Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog

Itinéraire Site Web Contacter le cabinet

Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog Psychologue / Thérapeute systémique brève
Psikolog / Aile Terapisti Bonjour les amis et bienvenue sur ma nouvelle page !

Celle-ci a pour objectif d’échanger, de partager toutes informations utiles relatives à l’humain et tout ce qui l’entoure en passant par sa complexité, ses relations, ses émotions, …

Cette page vise également à servir d’un outil de communication entre vous et moi en essayant de mettre toutes mes compétences à votre disposition afin de chercher des réponses à vos questions d’ordres psycho-sociales. En effet, licenciée en Sciences psychologiques et thérapeute systémique de formation, je pratique essentiellement la « Thérapie Systémique Brève ». Il s’agit d’un courant qui prend son origine à l’école de Palo Alto où « le problème est la solution » et qui travaille dans une optique de « changement concret » tout en restant en relation avec le « système » qui l’entoure. Notons que thérapie brève ne veut pas dire thérapeute pressé. Notre objectif est la diminution la plus rapide, la plus complète et la plus durable possible de la souffrance du patient. La brièveté est donc plus la conséquence d’une façon de penser (d’agir) qu’un but en soi. Si vous désirez me contacter également en dehors de cette page pour une aide éventuelle ou une simple question, vous pouvez me joindre par téléphone ou m’envoyer un mail ou encore me rencontrer dans mon cabinet. Voici mes coordonnées :
E-mail : [email protected]

Gelincik Çiçeği🌷Kendimi bildim bileli yazıyorum. Kaç yıl oldu saymadım. Zamanla yazmak, hayatımın bir parçası hâline gel...
19/10/2026

Gelincik Çiçeği🌷

Kendimi bildim bileli yazıyorum. Kaç yıl oldu saymadım. Zamanla yazmak, hayatımın bir parçası hâline geldi. İçimde hep bir kitap çıkarma hayali vardı. Ve bugün, tam da doğum günümde, ilk kitabım Gelincik Çiçeği bugün posta kutumdaydı. Tarifi zor, garip bir duygu…

Sait Faik Abasıyanık’ın bir sözü vardır: “Yazmasaydım çıldıracaktım.” Yazmak bazı insanlara sıradan, hatta gereksiz gelebilir. Ama benim için hiçbir zaman yalnızca kelimeleri bir araya getirmek olmadı. Yazmak, kendimi anlamanın, duygularımı ifade etmenin ve bazen de kendi içimde iyileşmenin bir yoluydu. Bir tür terapi. Bazen içimdekileri sosyal medyada paylaştım, bazen de kendime sakladım.

Yıllar içinde biriken düşüncelerimi, terapilerimden süzülen fikirleri ve küçük anekdotları bir araya getirerek arkamda küçücük de olsa bir iz bırakmak istedim. İşte Gelincik Çiçeği böyle ortaya çıktı.

Kitabın çok uzun ve yorucu olmamasına özellikle dikkat ettim. Bir oturuşta, keyifle okunabilecek; okurken düşündüren, gülümseten, insana kendinden bir şeyler hatırlatan bir kitap olsun istedim.

Bu yolculukta bana eşlik eden Kutlu Yayınları'na, Gökbey Uluç Bey’e ve ekibine ayrıca teşekkür etmek istiyorum. İlk kitap deneyimimde bana çok hızlı ve çözüm odaklı dönüş yaptılar. Titizlikle çalışarak hayalimin gerçeğe dönüşmesine katkı sağladılar. Emekleri ve destekleri için kendilerine gönülden teşekkür ediyorum.

Elbette bu benim için sadece güzel bir başlangıç. Önümüzdeki zamanlarda yeni romanlarla da sizlerle buluşmayı diliyorum. İçimde anlatılmayı bekleyen daha çok hikâye var.

