Prof. Dr. Kutay Biberoğlu

Prof. Dr. Kutay Biberoğlu Such is life.. Kadın Sağlığı Kliniği

Demans riskinizi artırabilecek ilaçlarhttps://www.youtube.com/shorts/O8VnrBg6IIk?t=53&feature=shareDemansin Türkçe karşı...
03/06/2026

Demans riskinizi artırabilecek ilaçlar
https://www.youtube.com/shorts/O8VnrBg6IIk?t=53&feature=share
Demansin Türkçe karşılığı bunama. Hafıza, iletişim kurma, planlama ve problem çözme yetilerinde azalma, kısaca kafa karışıklığı diyebiliriz.
İleri yaş ve genetik, değiştirilemeyen en büyük risk faktörleridir. Ancak Akdeniz tipi beslenme, fiziksel olarak aktif olma, sigara/alkol kullanmama ve düzenli zihinsel aktiviteler yapmak riski azaltabilir veya geciktirebilir. Bazı ilaçlar hastalığınızı tedavi ederken aynı anda beyin sağlığınız için yararlı ya da yararlı olmayan etkiler de yapabilirler. Örneğin yağ düşürücüler (statin) ve anti-hipertansifler verilme amaçlarına hizmet ettikleri gibi demans için de önleyicidirler. Besin destek ürünü olarak marketlerde bile reçetesiz satılan güya “sağlıklı yaşam ürünleri” farkında olmadan size zarar da verebilirler çünkü üretimde standardizasyon, içerik ve doz kontrolu yapılmamaktadır.
Anti-kolinerjik ilaçlar- Bir sinir kimyasalı olan dikkat ve hafıza için önemli olan asetilkolin aktivitesini bloke eden bu grup ilaçlar, KOAH gibi kronik obstrüktif akciğer hastalarına, tuvalete koşarken idrarını kaçıran aşırı aktif mesanesi olanlara, mide barsak kramplarına karşı ve Parkinson hastalarına verilirler.
Anti-histaminik ilaçlar – Allerji ilaçları olarak ya da uykuya yardımcı olarak verilirler. Yaş alan insanlarda bu tür ilaçlar düşme riskini de artırır. İkinci nesil Claritin, Zyrtec gibi antihistaminikler antikolinerjik etkileri olmadığı için mevsimsel allerjiler için tercih edilmelidirler.
Antips*kotik ilaçlar – Mental sağlık ilaçları ve demans bağlamında “yumurta mı tavuktan – tavuk mu yumurtadan” ikilemi geçerlidir. Antips*kotikler mi demans riskini artırıyor yoksa bu ilaçların reçetelenme nedeni olan depresyon ve ps*koz gibi sorunlar mı zaten demansa eğilim yaratıyor? Zaten demansı olan yaşlı insanlara ps*kiatrik yakınmaları için verilecek antips*kotikler ölüm riskini artırmaktadır. Hiç kuşkusuz şizofreni tanısıyla reçetelenmiş antips*kotik ilaçların kullanılması kaçınılmazdır ve yararı olası zararından daha fazladır. Özetle, yaş alan insanlara antips*kotik yazarken daha dikkatli olunması ve yazılmışsa yakından takibi gereklidir.
Benzodiazepinler – En çok uyku sorunları ve anksiete için verilen bu grup mental sağlık ilaçları da sinir hücreleri arası iletişimi ve sonuçta beyin aktivitesini baskılarlar. Bilişsel bozulma, delirium ve düşme riski taşırlar. Erken demans belirtilerine yol açtıkları iddia edilse de ilacın mı yoksa ilacın verilme sebebini oluşturan altta yatan asıl sorunun mu riski artırdığı tartışılmaktadır. Örneğin bel ağrısı gibi tamamen farklı bir nedenle benzodiazepin kullananlarda demansa eyilim gösterilememiştir.
Proton P***a Inhibitörleri – Reflü gibi mide asitinin yemek borusuna kaçması durumunda reçetelenen bu ilaç grubunun yan etkisi olarak mı demans riski taşıdığı yoksa reflünün yol açtığı B12 eks*kliğinin mi sorumlu olduğu tartışmalıdır.
Bazı ağrı kesiciler – Opioid türevi narkotik ağrı kesiciler ve nonsteroid antiinflamatuar (NSAID) ilaçların mı, kronik ağrının mı demans riskini artırdığı tartışmalı ise de sürekli ve yüksek dozda kullanan yaşlıların yakından izlenmesi şarttır.
65 yaş ve üzeri bireylerde ve özellikle demansla bağlantılı olarak düşme, olabilecek en tehlikeli komplikasyondur, kalça kırığı ve kafa travmasına yol açarak ölüm riskini artırır.
Bir kere daha tekrarlamak gerekirse uzun ve sağlıklı yaşam için çocukluktan başlayarak sağlıklı beslenme, spor, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak temel gereksinimlerdir.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
03.06.2026
Ankara

Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.

