Uzm. Dr. Ayşe Güzin Altunbay, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi ve Psikoterapist

  • Home
  • Turkey
  • Ankara
  • Uzm. Dr. Ayşe Güzin Altunbay, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi ve Psikoterapist

Uzm. Dr. Ayşe Güzin Altunbay, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi ve Psikoterapist Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Ayşe Güzin Altunbay olarak tanı, tedavi ve danışmanlık hizmeti

18/08/2026

🌹 "Gülmek Korkuyu Öldürür..."

Umberto Eco’nun efsanevi eseri Gülün Adı’nda kütüphaneci Jorge, gülmeyi yasaklamak ister ve şöyle der: "Gülmek korkuyu öldürür. Korku olmadan inanç olmaz; çünkü Şeytan’dan korkmazsanız, Tanrı’ya ihtiyacınız kalmaz."

Gülsüm ile sohbetimizde tam da buradan yola çıktık. Çocukluğumuzda büyüklerimizden sıkça duyduğumuz "Aşırı gülmek iyi değildir", "Gülmenin arkası ağlamaktır" gibi uyarılara ve bu toplumsal hafızanın bilinçaltımızdaki izlerine değindik.

Peki otorite ve gelenekler neden gülmekten ve mizahtan bu kadar çekinir? 💭

Çünkü mizah; sadece eğlenceli bir eylem değil, psikolojik ve toplumsal düzeyde son derece güçlü bir baş etme (coping) mekanizmasıdır.

🧠 Bireysel Düzeyde: Yaşadığımız yoğun kaygı, stres ve baskı karşısında zihnin nefes almasını, durumu yeniden çerçeveleyerek kontrol duygusunu kazanmasını sağlar.

🎭 Toplumsal Düzeyde: Eleştirinin sesli ve doğrudan yapılmasının mümkün olmadığı yapılarda, hem bireyin hem de toplumun içinde biriken bastırılmış stresi güvenli bir yolla dışarı atmasına imkan tanır.

Tıpkı Mozart’ın *Sihirli Flüt* operasında yaptığı gibi... Mozart, operadaki sembolik karakterler üzerinden aslında dönemin Avusturya-Macaristan Kralı’nı, sarayı ve toplumsal düzeni mizahi bir dille eleştirmiş; müziğin ve mizahın gücüyle bastırılanı sahneye taşımıştır.

Sizce mizah ve gülmek, zor zamanlarda bir kaçış mı yoksa en güçlü direnme biçimi mi?

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

16/08/2026

✨ Nöroçeşitlilik ve Neşe: Kendin Olmanın ve İyileşmenin Yolu ✨

Nöroçeşitlilik hakkında son yıllarda hızla artan farkındalıkla birlikte psikiyatri dünyası da büyük bir dönüşümden geçiyor. Artık Otizm ve DEHB gibi kavramlar sadece birer tanı değil; insanlığın evrimsel sürecindeki bir sonraki basamak, zihnin farklı ve zengin bir çalışma biçimi olarak kabul görüyor. 🧠🌱

Otizm spektrumundaki bireyler, sosyal ve kültürel kodları zekalarıyla çözmeye çalışırken hayatları boyunca kendilerini maskelemek ve kamufle etmek zorunda kalabiliyorlar. Yıllarca süren bu "uyum sağlama" çabası ise ne yazık ki ciddi bir özgüven kaybına ve kendini öteki hissetmeye yol açıyor.

Peki bu farkındalık bize ne kazandırıyor?

* 🔍🧐 Geriye Dönük İyileşme: Geçmişteki "başarısızlık", "dışlanmışlık" veya "uyumsuzluk" hislerini yeniden yorumlayabilme gücü.

* 🛡️🛠 Özgüveni Tamir Etmek: Maskeleri indirip kendi öz gerçeğinle barışmak ve kendini olduğun gibi kabul etmek.

* 🌈🎉 Huzur ve Neşe: Kendi kalabildiğin, kendini anladığın ve yaşadığın tüm süreçleri entegre edebildiğin noktada gelen derin bir içsel neşe.

Siz de kendinizi veya yakınlarınızı bu yolculukta nerede görüyorsunuz? 👇

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

14/08/2026

🎬 Kabul Etmek, Razı Olmak ve Neşe:

Neyi Değiştirebilirim, Neyi Kabul Etmeliyim?