İlk kitabım, canım oğlum Mehmet’e ve canım kızım Zeynep’e ithafımdır. ❤️

Şimdi sıra sizde… Kitabımın sizde nasıl duygular uyandıracağını, hangi satırında kendinizden bir parça bulacağınızı merakla bekliyorum. Hepinize şimdiden keyifli okumalar. Bu daha başlangıç 🥰🌺

📚 Gelincik Çiçeği’ni Bio'daki linklerden temin edebilirsiniz. Zorlanan olursa WhatsApp'tan ulaşabilirsiniz 🦋

https://kutluyayinevi.com/magaza/urun/gelincik-cicegi-belcikali-turk-bir-psikologun-not-defteri-cemile-tetik/

https://m.kitapavrupa.com/index.php?route=products/productdetail&product_id=768803

https://www.kitapyurdu.com/kitap/gelincik-cicegi-belcikali-turk-bir-psikologun-not-defteri/768803.html?srsltid=AU7gw4UFXkQ9MmwRsececz5jnHB1PuQ5JEvAsJmqJGtu04U-0eBa2O4S

Geçen gün WhatsApp'da gezinirken, çok eski bir sohbete denk geldim. Son mesaj 8 ay önce atılmış. "Görüşelim mutlaka!" ya...
09/10/2026

Geçen gün WhatsApp'da gezinirken, çok eski bir sohbete denk geldim. Son mesaj 8 ay önce atılmış.

"Görüşelim mutlaka!" yazıyor, altında kalp. Ve sonra sessizlik. Kimse görüşmemiş.

Eskiden olsaydı aklıma şunlar gelirdi: "Ya bana küstüyse? Yoksa benimle görüşmek istemiyor mu?"

Ama artık öyle olmadığını çok iyi biliyorum. Çünkü ben de öyle düşünmüyorum. Küsen yok. Kavga eden yok. Ben de cevap vermeyi unuttum, o da yazmayı. İkimiz de "nasılsa yazarız birbirimize" diye beklemişiz ve zaman geçmiş. Hepsi bu.

İnsanlar her zaman kavga edip ayrılmıyor. Hayatın akışı içinde, yavaş yavaş uzaklaşabiliyor. İş, yorgunluk, "sonra yazarım" derken aylar geçiyor.

Ama biz sessizliği hemen kendimize yoruyoruz. "Beni istemiyor." "Artık önemsemiyor."
Oysa bazen sessizlik, ret değil. Sadece hayatın araya girmesidir.

İnanmayın şu sosyal medyada dönen afilli, racon kesen laflara: “İsteseydi arardı.” “Sen önceliği değilsin.” “İşi düşünce arayanı biz de sileriz”😅

E, ne yapacaktı? Yav yeri geliyor bizi doğuran anamız bile önceliğimiz olmaktan çıkıyor. Tabi ki işi düşecek. Elbette bazen biri bize ihtiyaç duyacak, ve elbette onun hayatında her zaman öncelik olamayacağız. Onca derdin, telaşın ve sorunun arasında...

İnsan biraz da halden anlamayı bilmeli. Ne her sessizliği üzerine alıp kendine eziyet etmeli ne de başkalarının hayatındaki her boşluğu kendisiyle doldurmasını bekleyip onlara yük olmalı.

Herkesin aklında her an olamayız. Bazen en sevdiğimiz insanları bile ihmal ederiz. Bu, onları sevmediğimiz anlamına gelmez. Evet bu doğrudur, iyidir demiyorum. Ama oluyor işte. Art niyetsiz bir uzaklaşma. Dünyanın binbir türlü hali var, herkes yoğun, herkes gergin ve herkes yeteri kadar tükenmiş. Bir de birbirimize yük olmayalım.

Oysa aramızdaki mesafe, sandığımız kadar büyük değil. Bir mesaj kâfî.

O yüzden aklına gelen o kişiye sen yaz. Sebep arama. Gurur meselesi yapma. Uzun uzun ne söyleyeceğini düşünme. İçinden geldiyse bekleme adım at. Sadece "Bir an aklıma geldin, nasılsın?" de.

Belki o da aynı mesajı bekliyordur ❤️🫠

Cemile Tetik 🦋

Bir gün namaz bitimi seccadeyi kaldırırken tesbihim bir anda koptu. Taneler yere saçıldı. Oturdum, "Pembe, gül kokulu te...
07/10/2026

Bir gün namaz bitimi seccadeyi kaldırırken tesbihim bir anda koptu. Taneler yere saçıldı. Oturdum, "Pembe, gül kokulu tesbihim koptu" diye çocuklar gibi hüngür hüngür ağlamaya başladım. Konu tesbih değildi...🙂

Günler, haftalar, aylar geçer. Sen “İdare ederim, hallederim” dersin. Yük olmadan. Güçlü durursun.
Her şeyi toparlarsın. Gerçekten de başarırsın.

Meğer içeride bir yer çoktan dolmuş.
O tesbih son damladır. Ya da akmaya hazır ilk damla...

Mesleğimde de bunu çok görüyorum.

