Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog

Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog Psychologue / Thérapeute systémique brève
Psikolog / Aile Terapisti Bonjour les amis et bienvenue sur ma nouvelle page !

Celle-ci a pour objectif d’échanger, de partager toutes informations utiles relatives à l’humain et tout ce qui l’entoure en passant par sa complexité, ses relations, ses émotions, …

Cette page vise également à servir d’un outil de communication entre vous et moi en essayant de mettre toutes mes compétences à votre disposition afin de chercher des réponses à vos questions d’ordres psycho-sociale

s. En effet, licenciée en Sciences psychologiques et thérapeute systémique de formation, je pratique essentiellement la « Thérapie Systémique Brève ». Il s’agit d’un courant qui prend son origine à l’école de Palo Alto où « le problème est la solution » et qui travaille dans une optique de « changement concret » tout en restant en relation avec le « système » qui l’entoure. Notons que thérapie brève ne veut pas dire thérapeute pressé. Notre objectif est la diminution la plus rapide, la plus complète et la plus durable possible de la souffrance du patient. La brièveté est donc plus la conséquence d’une façon de penser (d’agir) qu’un but en soi. Si vous désirez me contacter également en dehors de cette page pour une aide éventuelle ou une simple question, vous pouvez me joindre par téléphone ou m’envoyer un mail ou encore me rencontrer dans mon cabinet. Voici mes coordonnées :
E-mail : [email protected]

TESBİHUzun zamandır kafamda bir tesbih muhabbeti dönüyordu 😄İş yolunda, boş vaktimde, bazı zikirleri çoğaltmaya çalışıyo...
08/08/2026

TESBİH

Uzun zamandır kafamda bir tesbih muhabbeti dönüyordu 😄

İş yolunda, boş vaktimde, bazı zikirleri çoğaltmaya çalışıyorum. « Rabbini unuttun, ihmal ettin, dünyaya daldın, artık hatırlama vakti geldi kızım Cemile » diye kendime tekme tokat daldığım tatlı bir dönemdeyim 😊

Zikirmatik denedim, hiç sevemedim. Küçük tesbihler denedim, Memati'ye döndüm 🤣
Özellikle aradığım bir tesbih vardı. Hani şu ahşap renkli olanlardan. Bir de aralarında ekstra ayıran ipler olacak. Bunu herkes kullanmaz, zikir çeken Pro Max Sufi teyzeler iyi bilir 😂

Hatta kendi kendime, “Nereden bulabilirim acaba ? Cami önlerinde falan satılır mı ?” diye düşünüyordum.
Annemle konuşurken, « Bende bir sürü tesbih var, onlardan seç beğen » dedi.
Dedim ki : « Yok anne, olmaz. Benim aradığım farklı».
Sonra tesbihlerin arasına bir baktım… Ne göreyim ? Aradığım tesbih annemin koleksiyonunun içinden çıktı. Allah’tan başka bir şey istesem olacakmış 😂 Aşırı mutlu oldum.

Hangi ağaç olduğunu tam bilmiyorum açıkçası ; belki sedir, belki zeytin ağacı. Doğal, sade, gösterişsiz ve sıcak olması çok hoşuma gidiyor.
Bir de şu ekstra ipleri…

Normal tesbihlerde 33 boncuktan sonra bir ayraç görürüz. Burada ipler farklı yerlerden ayrılıyor, sonra yeniden birleşiyor. Bu ipler çıkabiliyor, istediğin sayıyı seçip ayrımı sen yapabilirsin.

İpler, Yaradan’a olan bağımız. Boncuklar ise hayatımızdaki tekrarlar. Ayraç, durup nefes aldığımız, mola verdiğimiz yerler. Düğüm ise hayatın bizi durdurduğu, bizi zorlayan imtihanlar.
Yine gittim uzaklara…

7'ler… 12'ler… 33 ve 99 tekrarlar…
Kimi 33’te duruyor, kimi devam ediyor. Kimi yüzlerce kez aynı zikri söylüyor. Bazen yollarımız ayrılıyor. Bazen bir yerden başka bir yere savruluyoruz. Bazen düğümleniyoruz. “Ben buradan nasıl çıkacağım ?” dediğimiz yerler oluyor. Ama her ayrılık kopuş değil. İpler ayrılır, sonra yeniden İmâme’de birleşir.