https://www.youtube.com/shorts/1C3JpZQ5zDg?t=133&feature=shareBeyin sisinizi dağıtıp önünüzü görmeniz için önerilerUnutk...
30/05/2026

https://www.youtube.com/shorts/1C3JpZQ5zDg?t=133&feature=share
Beyin sisinizi dağıtıp önünüzü görmeniz için öneriler
Unutkanlık 65 yaş sonrasında özellikle kadınlarda yüzde 40’a varan sıklıkta yaş almanın bir belirtisi olabilir. Beyin sisi unutkanlıktan farklıdır. Bilişsel bozulma, zihinsel berraklık kaybı, bir konuya odaklanamama sorunu özellikle menopoz sonrasında sıkça yakınılan beyin sisinin örnekleridir. Estrojen ve progesteron hatta bazen testosteron eks*kliği özellikle beyin sisi etkeni olarak suçlanabilir ve önlemi ve doğal olarak tedavisi menopoza girildikten sonraki 10 yıl içinde dışardan eks*k olan hormonların verilmesidir. Eksilen cinsiyet hormonlarının yerine konulması dışında günlük yaşam tarzınızda siz kendiniz hangi değişiklikleri yaparak beyin sisini dağıtabilirsiniz?
Beyin bilimciler bazı basit aktivitelerle beyin sisinin önüne geçilebileceğine inanıyor. Motto : beyin yenilikleri ve biraz da sıkı çalışarak zorlanmayı sever. Zorlukları aşıp artık tekdüze bir yaşama geçiş dönemine girmiş, sabah uyanıp da bugün ne yapsam acaba diye düşünmeye başlamışsanız aslında beyin aktivitesi için olumsuz bir süreç başlamış demektir. Beyininiz aslında güçlüklerle savaşmaya programlanmıştır.
OKUYUNUZ – Konuya aşina olmak bilişsel yükü azaltır, dolayısıyla önceden severek okuduğunuz favori kitaplarınızı tekrar okumayı deneyin. Okurken sessiz ortamları seçin. Sesli kitap dinleyerek gözlerinizi dinlendirebilir, evdeki hafif günlük işlerinize de devam edebilirsiniz. Bir oturuşta tümünü okuyabileceğiniz kısa öyküler ya da kısa bölümlerle devam eden kitaplar tercih edin. Okurken ya da dinlenirken yorgunluğa fırsat tanımadan s*k sık ara verin. Yazarın duygularına, yorumlarına, fikirlerine katılmasanız da onu anlamaya çalışın. Okuduklarınızı günlük yaşamınıza uygulamayı deneyin. Yabancı dil biliyorsanız Dr. Sabina Brennan'ın “Beyin sisini yenmek” “Beating Brain Fog” kitabını okumayı deneyiniz. Kitap kulüpleri hem yeni insanlar, yeni ortamlar tanımanızı sağlarken aynı zamanda ortak okunan kitaplara farklı yorumlar dinlemenizi sağlar.
AÇIK HAVAYA ÇIKIN – Beyin sağlığınız için hobilerinizi açık havada gerçekleştirin. Doğayla içiçe yapılan her aktivite –yürüyüş-bis*klete binmek- stresi azaltır, duygularınızı düzenler, zihninizi ve ruhunuzu dinlendirir. Dışarı çıkamadığınız zamanlarda bile doğa manzaralarını izleyin, doğayı dinleyin, içinde yaşadığınızı varsayın.
TOPLUMSAL BİR AMACA GÖNÜLLÜ OLUN – Gönüllülük Belediye ya da Kadın kulüplerinin çevre-bahçe düzenleme aktivitesine katılmak şeklinde olabileceği gibi çocuk gruplarına rehberlik, engelli kişilerle sosyalleşme-okuma seansları düzenleme şeklinde de olabilir.
OYUN SEANSLARI ORGANİZE EDİN – İnternet üzerinden çevrim içi bulmaca çözme, kelime oyunu ve benzerleri ile beyin aktivitenizi çalıştırabilirsiniz. Daha iyisi, aslında ideali, konfor bölgenizin sınırlarını zorlayıp evinizde ya da ev dışı kafe ya da pub gibi bir ortamda oyun geceleri düzenlemektir. Bu yöntem yeni insanlar tanımak ve çevrenizi genişletmek amaçlarına da hizmet eder.
BIR MÜZIK ALETI ÇALMAYI ÖĞRENINIZ- Böylece beyninize yeni bir bilgi işleme, hafıza oluşturma, ritm ve örüntü tanıma, beceri geliştirme görevi yüklemiş olursunuz. Başlangıçta ne demiştik? Beyin yeniliği öğrenmeyi ve öğrenirken de zorlanmayı sever. Müzik aleti çalanların beyinlerindeki gri cevher miktarı artmıştır. Müzisyenlerin önemli ölçüde daha az bunama ve Alzheimer geliştirdiğini biliyor muydunuz?
YENİ BİR YABANCI DİL ÖĞRENİN – Ana dilinize ek yeni bir dil öğrenmek bunama başlangıcını en az 4-5 yıl geciktirir. Dualingo ile başlamak için hiç bir zaman geç değildir.
DANSA BAŞLAYINIZ – Her ne kadar fizik aktivitelerin her türü yararlı olursa da sadece dans etmenin demansa karşı en fazla koruyucu olduğu karşılaştırmalı kontrol gruplu bilimsel çalışmalarda kanıtlanmıştır. Hayatınızda hiç dans etmemişseniz yeni başlayanlar için öğrenme dostu Zumba ile başlayabilirsiniz.
HOBİLERİNİZİ DEĞİŞTİRİNİZ – Yürümeyi ya da daha iyisi bis*klete binmeyi seviyorsanız en azından yolun güzergahını değiştirin. GPS kullanmadan yol bulmaya çabalayın. Kard oyunları seviyorsanız Sudoku’yu, satrançı eklemeyi deneyin. Hobi değiştirmek zihinsel esnekliği geliştirir.
Unutmayınız. Yaşlılığa hazırlık çocukluktan başlanarak sağlıklı yaşam tarzı benimseyerek olur. Çocukluktan ve gençlikten başlamamışsanız, zararı yok, şimdi sağlıklı yaşama geçin. Sigara ve alkol alışkanlıklarınızı hemen bırakın. Evde kalmayın. Aktif olun. Zararın neresinden dönülürse kardır. Dışardan avuç avuç vitamin, mineral, ek besin desteği alarak köşe dönme gayretleri çalışmaz. Sağlıklı kalın.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
30.05.2026
Ankara