Bir gün bir danışanım çok gergin ve stresli bir şekilde ofise girdi. Eli ayağına dolaşmıştı. “Yerinizi bulamayacağım, geç kalacağım diye çok korktum.” dedi. Ben de sakince, “Olsun. Bir şekilde hallederdik. Nasılsın?" dedim.

Bir anda koltuğa yığıldı ve dakikalarca ağladı.
Konu elbette geç kalmak değildi.

Bazen uzun zamandır taşıdığın ağır bir yükü bırakırsın terapi odasında... Bir soru : "Nasılsın?". Ne iyi gelir.

Biriktirdiklerimiz. Sustuklarımız. “Bir şeyim yok, ben hallederim" dediklerimiz...

Ve sonra küçücük bir şey olur, beklemediğimiz kadar büyük tepki veririz. “Ben neden böyle oldum? Hay Allah insan buna ağlar mı?" diye kendimize şaşırırız.

Tek bir şeye tepki vermiyorsun o an. Biriken her şeyin sesidir.

Arada dur ve sor : "Nasılsın? Gerçekten...” 🤍

Cemile Tetik 🦋

Şu cümleyi yıllardır duyuyorum:“ Kocam sürekli annesine gidelim istiyor. Yahu gidelim de, arada kendin git diyorum. Bens...
05/10/2026

Şu cümleyi yıllardır duyuyorum:

“ Kocam sürekli annesine gidelim istiyor. Yahu gidelim de, arada kendin git diyorum. Bensiz asla gitmiyor. Hatta genelde kayınvalidemle biz sohbet ederken o kenarda oturur.”

Farkında mısınız?

Bu her zaman bir çift sorunu olmayabilir. Bazen meselenin merkezinde anne-oğul ilişkisi vardır.
Çünkü bazı ziyaretlerin içinde yalnızca özlem değil, biraz da “gitmeliyim” duygusu olabilir.

Hadi bunu biraz ele alalım.

Ergenlik döneminde genç, ebeveynlerinden psikolojik olarak ayrışmaya ve kendi kimliğini oluşturmaya başlar.
“Anne, tamam artık…” “Ben kendim yaparım.” “Karışma.”
Bunlar çoğu zaman sevgisinin bittiğini değil, bağımsızlığının gelişmeye başladığını gösteren cümlelerdir.
Sonra yıllar geçer, evlenir ve bu kez eşine:
“Hadi annemlere gidelim.”
demeye başlar.

Peki neden?
Annesini gerçekten görmek istediği için mi?
Elbette olabilir.
İnsan annesini sever, özler, onunla vakit geçirmek ister. Bunun hiçbir garip tarafı yok.
Ama bazı anne-oğul ilişkileri bundan daha karmaşık olabilir.

Psikolojide kuşaklararası ambivalans (intergenerational ambivalence), yakın bir ilişki içinde aynı kişiye yönelik hem olumlu hem de olumsuz duyguların aynı anda yaşanmasını ifade eder.
“Annemi seviyorum ama yanında rahat değilim.”
“Onu görmek istiyorum ama görüştüğümüzde geriliyorum.”
“Uzak kalınca da kendimi suçlu hissediyorum.”
gibi...

Dolayısıyla bazı ziyaretlerde sevginin yanında suçluluk, sorumluluk ya da “iyi evlat olmalıyım” düşüncesi de bulunabilir.
Belki kişi yalnızca annesini görmek istemiyordur.
Belki aynı zamanda kendisine “iyi bir evladım” duygusunu da yaşatıyordur.

Peki eşin bu hikâyedeki yeri ne?
Bazı erkekler neden annelerine giderken eşlerinin de mutlaka gelmesini ister?
Neden anne ve gelini sürekli bir arada tutar?

Burada bazen eş, anne-oğul arasındaki gerilimi azaltan bir üçüncü kişi haline gelebilir.
Aile sistemleri yaklaşımında buna üçgenleşme (triangulation) denir: İki kişi arasındaki gerilimin, üçüncü bir kişinin ilişkiye dahil olmasıyla düzenlenmeye çalışılması.

Elbette her durumda bunun böyle olduğunu söyleyemeyiz.
Belki eşi yanında olduğunda kendisini daha rahat hissediyordur.
Belki annesiyle yalnız kalınca ne konuşacağını bilemiyordur.
Belki ailece vakit geçirmek gerçekten hoşuna gidiyordur.
Belki de gerçekten annesini çok özlüyordur.
Ama bunu anlamanın basit bir yolu var:
Bir gün annesini tek başına ziyaret etsin.
Eşi olmadan...

