Pigedatr

Pigedatr 🛜 Online terapi
📕 Psikolojik bilgi ve destek
📘 Bilişsel davranışçı terapi
📗 Cinsel terapi

02/06/2026

Aynı sözleri söylersiniz, aynı duyguyu koyarsınız.
Ama karşınızdaki, kendi dünyasının izin verdiği kadarını duyar. Psikolojide buna algısal filtreleme denir.

Kişi, geçmişindeki yaralarına, güvensizliğine veya hazır oluşuna göre duyar.

Biri için “Seni seviyorum” yumurtadan çıkan en tatlı mesajken, diğeri için aynı cümle tehdit olabilir.

Sonuç mu?
Ne kadar iyi anlatırsanız anlatın, o sizi ancak kendi duygusal kapasitesi kadar anlayabilir. O yüzden anlaşılmamak bazen sizin değil, onun duvarlarının yüksekliğidir.

Ancak hazır olana dokunur sözler. Gerisi yumurta kabuğu gibi çatlar gider.

01/06/2026

Güvensizlik, ilişkilerde önce küçük görünür. Biraz kıskançlık, biraz fazla sorgulama, biraz alınganlık… Ama kökü şudur: “Yeterli değilim, terk edilirim.”

Bu korku aktif olduğunda, zihin tehdit taramasına geçer. Partnerin geç cevap vermesi, yorgun olması, biraz alana ihtiyaç duyması – hemen “benden uzaklaşıyor” olarak yorumlanır. İlişki, zamanla güvenli bir bağ olmaktan çıkar, sürekli kanıt aranan bir sınava dönüşür.

Oysa çoğu zaman bu güvensizlik partnerle ilgili değildir. Geçmişten, çocukluktan, bağlanma yaralarından gelir. Çözüm de karşı tarafı daha çok sıkmak değil; kendi iç dünyanla yüzleşmektir.

Seni terk etmeyecek olan, zaten gitmeyecek olandır. Onu test etmek zorunda değilsin.

23/05/2026

Başkalarının ne düşündüğünü, nasıl davrandığını veya sana nasıl baktığını kontrol etmek… imkânsızdır. Psikolojide buna içsel kontrol odağına sahibi olmak denir. Yani enerjini, değiştirebileceğin tek şeye harcamak: kendi davranışlarına, kendi seçimlerine, kendi doğruluğuna bağlıdır.

Dürüst olmak, bütünlükle konuşmak, iyi bir insan olmaya çabalamak… Bunlar senin kontrolünde olan şeylerdir. Başkalarının tepkileri ise asla kontrolünüzde değildir. Araştırmalar, içsel kontrol odağı yüksek olan kişilerin daha az kaygılı ve daha yaşam doyumu yüksek olduğunu gösterir.

Unutmamalıyız ki : Başkalarının görüşlerine hükmetmeye çalışmak, rüzgarı durdurmaya benzer. Yelkenlerini doğrultmak ise tamamen sana bağlıdır.

Kontrol etmekten vazgeçtiğinde, yaşamaya başlarsın.

08/05/2026

Bazı insanlar, başlarına gelen her şeyden başkalarını sorumlu tutar.

Oysa psikolojide buna mağdur zihniyeti denir. Kişi, kendi seçimlerinin sorumluluğunu almak yerine, dışarıda bir suçlu aramayı tercih eder. Çünkü suçlamak, yüzleşmekten daha kolaydır.

Ancak unutulmamalıdır: Sorumluluk almak, suçlanmak değildir. Kendi hayatının kontrolünü eline almak, en büyük özgürlük adımıdır. 40 yaşına geldiğinde hâlâ birilerini suçluyorsan, belki de aynanın karşısına geçip konuşman gereken tek kişi kendindir.

Mağdur olmak bir kimlik değil, bir alışkanlıktır. Ve her alışkanlık gibi, değiştirilebilir.