Beyin sisinizi dağıtıp önünüzü görmeniz için önerilerUnutkanlık 6...

Longevity ürünleri gerçekten yaşamı uzatır mı?https://www.youtube.com/shorts/zTYG3fGnxYY?t=16&feature=shareNikotinamid a...
28/05/2026

Longevity ürünleri gerçekten yaşamı uzatır mı?
https://www.youtube.com/shorts/zTYG3fGnxYY?t=16&feature=share
Nikotinamid adenine dinükleotid (NAD+) her canlı hücrede bulunan yaşamsal bir koenzimdir. Hücrenin enerji kaynağını sağlar, DNA’sını onarır, metabolizmasını yönetir. İddia yaşla giderek azalması, dışardan verilmesi halinde yaşlanmayı durdurup sağlıklı yaşamı desteklemesi. Dışardan gıda destek ürünü olarak verildiğinde hücreden emilebilmesi için moleküler yapısı çok büyük olduğundan ya ön maddesi şeklinde ya da damardan verilmesi gerekir.
Erkek ya da kadın özellikle kameraların karşısında her gün gördüğümüz meşhurların tamamı NAD+ kullandığını açıkça söylüyor ve reklamını yapıyor. “Fonksiyonel tıp”çılar fındık fıstık gibi avuç avuç “hasta”larına öneriyorlar. Bu arkadaşların işi çok kolay; normal hücre döngüsünde fizyolojik olarak hangi enzim, koenzim, mineral, element, vitamin varsa her birisinin dışardan verilmesi durumunda hayatın uzayacağını ve sağlıklı geçeceğini iddia ediyorlar. Bu sektör çok büyük ve global bir endüstri ve karşılıklı “al gülüm ver gülüm” esasına gore ticareti büyüyerek sürüyor. Karşılaştırmalı, takipli, güvenilir, büyük sayıda katılımlı, kısaca bilimsel hiç bir çalışmaları yok. Sağlıklı yaşamı uzattıkları kesinlikle gösterilmiş ama kimlerde? Maya, solucanlar ve farelerde. Güya etkili olduklarını gösteren küçük gözlemsel insan veya hayvan çalışmalarına atıfta bulunarak merdiven altı üretim ile dozu, saflığı, içeriği şüphe götürür, ilaç kategorisinde olmadığı için standardizasyonu yapılmayan, neredeyse bedavaya mal olan üretimlerini fahiş fiyatlara pazarlıyorlar. Her gün görsel ve yazılı basında, sosyal medyada, “ünlü” “profesörler” ve “meşhur” “halka malolmuş” kişiler tarafından pazarlanıyorlar. Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış, önemli ve yaşamsal hastalıkları tedavi edebilen gerçek ilaçların ve gerçek hekimlerin medyada tanıtımı sağlık bakanlığı ve adli merciler tarafından kontrol edilip yasaklanırken diğerlerinin serbestçe pazarlanması tam da ticaret üzerine kurulmuş siyasi ve sosyal ortama uygun şekilde yürütülegelmektedir. Gerçek ilaçlar eczanelerin küçük bir köşesine sığdırılırken hatta bulundurulmayıp gerektiğinde ilaç depolarından getirilirken besin destek ürünleri eczane raflarının tamamını doldurmakta hatta marketlerde satılmaktadır.
Peki Bilim ne söylüyor? Hücre yenilenmesi ve sağlıklı yaşam açısından Mayıs 2026’da prestijli bir tıp dergisi olan “Nature Metabolism”de yayımlanan bir çalışmada 300’den fazla insanda 20 yıldır iddia edildiğinin aksine NAD+ koenziminin ilerleyen yaşla birlikte kanda azalmadığı gösterilmiştir. Şubat 2026’da değerlendirilip henüz yayımlanmamış bir başkasında da aynı bulgu tekrarlanmıştır. Aslında çalışmaların başlangıç noktası, bir kan testi ile NAD+ desteğinin hangi insanlarda yararlı olup olmadığının araştırılmasıyken yaşla azalmadığının gösterilmesi şaşırtıcı bir sürpriz olmuştur. Bu durumda insanlar hangi amaçla dünyanın parasını ödeyerek bunları kullanmaktadır? Bu defa sektör beyin ve adele gibi dokularda NAD düzeyinin azaldığını iddia atmeye başlamıştır.
• Sevgili dostlar, burada en favori ön kabulü olan, en çok kullanılan, en pahalı ürünlerin başında gelen NAD+ tartışılmıştır. Varın siz benzer onlarca güya sağlıklı ve uzun yaşam iksiri olan diğer para döktüğünüz ürünleri düşününüz. Moda deyimle “Longevity” yani sağlıklı uzun yaşam “iksir”leri arasında NAD+ en başta olmak üzere Resveratrol, Koenzim Q 10, pirolokinolin kinon, glutatyon, omega3, D vitamini, Magnesium, spermidin, keratin ve diğerleri…
Dilimize yerleşmiş olan “köşe dönme” deyimi burada geçmez. “Gençlik aşısı”, “gençlik iksiri” gibi uyduruk iddialara kanmayınız. Sağlıklı ve uzun yaşamın kısa ve kolay çözümü yoktur. Tek gerçek çözümü çocukluktan itibaren beslenmesiyle, sporuyla, zehirli alışkanlıklardan uzak durularak sağlıklı yaşam tarzına uyulmasıdır. İşte size sağlıklı uzun yaşamın 5 sihirli ipucu ; büyük (sistolik) kan basıncınız 120 mmHg’nın altında, LDL kolesterol değeriniz 100, nonHDL kolesterol (total kolesterol eksi HDL değeri) değeriniz 130 mg/dl altında, vücut kitle indeksiniz (kg ağırlığınızın metre olarak boyunuzun karesine bölümü) 25’in altında, açlık kan şekeriniz 100, yemekten 2 saat sonra 140 mg/dl’nin altında olacak ve sigara içmeyeceksiniz. Bu hedeflere nasıl ulaşacaksınız? Avuç avuç hap yutarak değil, sağlıklı beslenerek ve spor yaparak. Bu kadar basit ve net. İyi Bayramlar. Sağlıklı kalın.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
28.05.2026
Ankara

