19/08/2026
Bazen bir başkasını severken fark etmeden ondan bizi tamamlamasını bekliyoruz. Eksik olduğumuzu düşünüyor, onun sevgisini kendimize ait bir bütünlüğün kanıtı gibi görüyoruz.
Oysa ben artık sevgiyi biraz daha farklı görüyorum.
Bir başkası hayatıma geldiğinde beni tamamlayan biri değil; zaten içimde var olan parçaları daha görünür kılan biri olsun istiyorum. Çünkü insan, yarım bir hayatın eksik parçasını bulunca tamamlanmıyor. Bazen kendine döndüğünde, kendi varlığının içinde zaten ne kadar çok şey taşıdığını fark ediyor.
Kusurlarımız da bunun bir parçası.
Kendimi yalnızca güçlü, güzel, başarılı ve iyi olduğum zamanlarda sevmek istemiyorum. Yorulduğum, hata yaptığım, kararsız kaldığım, bazen kendimi bile anlayamadığım hâlimle de kendime yer açmak istiyorum. Çünkü insanın bütünlüğü kusursuz olmasından değil, kendisinin hiçbir parçasını dışarıda bırakmamasından geçiyor.
Belki de huzur, hayatımıza hiç kimsenin girmemesi değil; biri geldiğinde de gitmesinden korkmadan, bizi sevdiğinde de sevmediğinde de kendi içimizde kalabilmek.
Bir ev düşünün…
Kapısını açtığınızda içeride sizi bekleyen biri yok diye ev eksik değildir. Ev, önce sizin yaşadığınız yerdir. Bir başkası geldiğinde ışığı çoğalabilir, odaları güzelleşebilir, kahkahalarla dolabilir. Ama evin anlamı, yalnızca birinin içeride olmasına bağlı değildir.
Ben kendi içimde böyle bir ev olmayı öğreniyorum.
Birinin sevgisiyle güzelleşebilirim ama sevgisiyle var olmam.
Birinin yanında huzur bulabilirim ama huzurun tek kaynağı o değildir.
Birinin kusurlarımı kabul etmesini isteyebilirim ama önce kendi kusurlarıma şefkatle bakmayı öğrenirim.
Çünkü gerçek yakınlık, “Sen olmadan eksik kalırım.” demekten çok,
“Seninle hayatım güzelleşiyor ama ben, sen olmadan da kendim olarak kalabiliyorum.” diyebilmektir.
Ve belki sevginin en huzurlu hâli tam da budur:
Birbirinin eksiklerini kapatmaya çalışmak değil, iki ayrı bütün olarak yan yana durabilmek.
Kendini tamamlamak için bir başkasını bekleme.
Bazen aradığın huzur, birinin sana gelişinde değil; kendine geri dönüşündedir.