"Dağılsan da bağını kaybetme, düğümlensen de kopma, durduğun yerde kalma, yeniden başla" diyor Tesbihim.

Nerede durdum? Nerede düğümlendim? Neye tutunuyorum? Ve kalbimi gerçekten nereye bağlıyorum?

İnsan aradığı şeyi uzaklarda sanıyor. Sonra bir bakıyor. Annesinin tesbihlerinin arasında duruyor🤍

Cemile Tetik 🦋

Sadece bu yıl, yedi tane çocukluk istismarı vakasıyla karşılaştım. Ve bunlar söyleyebilenler... Biraz tatsız bir yazı ol...
07/08/2026

Sadece bu yıl, yedi tane çocukluk istismarı vakasıyla karşılaştım. Ve bunlar söyleyebilenler... Biraz tatsız bir yazı olacak ama bu konuyu ele almamız lazım.

Çocukken uğradığın o ihlal, sadece o günde kalmaz; unuttum zannetsen de, sen büyüdükçe seninle birlikte gelir ve bir gölge gibi yetişkinliğine sızar. O yaşta anlamlandıramadığın bu ağır yük, bugün kendini hiç anlam veremediğin tepkilerle gösterir.

İstismar seni zamanla kendine ve dünyaya yabancılaştırır. Her şeyden önce, bedenine yabancılaşırsın. Kendini ve bedenini pek sevemezsin. İçinde derin, sessiz bir utanç taşırsın. Sanki bozuk, kirlenmiş ya da kusurlu olan sensin gibi gelir. Kilo sorunların olur. Fiziğinle ilgili takıntıların olur. Hatta temizlik OKB’lerinin bir kısmının altında istismar yatar. Ayna karşısına geçtiğinde ya da yalnız kaldığında kendini bir türlü kabul edemez, öz değerini yitirirsin.

Sonra içindeki boşluğu bağımlılıklarla doldurmaya çalışırsın. Zihnindeki o gürültüyü ve ruhundaki acıyı uyuşturmak istersin. Bazen alkolde, bazen maddede, kumarda, bazen tıkınırcasına yiyip kusmada ya da alışverişte kaçış ararsın. Amacın haz almak değil, sadece bir an olsun hissetmemektir. Uyku sorunların vardır. Ya çok uyursun, ya da hiç uyuyamazsın. Kendi bedenine zarar verme eğilimin de olabilir…

Bir de yetişkinlik yıllarında cinsellikle ilişkin iki aşırı uca savrulur. Ya tamamen kaçınırsın ; cinselliği bir tehdit veya işgal olarak görürsün. Dokunulmak sende panik yaratır, cinsellikten tiksinebilir, bedenini bir zırh gibi dış dünyaya kapatabilirsin. Ya da aşırı cinsellik yaşarsın. Kadın erkek farketmez, buna hiperseksüalite deriz. Cinselliği sevilmenin, görünür olmanın yolu zannedersin. İstismara uğrayan o çocuk ne kadar çaresizse, onun intikamını alırcasına, bugün büyüdüm ve kontrol bende diyerek aşırılığa kaçarsın. Tuhaf belki ama bilinçaltı böyle bir şey. Tehlikeli, sınırsız ilişkilerin içinde kendini adeta sabote edersin. Translık, eşcinsellik, ya da farklı partner arayışlarına kadar gider…

Evliliğinde ve ilişkilerinde güvenemezsin. Sürekli tetikte olursun. İnsanlara güvenmek senin için ölümcül bir risk gibidir. Ya herkesi kendinden uzaklaştırıp derin bir yalnızlığa çekilirsin ya da terk edilme korkusuyla sana zarar veren insanlara bile saplantılı bir şekilde tutunursun. Herkese yaranmaya çalışırsın. Sağlıklı bir sınır çizmeyi bilemezsin ; sınırların ya hiç yoktur ya da aşılmaz surlardan ibarettir…

Peki bu karanlıktan çıkmak için ne yapabilirsin ?