Longevity ürünleri gerçekten yaşamı uzatır mı?Nikotinamid adenine dinükleotid (NAD+) her canlı hücrede bulunan yaşamsal bir koenzimdir. Hücrenin enerji kayna...

https://www.youtube.com/shorts/M-dgOQiUHLc?t=7&feature=shareMenopoz sonrası değil menopoza geçiş sürecinde anormal vajin...
25/05/2026

https://www.youtube.com/shorts/M-dgOQiUHLc?t=7&feature=share
Menopoz sonrası değil menopoza geçiş sürecinde anormal vajinal kanama yönetimi
Menopoz en az 1 yıl süreyle adet görülmemesi durumudur. Menopoz tanısında laboratuar testlerinin (kan hormon değerleri) hiç bir tanısal değeri yoktur. Birden bire menopoza girilmez, aylar hatta yıl sürebilecek adet sıklığı ya da adet gecikmeleri yaşanır. Bu anormal adet döngülerinin görüldüğü süreçte kime ultrason ile gözlem, kime parça alınıp mikroskopik inceleme sonucuna gore yönetim planı oluşturulacağı kararı, hekimin bilgi ve deneyimi ile olduğu kadar tıp biliminin sanat yönü ile bağlantılıdır. Menopozdan sonraki kanamaların aksine ultrasonda rahim zarının (endometriumun) ince ya da kalın olması değil, anormal kanamanın şekli, yönetimde karar verdiricidir. Vajinal pelvik ultrason yine de önemlidir ve tercihan devam eden kanamanın 4, 5, 6.günlerinde, daha iyisi, kesilmişse kanama durduğu günlerde yapılmalıdır. Gerekirse yakın aralıkla bir kaç defa da ultrason ölçümü yapılabilir. Uzun sure lekelenmeleri takiben çok yoğun kanama sonrasında ultrason yapılmışsa ince bir endometrium, uzun süren lekelenme sürecinde ultrason yapılmışsa kalın bir endometrium ölçülmesi beklenir.
Menopoz sonrası hormon kullanan kadınlarda estrojen ve projestin her gün ve kesintisiz veriliyorsa ilk bir kaç aydan sonra her hangi bir kanama olması beklenmez, olması halinde bu durum anormal kabul edilir. Ultrasonda endometriumun ince (4 mm ve altı) olması beklenir. Her gün estrojen ve 10-14 gün aralıklarla projestin kullanan ve her ay adet gören kadınlarda endometrium kalınlığı ultrasonla bakıldığı güne gore değişkendir. Normal ya da anormal tanımı jinekolog tarafından yapılacaktır. Hormon kullanan kadınlarda genellikle 8 mm altı kalınlık ölçümü normal olarak kabul edilir. Endometrium kanseri için risk faktörleri varsa, şişmanlık, şeker hastalığı, üreme hayatı süresince gecikerek düzensiz adet görme öyküsü, eski adıyla polikistik over sendromu, yeni adıyla poliendokrin metabolic over sendromu öyküsü, ailevi kansere yatkınlık, tek başına estrojen veya tamoksifen kullanımı gibi, endometriumdan parça almak ve patolojik tanı, tercih edilecek yöntem olacaktır. Önceki söyleşide sözünü ettiğim anesteziye gerek olmadan plastik kanülle (pipelle) parça alınması, ancak başarısız olunduğunda küretaj, histeroskopi uygulanması önerilen yaklaşımdır.
Son Söz: Menopoz öncesi ve sonrası anormal vajinal kanamalar, özellikle yüksek risk taşıyanlarda endometrium kanseri için dikkatli olunması gerekli süreçlerdir.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
25.05.2026
Ankara

Menopoz sonrası değil menopoza geçiş sürecinde anormal vajinal kanama yönetimiMenopoz en az 1 yıl süreyle adet görülmemesi durumudur. Menopoz tanısında labor...

