Klinik Psikolog Nazlı Şentürk

Klinik Psikolog Nazlı Şentürk Toplumun her kesimine psikolojik destek hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda Prof.

Klinik Psikolog Nazlı Şentürk
Klinik Psikolog Nazlı Şentürk, 2022 yılında Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olmuştur. Lisans eğitimi süresince psikoloji biliminin farklı alanlarında teorik bilgi birikimi edinmiş ve çeşitli uygulama deneyimleri kazanmıştır.

2024 yılında, psikoloji alanındaki uzmanlığını derinleştirmek amacıyla İngiltere’de Bournemouth University’de “MSc Foundations

of Clinical Psychology” yüksek lisans programını onur derecesiyle tamamlamıştır. Yüksek lisans eğitimi süresince farklı terapi ekollerine yönelik eğitimler almış, Londra’da çocuklar ve yetişkinlerle yürütülen klinik uygulamalara aktif olarak katılarak stajını tamamlamıştır. Dr. Ian Stephen’ın süpervizörlüğünde, tekrarlayıcı egzersiz davranışı, beden memnuniyetsizliği ve beden algısı konularında yürütülen çalışmalara katılmış ve yüksek lisans tezini başarıyla tamamlamıştır. Klinik pratiğine eşlik eden psikometrik testlerin uygulayıcısı unvanını da almıştır. Nazlı Şentürk, mesleki çalışmalarında çocuk, ergen ve yetişkin bireylere yönelik bireysel psikolojik danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Etik ilkeler doğrultusunda, bilimsel yaklaşımlara dayanan ve kişiye özel olarak yapılandırılan terapi süreciyle; danışanlarının kendilerini daha iyi tanımalarına, duygusal dünyalarını düzenlemelerine ve yaşamlarında sağlıklı değişimler gerçekleştirmelerine destek olmaktadır.

Merhabalar,Can klinik bünyesinde danışan kabulüne başlamış bulunmaktayım.Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebil...
17/04/2026

Merhabalar,
Can klinik bünyesinde danışan kabulüne başlamış bulunmaktayım.

Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz 🌸ankarapsikolog

04/03/2026

Yalnız kalabilme kapasitesi, sağlıklı ilişki kurabilmenin önemli psikolojik temellerinden biridir. Bu kavram ilk olarak psikanalist Donald Winnicott tarafından tanımlanmıştır.

Yalnız kalabilen bir kişi için ilişki, bir boşluğu doldurma aracı değildir.
Birinin varlığına tutunmak zorunda kalmadan da kendi psikolojik bütünlüğünü koruyabilir. Bu nedenle ilişkiyi bir zorunluluk olarak değil, paylaşım alanı olarak yaşayabilir.

Yalnız kalma kapasitesi gelişmemiş olduğunda ise ilişki çoğu zaman duygusal düzenleme aracı hâline gelir.
Kişi partnerini kaybetmekten çok, yalnız kalmaktan korkar. Bu da ilişkide aşırı bağımlılık, onay arayışı ve sınır koymakta zorlanma gibi dinamikleri beraberinde getirebilir.

Bu nedenle klinik açıdan bakıldığında sağlıklı bir ilişkinin önemli ön koşullarından biri şudur:
Kişinin yalnız kalabilme kapasitesi.

Çünkü bazen doğru ilişkiyi kurabilmenin yolu,
önce kendinle kalabilmeyi öğrenmekten geçer. 🌓

16/02/2026

Bazı kişilerle etkileşimdeyken ifade zorlaşır.
Düşünceler organize edilemez, sözel akış kesilir ve kişi kendi iç deneyimiyle temasını kaybetmiş gibi hisseder.
Bu durum bireysel bir yetersizliğe işaret etmez.
Çoğu zaman ilişkisel düzeyde bir karşılıklılık yoktur; merak, duygusal erişilebilirlik ve güvenli bir psikolojik alan oluşmaz.
Bu koşullarda zihin geri çekilmeyi tercih eder.