20/04/2026

Bazen en çok yoran şey, yaptıklarımız değil; yaparken görülmememizdir. Işık oluruz, ısıtırız, yetişiriz, tükeniriz. Ama kimse “dur” demez. Çünkü hep ayakta görünmek zorundayızdır.

Psikolojide buna duygusal emek deriz: kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırıp sürekli başkalarının taleplerine yetişmeye çalışmasıdır.

Oysa en büyük iyileşme, birinin “bırak, şimdi sen dinlen” dediği andır.
Bir elin yüzüne dokunması, bir sessizlikte anlaşılması… İşte o an yeniden toparlanmak mümkün olur.

Kadın erir ama kül olmaz. Her gece yeniden şekillenir…
Bazen tek ihtiyacı olan, yanında biri otursun, hiçbir şey yapmasın… Sadece yanında dursun …

Her ne kadar yüzeysel bir ilgi olsa da devamında bir nasılsın denmelidir.

Çünkü Işık verenin kendine de ışık düşmeyebilir. Ancak biri ona dönüp “sen de yoruldun” derse… 😍

18/04/2026

Kazanmak her şey değildir. Ama kaybetmek de hiçbir şey değildir.

İnsan beyninin en temel gelişim mekanizmalarından biri de deneme-yanılma yoluyla öğrenme biçimidir. Beynimiz hata yaptığımızda daha fazla nöral bağlantı kurar ve bu sayede kalıcı öğrenme gerçekleşir.

Kendini “başarısız” olarak etiketlemek, aslında öğrenme sürecini durduran en büyük engeldir. Oysa farklı şeyler denemeye devam eden herkes, er ya da geç kazanmayı öğrenir. Çünkü başarısızlık bir kimlik değil bir veridir. Sana neyin işlemediğini söyler.

Denemeye devam etmeli ve vazgeçmemelidir insan.
Unutulmamalıdır ki; En bilge insanlar, en çok kaybedenler değil, kaybettiklerinde pes etmeyenlerdir…

Başarı, hiç düşmeyen değil, her düştüğünde kalkmasını bilendir.

17/04/2026

İlerleme sandığımız gibi çizgisel değildir.

Psikolojide buna iyileşme dalgalanmaları deriz. Bir gün %90 mutlu, ertesi gün %40 bitkin olabilirsin. Bu gerileme değildir, insan olmaktır.

Kendine karşı şefkatli olan kişilerin, mükemmeliyetçilere göre uzun vadede çok daha sağlıklı ilerlediği gösteriliyor. Çünkü düşüş günlerinde pes etmiyorlar, sadece “bugün böyle” deyip ertesi gün yeniden deniyorlar.

Önemli olan her gün zirvede olmak değil; düştüğünde kalkmayı bilmek, kendine rağmen devam etmektir.

Peki sen bugün yüzde kaçlık bir haldesin? Yorumlara yaz 🙃

Mesele mükemmel olmak değil, yolun yarısında vazgeçmemektir.

11/12/2025

Aslında olan karşınızdaki kişinin değil de sizin açınızdan nesnelerin yer değiştirilmesidir. Acı tarafı bir gün bunları fark ettiğiniz andır…

Değişim istekle başlar. Dayatma ile değil .

11/12/2025

Gün içine stratejik olarak serpiştirilmiş 1 ila 5 dakikalık bilinçli molalar (
gerçek bir kahve molası,
pencereden dışarı bakarak 10 derin nefes almak,
kısa bir esneme,
sevdiğiniz bir şarkının ilk 2 dakikasını dinlemek gibi),
uzun tatil molalarına kıyasla günlük tükenmişlik ve stresi azaltmada daha etkili olduğunu gösteriyor!

Bu molalar, kronik stresin birikmesine izin vermeden sistemi sıfırlıyor.

Deneyin: Bugün 3 mikro mola planlayın ve farkı hissedin.

#2025

Kaynak: Costa, P. (2025). The Efficacy of Micro-Recovery Breaks... Journal of Occupational Health Psychology.

Address

Adana

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Pigedatr posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Pigedatr:

Share

Category