanlarımızı bilmek değildir. Bazen hangi durumlarda incindiğimizi, nelerden kaçındığımızı, hangi ihtiyaçlarımızı dile getirmekte zorlandığımızı ve ilişkilerimizde tekrar eden örüntüleri fark edebilmektir.

Bu farkındalık, insanın kendisini yargılaması için değil; kendisine daha açık, meraklı ve anlayışlı bir yerden bakabilmesi için alan yaratabilir.

Gerçekliği açıkça görebilmek de her şeyin istediğimiz gibi olacağı anlamına gelmez. Aksine, değiştirebileceklerimizle değiştiremeyeceklerimizi birbirinden ayırabilmek; beklentilerimizle yaşadıklarımız arasındaki mesafeyi görebilmek ve içinde bulunduğumuz koşulları inkâr etmeden değerlendirebilmektir.

Bazen hedeflerimize yaklaşmamızı sağlayan şey daha fazla çabalamaktan önce, kendimizi ve bulunduğumuz yeri daha iyi anlayabilmektir. Çünkü insan kendisini tanıdıkça seçimlerinin ardındaki nedenleri daha iyi görebilir; neye gerçekten ihtiyaç duyduğunu ve hangi yöne ilerlemek istediğini daha bilinçli değerlendirebilir.

Belki de kendimize sorabileceğimiz önemli sorulardan biri şu:
“Bugün kendimle ilgili neyi biraz daha açık görebiliyorum?”

Bugün, psikanaliz tarihinde derin izler bırakan önemli bir ismi, Hanna Segal’i doğum gününde anmak istedim.

📌 Hanna Segal (20 Ağustos 1918 – 5 Temmuz 2011)
Polonya doğumlu Britanyalı psikanalist ve psikiyatrist Hanna Segal, Melanie Klein’ın geliştirdiği psikanalitik yaklaşımın önemli temsilcilerinden biri oldu. Özellikle sembolizasyon, düşünce, yaratıcılık ve ruhsal gerçeklikle kurulan ilişki üzerine çalışmalarıyla psikanaliz literatürüne önemli katkılarda bulundu.

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Zamanla ilgili şöyle düşünüyorum: Bazı şeyler zaman alır. Bugün yarın değildir; bugün, dün de değildir. Bulunduğumuz ye...
19/08/2026

“Zamanla ilgili şöyle düşünüyorum: Bazı şeyler zaman alır. Bugün yarın değildir; bugün, dün de değildir. Bulunduğumuz yer burasıdır ve bundan sonra ne olacağını göreceğiz.”
Dr. Hedda Bolgar

Değişimin hemen gerçekleşmesini beklediğimizde, zaman bazen aşılması gereken bir engel gibi görünebilir. Bir duygunun geçmesini, bir kararın netleşmesini ya da yaşadığımız bir deneyimin anlam kazanmasını hızlandırmak isteyebiliriz. Oysa insanın iç dünyası her zaman beklentilerimizin hızına göre ilerlemez.

Bazı duyguların işlenmesi, yaşananların anlamlandırılması ve yeni bir bakış açısının oluşması gerçekten zaman ister. Bu, hiçbir şeyin değişmediği anlamına gelmez. Bazen dışarıdan fark edilmeyen önemli bir süreç, kişinin içinde sessizce ilerlemektedir.

Bolgar’ın “bugün yarın değildir; bugün, dün de değildir” sözü bu açıdan çok kıymetli. Geçmiş, bugünümüzün içinde izlerini taşıyabilir; ancak bugün geçmişin birebir tekrarı değildir. Geleceğe ilişkin kaygılarımız ise henüz yaşanmamış olanı bugünün kesin gerçeği gibi hissettirebilir.

Psikoterapide değişim de çoğu zaman bir anda gerçekleşen büyük bir dönüşümden çok; fark etmek, anlamlandırmak ve zaman içinde kendimizle, duygularımızla ve yaşadıklarımızla farklı bir ilişki kurabilmek üzerinden gelişir.

Belki bugün kendimize şunu sorabiliriz:

Düne göre farklı olan neyi fark edebiliyorum?

Bugün, psikoloji tarihinde iz bırakan Dr. Hedda Bolgar’ı doğum gününde anmak istedim.

📌 Dr. Hedda Bolgar (19 Ağustos 1909 – 13 Mayıs 2013)

Psikolog ve psikanalist Hedda Bolgar; psikoterapi, yaşlanma ve insanın yaşam boyunca gelişme kapasitesi üzerine çalıştı. Savaş ve göç deneyimlerinin ardından ABD’de klinik çalışmalarını sürdürdü ve ileri yaşlarına kadar mesleki üretkenliğini korudu.

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

“Eğitim, öğrenilenler unutulduğunda geriye kalandır.”B. F. Skinnerİnsan yaşamında bazı deneyimlerin ayrıntıları zamanla ...
18/08/2026

“Eğitim, öğrenilenler unutulduğunda geriye kalandır.”
B. F. Skinner

İnsan yaşamında bazı deneyimlerin ayrıntıları zamanla silinse de bıraktıkları izler bizimle kalabilir. Ne söylendiğini tam olarak hatırlamayabiliriz; fakat bir deneyimin bize ne hissettirdiğini, dünyaya bakışımızda neyi değiştirdiğini ya da sonrasında nasıl davranmaya başladığımızı uzun süre taşıyabiliriz.

Skinner’ın eğitim üzerine söylediği bu söz, psikolojik gelişim açısından da anlamlı bir yere dokunuyor. Çünkü öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değildir. Yaşadıklarımız, ilişkilerimiz, karşılaştığımız güçlükler ve kendimize dair fark ettiklerimiz zaman içinde düşünme biçimimizi, beklentilerimizi ve seçimlerimizi şekillendirebilir.

Psikoterapide de değişim, yalnızca konuşulanları hatırlamakla sınırlı değildir. Kişinin kendi örüntülerini fark edebilmesi, duygularıyla daha farklı bir ilişki kurabilmesi ve seçim alanını genişletebilmesi, zamanla yaşamının doğal bir parçasına dönüşebilir.

Bazen gerçek öğrenme, bildiklerimizin miktarında değil; yaşadıklarımızın bizde dönüştürdüğü anlamda görünür olur.

Sizin hayatınızda ayrıntılarını unuttuğunuz hâlde size kattıklarını hâlâ taşıdığınız bir deneyim var mı?

Bugün, psikoloji tarihinde derin izler bırakan B. F. Skinner’ı aramızdan ayrılışının 36. yılında anmak istedim.

📌 B. F. Skinner (20 Mart 1904 – 18 Ağustos 1990)

Amerikalı psikolog Skinner; edimsel koşullanma, pekiştirme ve davranışın sonuçları üzerine çalışmalarıyla modern davranış analizinin gelişimine önemli katkılar sundu. Çalışmaları, 20. yüzyıl psikolojisinin en etkili ve tartışılan yaklaşımlarından birinin şekillenmesinde önemli rol oynadı.

Klinik Psikolog / Psikoterapist İclal Gözcü Atayay
+90 501 794 91 99 (Whatsapp Hattı)
https://www.instagram.com/psikologiclalgozcu/

Address

Etiler Mahallesi, Nispetiye Caddesi, Bahtiyar Sokak No: 4 Daire: 1
Istanbul
34337

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 14:00

Telephone

0212 281 91 91

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İclal Gözcü Atayay / Uzman Klinik Psikolog / Psikoterapist posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to İclal Gözcü Atayay / Uzman Klinik Psikolog / Psikoterapist:

Shortcuts

Featured

Share