Tüm bunlara rağmen, o gün hayatından çalınan kontrolü bugün geri alma gücüne sahipsin. İyileşmek için atabileceğin somut bir kaç adım vereyim.

Öncelikle utancın yönünü değiştir. Zihninde dönüp duran « Benim hatam, benim utancım» sesini sustur. Utanç ve suçluluk sana ait değil ; onu sana bu acıyı yaşatan yetişkine iade et.
Bedeninle barışma adımları at. Bedenin senin düşmanın değil dostun. Allah onu sana emanet etti, birlikte bir yol yürüyeceksiniz. Saçlarını tara mesela, yemeği alelacele yeme, yavaşla, öz bakımını yap, duş alırken bile bedenine özen göster, aynaya bak ve kendini şefkatle seyret. Bedeninin ihtiyaçlarını erteleme. Nefes çalışmaları ve telkinlerle « Bu bedende güvendesin » mesajı ver.

Sonra sınır koymayı öğren. Sana iyi gelmeyen her duruma, her insana « Hayır » deme hakkını kullan. Nasıl olsa herkes işine geldiği gibi sevecek seni. Kendini sevdirmek için fazla zorlama.

Aşırı uçları fark et. Haz arayışının bir « kaçış » olduğunu kabullenmek iyileşmenin ilk adımıdır. Senden hoşlanan birini gördüğünde hemen apar topar evlenmeyi ya da bir birliktelik yaşamayı düşünme. Seçici ve sabırlı olursan sağlıklı bir ilişkin olur.

Ve tabi profesyonel destek almayı ihmal etme. Seni yargılamadan, yadırgamadan konuşacağın bir yakının olmayabilir. Ailene bu sırrı anlatmak istemeyebilirsin. Bu yüzden varız 😊 Travma tek başına taşınamayacak kadar ağırdır. Travma terapileri de etkilidir.

Görüyorsun ya, yaşadığın hiçbir şey senin suçun değildi ; ama bugün kendi yaralarını sarmak ve geleceğini yeniden inşa etmek senin elinde. O çocuk büyüdü…

Cemile Tetik 🦋

Azıcık güldüreyim 😊
31/07/2026

Azıcık güldüreyim 😊

🇹🇷Psikolojiye, ilişkilere ve gündelik yaşama dair kısa notlar. Birlikte düşünmek, birlikte anlamak ve en önemlisi, yalnı...
30/07/2026

🇹🇷
Psikolojiye, ilişkilere ve gündelik yaşama dair kısa notlar. Birlikte düşünmek, birlikte anlamak ve en önemlisi, yalnız olmadığımızı hatırlamak için. Hoş geldin 🦋

🇧🇪
Réflexions sur la psychologie, les relations humaines et la vie quotidienne. Pour réfléchir ensemble, mieux se comprendre et surtout se rappeler que nous ne sommes pas seuls. Bienvenue 🦋

Follow Cemile Tetik | Aramızda • Entre Nous 🦋's WhatsApp channel. 🇹🇷
Psikolojiye, ilişkilere ve gündelik yaşama dair kısa notlar. Birlikte düşünmek, birlikte anlamak ve en önemlisi, yalnız olmadığımızı hatırlamak için. Hoş geldin 🦋

🇧🇪
Réflexions sur la psychologie, les relations humaines et la vie quotidienne. Pour réfléchir ensemble, mieux se comprendre et surtout se rappeler que nous ne sommes pas seuls. Bienvenue 🦋. Join 60 followers for the latest updates.

Kendini sev (!)Bizim psikologlar bu cümleyi çok söyler. Bazen ben de söylüyorum🤭İyi de bu millet kendini nasıl sevecek ?...
30/07/2026

Kendini sev (!)

Bizim psikologlar bu cümleyi çok söyler. Bazen ben de söylüyorum🤭
İyi de bu millet kendini nasıl sevecek ? 😅

Bazen bu cümle bana çok acımasız geliyor.