25/05/2026
https://www.youtube.com/shorts/7f_fQNP7Xfs?feature=share Menopoz sonrası vajinal kanama yönetiminde yeniliklerAynı başlı...
24/05/2026

https://www.youtube.com/shorts/7f_fQNP7Xfs?feature=share
Menopoz sonrası vajinal kanama yönetiminde yenilikler
Aynı başlıkla 16.06.2025 tarihinde YouTube kanalımda sizinle ayrıntılı bir söyleşi yapmıştım (https://youtu.be/WZvubCE-3ig). Anlattıklarım aynıyla geçerlidir. Kırklı yaşların sonları, ellili yaşlarda en az bir yıl adet görülmemesi durumunun menopoz anlamına geldiğini hatırlatmak isterim. Yine hatırlatmak isterim ki adet döngülerinin geciken aralıklarla düzensiz olması menopoz değil, menopoza geçiş sürecidir. Kan örneğinde hormone bakılarak (FSH, AMH) menopoz tanısı koymak tıbbi bir hatadır. Burada konuştuklarimiz menopoza geçiş sürecindeki kadınlar için geçerli değildir. Geçiş sürecindeki vajinal kanamalarda ne yapılması gerektiğini bir sonraki söyleşiyle tartışacağım.
Menopoz sonrası kanamada en sık neden estrojen hormonunun kesilmesi sonucu rahim içini döşeyen zarın (endometrium) incelmesi yani atrofidir. Vajinal ultrasonda zarın kalınlığı ince ise (≤4mm) parça almadan klinik takip uzun yıllardır önerilen yaklaşımdı. Ancak rahim (endometrium) kanserinde global düzeyde bir artış gözlemlenmesi üzerine menopoz sonrası kanamada daha şüpheci bir yaklaşıma geçilmesi önerisi bu söyleşiyi yapmamın nedenidir. Bugünkü güncel tıp görüşü yüzde 20-40 olasılıkla vajinal ultrason ile rahim zarı kalınlığı ölçümününün yanıltıcı olabileceğidir.
Akademik tıp dünyasında biz hekimler uluslararası rehberleri takip ederek bilgilerimizi güncelleriz. Temmuz 2026’da yani 2 ay sonra yayımlanacak bir yol haritasında menopoz sonrası kanama tanısında ultrasonda rahim zarı ince ölçülse bile özellikle bazı risk faktörlerinin varlığında (-ki bu yaş grubunda neredeyse har kadın bu risk faktörlerini taşımaktadır) mutlaka doku örneği alınarak mikroskopik inceleme ile kanserin olmadığının kanıtlanması ön görülmektedir.
Kısaca hatırlatmak gerekirse rahim zarı (endometrium) kanserlerinin yüzde 90’ı menopoz sonrası kanama şeklinde belirti verir. Sakın yanlış anlamayın, menopoz sonrası kanamaların yüzde 90’ında kanser bulunur demek istemiyorum. Aksine yüzde 90’ında kanamanın nedeni kanser değildir (atrofi, polip vb. basit nedenler) yani ancak yüzde 3-10’unda kanser buluruz.
Hangi kadınlarda özellikle kanser riski göreli olarak yüksektir ve rahim zarı ince bile olsa parça alma gereği vardır?
Menopoz sonrası süreçte birden fazla kez vajinal kanaması olan kadınlar, şişman, hiç doğum yapmamış, şeker hastalığı olan, tamoksifen ya da tek başına estrojen kullanan, genetik olarak ailesel kanser oluşumuna yatkın kadınlarda endometrium kanseri olasılığı göreli olarak biraz daha yüksektir. Bu özellikteki kadınlarda doku örneklemesi yani parça alınması önem kazanıyor.
Nasıl parça alacağız? Plastik ince bir kateterle anesteziye gerek olmadan biyopsi alınması (Pipelle) yeterli bir tanı yöntemidir. Bu yöntem yetersiz kalırsa küretaj yani anestezi altında rahim içinden küretle doku almak ya da histeroskopi ile rahim içi gözle incelenerek örnekleme uygulanabilir.
Menopoza geçiş sürecindeki düzensiz kanamalarda nasıl tanı koyacağız, kanseri dışlamak için neler yapacağız? Bunu ayrı bir söyleşi konusu yapacağım.
Siyasi olarak çalkantılı ve hukuktan giderek uzaklaşılan bu süreçte yine de Kurban bayramınız kutlu olsun.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
24.05.2026
Ankara

Menopoz sonrası vajinal kanama yönetiminde yeniliklerAynı başlıkla 16.06.2025 tarihinde YouTube kanalımda sizinle ayrıntılı bir söyleşi yapmıştım (https://yo...

