Uzman Psikolog Elif AY

Uzman Psikolog Elif AY EA Psychotherapy and Counselling www.psikologelifay.com

09/07/2021
Arketip, arkaik tipolojiler demektir. En basit anlatımıyla arketipler; kolektif bilinçaltlarımızda, nesilden nesile akta...
04/04/2021

Arketip, arkaik tipolojiler demektir. En basit anlatımıyla arketipler; kolektif bilinçaltlarımızda, nesilden nesile aktarılan enerjiler olarak varlıklarını sürdüren, her birimizin içindeki alt benliklerdir. İlk örnek, asıl numune anlamlarına da gelen arketip kavramı; gerçekte insan kültürünü oluşturan temel yapıtaşı olarak da bilinir. Bu kavramı ilk olarak, Analitik psikolojinin de kurucusu olan İsviçreli C. Gustav Jung ileri sürmüş ve büyük bir çığır açmıştır. Bu çığırdan sonra bugüne kadar arketip kavramı; sadece bireysel terapilerde değil, organizasyonel psikolojide de farklı amaçlarla kullanılmıştır.

Bu kavramı incelemek gerekirse:
Carl Gustav Jung; “Çocuk potansiyel gelecektir.” der. Çünkü çocuklar, neşeleri ve sadelikleriyle gelecek hayallerini hatta umudu temsil edeler. Bunu sağlayan temelde sahip oldukları iç güdü ve oyuncu yapılarıdır. Daha doğrusu söz konusu çocuk olduğunda; çocuğun önünde o an, ileride nasıl seyredeceği belli olmayan bir gelecek vardır. Yetişkin olduğunda hangi mesleği seçeceği, nasıl bir karakteri ya da hayata bakış açısı olacağı belirsizdir. Ergenliğe kadar anne ve babaya bağımlıdır ve aile farkında olsun ya da olmasın, çocuk her zaman gözlem halindedir. Kısacası bazı ipuçları olsa da çocuğun, ileride nasıl bir yetişkin olacağı büyük bir gizemdir. Haliyle, Jung’un söylemi de bunu destekler niteliktedir. Örneğin; çocuk, anne, yetişkin, zalim, kurban, kahraman arketipi gibi arketipler bulunur. Aslında her birimizin bilinçaltında yaşayan bu alt benlikler (arketipler); bizi kimi zaman dondurur, kimi zaman sabote eder, kimi zaman iyileştirir, hatta kimi zaman da başarıya götürür. Bu arketiplerin bazıları daha baskınken, bazıları daha silik veya daha az tezahür ediyor olabilirler. Buradaki en önemli ayrıştırıcı, baskın arketipimizin duygusal yaşımızın belirleyicisi olmasıdır. Daha net ifade edersek baskın arketipimiz, duygusal yaşımızı belirler.

İçinde yaşadığımız toplum ve kültür de kolektif paylaşımlar yoluyla, arketiplerimizin şekillenmesine etki eder. Bizim toplumumuza gelecek olursak: Genelde bebeklikten yetişkinliğe kadar bir yoğun bir koruma veya baskı altında yetiştiğimiz için çocukluktan ergenliğe geçişte kendimizi özgürce ifade edemeyiz ve bu nedenle de içimizdeki çocuk, kendisini dışa vuramadan yetişkin bedenine geçiş yapar. Beden büyürken ifade edilmemiş duygular bir enerji olarak kalır ve çocuk arketipi, bilinçaltımızdaki yaşamını yetişkin bedenlerimizde sürdürmeye devam eder.

Dissosiyatif bozukluklar, erken yaşta başlayan anlık ya da yineleyici çocukluk çağı travmaları ve ihmalinin sebebiyet ve...
04/04/2021

Dissosiyatif bozukluklar, erken yaşta başlayan anlık ya da yineleyici çocukluk çağı travmaları ve ihmalinin sebebiyet verdiği bir ruhsal hastalıklardan biridir. Bu hastalığın psikoterapisi, psikotravmatolojinin temel ilke ve kuramlarını baz alarak uygulanmalıdır.