Gülsüm, genellikle diziler ve popüler kültür aracılığıyla Hristiyan mistisizmine veya Stoa felsefesine (Huzur Duası / Serenity Prayer) atfedilen kadim bir öğretiyi hatırlattı: "Tanrım, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceklerimi kabul etmek için sabır ve ikisi arasındaki farkı anlamak için akıl ver."

Gülsüm ile bu kabullenme ve razı olma halinin, sanılanın aksine pasif bir boyun eğiş değil, aksine insanın içsel neşesine ve hafiflemesine giden bir yol olup olmadığını tartıştık. Buradan hareketle; insanın anlam arayışında tasavvufun, bilimin, hatta astrolojinin bile nasıl aynı insan deneyiminin farklı aynaları olarak yan yana durabildiğine değindik.

Bu videoda öne çıkan başlıklar:

* Kabullenmenin Gücü:
Değiştirilemeyene razı olmak insanı nasıl özgürleştirir ve neşeye kapı aralar?

* Kadim Öğretilerin Kesişimi: Popüler kültürde karşılaştığımız duaların ve öğretilerin arkasındaki derin psikolojik ve ruhsal zemin.

* İnsanın Olduğu Yerde Hepsine Yer Var: Tasavvufun gönül dili, bilimin rasyonel çerçevesi ve astroloji gibi sembolik sistemlerin ortak paydası: İnsanı anlamak ve insana hayatı anlamlandırma yolları sunmak.

* Kontrol Yanılsaması: Hayatta neleri kontrol edebiliriz, neleri akışa bırakmalıyız?

📌 Peki kabullenmek bir pes ediş mi, yoksa neşeye giden bir özgürleşme yolu mu?
İyi Seyirler!

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

13/08/2026

🎬 Duygusal Farkındalık, Dinî Kıssalar ve İnsanın Sığınak Arayışı

Bu bölümde, duyguların kendisine odaklanmak ile duyguların getirdiği endişelerin farkına varmak arasındaki o ince çizgiyi vurgulayarak söze başlıyoruz. Gülsüm’ün bu kavrayışından yola çıkarak, insanın zor zamanlarında sığınabileceği anlam sistemlerine ve kadim anlatılara uzanıyoruz.

İslam’dan Hristiyanlığa, Budizm’den seküler/ateist felsefelere kadar tüm anlam sistemleri; insanın çaresiz, bunalmış ve suçlu hissettiği anlarda tutunabileceği ortak birer "oryantasyon haritası" sunar.

Bu videoda öne çıkan başlıklar:

* Duygu Farkındalığı vs. Endişe Farkındalığı: Duygularımızı yaşamak ile duyguların yarattığı kaygıları fark etmek arasındaki fark.

* Kadim Anlatıların İyileştirici Gücü:

- İnşirah Suresi’nin sunduğu psikolojik teselli ve ferahlık,
- Balığın karnındaki Hz. Yunus’un (videoda değindiğimiz şekliyle Hz. Yusuf/Hz. Yunus anlatıları) suçluluk duygusuyla yüzleşip yardım isteme eşiği,
- Hz. Musa’nın çaresizlik ve bunalmışlık anında kendi insani sınırlarıyla barışarak sığınma arayışı.
- Dünyanın her köşesinden İnsanların Ortak İhtiyacı: Budizm’deki bilge yaşamlarından semavi dinlere kadar tüm anlatıların, insanın zor zamanlarında aktive edebileceği psikolojik ve ruhsal mekanizmalar olması.

* Toplumsal Kutuplaşma ve Tedirginliklerimiz: Türkiye’de dindarlık ve sekülerlik ekseninde yaşanan polarizasyonun üzerimizde yarattığı baskı ve tedirginliklerimizden de bahsettik yeri gelince:)

* Ortak Zemin: İnsan ister inançlı ister ateist olsun; aslında tüm anlam sistemlerinin insanın varoluşsal krizlerine ve zor anlarına ortak bir teselli sunabileceği gerçeğine işaret ederek sohbetimizi kapattık.

İyi seyirler!

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

📌

10/08/2026

İnsan en büyük felaketlerin ortasındayken nasıl gülebilir?🤔😢

Gazze’de yıkıntılar arasında gülen bir çocuk veya soykırımın ortasında yapılan bir düğün gördüğümüzde bunu anlamakta zorlanabiliyoruz. Çünkü dışarıdan bakan biri için bu durum bir çelişki gibi duruyor. Oysa orada insanlar tam manasıyla bir "survival" (hayatta kalma) modundalar.