Çünkü bazen insan bir ilişkiye üçüncü bir kişi olmadan girdiğinde, o ilişkinin gerçek duygusunu daha iyi fark eder.

Ergenlikte çocuk annesinden değil, bağımlılığından uzaklaşmaya başlar.
Kendi sınırlarını, kimliğini ve özerkliğini kurar.
Bu, sevgisinin bittiği anlamına gelmez.

Yetişkinlikte de ihtiyaç duyulan şey biraz budur:
Anne, oğlunu yanında tutmadan sevebilmeli.
Oğul da annesiyle olan ilişkisini eşinin üzerinden değil, doğrudan sürdürebilmeli.
Çünkü eş, anne-oğul ilişkisinin taşıyıcısı olmak zorunda değil.

İlişki olgunlaştıkça cümleler de değişebilir:
“Annemi görmek zorundayım.” değil,
“Annemi görmek istiyorum.”
“Eşim de gelsin, yoksa gitmem.” değil,
“Bu ilişkiyi kendim de sürdürebilirim.”

Belki asıl mesele anneden uzaklaşmak değil, anneyle olan bağı eşin aracılığı olmadan da sürdürebilecek kadar özgürleşmek.

Çünkü sevgi, zorunluluk ortadan kalktığında yok olmak zorunda değildir.
Tam tersine...

İnsan, borç duygusundan özgürleştiğinde sevdiklerini gerçekten seçmeye başlar.

Bence sevginin en sağlıklı hali de budur:
Bağ kalır.
Borç duygusu azalır.
Seçim özgürleşir.
Ve gönülden seversin ❤️

Cemile Tetik 🦋

Canım Kadınlara minik bir destek ❤️Karınca kararınca.Bana sadece özelden mesaj atın. Gerisini bana bırakın.Ekim ayı iyi ...
04/10/2026

Canım Kadınlara minik bir destek ❤️
Karınca kararınca.
Bana sadece özelden mesaj atın. Gerisini bana bırakın.

Ekim ayı iyi gelsin, iyiliklerle gelsin 🍀

Cemile Tetik 🦋

24/09/2026

Akran zorbalığı üzerine...
"Zorbalık Çemberi", Dan Olweus

Aslında bu model sadece okullar için değil, iş hayatı ve toplumun her kesimi için geçerli

Bu hafta bir danışanımdan öyle bir cümle duydum ki, aklımdan hiç çıkmadı. Eşiyle kavga etmişler. Klasik. Eşi bir ara: "N...
22/09/2026

Bu hafta bir danışanımdan öyle bir cümle duydum ki, aklımdan hiç çıkmadı. Eşiyle kavga etmişler. Klasik. Eşi bir ara: "Nedense her şeyden en son benim haberim oluyor" demiş.
Danışanımın cevabı: “Belki de hayatımı en son sen merak ettiğin içindir...”
Sonra bana şöyle dedi: “Bu cümle, iki yıllık evliliğimizin özeti gibiydi. Beş gün önce boşandık...”

Bazen bir evlilik büyük bir olaydan çok önce bitiyor.
Önce sorular bitiyor.

“Günün nasıl geçti?”
“İyi misin?”
“Bugün çok yoruldun mu ?”
“Bana anlatmak ister misin?”

Sonra merak bitiyor. Sonra paylaşım azalıyor, yakınlık kayboluyor. Ve bir süre sonra eşin hayatındaki gelişmeleri bile başkalarından duymaya başlıyor.
Ama hâlâ aynı evdesiniz. Aynı çocukları büyütüyorsunuz. Fakat birbirinizin hayatından çıkmışsınız.

Geriye çoğu zaman yalnızca eleştiri kalıyor.
En küçük eksik büyütülür. En ufak hata tartışmaya dönüşür. Ve yalnızlaşma başlar...

Bir taraf sadece konuşur ama seni merak etmez. Hep kendi yoğun gündemi vardır. Sana zamanı yoktur. Oysa insan görülmek ister, duyulmak ister. En çok da merak edilmek ister.

Bazı evlilikler boşanma günü bitmiyor. Çok daha önce başlıyor ayrılık.
Birbirlerine en son "Nasılsın?" dedikleri gün, birbirlerinin gözlerinin içine en son baktıkları gün...