Çocukluğundan beri hep başkalarını memnun etmeyi öğrenmiş, ancak uslu durursa ya da başarılı olursa sevildiğini hissetmiş birine bir anda : « Yıllardır inşa ettiğin bütün sevme biçimini unutuyorsun. Şimdi bambaşka biri oluyorsun » diyorsun. Ne zor değil mi ?

İnsan, doğduğundan beri hayatta kalmasını sağlayan bir yolu bir günde nasıl terk edebilir ?

Çocukken maruz kaldığın her şey ; sevgi, ilgi veya eleştiri, yargılama, zamanla iç sesine dönüşüyor. Bu yüzden kendini sevmek, bir sabah alınacak bir karar değil.

« Peki nasıl olacak o iş ? »
Olaya yavaş yavaş temas etmek gerek. Önce seni sürekli değersiz hissettiren insanların peşinden koşmayı bırak. Seni olduğun hâlinle görebilen, yanında küçülmek zorunda kalmadığın insanlara yaklaş. Bazen bir çocuğun gülümsemesi, bir yabancının teşekkür etmesi, ya da bir köpeğin, bir kedinin kucağına sığınması. Hayatında seni seven bir kişi bile olsa başlangıç için yeterli.

Çünkü insan, önce bir başkasının şefkatinde kendine rastlıyor.

Ama yolculuk burada da bitmiyor.
Çünkü hayat sana her zaman doğru insanları sunmayacak. Eğer yalnızca onların sevgisiyle ayakta kalırsan, bu kez de « sevgi kaynağına" bağımlı olursun.

İyileşmede ikinci adım, o güveni ve şefkati zamanla kendi içine taşıyabilmektir. Bir gün, sana anlayış gösteren o sesin kendi iç sesin hâline gelmesi. Hata yaptığında seni ezen değil, elinden tutan kişinin artık sen olman…

Annem şahane krep yapar. Çok sevdiğimi de bilir. Bu sabah krep kokusuna uyandım. Yanına da filtre kahve yapmış tontonum. Bu onun dilinde "seni seviyorum, iyi olmanı istiyorum, ben buradayım" demek. Ne zaman kendimi değersiz hissetsem, kendime bi krep bi de kahve yapıyorum. Anneme sarılmış gibi hissediyorum🫠

« Kendini sevmek », bir zamanlar başkalarının sana verdiği şefkati, artık kendinden esirgememeyi öğrenmektir.

Cemile Tetik 🦋

Gece Yarısı Kütüphanesi: Paralel pişmanlıklarNihayet "bitti" dediğim bir kitap oldu. Neden bilmiyorum. Bu kitabı biraz z...
24/07/2026

Gece Yarısı Kütüphanesi: Paralel pişmanlıklar

Nihayet "bitti" dediğim bir kitap oldu. Neden bilmiyorum. Bu kitabı biraz zorla okudum. Hele ilk elli sayfaya gelene kadar bir darlandım. Ama yarım bırakma duygusu da beni ayrıca uyuz edince bitireyim dedim. İyi ki de bitirmişim. Okudukça iyi geldi ve finali gerçekten güzeldi.

Nora; intiharın eşiğinde, kendinden ve hayatından hiç memnun olmayan, başarısız ve çaresiz hisseden bir kadın. Tam her şeyin bittiğini düşündüğü anda, bir dizi metafizik olay yaşanıyor ve kendini okul yıllarında sığındığı liman gibi gördüğü kütüphanede buluyor. Çok sevdiği kütüphane görevlisi Bayan Elm eşliğinde paralel evrenlerde dolaşmaya başlıyor. Her kitap başka bir hayat, her kitap başka bir ihtimal...

Ama gel gör ki Nora Hanım hiçbirinde aradığı mutluluğu tam bulamıyor. Hep bir şey eksik.

Aslında hepimizin içinde görünmez bir kütüphane var. "Keşke o bölümü okusaydım."
"Keşke onunla evlenseydim."
"Keşke o ülkeye taşınsaydım."
"Keşke o gün sussaydım."

Biz buna pişmanlık diyoruz. Çünkü yaşamadığımız hayatların sadece güzel taraflarını hayal ediyoruz. Oysa "Hiçbir hayat mükemmel değildir."

