Dr. Özlem Öztürk

Dr. Özlem Öztürk Aile Hekimliği ve Psikiyatri Uzmanı. Bilişsel davranışçı yönelimli bireysel psikoterapi, EFT

Kütüphanedeki Sessiz KitapAradan yıllar geçmiş.Mira, Yadyer’de bütün bilgelik eğitimlerine devam etmiş.Bulduğu her kitab...
10/08/2026

Kütüphanedeki Sessiz Kitap

Aradan yıllar geçmiş.

Mira, Yadyer’de bütün bilgelik eğitimlerine devam etmiş.

Bulduğu her kitabı okuyormuş.

Bilmediği hiçbir şeyi bırakmak istemiyormuş.

Bir gün ailesinin yanına dönmesine çok az zaman kala, Yadyer’in eski kütüphanesinde tozlu rafların arasında çok eski bir kitap bulmuş.

Kitabın kapağında yalnızca şu yazıyormuş:

“Hatırlayanların Kitabı.”

Merakla sayfalarını açmış.

Bu kitap, İlyer’in çok eski zamanlarında yaşanan iki büyük savaşın hikâyesini anlatıyormuş.

Ama onu diğer kitaplardan ayıran çok özel bir yanı varmış.

İçinde yalnızca savaşlar değil…

O savaşlarda yaşamış insanların isimleri…

Hayatları…

Sevdikleri…

Kayıpları…

tek tek yazıyormuş.

Mira’nın kalbi hızla atmaya başlamış.

“Acaba dedemin ailesi de burada var mı?”

diye düşünmüş.

Sayfaları çevirdikçe başı hafifçe ağrımaya başlamış.

Ama merakı daha güçlüymüş.

Bir ismin peşinden diğerine gitmiş.

Bir hikâyeden ötekine…

Sonunda dedesinin ailesini bulmuş.

Ve o anda dünya durmuş gibi olmuş.

Dedesinin babası…

Daha dedesi bir yaşındayken savaşta ölmüş.

Annesi ise bir yıl sonra salgın hastalıkta yaşamını yitirmiş.

Dedesi küçücük yaşta yapayalnız kalmış.

Onu ustaları büyütmüş.

Öğretmenleri yetiştirmiş.

İşte o an Mira’nın başındaki ağrı yavaş yavaş göğsüne inmeye başlamış.

Artık canı değil…

Kalbi acıyormuş.

Birden ninesinin yıllardır anlattığı bütün hikâyeler anlam kazanmış.

Dedesinin neden hep çalıştığını…

Neden sevgisini göstermekte zorlandığını…

Neden bazen öfkelendiğini…

İlk kez anlayabilmiş.

Sayfaları çevirmeye devam ederken başka bir hikâye daha okumuş.

Küçücük dedesi…

Bir gece çıkan büyük yangında…

Uyuyakalan ustasını kurtarabilmek için bulduğu her şeyi ateşe atarak onu uyandırmış.

İkisi de son anda kurtulmuş.

Mira’nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamış.

Kütüphanedeki sessizlik artık ona ağır geliyormuş.

Kalbin Hafiflediği GünMira, kitabı usulca kapatmış.Kütüphanenin büyük penceresinin önüne gidip oturmuş.Dışarıda güneş hâ...
08/08/2026

Kalbin Hafiflediği Gün

Mira, kitabı usulca kapatmış.

Kütüphanenin büyük penceresinin önüne gidip oturmuş.

Dışarıda güneş hâlâ parlıyormuş.

Kuşlar uçuyor…

Ağaçlar rüzgârla sallanıyor…

İnsanlar gülümsüyormuş.

Ama Mira’nın içinde başka bir dünya varmış.

Küçük dedesinin yalnızlığını hissediyormuş.

Sanki yıllar önce yaşamış o küçük çocuk, sessizce onun yanına oturmuş gibiymiş.

Mira uzun süre hiçbir şey söylemeden oturmuş.

Başındaki ağrı kaybolmuş.

Göğsündeki acı ise gözyaşlarıyla birlikte yavaş yavaş hafiflemeye başlamış.

Ne kadar zaman geçtiğini fark etmemiş.

Birden gökyüzüne bakmış.

Güneş batmaya hazırlanıyormuş.

“Nine ile dedem beni merak eder!”

diye fısıldamış.