17/05/2026
https://www.youtube.com/shorts/eyCW_hXWhRI?feature=sharePolikistik Over Sendromunda (PCOS/PKOS) yumurtalık kisti yokturM...
17/05/2026

https://www.youtube.com/shorts/eyCW_hXWhRI?feature=share

Polikistik Over Sendromunda (PCOS/PKOS) yumurtalık kisti yoktur

Meslek hayatım boyunca her ne kadar ve yanlış olarak içinde “kist” sözcüğü bulunmasına rağmen PCOS teriminin yumurtalık kistini içermediğini hastalara anlatmaya çalıştım. Sadece hastalara değil genç hekimlere de ultrason yaparak PCOS tanısı konulamayacağını öğretmeye çabaladım.
Nihayet isminden dolayı neden olunan bu yanlış anlama, yanlış olan polikistik over sendromu isminin “Poliendokrin Metabolik Over Sendromu” olarak değiştirilmesi ile son buldu. Bu değişiklik sizleri ilgilendirir mi? Kesinlikle hayır. Siz doğru tanı ve doğru tedavi için hekime gidiyorsunuz. Terimler sizi ilgilendirmez. Peki bu değişiklik “akademik anlamda” gündelik kadın doğum hizmeti veren hekimleri ilgilendirir mi? Öngörüm kesinlikle ilgilendirmeyeceği şeklinde. Alışkanlıkları, kolaya kaçma eğilimini değiştirmek neredeyse imkansızdır. Akademik kapsamda çalışan Kadın Doğum hekimleri, kadın sağlığı ve üreme endokrin uzmanlarını bu değişiklik ilgilendirir mi? Onlar zaten PCOS teriminin yanlışlığını baştan beri biliyorlardı.
O halde, pratik uygulamada hiçbir şey değişmeyecek ise ben neden sizlere bunları anlatıyorum? Sağlıkta Okur Yazarlık önemlidir. Hele konu sizin vücut ve ruh sağlığınız ise, çok önemlidir. Bu söyleşiyi dinledikten sonra sağlığınıza kavuşmak için gittiğiniz kadın doğum hekiminin size her 2 elinin eldivenli parmaklarıyla yapması gerekli vajinal pelvik muayeneyi pas geçerek doğrudan ultrasonun vajinal probunu vajinanıza yerleştirmesi durumunda ve hele sizde hala polikistik over sendromu olduğunu söylemişse en azından bu hekimim güncel tıbbı izlemediğini anlayabilir hatta kendisini kibarca uyarabilirsiniz bile…
Sevgili takipçilerim. PCOS/PKOS yeni adıyla PMOS aslında gerçekten sadece bir kadın hastalığı değil, “poliendokrin” yani birden fazla hormon bozukluğunu içeren bir sendromdur. Erkeklik hormonu yüksekliği tüylenmede artış, cilt yağlılığı, sivilcelenme yapar. Yumurtlamayı bozarak ya da engelleyerek adet döngülerinizi bozar, adet aralıklarını uzatır, gebe kalmanızı engeller. Vücut kilonuzu artırarak bir kısır döngüye yol açar. Yumurtlama olmayınca estrojen hormonu sürekli salgılanmaya, özellikle meme ve rahim zarı dokusunda tehlikeli kalınlaşmalara yol açar. Tek başına salgılanan estrojenin olumsuz etkilerini dengeleyen yumurtlama hormonu progesteron yapılamayınca geciken adet süresince kalınlaşan rahim zarında (endometrium) az olasılıkla da olsa kansere kadar gidebilecek değişiklikler oluşabilir. PMOS aynı zamanda metabolik bir hastalıktır. Aşırı kilo ile paralel olarak gelişen insülin fazlalığı, insülin rezistansı (insülin direnci) şeker hastalığına, hipertansiyona, kalp ve damar hastalıklarına yol açabilir. Tüm bu değişiklikler overlerde yani yumurtalıklarda çok sayıda tam olarak olgunlaşamayan foliküllerin oluşmasına, yumurtlamanın gerçekleşememesine, gebe kalınamamasına sebep olur.
İşte tüm bu nedenlerle “Poli (çok sayıda) -endokrin, metabolik over sendromu” ismi benimsenmiştir. Gördüğünüz gibi sendrom üremeyi (gebe kalamama), kadın sağlığını (adet düzensizliği, rahim kalınlaşması, anormal kanama), metabolizmayı ve genel vücut sağlığını (diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, uykuda solunum durması) cildiyeyi (anormal kıllanma, sivilce, yağlı cilt, saç dökülmesi), ps*kolojiyi (depresyon, anksiete, yeme bozukluğu, intihara yatkınlık), onkolojiyi (kanser), yaşam süresi ve kalitesini, özetle yaşamın tüm evrelerini olumsuz etkiler. Kalıtımsal yani ailesel geçişi olabilir. Erkek çocuklarda erken saç dökülmesi, kız çocuklarında tüm yukarda anlatılan sorunlar genetik olarak yukardan aşağıya taşınabilir.
Ne ile ilgisi yoktur? Yumurtalık kistiyle ilişkisi yoktur.Ne sıklıkta görülür? Her 8 kadından birisinde. Bütün dünyada 170 milyon kadını tutar.
Kadınların yüzde 70’i Poliendokrin Metabolik Over Sendromları olduklarından haberdar değildir.
Tedavi nasıl yapılır? Hastalığı hangi evrede yakaladıysanız (ergenlik, erişkinlik, menopoz süreci) ve altta yatan anormallikler her ne ise tedavi temel sorunu düzelterek yapılmalıdır. Çoğu zaman yapıldığı gibi, işin kolayına kaçarak, bir taşla çok kuş vurmak yanlış sanısıyla, doğum kontrol hapı vermek (özellikle damar tıkanıklığı ve inme açılarından) doğru yaklaşım olmayabileceği gibi sakıncalı da olabilir.

Sağlıkla yaşayın.

