26/01/2026
“Serge Cottet, L’inconscient de papa, et le nôtre başlıklı YouTube konuşmasında, Freud’un “modası geçmiş” ilan edilmesinin aslında psikanalizin kendisine yönelmiş bir reddiye olduğunu vurgular. Freud’un değersizleştirilmesi, sanki psikanaliz onun kişisel bilinçdışının bir yansımasıymış gibi ele alınmasına kadar varır. Oysa mesele Freud’un aşılması değil, onu yalnızca Oidipal ve simgesel bir klinik içinde okumaya indirgemiş bir yaklaşımın aşılmasıdır.
Cottet’ye göre Freud’u güncellemek, onu aynen sürdürmek değildir. Lacan’la birlikte bilinçdışı artık bir anlam üretme ya da çeviri makinesi olarak düşünülemez. 1970’lerden itibaren Lacan, bilinçdışını bir boşluk, bir yarık, bir tökezleme ve nihayet bir delik olarak ele alır: öznenin kendi jouissance’ının anlamına erişemediği, opak bir alan olarak.
Bu noktada Lacan’daki “gerçek”, bilimin gerçekliğinden ayrılır. Bilim yasalar üretir; oysa Lacancı bilinçdışı artık yasalara bağlanabilen simgesel bir yapı değil, gerçek ve yasasız bir bilinçdışıdır. Bu yüzden Lacancı bilinçdışı, Freudyen bilinçdışının devamı değil; ondan kopuşla tanımlanır.
Cottet, bu kopuşun güncel semptomları anlamak açısından belirleyici olduğunu söyler. Bugünün uygarlığında karşılaştığımız şey, babalar tarafından düzenlenmeyen, dizginsiz bir haz itkisi rejimidir. Psikanalitik kür bu nedenle yalnızca Oidipal ya da simgesel bir çözümlemeye indirgenemez; çünkü özne, tam da burada, anlamın durduğu bir noktaya çarpar.
Bu çerçevede psikanaliz muhafazakar değildir; tersine, babanın düzenleyici işlevinin artık işlemediği bir uygarlıkta, jouissance’ın yarattığı çıkmazlarla yüzleşir. Babanın bilinçdışı ile bizim bilinçdışımız arasındaki fark, tarihsel değil, yapısaldır. Psikanalizin bugün ayakta kalması, Freud’a sadakatten değil, bilinçdışını düşünme cesaretinden geçer.”
YouTube- Serge Cottet - Papa’s Unconscious, and Ours: A Contribution to Lacanian Clinics