Telaşla kitabı yerine koymuş.

Kütüphaneden çıkıp koşarak eve gitmiş.

O gece hiçbir şey anlatmamış.

Ne kitabı…

Ne gözyaşlarını…

Ne öğrendiklerini…

Ama ninesi de dedesi de onun gözlerine bakınca bir şeylerin değiştiğini anlamışlar.

Hiç soru sormamışlar.

Hiç konuşmamışlar.

Yalnızca birlikte sofraya oturmuşlar.

Bazen en derin anlayışın kelimelere ihtiyacı olmazmış.

Ve Mira o gece ilk kez şunu öğrenmiş:

Bir insanın davranışını anlamak için bazen onun çocukluğunu da duymak gerekirmiş.

O günden sonra dedesine baktığında artık yalnızca öfkesini değil…

İçinde hâlâ yaşayan küçücük, yalnız bir çocuğu da görebiliyormuş.

Ve işte o gün, Mira’nın kalbi biraz daha büyümüş. 🌿

Bilgeliğe YolculukEvvel zaman içinde, İlyer gezegeninde Miralya adında bembeyaz taşlardan kurulmuş bir şehir varmış.Bu ş...
06/08/2026

Bilgeliğe Yolculuk

Evvel zaman içinde, İlyer gezegeninde Miralya adında bembeyaz taşlardan kurulmuş bir şehir varmış.

Bu şehirde yaşayan insanlar çok uzun ömürlü olur, yüzlerce yıl yaşarlarmış. Çünkü onlar yalnızca bedenlerini değil, kalplerini de büyütmeyi öğrenirlermiş.

O şehirde Miray adında meraklı bir kız yaşarmış.

Herkes ona kısaca Mira dermiş.

Mira’nın saçları güneş ışığı gibi sarıymış. Gözleri ise gökyüzü kadar sakin ve merak doluymuş.

Miralya’daki bütün çocuklar gibi o da küçük yaşta pek çok eğitim almış.

Bitkileri öğrenmiş…

Yıldızları öğrenmiş…

Denizleri öğrenmiş…

Hayvanlarla konuşmayı öğrenmiş…

Kitapları okumayı ise herkesten çok severmiş.

Ama bütün bunlar ona yetmezmiş.

Kalbi yeni bilgiler ararmış.

Bir gün anne ve babası onu, İlyer’in en bilge şehirlerinden biri olan Yadyer’e göndermeye karar vermiş.

Çünkü orada yaşayan dedesi, yalnızca büyük bir bilge değil; aynı zamanda eski zamanların bütün hikâyelerini bilen bir öğretmenmiş.

Mira çok sevinmiş.

Yeni kitaplar…

Yeni insanlar…

Yeni bilgiler…

Onu bekliyormuş.

Yadyer’e vardığında ninesi onu sımsıkı kucaklamış.

Ninesi sıcak gülümseyen, sevgisini saklamayan bir kadınmış.

Dedesi ise bambaşkaymış.

Çok çalışır…

Çok az konuşur…

“Daha yapacak işimiz var.” dermiş.

Yorgun olduğunu söyler ama üzgün olduğunu hiç söylemezmiş.

Bazen de hiç beklenmedik bir anda öfkelenirmiş.

Mira bunu anlayamazmış.

“Neden bana kızıyor?”

“Neden beni anlamıyor?”

diye kendi kendine sorarmış.

Ama ne olursa olsun dedesini çok severmiş.

Çünkü dedesi ona yüzmeyi öğretirmiş.

Beraber saatlerce paten kayarlarmış.

Yeni oyunlar bulurlarmış.

Birlikte güldükleri günlerde bütün kırgınlıklarını unutacak kadar mutlu olurlarmış.

Yine de Mira’nın küçük kalbinde cevaplanmayan bir soru sessizce yaşamaya devam edermiş.

“Bilge dedem beni neden bazen hiç anlamıyor?”

Ve bu sorunun cevabı, onu hiç beklemediği bir yolculuğa çıkaracakmış…

Derler ki…Gün doğarken Miralya kıyılarına yaklaşan denizciler, önce şehrin beyaz evlerini değil, uzaktan yeşil bir taç g...
02/08/2026

Derler ki…

Gün doğarken Miralya kıyılarına yaklaşan denizciler, önce şehrin beyaz evlerini değil, uzaktan yeşil bir taç gibi görünen ağaçlarını görürlermiş.

