13/06/2026
Doğmak, yaşamak ve ölmek.. Bu döngünün içinde en çok önem verdiğimiz kısım sanırım doğma kısmı. Her yıl bir şekilde, her seferinde farklı hislerle, benliğimizin farklı versiyonları ile, başka başka beklentilerle kutladığımız doğum.. Sanırım yaş aldıkça şunu fark ediyorum, kutladığımız aslında doğmaktan öte birşey; var oluş, kendin olabilme, kendini sevebilme, başardıklarımız, kazandığımız ve bazense kaybettigimiz insanlar, sevdiklerimiz ve bizi her halimizle tüm kusurlarımıza rağmen sevenler, hayalkırıklıklarının üstesinden gelişimiz, umut etmekten hiç vazgeçmeyişimiz ,bazen de bize iyi gelmeyen şeylerden zamanı gelince vazgeçişimiz. Yaşarken aşkı, sevgiyi, öfkeyi, inancı, hüznü, gururu, kaygıyı, birliği, heyecanı dolu dolu hissettiğimiz anlar belki de kutladığımız. Yaş almayı değil de, yaşadığını hissetmeyi, olgunlaşmayı, pişmanlıklardan ders çıkararak daha doğru seçimler yapabilmeyi kutluyoruz ya da kutlamalıyız galiba. Ve en çok da doğduğumuz günün üzerinde 1 takvim yılı daha geçerken biriktirdiğimiz anılara yenilerini eklemeyi, kendimizle ilgili yeni birşey keşfetmeyi, olumlu veya olumsuz deneyimlerle manevi anlamda zenginlesmeyi kutluyoruz.
Sanırım doğum günleri bir gün ölecegimizi bize en çok hatırlatan gün, yaşam döngüsünün başladığı gibi bir gün de biteceği gerçeğini bilsek bile yüzümüze vuran bir gün. Ve bence bu döngüde önemli olan doğmak ya da ölmekten ziyade nasıl ve ne kadar dolu dolu yaşadığımız ve hayatta ardımızda nasıl bir iz bıraktığımız. Dolu dolu yaşayacağım, hayatlara dokunacağım, etik ilkelerin ve bilimin ışığında üreteceğim, hayatın anlamını tekrar tekrar keşfedeceğim, kendini gerçekleştirme yolunda düşe kalka, keyifle ilerleyecegim ve kendimin daha iyi versiyonlarına evrileceğim bir tur daha atsın bakalım Dünya Güneş'in etrafında. Yaşam kutlu olsun! ✨🌿🤍