Prof. Dr. Kutay Biberoğlu

17.05.2027

Ankara

Polikistik Over Sendromunda (PCOS/PKOS) yumurtalık kisti yoktur Meslek hayatım boyunca her ne kadar ve yanlış olarak içinde “kist” sözcüğü bulunmasına rağmen...

https://www.youtube.com/shorts/rlcn7V_6JHE?feature=shareDevletten doğurganlıkta sadakat kartı - Yok artık!..Zaman zaman ...
15/05/2026

https://www.youtube.com/shorts/rlcn7V_6JHE?feature=share

Devletten doğurganlıkta sadakat kartı - Yok artık!..

Zaman zaman “devlet büyükleri”nin “üç çocuk yapın, yetmedi 5 çocuk yapın” söylemleri ile evlerin yatak odalarına girme girişimleri olmuştu ama hadsizliğin bu kadarı hiç yaşanmamıştı. Tam da “anneler günü” öncesi, kadını meta gören anlayış kadının insan olma vasfını hiç bu kadar göz ardı etmemişti. Kendini bilmezin birisi, kadınların sağlığı üzerinden reklam yapıyor. Ne imiş, 10 çocuk doğurana bedava bir araba verecekmiş? Kimin parasını, kime veriyor’dan öte bu kişinin kendi annesi, eşi, kız kardeşi, kızı yok mu acaba?
Bu “zat-ı muhterem” bir kadının 10 tane çocuk doğurması için, her doğumdan sonra hemen gebe kalınabilmesi koşulu ile ortalama 15-20 yılının geçmesi gerektiğini biliyor mu acaba? Bir de güya “hekim” sağlık bakanımız var ki “eşler ancak çocuk sahibi olunca aile olurlar” buyurmuş. Çocuğun yoksa sen sadece karı kocasın, aile değilsin demek istiyor. Aile Planlaması kavramı, aile bütünlüğün ve mutluluğunun eşlerin ve çocuklarının sağlık ve mutluluklarına bağlı olduğu görüşünü içerir. Aile kavramı, ailenin bakabileceği ve yetiştirebileceği sayıda çocuk yapmasını ön görür. Diğer bir deyişle, istediği halde çocuğu olmayan (infertil) bir çiftin umutsuzluğu da, istemedikleri, besleyemeyecekleri, eğitemeyecekleri, vatana millete hayırlı evlat yetiştirmeyecekler, sayıda çocuğa sahip olmanın mutsuzluğu da, doğumlar sırasında sağlığını kaybeden bir annenin ve yeterince beslenemeyen çocukların çaresizlikleri de toplumun ve ülkenin sorunudur aslında. Tabii eğer çağdaş ve sosyal devlet anlayışının geçerli olduğu bir ülkede yaşıyorsak. Söz meclisten dışarı.

Bir yıl içinde dünyada ortalama günde 700, yılda 250 000 üzerinde kadının gebelik ve doğumla ilgili sorunlardan öldüklerini acaba bu başkalarının sırtından ahkam kesen kişiler biliyorlar mı? Dünyada her 2 dakikada 1 kadın gebelik ve doğum nedeniyle ölüyor.
Hangi nedenlerle? Doğum sonrası kanama (ölümlerin 27%’si), gebelikte kan basıncı yüksekliği (16% sı), enfeksiyonlar 10.7%), nedenlerden sadece bazıları. Anne adayı kadının kansızlık, kalp damar hastalığı gibi zaten taşıdığı hastalıklar bu ölüm oranlarının dışında anne hayatını tehdit etmektedir. Anne yaşı 10-19 ve 35-49 arasında olanlar özellikle ölüm riski taşırlar.

TUIK verilerine gore Avrupa ülkelerine gore Türkiye’de anne ölüm hızı 2 kat daha yüksektir. Bir günde ailenin kadın tarafı hane ve ailenin bakımı için 4 saat 35 dakika ayırırken erkeğin ayırdığı sure sadece 63 dakikadır. Durum böyle iken kadına 10 çocuk doğurma önerisinde bulunan “kamu yöneticisi”nin eşinin bu konudaki düşüncesini de merak etmiyor değilim.
Son söz : "Biliyorsan konuş âlim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar"
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
16.05.2025
Ankara

Devletten doğurganlıkta sadakat kartı - Yok artık!..Zaman zaman “devlet büyükleri”nin “üç çocuk yapın, yetmedi 5 çocuk yapın” söylemleri ile evlerin yatak od...

https://www.youtube.com/shorts/ALKyxAgUruE?feature=shareGebe kalınca değil, öncesinde muayeneNasıl ki çocuklukta değil, ...
06/05/2026

https://www.youtube.com/shorts/ALKyxAgUruE?feature=share
Gebe kalınca değil, öncesinde muayene

