oct

Ekranın Ötesindeki Gölge: Modern Anlatıların Psikolojik AnatomisiSon yıllarda film ve dizilerle kurulan ilişki, ne yazık...
13/02/2026

Ekranın Ötesindeki Gölge: Modern Anlatıların Psikolojik Anatomisi
Son yıllarda film ve dizilerle kurulan ilişki, ne yazık ki sadece bir “vakit geçirme” eylemi olarak görülmeye başlandı. Oysa gerçek bir anlatı, sadece zamanı tüketmek için değil; insanı inşa etmek, ona yeni bir perspektif sunmak ve zihninde bir ufuk açmak içindir. Bugünün içeriklerinde eksik olan şey tam olarak bu: Ruhumuza dokunan bir mana yerine, zihnimizi uyuşturan bir hız...
Bu yazı; herhangi bir ismi veya kurumu hedef almadan, ekrandan ruhumuza akan bu dijital nehrin yönünü anlama çabasıdır.
1. Anlatıların Psikolojik Yükü: Tamamlanamayan Hikâyeler
Eskiden hikâyeler bir limandı; bir çatışma başlar, fırtınalar kopar ama sonunda o gemi bir anlam limanına yanaşırdı. İzleyici, hikâyenin sonunda düşünsel bir olgunluk ve duygusal bir “tamamlanma” hissederdi.
Bugünün anlatıları ise bizi açık denizde, bitmeyen bir fırtınanın ortasında bırakıyor. Sürekli kriz, çözümsüzlük ve kronik bir güvensizlik duygusu... Bu durum izleyiciyi farkında olmadan “sürekli tetikte olma” haline sürüklüyor. Ekran kapandığında bile o huzursuzluk, ruhun bir köşesinde yankılanmaya devam ediyor.
2. “Normal”in Sessiz Dönüşümü ve İnsan Tasviri
Gözümüzün önünden geçen her tekrar, zamanla gerçeklik algımızı da şekillendirmeye başlar; başlangıçta bizi sarsan sahneler, uzun süreli maruziyetle sessizce “tanıdık bir normale” dönüşür. Güncel yapımlarda karakterler; genellikle derin bir yalnızlığın, keskin bir çıkar odağının ve ahlaki belirsizliğin içine hapsediliyor.
Sürekli ihaneti, sevgisizliği ve anlamsızlığı izlemek; zamanla bu kavramları hayatın “tek gerçeği” gibi algılamamıza neden olabilir. Bu tür temsillerin uzun vadede toplumsal değerler ve insan ilişkileri üzerindeki olası etkileri, sosyolojik açıdan dikkatle incelenmesi….
Devamı 👉olcaycengizturan.com

Yaş Sınırı Olmadan öğrenme: İnsan beyni, yaşam boyunca değişen, uyum sağlayan ve yeniden şekillenen olağanüstü, dinamik ...
25/10/2025

Yaş Sınırı Olmadan öğrenme: İnsan beyni, yaşam boyunca değişen, uyum sağlayan ve yeniden şekillenen olağanüstü, dinamik bir yapıdır. Bu esnekliğin temelinde “nöroplastisite” adı verilen evrimsel bir yetenek yatar. Nöroplastisite, beynin sinaptik bağlantıları yeniden düzenleyebilme, yeni yollar kurabilme ve gerektiğinde eski, işlevsiz bağlantıları sönümleyebilme kapasitesidir.
Uzun yıllar boyunca bilim dünyasında, beynin gelişiminin yalnızca çocukluk döneminde tamamlandığı ve yetişkinlikte neredeyse “sabit” kaldığına dair yanlış bir inanç hakimdi. Oysa modern nörobilim, bu paradigmayı kökten değiştirdi. Bugün biliyoruz ki:
Beyin, yaş kaç olursa olsun, deneyim, öğrenme ve çevresel etkileşimlerle kendini yeniden şekillendirmeye devam eder....
Yazının devamı👉🏻 Yaş Sınırı Olmadan Öğrenme | Olcay Cengiz Turan | OCT

Dijital Çağın Beynimizde Yarattığı Sessiz Devrim   21.yüzyılda ekranlar, yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bilg...
19/07/2025

Dijital Çağın Beynimizde Yarattığı Sessiz Devrim

21.yüzyılda ekranlar, yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bilgisayar, telefon, tablet ve televizyon gibi dijital araçlar, bilgiye erişimi kolaylaştırırken, beynimizin işleyişini de temelden dönüştürüyor. Ancak bu dönüşümün tüm yönleri olumlu değil. Dijital ekranlara maruz kalma süresi, beynin dikkat, hafıza, duygusal düzenleme ve hatta sosyal becerilerle ilişkili yapılarında önemli değişimlere yol açabiliyor…. Yazının devamı için www.olcaycengizturan.com
süresi #

Ayna Nöronlar: Empatiden Ekrandaki Duygulara, Zihnin Yansıtıcı GücüBeynimiz İzlerken de Yaşar mı?Birinin acı çektiğini g...
09/07/2025

Ayna Nöronlar: Empatiden Ekrandaki Duygulara, Zihnin Yansıtıcı Gücü
Beynimiz İzlerken de Yaşar mı?
Birinin acı çektiğini gördüğümüzde içimiz burkulur, sanki kendi başımıza gelmiş gibi hissederiz.
Ya da televizyon karşısında gözyaşı döktüğümüz bir film sahnesi, bir çocuğun sevinç çığlığı ya da bir annenin gözlerindeki umut...
Tüm bu hisler yalnızca duygusal bir eğilim değil; beynimizin özel bir sisteminin, ayna nöronların iş başında olduğunun göstergesidir.