Nora her yeni hayata geçtiğinde umutlanıyordum. "Tamam, bu sefer oldu galiba." Olmadı. Bir daha. Yok yine olmadı. Bir yerden sonra dedim ki: "Noracım, azıcık da memnun ol be gülüm." 😅

Sonra fark ettim ki ben Nora'ya değil, yıllardır "Şöyle olsaydı daha mutlu olurdum" diyen tarafıma söyleniyormuşum.

Şehir değişsin...
İş değişsin...
Telefon değişsin...
Ev değişsin...

Kitabın finali güçlüydü. Çözüm, kusursuz hayatı bulmak değildi. Kusursuz hayat diye bir şey olmadığını kabul etmekti.

İyi ki Allah bize binlerce hayat vermemiş. Çünkü biz bir tanesinde bile "Acaba daha iyisi var mı?" diye yorulurken, bin tanesinde kendimizi tamamen kaybederdik.

Özetle kitap diyor ki: "Beterin beteri var. Haline şükret guzuum. Allah başka dert vermesin. Sen bakma elalemin doğrusuna. Elindeki hayatı yaşayabildiğin kadar yaşa".

Yıllarca tevekkülle yaşayan teyzelerimizin iki cümlede anlattığı şeyi alıp roman yapmışlar len, abartmayın! 🤣

"Psikoloğa mı gittin? Bütün özelimizi elaleme anlatmışsın!" Bu cümleyi sandığınızdan çok daha fazla duyuyorum😊Hatta bazı...
21/07/2026

"Psikoloğa mı gittin? Bütün özelimizi elaleme anlatmışsın!" Bu cümleyi sandığınızdan çok daha fazla duyuyorum😊

Hatta bazı danışanlarım gelirken öyle tedirgin oluyor ki, "Eşim bilmesin" diye özellikle rica ediyor. Çünkü dönüşte her an "Her şeyi gidip yabancıya anlatıyorsun" gerginliği olabilir 😊

Şimdi pek sevgili kıymetli hörmetli eşler.

Küçük bir düzeltme yapalım : Psikolog elalem değildir 😅

Elalem kimdir biliyor musunuz?

Apartmanın merdiveninde "Ben kimseye söylemem" deyip üç saat sonra bütün mahalleye haber uçuran komşu.

Kahve içerken "Sadece sana anlatıyorum" deyip akşam başka bir arkadaş grubunda aynı konuyu açan dost.

Aile ziyaretinde "Ay biz ailecek çok üzülüyoruz size" diye başlayıp sizin özelinizi komple sülaleyle masaya yatıran akraba.

İşte bunlar elalemdir.

Psikolog sizin anlattıklarınızı eve gidince eşiyle konuşmaz. "Bugün şu kadın geldi, ooff var yaaa..." diye sohbete başlamaz. Ofisten çıktığı andan itibaren konuyu unutur "Akşama ne yemek yapsam?" diye düşünür mesela ☺️

WhatsApp aile grubuna yazmaz. Komşusuna anlatmaz. Çünkü bunun adı sadece nezaket değil; mesleki gizlilik yükümlülüğüdür.

Psikoloğun amacı dedikodu yapmak değil sizi anlamak, yaşadığınız sıkıntının düğümlerini çözmenize yardımcı olmaktır. İnanın binlerce hikaye dinledikten sonra en son yapmak isteyeceğimiz şey dedikodur 😅

Yani demem o ki, eşiniz psikoloğa gidiyorsa, buna kızmanız değil, biraz rahatlamanız gerekir. Çünkü derdi için doğru kapıyı çalmış demektir.

Aksi hâlde aynı dert; komşuda, kuaförde, iş yerinde, aile sofralarında, telefonda defalarca anlatılabilir...