Nasıl ki çocuklukta değil, gebelikte, gençlikte değil, çocuklukta, yaşlılıkta değil, gençlikte sağlığımıza yatırım yapmamız gerekiyorsa aynı şekilde gebe kaldıktan sonra değil, öncesinde hekime gitmeliyiz.
Genç kadınların her 3 tanesinden birisinde gebelik sırasında olumsuzluğa neden olabilecek ve önlenebilir bir risk faktörü vardır. Önce sağlıklı yaşam tarzı, ideal kilo, sigara ve alkolün bırakılması, varsa alınmakta olan ilaç veya bitkisel gıda desteklerinin hatta vitamin veya minerallerin, bulaşıcı sarılık (Hepatit B), kızamıkçık gibi virütik hastalıklardan korunma amaçlı aşılar gözden geçirilmesi, en azından gebe kalınmadan once folik asid desteği (400 mcg’dan yüksek olmamak koşulu ile) başlanması önemlidir. Tetanoz, difteri ve boğmaca (Tdap) karma aşısının önceden ne zaman yapıldığına bakılmaksızın her gebelikte 20 haftadan itibaren tekrarlanması uygun olur. Kızamık, kabakulak, kızamıkçık (MMR) aşısı ve su çiçeği (varicella) aşısı ise canlı virus aşıları olduklarından aşıdan en az 1 ay sonra gebelik planlaması önerilir. Hepatit B aşısı gerekirse gebelikte yapılabilir. Salgın dönemlerinde COVID 19 ve nezle, grip için influenza aşısı gebelik süresince her hangi bir ayda yapılabilir ve yapılmalıdır. HPV aşısı gebelikte yapılmamalıdır.

Temel prensip gebelikten once gereksiz bir vitamin ya da mineralin boyasının bile kan dolaşımına karışmasının önlenmesidir. Gebelikte bebeği de enfekte edebilecek AIDS virüsü (HIV), Sifiliz vb. cinsel geçebilen hastalıkların taranması esastır.
Gebeliği olumsuz etkileyebilecek annenin kronik hastalıkları varsa kontrol altına alındıktan sonra gebeliğe izin verilmelidir. Plansız, kaza gebeliklerinde doğum sonrası depresyon, erken doğum, bebekte düşük doğum ağırlığı olasılığı, planlanmış gebeliklerden daha yüksektir. Kilosu fazla kadınların gebeliklerinde şeker hastalığı, yüksek kan basıncı, sezaryen ile doğum olasılıkları fazladır.
Gebelik ve doğumlar arasındaki süre 6 aydan kısa ise ve anne yaşı 35 ve üzerinde ise düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, anne karnında bebek ölümü ve bebeklerde doğuştan anormallik olasılıkları önemli ölçüde artar. İdeal kadın yaşı 35 öncesi, doğum aralığı ise en az 2 yıldır. Değişen yaşam koşulları şimdilerde gebeliklerin 35 yaş sonrasına ertelenmesini gerektiriyor ve tabii ki bu gebelikler sağlıklı bebek doğumları ile sonuçlanıyor ise de gebelik öncesinden daha yakın takip ve özel testler ile bir yönetim planlaması yapılması gereklidir.

Gebelik öncesi temel muayene ve sağlık testlerinin yapılmasından sonra şartlar uygunsa 35 yaşından önceki kadınlar için 1 yıl, 35 yaştan itibaren 6 ay, 40 yaştan itibaren 3 aylık bir gebelik deneme süreci yeterlidir. Bu sürelerde gebelik gerçekleşmemesi durumunda ise çiftler daha fazla gecikmeden değerlendirilmelidirler.
Gebelikte alınması durumunda bebeğe zararlı olabilecek pek çok ilaç vardır. Bu konu ayrı bir söyleşide ele alınacaktır. Sadece otizm ile ilişkisi uzun süredir tartışılan asetaminofen (Parol, Minoset, Calpol, Aferin ve Tylol vb) maddesinin rahatlıkla gebelikte kullanılabileceğini söylemekle yetiniyorum.
Anne ve babanın taşıyabilecekleri genetik hastalıkların bebeğe geçişi konusu önemle ele alınmalıdır. Özellikle akraba evliliklerinin yaygın olduğu ülkemizde gebelik öncesinde bu konuya odaklanılması şarttır.

İdeal kiloda gebe kalınması pek çok olası gebelik riskini ortadan kaldırır. Önemli olan gebe kalmak değil, sağlıklı bir süreç sonrası sağlıklı bebek doğurulmasıdır. Kilonuz fazla ise (vücut kitle indeksi 25 ve üzeri) gebe kalmakta acele etmeyiniz.

Gebelik sürecinde artan kan hacmi nedeniyle tüm organlara özellikle kalp ve damar sistemine aşırı yük biner. Bu nedenledir ki her bir gebelik ve doğum kadının sağlığı için bir risktir. Her bir doğum kadın için sağlığından fedakarlıktır. Gebelik sürecinde kan pıhtılaşması artar. Özellikle pıhtılaşmaya meyilli genetik taşıyıcılık varsa gebelik sürecinde ve doğum sonrasında damar tıkanıklığı ve pıhtı atmayla giden inme, hayati tehlike oluşturabilir. Kendimize yapabileceğimiz en değerli yatırım sağlığımıza yaptığımızdır. Yaşamın bir sonraki evresi için bir öncesinden hazırlık yapılmalıdır.

Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
06.05.2026
Ankara

Gebe kalınca değil, öncesinde muayene şart Nasıl ki çocuklukta değil, gebelikte, gençlikte değil, çocuklukta, yaşlılıkta değil, gençlikte sağlığımıza yatırım...

Address

John F. Kennedy Caddesi No: 148/9 Ankara
Ankara
06700

Opening Hours

Monday 12:00 - 18:00
Tuesday 12:00 - 18:00
Wednesday 12:00 - 18:00
Thursday 12:00 - 18:00
Friday 12:00 - 18:00
Saturday 12:00 - 18:00

Telephone

+903124277181

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Prof. Dr. Kutay Biberoğlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Prof. Dr. Kutay Biberoğlu:

Shortcuts

Share