Sonra rüzgâr onlara yasemin kokusunu taşırmış.

Ve yaşlı kaptanlar sessizce gülümseyerek genç denizcilere şöyle dermiş:

“İşte orası Miralya’dır…
Ateşi söndürmeyi değil, ateşin hiç doğmamasını öğrenen insanların ülkesi.”

Ve o gün bugündür, Miralya’nın Hatıra Müzesi’nin kapısı hiç kapanmamış.

Çünkü Miralyalılar bilirlermiş ki;

Hatırlanan acılar, geleceği koruyan bilgeliğe dönüşür.

🌿

Miralya’nın Küllerden Doğan MasalıDenizin sonsuz maviliğinin kıyısında, beyaz taş evlerin gün doğumunda altın gibi parla...
01/08/2026

Miralya’nın Küllerden Doğan Masalı

Denizin sonsuz maviliğinin kıyısında, beyaz taş evlerin gün doğumunda altın gibi parladığı Miralya adında bir ülke varmış.

Sokaklarında yasemin kokuları dolaşır, martılar çatılara konar, insanlar güneşi denizden doğarken selamlarmış. Şehir ağaçlarla çevrili, kuş sesleriyle doluymuş.

Ama Miralya her zaman böyle değilmiş.

Bir zamanlar çevresi sedir, çam ve köknar ormanlarıyla kaplıymış. Sonra uzun kurak yıllar başlamış; rüzgâr sertleşmiş, toprak susamış. Bir gün küçücük bir kıvılcım büyük yangınlara dönüşmüş.

İlk yangında ağaçlar, sonra kuşların yuvaları, ardından insanların çocukluk anıları yanmış. Gökyüzü günlerce kül renginde kalmış, deniz küllerin yansımasını taşımış ve insanlar doğanın da ağlayabileceğini anlamış.

O günlerde Mira adında küçük bir kız, yanan ormanlarda siyah bir tohum bulmuş.

Tohum ona şöyle fısıldamış:

“Beni yeniden toprağa koymadan önce, ateşin neden doğduğunu öğren.”

Mira bu sözü hiç unutmamış.

Bilgelerden, ormancılardan, denizcilerden, çobanlardan ve çocuklardan öğrenmiş. Sonunda anlamış ki ateş yalnızca bir kıvılcımla değil; ihmalle, unutmakla ve doğayı dinlememekle büyüyormuş.

Bunun üzerine bütün Miralyalıları bir araya toplamış.

Kimse birbirini suçlamamış.

Yaşlı bir bilge şöyle demiş:

“Asıl soru ateşi nasıl söndürürüz değil; ateş neden doğuyor?”

İşte o gün Miralya değişmeye başlamış.

Çocuklara doğayı korumak öğretilmiş. Su sarnıçları yapılmış, rüzgâr yolları izlenmiş, gözcü kuleleri kurulmuş, dereler ve kuşlar dikkatle gözlemlenmiş. İnsanlar doğayla savaşmayı değil, onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmiş.

Yıllar sonra Miralyalılar, eski ormanların bulunduğu dağları kaybettikleri canlıların sessiz hatırası olarak koruma altına almışlar. Şehirlerini ise baştan sona yaşayan bir bahçeye dönüştürmüşler.

Ağaçlar yeniden büyümüş.

Kuşlar geri dönmüş.

Kelebekler yeniden dans etmiş.

Sonra küçük bir müze yapılmış:

Miralya Orman Yangınları Hatıra Müzesi.

İlk salonlarda eski yangınların resimleri ve kadim tarihler yer alırmış.

Son salonda ise yangın resmi yokmuş.

Devamı yorumda 👇

Miralya – Denizin İçinden Geçen Şehir.     Ve yıllar sonra bir çocuk kitabın son sayfasını kapatıp annesine sorar:“Anne…...
18/07/2026

Miralya – Denizin İçinden Geçen Şehir.
Ve yıllar sonra bir çocuk kitabın son sayfasını kapatıp annesine sorar:

“Anne… Miralya gerçekten var mı?”

Annesi gülümser.

“Haritalarda yok.
Ama insanlar birbirini gerçekten dinlemeye başladığında…
Miralya biraz daha büyür.”