Kusurluluk ŞemasıBu Şema, "bende temelde yanlış olan bir şey var”, "doğuştan bir şekilde yetersiz ve kusurluyum, “sevile...
01/04/2021

Kusurluluk Şeması

Bu Şema, "bende temelde yanlış olan bir şey var”, "doğuştan bir şekilde yetersiz ve kusurluyum, “sevilebilir değilim" temel/kök inançlar tarafından yönlendirilir.

Nereden Geliyor?
Bu Şema, hayatımızdaki yetişkinler tarafından istismara uğradığımız, ihmal edildiğimiz, göz ardı edildiğimiz veya reddedildiğimiz bir çocuklukta gelişir. Hangi tedaviyi alırsak alalım, doğrudan veya dolaylı olarak hatalı olduğumuz veya hakkımızda kötü, utanç verici, kusurlu bir şey olduğu mesajını aldık.

Çocuklar olarak, ebeveynlerimizin veya bize bakan kişilerin hatalı olduğunu görecek kapasiteye sahip değiliz, onların istismarcı veya ihmalkar muamelelerini tamamen kendimize bağlı olarak yorumluyoruz. “Daha iyi bir çocuk olsaydım, sevimli olsaydım, sevilirdim” şeklinde düşünmeye eğilimliyiz.
Bu gerçekten trajik bir durumdur çünkü içselleştirdiğimiz bu toksik utanç duygusu bize değil, bize kötü davranan yetişkinlere aittir.
Bu şemaya ait olmak için bariz bir kötü muamele görmemize bile gerek yok. Örneğin iyi bir eğitim alarak, güzel tatiller geçirerek tüm fiziksel ve maddi ihtiyaçlarımız karşılanmış olsa bile, düşüncelerimize ve duygularımıza gerçekten dikkat edecek biri olmazsa bu kusurluluk duygularına sahip olabiliriz.
Çocuklar olarak bizim sahip olduğumuz en önemli duygusal ihtiyaçlar gerçekten görüldüğünü hissetmek, birinin bizi anladığını, bizi duyduğunu ve bizi önemsediğini hissetmektir. Sevildiğimizi mantıken biliyor olabiliriz ama bunu hissetmemiz gerekir. Birinin kalbinde yerimiz olduğunu hissetmemiz gerekir.

Bugünün toplumunda, tüm bu telefonlar, ipad'ler, bilgisayar oyunları ve gerçek bağlantı eksikliği ile, bu şemayı çocukken geliştirmek çok daha kolaydır. Muhtemelen gençlerde depresyonun hızla artmasının nedenlerinden biri de budur.

Bu Şema en yaygın olanlardan biridir, hayatımızın her alanına ulaşır ve duygusal ihtiyaçlarımızın çoğunu karşılamamızı engeller.
İlişkilerimiz üzerinde derin bir etkisi vardır. Bu şema yakın bağlantılar kurmamızı engelleyebilir. Bizde bir sorun olduğuna o kadar inanıyoruz ki, kimsenin yaklaşmasını istemiyoruzdur. Bazı danışanlarımın söylediği gibi; "Gerçekte kim olduğumu görmelerine izin verirsem, beni tanımak istemeyecekler.”
Gerçek duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı nadiren ifade ederiz ve bu yüzden kendimizi oldukça yalnız hissedebiliriz. Aynı zamanda, kendi kendimizi rahatsız hissetmemize ve başkalarının yanında çok bilinçli ve fazlasıyla endişeli hissetmemize neden olan derin utanç duyguları taşıyoruz.

Bu Şemanın duygularımız üzerinde çok büyük bir etkisi vardır ve depresyonu harekete geçiren temel şemalardan biridir. Kendinden nefret etme hissi ve sürekli iç eleştirmeler yapmak bizi kötü hissettirir.

Genelde özgüvenimiz düşük, güven ve çoğu zaman da beden imgesi sorunları yaşıyoruzdur.

