26/06/2023
Çalıştığım kişilerin tamamı göç etmiş kişiler olduğu için, seansların içerinde yalnızlık konusuna temas etmediğimiz durum çok azdır. İnsanların yalnızlık algısının, kimin hangi durumda yalnız hissedeceğinin ne kadar farklı olduğunu görmek beni hep çok şaşırtmıştır.
Ancak bu konuda zihnimde tazeliği hiç kaybolmayan, bir sohbet esnasında duyup zaman zaman hatırladığım bir cümle var.
Uzun zamanlı romantik ilişkisini bitirme aşamasında olan bir kişiyle bundan sonraki hayatı ve ne beklediğini konuşmaya başladığımızda şöyle dedi; “bu ilişkide çoğu zaman beklenti ve ihtiyaçlarımın hiç anlaşılmadığımı hissettim, ben de onu anlayamadım, asıl yalnızlık oydu. Ayrılınca yalnız kalmam ki, ben varım”.
İlişkilendiğimiz kişiler, sevmek, sevilmek, bağ kurma ve aidiyet gibi duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak için kaynaklar. İhtiyaçlarımızı doğru tayin edebildiğimizde ve değişen ihtiyaçlarımızın farkında olduğumuzda, kurduğumuz ilişkileri de bu ihtiyaçlar üzerinden daha sağlıklı değerlendirebiliyoruz. Anlamlı ilişkiler kurmaya daha yaklaşıyoruz.
Kendimizle kalabilmek önemli. Bunu tamamen bireysel bir yaşantıyı desteklemek için söylemiyorum. İnsanlara ve anlamlı ilişkilere her şeyden çok ihtiyacımız var. Ancak kendimizi tanımak, ihtiyaçlarımızı anlamak, kurduğumuz ilişkileri anlamlı yapmak ve ilişkilerde yalnız kalmamak belki anlamı birlikte bulmak için önemli.
Not: Zaman zaman ben de kendimi “yalnız kalmam ki, kendim varım” diye yüreklendiriyorum, yüksek sesle söylemeyi deneyin, iyi geliyor :)