Hamburg’da Transkültürel Psikiyatri Polikliniği’nde çalıştığım yıllarda mülteci ailelerde sıkça gözlemlediğim bir fenomen vardı: Yıllarca insan kaçakçılarının elinde, kamp koşullarında, ağır bilinmezlikler içinde çocuklarıyla sürüklenen insanlar o anlarda ayakta kalmak zorundadır. Yas tutmak, çökmek ya da depresyona girmek bile bir anlamda "güvenlik" gerektirir. Ne zaman ki oturum alırlar, başlarını sokacak bir evleri ve düzenleri olur; işte o zaman çok ağır bir depresyon baş gösterir.

Savunma mekanizmalarımız bizi ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak üzerine kuruludur. Gazze’deki insanların o felaketin ortasında neşelenmesi, nefes almaya çalışması bir lüks değil; zihnin ve bedenin hayatta kalma mücadelesidir.

💬 Gülsüm ile gerçekleştirdiğimiz bu derin sohbetin tamamı videoda. Bir sonraki videoda görüşmek üzere...

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

08/08/2026

Neşe, arayıp dışarıda bulabileceğimiz bir şey midir, yoksa zaten içimizde olan ama ortaya çıkmasına izin veremediğimiz bir hal mi? 🌿

Kung Fu Panda’daki Usta Shifu’nun dediği gibi; hedefimiz o “iç huzur”u bulabilmekse, bazen bu huzurun ve neşenin önüne kendi ördüğümüz duvarlar geçer.

Çocukluktan itibaren bizi korumak için devreye giren savunma mekanizmalarımız, büyüdüğümüzde neşeli ve huzurlu olmamızın önündeki en büyük engel haline gelebilir. Örneğin; hasta bir kardeşle büyürken kendini suçlu hisseden bir çocuğun, yetişkinliğinde de neşe hissettiği anlarda o tanıdık "suçluluk" hissiyle durdurulması gibi...

Psikodinamik psikoterapi, tam da bu savunmaları fark ettiğimiz bir dizi "Aha!" anıdır (Aha-Erlebnis). Zihnimizin neşeden neden kaçındığını ve hangi suçluluk ya da kaygıyla onu baskıladığını fark etmek, iç huzura giden yolu açar.

Siz neşeli hissettiğinizde aradan hemen bir suçluluk veya kaygı hissi geçiyor mu?

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

07/08/2026

Bir markette şahit olunan küçük bir an, bir insanın bütün gününü nasıl aydınlatır? 🎈✨
Sevgili Gülsüm’ün markette tanık olduğu diyalog hepimizin içini ısıttı: Paraları top almaya yetmeyen iki çocuğa bir kadının o topu alması ve çocukların bu iyiliği hiç istismar etmeden gösterdikleri o dürüst, saf tepki...

Peki, sadece şahit olduğumuz bir iyilik veya başkasının sevinci bize neden bu kadar iyi gelir?

İnsanlığa ve Topluma Aidiyet: Başkalarının karşılıksız iyilik yaptığına tanık olmak, ait olduğumuz topluma ve insanlığa olan inancımızı tazeler.

Paylaşılan Mutluluk Çoğalır: Nossrat Peseschkian’ın Pozitif Psikoterapi ile Alman literatürüne kazandırdığı Doğu hikayeleri ve Doğu bilgeliği bu durumu çok güzel özetler. Tıpkı "Geteiltes Leid ist halbes Leid" (Paylaşılan acı yarım acıdır) sözünde olduğu gibi; insan tatmin edici bir başarıya ya da mutluluğa şahit olduğunda, o insanlarla kurduğu ortaklık duygusuyla neşeyi de paylaşır.

Duygu Bulaşması: Acı paylaşıldıkça azaldığı gibi; neşe ve mutluluk da paylaşıldıkça, hatta sadece şahit olundukça bile bulaşır.

Küçük bir iyilik sadece yapanı ve alanı değil; oradan geçen, izleyen herkesi iyileştiriyor. 🌿

İyiliğin ve neşenin dalga dalga yayılışını konuştuğumuz bu tatlı sohbetin devamı videoda! ✨ sohbetin tamamını yakında ayşedoktorun youtube hesabında bulabileceksiniz.

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

06/08/2026

Sosyal medyada mutlu görünmeye çalışmak sanıldığı kadar yüzeysel olmayabilir mi? ☕️✨

Sevgili Gülsüm’ün ortaya attığı 'Taklidi Neşe' kavramı üzerine konuştuk. Tıpkı taklidi imanın zamanla tahkiki imana dönüşmesi gibi; bazen sırf bir fotoğraf çekilmek ya da video çekmek için gülümsediğimizde, o anlık 'mış gibi' yapma hali zihnimize ve ruhumuza gerçekten iyi gelebilir mi?