👉 Yazının devamı için: www.olcaycengizturan.com

İleri Yaşta Hipokampusta Günlük Nöron Oluşumu: Umudun Bilimsel TemelleriYetişkinlik döneminde beynin gelişimini tamamlad...
07/07/2025

İleri Yaşta Hipokampusta Günlük Nöron Oluşumu: Umudun Bilimsel Temelleri
Yetişkinlik döneminde beynin gelişimini tamamladığı ve artık yeni nöron oluşmadığı görüşü uzun yıllar boyunca kabul gördü. Ancak 1990’lardan itibaren yapılan çığır açıcı araştırmalar bu görüşü değiştirdi.
Beynin hipokampus bölgesinde —özellikle dentat girusta— yaşam boyu süren nörogenez olduğu artık bilimsel olarak kesinleşti. Üstelik bu süreç ileri yaşta da devam edebiliyor.

Devamı için 👉 www.olcaycengizturan.com


👶 Yenidoğanlarda Temas İletisiHayatın ilk dakikaları, yalnızca bir geçiş değil; anneyle kurulan ilk bağın, duygusal ve f...
06/07/2025

👶 Yenidoğanlarda Temas İletisi
Hayatın ilk dakikaları, yalnızca bir geçiş değil; anneyle kurulan ilk bağın, duygusal ve fizyolojik uyumun temelidir.

Bebek, doğar doğmaz – tercihen kordon kesilmeden – annenin çıplak göğsüne yerleştirildiğinde, kalp sesini duyar, tenini hisseder ve dünyaya daha sakin bir geçiş yapar.

Bu temas, bebeğin vücut ısısını dengeler, nefes alışverişini düzenler ve emme refleksini desteklerken, anne için de oksitosin salınımını artırarak emzirmeyi kolaylaştırır.

🌿 Bu bağ, bilimsel olduğu kadar içgüdüseldir.
📖 Yazının tamamı: www.olcaycengizturan.com

İnsan evrimleşdikçe doğaya üstünlük sağlayıp ona egemen olabileceği yanılsamasına kapıldığında hesap edemediği bir şey v...
10/10/2024

İnsan evrimleşdikçe doğaya üstünlük sağlayıp ona egemen olabileceği yanılsamasına kapıldığında hesap edemediği bir şey vardı. Doğadan kopmanın insanı gezegenin en yalnız ve kırılgan varlığı haline getirebileceği. Doğanın yerine başka bir şey koyması gerektiğini fark ettiğinde de kendi tuzağını yaratmış oldu.
Adına uygarlık dediği üst sistemleri geliştirdi ve bu sistemler zamanla insana egemen olup onu kendi mülkü haline getirdi. Bunu yaparken de başlangıçta ki doğa insanının niteliklerini ruhunun derinliklerine kapatıp, bizleri kendi talepleri doğrultusunda şekillenmiş varlıklar haline getirdi. Hayatımızın başlangıcında ki masum ve içgüdüsel varlık derinlerde tutsak, Arada fırsat bulursa kısa süreliğine ya da bir an için gün ışığına çıkıyor, ama genellikle başıboş halde bir görünüp sonra yine kayboluyor. Dolayısıyla kendimiz sandığımız yüzeydeki varlık, Sistemin onayı olmadan varlığını sürdürmeyeceği, istemediği durumlarda bile onu memnun edecek şekilde davranmaya çalışmak zorunda. Dolayısıyla kendimiz sandığımız yüzeydeki varlık, üst sistemin onayı olmadan varlığını sürdüremeyeceği için, istemediği durumlarda bile onu memnun edecek şekilde davranmaya çalışmak zorunda. Üs sistemin ilk tanıştığımız temsilcisi anne. Geleneksel yapısını hala sürdüren Amerika yerlerinde çocuk sadece biyolojik ana babasının değil, tüm kabilenin çocuğudur. Uygar toplumlarda ise, önce sistem sıkıntısının en altındaki annenin mülkü olarak hayata başlar, sonra da tüm sistemin tutsağı olarak hayatı sürdürürüz. çocuk annesine kızsa dahi bu duygusunu bastırıp beklentilere uygun davranmak zorundadır. Yani çoğu zaman öyledir. çünkü ona bağımlılıdır, bakımını, güvenliğini o sağlar. bu yetmiyormuş gibi anneye baba da katılır, kendi talepleriyle. ve uygar insanın iki yüzlülüğü böylece başlamış olur. Dış dünyaya karşı iki yüzlülük, kendimize karşı iki yüzlülüğü de kapsar ve hayatımızın omurgası haline gelir. Bizi kızgın yapan da işte bu iki yüzlülüke katlanmak zorunda olmak…
Engin Geçtan(Orada Bir Arada s*f 30)

Gün doğarken…güzel bir gün olsun.
28/09/2024

Gün doğarken…güzel bir gün olsun.

Bundan yirmi yıl sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Demir alın ve güve...
14/09/2024

Bundan yirmi yıl sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Demir alın ve güvenli limanlardan çıkın artık... Rüzgarları arkanıza alın araştırın, hayal edin ve keşfedin MARK TWAIN.

Olgun olmayan sevgi seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var der. Olgun sevgi ise sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum...
27/07/2024

Olgun olmayan sevgi seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var der. Olgun sevgi ise sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum der.
Erich Fromm

Address

Alsancak

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when oct posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share