Eşiniz psikoloğa gidiyorsa, "Özelimizi elaleme anlatıyor" diye düşünmeyin. Tam tersine, özelinizi koruyabilecek en güvenli kişilerden birine emanet ediyor. Hatta çift terapisini deneyin. Siz de onunla birlikte çözümün bir parçası olun. O zaman dadından yinmez 😊

Biz elalem değiliz. Biz, insanların yükünü biraz hafifletebilmek için eğitim almış, gizliliğe sadakat yemini etmiş kimseleriz. Sessizce dinler, kuyu gibi derine atar, ceketimizi alır gideriz... (bu da Ahmet Kaya gibi oldu ahadjsdjs)😊

Cemile Tetik 🦋

KÖTÜLÜKSon zamanlarda iyilik ve kötülük üzerine çokça düşünüyorum.Toplumda genellikle iyiler övülür, kötüler yerilir. Bu...
20/07/2026

KÖTÜLÜK

Son zamanlarda iyilik ve kötülük üzerine çokça düşünüyorum.

Toplumda genellikle iyiler övülür, kötüler yerilir. Bu çok doğal bir sonuç. Beni asıl heyecanlandıran, kötülüğe saplanmış bir insanın içinde hâlâ bir iyilik ihtimalinin bulunması. Oralarda çok büyük bir motivasyon var.

İyi bir insanı sevmek çok kolay. Ama bir insanın içinde gizlenmiş iyiliği yeniden yeşertebilmek... İşte bu bana çok daha büyük, çok daha anlamlı bir amaç gibi geliyor.

"De ki: Ey kendilerinin aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar..." (Zümer/53) diyor Yaradan.

Allah, insana son nefesine kadar dönüş ihtimali tanıyorsa, ben bir insan hakkında "Artık bundan hiçbir şey olmaz." hükmünü nasıl bu kadar kolay verebilirim ki? Allah kulundan ümidini kesmemişken, ben kimim ki birinin kalemini kolayca kırıyorum?

Elbette bu, kötülüğü hafife almak demek de değil. Kötülüğün bedeli ödenmelidir, ödetir de hayat...

Rahmet ile adalet birbirini tamamlayan iki hakikat aslında.

Psikolojide "etiketleme etkisi" diye bir kavram var. Bir insana sürekli "Sen böylesin" dersen, o kimliğe gerçekten teslim olmaya başlıyor ve bu çok acı. Bir insanın sürekli dürüstlüğünden şüphe duyarsan onu yalancı yaparsın gibi.

Bu yüzden bir insana sadece "Sen kötüsün" demek, onu kötülüğüne biraz daha hapsetmektir.

Kötülüğü mazur görmek istemiyorum. Ama insanı yaptığı en kötü davranışa indirgemek de istemiyorum. Çünkü davranış değişebilir. Kalp değişebilir. İnsan değişebilir.

Ya ben? Bugün iyi olmam, yarın da iyi kalacağımın garantisi değil. Yarın hangi imtihandan geçeceğimi, hangi zayıflığımla yüzleşeceğimi bilmiyorum.

Bu yüzden, başkaları için dilediğim rahmet ve umut, bir gün benim de en çok ihtiyaç duyacağım şey olacak.

Bir insanın ruhuna yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri, ona artık iyileşemeyeceğine ve yeniden iyi biri olamayacağına inandırmaktır.

"Gri kirlenmiş bir beyaz mıydı, yoksa iyileşmeye çalışan bir siyah mı..?" Ne kadar anlamlı. Kimsenin yolculuğunu ve hangi süreçlerden geçtiğini bilmiyoruz.

Hiçbirimizin hikâyesi henüz tamamlanmadı. Ve hiçbirimiz, Allah'ın rahmetine ihtiyaç duymayacak kadar masum değiliz...

Cemile Tetik

[TR]  HAVAALANI İşlerime küçük bir ara verdim. Şimdi havaalanındayım; biraz dinlenmek, nefes almak ve yeni bir sezona ha...
15/07/2026

[TR] HAVAALANI

İşlerime küçük bir ara verdim. Şimdi havaalanındayım; biraz dinlenmek, nefes almak ve yeni bir sezona hazırlanmak için tatile çıkıyorum.

Havaalanları benim için hep bir tefekkür yeri olmuştur.

Binlerce insan... Herkesin yüzünde aynı telaş. Kimi sevdiklerine kavuşmaya gidiyor, kimi uzun zamandır hayalini kurduğu bir yolculuğa çıkıyor, kimi sadece biraz dinlenmek istiyor.