Bu şemaya özgü bazı davranışlar şunlardır:

• Eleştiriye ve reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık,
• Kendimizin değerini düşürmek ve başkalarının bize kötü davranmasına izin vermek,
• Bizim hatamız olmayan sorunların suçunu üstlenmek,
• Eleştirel ve reddedici partnerleri seçmek,
• İşlevsiz ilişkileri devam ettirmek, çünkü birisi bize katlandığı için “şanslıyız”.

Bu Şema, diğer Şemalar gibi, özellikle yiyecek ve alkole bağımlılık yaratan davranışları körükleyebilir. Bu şemada pek çok karşılanmamış duygusal ihtiyaç vardır, bu yüzden çoğu zaman boşluğu yiyecekle doldurmaya veya utanç, yalnızlık ve kendinden nefret duygularını alkolle uyuşturmaya çalışırız.

Bu Şemadan kurtulmuş, kendini iyileştirmiş kişiler, kendi bedenleri içinde ve çevrelerindeki insanlarla kendilerini çok daha rahat hissederler. Gerçekten kendilerinde yanlış bir şey olmadığını, asıl yanlış olanın yetiştirilme tarzları olduğunu anlamaya başlarlar. Utanç duygusu ait olduğu yere geri konur. Utanç, çocukluğunun kötü koşullarına ve onları ihmal veya taciz edenlere aittir. - Elif Ay

Zor zamanlarınızdan üstesinden gelmeyi ve kimliğinizi yeniden inşa ederek yolunuza devam etmeye çalıştığınızda, yol boyu...
26/03/2021

Zor zamanlarınızdan üstesinden gelmeyi ve kimliğinizi yeniden inşa ederek yolunuza devam etmeye çalıştığınızda, yol boyunca öğreneceğiniz beceriler hep sizinle kalır. Yaşam için araçlarınız olurlar. Hayatın size getirebileceği tüm zorluklara karşı dayanıklı kalmak için bunları kullanabilirsiniz.

Şimdiye kadar terapi odasında saklı olan, zihninizin nasıl çalıştığına dair yaşam becerileri ve eğitimi, Kintsugi'de kırık saksıları onarmak için kullanılan altınla temsil edilir. İyileşmenize ve içinizden gelen güce yeni bir yön vermenize yardımcı olurlar.
Bir terapist olarak fark ettim ki, bireyler zor zamanlarını atlatıp karanlık aydınlandıkça, hikayelerini başkalarıyla paylaşabildiklerini hissettiler ve bunu yaparak onları kendi terapilerine ve pozitif değişim yolculuklarına teşvik ettiler. Bu, kendi iyileşme ve değişim hikayelerimizi paylaşmanın gücüdür. Bu, insanların kendilerini umutlu hissettikleri ve iyileşmeye başladıkları bir akım yaratmaktadır.

Ve bir gün terapisti olarak, ona dedim ki; "Sosyal anksiyeten olduğunu düşünmüyorum. Bence, sadece etrafında yanlış kişi...
19/03/2021

Ve bir gün terapisti olarak, ona dedim ki; "Sosyal anksiyeten olduğunu düşünmüyorum. Bence, sadece etrafında yanlış kişiler bulunuyor. Bunca zaman sorunun sende olduğunu düşündün ama belkide bu şekilde hissetmene neden olan etrafındaki insanlardı."

Önemli not: Bazı bireylerin Şemaları yaşadığı bölgeye göre şekillenip şiddetinin yaşadığı yere göre artıp azalabileceğini biliyor muydunuz? Aşağıda yer alan makalede yapılan boylamsal (uzunlamasına) araştırmalarda sosyal izolasyon şemasına sahip bireylerin, pozitif sosyal deneyimler neticesinde şemalarınında ilişkisel olarak azalma gözlemlendiği raporlanmıştır.

Cruwys, T., Di**le, G. A., Hornsey, M. J., Jetten, J., Oei, T. P., & Walter, Z. C. (2014). Social isolation schema responds to positive social experiences: Longitudinal evidence from vulnerable populations. British Journal of Clinical Psychology, 53(3), 265-280.