Evet, gelebilir!

Eyleme Geçmek Motive Eder: Depresyondayken kendimizi zorlayarak dışarı çıkmanın iyileştirici gücü gibi; modumuz düşükken sırf güzel bir post atmak için masayı toparlayıp bir kahve yapmak bile bir self-motivation (öz-motivasyon) aracıdır.

Biyolojik Gerçeklik: Stres anında dopamin, noradrenalin ve serotonin dengemiz 'savaş, kaç ya da don' tepkimizi belirler. Bu hormonları destekleyecek küçük adımlar stresi yönetmemizi sağlar.

Genuss-Therapie (Haz Terapisi): CBT'de yer alan bu yöntem, yoldan geçerken bir kuş sesine odaklanmak gibi küçük anlık farkındalıkların günün geri kalanındaki olumsuzluklarla baş etmemizi kolaylaştırdığını söyler.

İçeride %100 o neşeyi hissetmesek bile, instagramda post paylaşmak için önce odamızı toparlayıp, en sevdiğimiz kahve fincanımızla kahve hazırlayıp sosyal medyada post paylaşmak üzere masaya oturmak bize iyi geliyorsa; taklidi neşeden hakiki neşeye giden yolumuz açık olsun. 🌿

Peki sizce bir fotoğraf için bile olsa gülümsemek modunuzu değiştiriyor mu?

Neşeyle kalın!😊

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

02/08/2026

Aynı gülümseme, bambaşka nörokimyasal hikayeler... 🧠✨

Neşe dediğimiz şey tek bir duygudan mı ibaret, yoksa zihnimizin ve bedenimizin ortaklaşa senfoni yönetmesi mi? 🎻

Bu videoda neşenin karmaşık boyutlarını ele aldık:

Biyolojik İmza: İçten bir gülümsemede M. zygomaticus dudak kenarlarını yukarı çekerken, göz çevremizdeki M. orbicularis oculi kasının devreye girmesini sağlayan o kusursuz fizyolojik mekanizma,

Bağ ve Güven: Bir ilişki derinleştikçe içimizi kaplayan o huzurlu serotonin dalgası,

Sıcaklık: Samimi bir kucaklaşmayla bedenimizi saran oksitosin,

Ortak Zaferler: Birlikte bir zorluğu aştığımızda, bir "challenge"ı başardığımızda beynimizi ödüllendiren dopamin patlaması...

Neşe; sadece anlık bir his değil, bedenimizin bağ kurma ve hayatta kalma sanatıdır.

Peki senin neşene bugün en çok hangi nörokimyasal eşlik ediyor? 🌿

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

01/08/2026

Duygular matematiksel bir formülle tamamen açıklanabilir mi? 🧠📐

Duygularımızı bir modele sığdırmaya çalışmak bazen onların karmaşıklığını kaçırmamıza neden olsa da, bu sistemleri anlamak bize rehberlik edebilir.

Olumsuz duygularımızın her biri aslında bize bir mesaj taşır:

Bizi tehditlerden korur,

İlişkilerimizde ne zaman mesafe koymamız gerektiğinin işaretini verir.

Ancak evrimsel mirasımız bazen bugünün dünyasına uymayabiliyor. Eskiden bizi aslandan koruyan o hayati korku duygusu; günümüzde sadece konfor alanımızdan çıkmamak ve bizi yerimizde saydırmak için aktive olabiliyor.

Kendimizi büyütmek, ufkumuzu geliştirmek ve anlamlı bağlar kurabilmek için bazen olumsuz duygulara rağmen hedefe yürümeye ve iletişimde kalmaya devam etmemiz gerekir.

İşte bu hassas dengeyi kurabilmek için Machleidt ve Wolf’un sunduğu gibi "bilgilendirici ve yapılandırılmış" modeller harika birer harita işlevi görebilir.

Sizce korku, sizi koruyor mu yoksa sınırlandırıyor mu?

Editör: Gülsüm Ekinci
Video Edit/Kurgu: Deniz Mıdık

Address

Beytepe Mah. Beyler Caddesi, 5339. Sk No:7
Ankara
06800

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Dr. Ayşe Güzin Altunbay, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi ve Psikoterapist posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share