Aynı salonda bekliyoruz ama hepimizin varacağı yer farklı.

Hayat gibi...

Hepimiz farklı yollar seçiyoruz, farklı hikâyeler yaşıyoruz. Ama en derinde arzularımız birbirine çok benziyor: Biraz huzur bulmak, sevilmek, ait hissetmek, umut etmek... Hepsi bu.

Peki biz gerçekten nereye gidiyoruz?

Gelecek dediğimiz yer neresi? Cennet mi, Cehennem mi? Umut mu, korku mu?
Kendi kararlarımızın eşiğinde bir arafta yaşıyoruz.

Ne tam varmışız gibi hissediyoruz ne de tamamen kaybolmuş gibi. Ne tamamen iyiye aitiz ne de bütünüyle karanlığa. Sanki hepimiz, görünmeyen bir bekleme salonunda, ruhumuzun yönünü arıyoruz.

Havaalanındayım... ne bir varış noktası ne de bir başlangıç. Bir eşik. Bir geçiş hâli. Bir Âraf.

Beni ileri taşıyan şey umut mu, yoksa geride kalma korkusu mu? Sanırım tam da bu ikisinin arasında olgunlaştığımı hissediyorum. Bir yandan düşmekten korkuyorum, bir yandan yükselmeyi umuyorum. Bir yandan kaybetmekten ürküyor, bir yandan yeniden başlamayı diliyorum.

Belki de kesin cevaplar aramak yerine, arayışın kendisi güzeldir bilmiyorum.

Yolumuz farklı olabilir, ama kalbimizin aradığı şey çoğu zaman aynı.

Gate B’ye doğru yürüyorum. Kulağıma anons sesi geliyor. İçimde hafif bir telaş, hafif bir sükûnet... Yanımda taşıdığım umutla ilerliyorum.

Hepimize yolu açık, gönlü ferah bir yolculuk diliyorum 🤍

Cemile Tetik 🦋

[FR] L'aéroport

J'ai décidé de faire une petite pause dans mon travail. Me voilà à l'aéroport, prête à partir en vacances pour respirer, me reposer et me préparer à une nouvelle saison. 🌿

Les aéroports ont toujours été, pour moi, des lieux de contemplation.

Des milliers de personnes... Toutes portent cette même agitation discrète. Certains vont retrouver ceux qu'ils aiment, d'autres réalisent un voyage qu'ils attendaient depuis longtemps, d'autres encore cherchent simplement un peu de repos.

Nous attendons tous dans le même hall, mais nos destinations sont différentes.

Un peu comme la vie...
Nous empruntons des chemins différents, nous écrivons des histoires différentes. Pourtant, au fond, nos désirs se ressemblent : trouver un peu de paix, être aimés, se sentir à sa place, garder l'espérance... Peut-être simplement être un peu plus heureux.

Mais une question demeure...
Où sommes-nous réellement en train d'aller ?
Cet avenir que nous poursuivons... est-il une promesse ou une illusion ? Une espérance ou une peur ?

Peut-être vivons-nous tous, à certains moments, dans une sorte d'entre-deux. Un lieu intérieur où nos choix dessinent peu à peu la direction de notre âme.
Nous ne nous sentons ni complètement arrivés, ni totalement perdus.
Ni entièrement du côté de la lumière, ni totalement engloutis par l'obscurité.
Comme si nous étions tous dans une salle d'attente invisible, cherchant silencieusement notre véritable direction.
L'aéroport me rappelle cela.
La vie n'est pas toujours une destination.
Parfois, elle est simplement un seuil.
Un passage.
Un entre-deux.

Et peut-être que la vraie question est celle-ci :
Est-ce l'espérance qui nous fait avancer, ou la peur de rester là où nous sommes ?

J'aime croire que c'est précisément entre ces deux élans que nous grandissons.
Nous craignons de tomber, tout en espérant nous élever.
Nous avons peur de perdre, tout en désirant recommencer.
Peut-être est-ce cela, la condition humaine :
non pas avoir toutes les réponses, mais continuer à chercher.