Şema Terapi ve Sosyal izolasyon Şeması;

Sosyal izolasyon şeması bulunan bireyler; tüm dünyadan ayrı, diğer insanlardan farklı ve/veya herhangi bir grubun veya topluluğun parçası olmama hissine sahiptirler. Kendilerinde nedenini açıklayamadıkları bir farklılık hissederler.

Bu bireylerin, topluluk söz konusu olduğunda kendilerini izole ya da dışarıda kalmış hissetmeleri olağandır çünkü bir şekilde diğer insanların onları dışladığına ya da dışlayacağına inanırlar. Sosyal ortamlardaki kaygılarının sebebi, kendilerini diğer insanlardan aşağıda görmelerinden kaynaklanır. Çoğunlukla bu insanların yaşam öykülerinde geçmişte zorbalığa uğrama, akranları tarafından dışlanma veya yakın olmayı beklediği bireyler tarafından suistimal edilme gibi hikayeler bulunur.

Sosyal izolasyon şeması ve kusurluluk şeması eş zamanda gözüken bireylerdenseniz, sosyal anksiyete bozukluğunun temel psikolojik dinamiklerinden birine sahip olabilirsiniz.

Önemli uyarı: Kendi kendinize teşhis koymayın, bir ruh sağlığı uzmanından konsültasyonda bulunun

“Kendi stres hormonlarına bağımlı olan yetişkinler; belirsiz, aşırı tepki olan, korku ve öfke nöbetleri ile dolu ortamla...
17/03/2021

“Kendi stres hormonlarına bağımlı olan yetişkinler; belirsiz, aşırı tepki olan, korku ve öfke nöbetleri ile dolu ortamlarda yetişen çocuklardır. Tedavi, bilinçsizce kaosu aradığımızı, bunu neden ve ne sıklıkla yaptığımızı fark ettiğimizde mümkündür. Bu farkındalıkla beraber zihnimize, bedenimize ve ruhumuza şu an da bulunduğumuz an da güvende olduğumuzu hatırlatabilir ve geçmişin sarmalından sıyrılabiliriz.” - Elif Ay

İyileştiğini düşündüğün bir şeyden etkilenmen ve tekrar tetiklenmen gayet normal. İyileşmek doğrusal/lineer değildir. Ka...
15/03/2021

İyileştiğini düşündüğün bir şeyden etkilenmen ve tekrar tetiklenmen gayet normal. İyileşmek doğrusal/lineer değildir. Kayma, tökezleme ve düşmeler iyileşmenin birer parçasıdır. Lütfen kendine karşı anlayışlı ve nazik ol.

Şema Terapi ve Uyumsuz Ebeveyn Modlarından ‘Cezalandırıcı ebeveyn modu’;Birey kendini makul olmayan ve ağır bir baskı al...
12/03/2021

Şema Terapi ve Uyumsuz Ebeveyn Modlarından ‘Cezalandırıcı ebeveyn modu’;

Birey kendini makul olmayan ve ağır bir baskı altına sokuyorsa, kendi ihtiyaçlarına izin vermiyorsa, kendi duygularını saçma buluyor veya kendini, bu ihtiyaç ve duyguları onaylamayan durumlar yüzünden değersizleştiriyorsa, aslında söz konusu olan uyum bozucu ebeveyn modlarıdır. Cezalandırıcı ebeveyn modu; kişinin kendisini değersizleştirmesi ile ilgilidir. Erken dönemde cezalandırılmış, alay edilmiş ya da istismar edilmiş çocuklar, sonraki dönemlerde yaptıkları en küçük hataları kabul edilemez olarak görebilir ve cezalandırılmayı hak ettiklerini düşünebilirler (Jacob ve ark., 2014).

Address

New Malden
KT3

Opening Hours

Monday 9am - 4pm
Tuesday 9am - 7pm
Wednesday 9am - 7pm
Thursday 9am - 7pm
Friday 9am - 7pm
Saturday 9am - 4pm

Telephone

+447818201511

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Psikolog Elif AY posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Psikolog Elif AY:

Shortcuts

Share

Category