08/06/2026
Normalde dinleme alışkanlıklarıma çok uyan bir tür olmasa da, Bir Rüya’yı çok seviyorum. Bir de onu plakta dinlemenin bambaşka bir keyfi var. Sosyal medyanın o “kusursuz ve pürüzsüz” akan akışına baktıkça, hayatın asıl ritminin bu plağın üzerindeki küçük cızırtılarda gizli olduğunu düşünüyorum ve kendime bunu hatırlatıyorum. Çünkü benim için de gerçek hayat sadece bu gülümseyen fotoğraflardan ibaret değil. Düştüğüm, kırıldığım, yorulduğum anlar da en az bu neşeli kahkaham kadar bana ve yolculuğuma dair.
Bazen canımı sıkan bir olay yaşadığımda benim de zihnim o yanılgıya düşüyor. Sanki tüm hayatım ve geleceğim o kötü andan ibaretmiş gibi hissediyorum. Oysa durup kendime hatırlatıyorum: Yaşadığım zorluklar sadece birer durak, yolun tamamı değil. Bir dönemimin kötü geçmesi, kötü bir hayatım olduğu anlamına gelmiyor. O anlık fırtınayı alıp tüm yaşamımın rengi haline getirmemeye, her an “harika” hissetmeye çalışmak yerine o zor, can acıtıcı duyguya da içimde yer açmaya çalışıyorum.
Tıpkı sırf içindeki tek bir hüzünlü şarkı yüzünden çok sevdiğim bir albümü tamamen çöpe atmadığım gibi… Pikapta dönen “Bir Rüya” da elbet bitiyor ve yerini yeni bir ritme, yeni bir şarkıya bırakıyor 🤍