(Masalımızın tamamı bir önceki gönderide) 👈

Miralya – Denizin Kalbine Kurulan ŞehirÇok eski zamanlarda, haritalarda adı bile yazmayan bir yarımada varmış.Güneş her ...
16/07/2026

Miralya – Denizin Kalbine Kurulan Şehir

Çok eski zamanlarda, haritalarda adı bile yazmayan bir yarımada varmış.

Güneş her akşam denize inerken, kumları altın gibi parlar; geceleri ise sanki ışık hiç sönmezmiş. Ay doğduğunda bile kumların içinde ince bir aydınlık kalır, deniz ise karanlığın içinde sessizce ışıldarmış.

İnsanlar bu yere Miralya dermiş.

Miralya’nın evleri bembeyazmış.

Kale duvarları da…

Sokak taşları da…

Sanki şehir taşlardan değil de deniz köpüğünden yapılmış gibi görünürmüş.

Ama Miralya’yı dünyanın hiçbir şehrine benzetmeyen başka bir şey varmış.

Deniz, şehrin dışından dolaşmazmış.

Şehrin kalbinden akarmış.

Çanakkale Boğazı gibi, bir uçtan girer, diğer uçtan sonsuz denize kavuşurmuş.

Bu deniz beş ayrı yoldan geçermiş.

Her yol yalnızca yüzmeyi değil, insanın kendisini de öğretirmiş.

İlk yolun adı Eşik Kıyısıymış.

Kayalıkları nedeniyle herkes denize giremezmiş.

Sabırsız olanlar geri döner, beklemeyi bilenler ise ilk adımı atarmış.

İkinci yol Diyalog Kanalıymış.

Evler suya bakarmış.

Pencereler hiç kapanmazmış.

Burada insanlar konuşmayı değil, birbirini gerçekten duymayı öğrenirmiş.

Üçüncü yol Gelgit Bahçeleriymiş.

Deniz burada insanın kalbine göre yükselir, kalbine göre çekilirmiş.

Korkanların ayaklarının altından su çekilir, güvenenlerin önünde yeni yollar açılırmış.

Dördüncü yol ise herkesin en çok korktuğu yermiş.

Adı Sessizlik Geçidiymiş.

Uzun taş tünellerin içinden yüzülür, bazen hiçbir ışık görünmezmiş.

Fakat Miralya’nın yaşlıları hep aynı sözü söylermiş:

“Işığı görmek için değil, ışığı içinde taşımak için yüz.”

Tünelin sonunda küçük beyaz bir balkon varmış.

Oraya ulaşanlar denizden çıkar, güneşi selamlarmış.

Oranın adı Barış Terasıymış.

Rivayete göre o terasa ulaşan hiç kimse eskisi gibi olmazmış.

Devamı yorumlarda👇

🎭 Resital, 🎓 kongre ve 🤝 kongre sonrası workshop… Dolu dolu geçen, ilham veren bir dönemi geride bıraktık. ☀️ Şimdi ise ...
09/07/2026

🎭 Resital, 🎓 kongre ve 🤝 kongre sonrası workshop… Dolu dolu geçen, ilham veren bir dönemi geride bıraktık. ☀️ Şimdi ise enerji depolama, dinlenme ve yeni sezona hazırlanma zamanı. İyi tatiller! 💙

✨9. Uluslararası Sosyodrama Konferansı kapsamında düzenlenen Gala Gecesi, farklı ülkelerden gelen katılımcıları samimi b...
04/07/2026

✨9. Uluslararası Sosyodrama Konferansı kapsamında düzenlenen Gala Gecesi, farklı ülkelerden gelen katılımcıları samimi bir atmosferde buluşturdu.
Paylaşılan sohbetler, yeni dostluklar ve kültürler arası etkileşim, konferansın “Dünya Barışı İçin Kanat Olmak” temasını yalnızca konuşulan değil, birlikte yaşanan bir deneyime dönüştürdü. 💙



Nigar Etizer Karacık Yeliz Yavaş Peker Zeliha Pepir Filiz

Address

Kayserili Ahmet Paşa Caddesi. Dura Apt. No: 28/13 Merkez
Çanakkale
17900

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 10:00 - 20:00

Telephone

+905397384877

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Özlem Öztürk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Özlem Öztürk:

Shortcuts

Share