Evlilik, sevgisizlikten önce iletişimsizlikten yoruluyor. Çünkü aynı evde yaşamak, birbirinin hayatında olmak demek değil.
Yan yana uyuyup birbirine hiç dokunmadan kalkmak mümkün.
Aynı sofraya oturup birbirinden habersiz kalmak mümkün.
Ve bazen bir evlilik, görünenin ötesinde; “Senin hayatında neler oluyor?” sorusunun artık hiç sorulmamasıyla sessizce bitiyor.

Evliliği ayakta tutan şey, birbirini hiç kırmamak değil. Kırıldığında bile hâlâ birbirini merak edebilmektir.

“Benim dünyam onun için hâlâ önemli” duygusunu her hücrende hissetmektir...

Sevgiyle 🦋
Cemile Tetik ❤️

16/09/2026

Hepimizin bilmesi gereken muhteşem bir kavram. Özellikle bilişsel ve davranış psikolojisinde kullanılan bir tekniğin İslami literatürde asırlardır var olması...🫠❤️

DERDİNİ KORUMAKGeçenlerde tatlı bir anket yaptık. Bir derdiniz olduğunda ne yaparsınız? diye sorduk. Şahane cevaplar gel...
16/09/2026

DERDİNİ KORUMAK

Geçenlerde tatlı bir anket yaptık. Bir derdiniz olduğunda ne yaparsınız? diye sorduk. Şahane cevaplar geldi. Kimi paylaştı, kimi içinde sakladı...

Zor bir dönemden geçerken doğal olarak birine anlatmak, içini dökmek, paylaşmak istersin. Bu çok insani… Hatta zor zamanlarda bizi ayakta tutan en önemli şeylerden biri de insan ilişkileridir.

Ama şunu da unutma: Herkes senin taşıdığın yükü taşıyabilecek kapasitede ve güçte değildir..!

Kimi anlattıklarını sana karşı kullanabilir. Onlar çakal grubuna girer. Vah vah diye yanına yaklaşır malzeme toplar, sen onun beş çayına kek olursun. Onlara o zevki verme 😅

Kimi kendi yaralarıyla gelir ve senin yükünü daha da ağırlaştırır. Kendi derdi başından aşkındır, daha çok gerilirsin.

Kimi de gerçekten çok iyi niyetlidir ama yaşadığın şeyi anlamaya veya sana eşlik etmeye gücü yetmez, donanımı yoktur, fayda vermez. Üzüldüğüyle kalır.

Geriye psikoloğun kalıyor dermişim 🤣 (bu arada ciddiyim, şu zamanda en iyi opsiyonlardan biri net😎)

Velhasıl her şeyini herkese anlatmak zorunda değilsin.

Aslında toparlanmaya çalıştığın o dönem, kendini yeniden keşfettiğin zamanlar çok ama çok kıymetli. Bunun önemini sana anlatamam. Yaşadıkların, fark ettiklerin, aydınlanmaların, hüzünlerin, sancılı gecelerin, verdiğin kararlar, olgunlaşman ve yeniden kurduğun hayat... Hepsi çok değerli ve korunmayı hak ediyor.

Aceleyle hemen biriyle konuşmak yerine az bekle, azıcık kendinle kal. Sonra paylaşmaya karar verirsin. İleride sustuklarından çok konuştuklarından pişmanlık duyacaksın. Bu sözümü hatırla.

Hassas olduğun anlarda kimi hayatına alacağını seçmek güvensizlik değil, kendine verdiğin değerdir.

İyi niyetli ve doğru insanlar neden mesafe koyduğunu anlayacaktır.

Anlamayanlar ise, belki de neden koyduğunu sana bir kez daha gösterecektir 😉😎

Cemile Tetik 🦋

Adresse

Square Eugène Plasky, 92
Schaerbeek
1030

Heures d'ouverture

Lundi 10:00 - 15:00
Mardi 10:00 - 15:00
Mercredi 10:00 - 15:00
Jeudi 10:00 - 15:00
Vendredi 10:00 - 15:00

Notifications

Soyez le premier à savoir et laissez-nous vous envoyer un courriel lorsque Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog publie des nouvelles et des promotions. Votre adresse e-mail ne sera pas utilisée à d'autres fins, et vous pouvez vous désabonner à tout moment.

Contacter Le Cabinet

Envoyer un message à Cemile Tetik - Psychologue/Psikolog:

Raccourcis

Partager