Nos chemins sont différents, mais le cœur humain cherche souvent la même chose.
Et peut-être que la paix n'est pas le nom d'un lieu où l'on arrive, mais ce que l'on parvient à garder vivant en soi, quel que soit le chemin emprunté.

Bon voyage à chacun de nous. 🤍

Cemile Tetik 🦋

« Ağlamak, babamla bağ kurabilmemin tek yolu ». Bu etkileyici cümle babasını kaybeden genç bir danışanıma ait. O kadar d...
03/07/2026

« Ağlamak, babamla bağ kurabilmemin tek yolu ».

Bu etkileyici cümle babasını kaybeden genç bir danışanıma ait. O kadar derin bir çocuk ki, yasını yaşamaktan korkmuyor. Hatta artık bir gün acı çekmemekten korkuyor.

İnsan yas tuttuğunda, yalnızca bir insanı kaybetmez. Onunla kurduğu dünyayı, geleceğe dair hayallerini de kaybeder. Ve zihin, sevdiği insana ulaşabileceği yeni yollar aramaya başlar. Bazen o yol, gözyaşları olur : « Acım azalırsa, onu da kaybedeceğim. » diye korkarsın. Acıyı sevdiğin için değil ; acının, sevdiğin insana açılan son kapı olduğuna inandığın için tutunursun. Ağlamak artık bir ritüeldir. Bir ziyaret gibi. « Seni unutmadım » demenin başka bir dili...

Çocuk aslında şunu söylüyor : « Artık ona dokunamıyorum. Sesini duyamıyorum. Yanına gidemiyorum. Elimde kalan tek şey acım. Eğer onu da bırakırsam, babam benden uzaklaşacakmış gibi hissediyorum. »

Iki kere kaybetmek gibi. Sanki unutmak, ölümü yeniden yaşamak gibi. İyileşmek, ihanete benzer.
« Gülmeye başladığım gün, onu terk etmiş olur muyum ? »

İşte yasın en büyük yanılgılarından biri budur : Sevgi ile acının aynı şey olduğuna inanmak. Oysa acı; sevginin kayıpla karşılaşmış hâlidir. İnsan bazen gözyaşlarını, sevdiği insanın son eşyası gibi saklar.

Bu yüzden bazı insanlar iyileşmek istemez, korkar.
Bir gün yasın dönüşür ve fark edersin :
« Babamı bana bağlayan şey gözyaşlarım değilmiş. Gözyaşlarım yalnızca sevgimin ilk diliymiş. »

Sevgin zamanla başka diller öğrenecek…
Bazen iki damla yaş, bazen de bir anıyı anlatırken gülmek. Onun öğrettiği bir değeri yaşatmak, bir karar verirken, « Babam olsaydı ne derdi ? » diye düşünmek de sevgidir. Sessizce onu özlemek de sevgidir. Ve bazen hiçbir şey söylemeden gökyüzüne bakmak bile…

İnsan iyileştikçe sevdiği kişiyi geride bırakmaz. Onu dışarıda aramayı bırakıp, içinde taşımayı öğrenir. Hayatımızdan gider; ama iç sesimize dönüşür. Elimizi bırakır ama vicdanımız olur. Ölür ama seçimlerimizin içinde yaşamaya devam eder.
İşte o zaman bağ kopmaz; sadece şekil değiştirir. Onu kalbinin en güvenli yerine yerleştirmiş olursun. Gözyaşları sevgiyi kanıtlamaz ; sevgi, zamanla gözyaşlarına ihtiyaç duymayacak kadar derinleşir.

Cemile Tetik 🦋

Adres

Square Vergote 43
Schaerbeek
1030

Openingstijden

Maandag 10:00 - 15:00
Dinsdag 10:00 - 15:00
Woensdag 10:00 - 15:00
Donderdag 10:00 - 15:00
Vrijdag 10:00 - 15:00

Meldingen

Wees de eerste die het weet en laat ons u een e-mail sturen wanneer Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog nieuws en promoties plaatst. Uw e-mailadres wordt niet voor andere doeleinden gebruikt en u kunt zich op elk gewenst moment afmelden.

Contact De Praktijk

Stuur een bericht naar Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog:

Snelkoppelingen

Delen