Bazı ilişkilerde ise iletişim daha akıcıdır.
Birey kendini ifade etmekte zorlanmaz; çünkü görülme, dinlenme ve kabul edilme deneyimi vardır.
Bu deneyim, içsel süreçlerin düzenlenmesini destekler ve düşünce, duygu ile sözel ifadeler eş zamanlı olarak ortaya çıkabilir.

Psikolojik canlılık, temasla gelişir.
Anlaşıldığını hissetmek, bireyin duygusal ve bilişsel derinliğini artırır.

06/01/2026

Still Face (durağan yüz) çalışması, bebeklerin duygularını tek başlarına düzenlemediklerini gösterir. Bebek için düzenleyici olan şey, karşısındaki yetişkinin yüzü, sesi ve tepkisidir.

Bakım verenin mimikleri ve duygusal tepkisi aniden kesildiğinde bebekte kısa sürede stres tepkisi ortaya çıkar. Bu durum, “ilgi görmeme”den çok, duygusal düzenleyicinin ortadan kalkmasıyla ilgilidir. Yani zorlanan şey bağlanma değil, regülasyondur.

Çalışmanın önemli bulgularından biri şudur: Bakım veren yeniden tepki vermeye başladığında bebek hızla sakinleşebilir. Bu, erken dönemde bile sinir sisteminin onarımı mümkün kıldığını gösterir.

Bu mekanizma yetişkinlikte de geçerlidir. Duygusal temas olduğunda kişi daha dengelidir; uzun süreli sessizlik, geri çekilme ve kopukluk ise kaygıyı artırır. İyileşme çoğu zaman “hiç kopmamak” değil, koptuktan sonra yeniden temas edebilmekle ilgilidir.

04/01/2026

Duyguların hızla isimlendirildiği, sınıflandırıldığı ve çoğu zaman “çözülmesi gereken sorunlar” gibi ele alındığı bir ça...
03/01/2026

Duyguların hızla isimlendirildiği, sınıflandırıldığı ve çoğu zaman “çözülmesi gereken sorunlar” gibi ele alındığı bir çağdayız. Bu durum, farkında olmadan hepimizi sürekli kendini inceleme hâline sürüklüyor.
Oysa bazı duygular bozukluk değil; insan olmanın doğal parçalarıdır.
Keder, belirsizlik, sabırsızlık ya da eksiklik hissi…
Hepsi yaşamın akışında kendine bir yer bulur.
Klinik açıdan biliyoruz ki:
Duygulara alan açmak, onları yok etmekten daha düzenleyicidir.
Her duygu çözülmek zorunda değildir; bazıları yalnızca eşlik edilerek sakinleşir.
Bazen yapılması gereken tek şey,
hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan kendinle kalabilmek…
çünkü yaşam, bir problem değil;
varoluşun içinden geçen bir süreçtir.

Akran zorbalığı, sadece mağdur olan çocuğu değil; zorbalığı yapan çocuğu da anlamayı gerektiren bir davranış örüntüsüdür...
02/01/2026

Akran zorbalığı, sadece mağdur olan çocuğu değil; zorbalığı yapan çocuğu da anlamayı gerektiren bir davranış örüntüsüdür.
Çünkü bir çocuk “durduk yere” zorba olmaz.
Zorbalık çoğu zaman bir baş etme biçimi, bir iletişim dili veya düzenleyemediği duyguların dışavurumu olarak ortaya çıkar.
Klinik olarak bir çocuğun zorba davranış göstermesine yol açan yaygın dinamikler şunlardır:

1) Model alınan davranış
Evde, okulda veya sosyal çevrede agresyonu normalleştiren bir örüntü varsa;
çocuk bunu ilişki kurmanın yolu olarak öğrenebilir.

2) Duygusal düzenleme güçlüğü
Öfke, kıskançlık, hayal kırıklığı, dışlanma gibi duygularla baş edemeyen çocuk,
kontrol duygusunu yeniden kazanmak için güç pozisyonuna kayabilir.

3) İlgi, onay veya statü ihtiyacı
Bazı çocuklar, akran grubunda görünür olmak ya da “yer edinmek” için
zorbalığı bir sosyal strateji gibi kullanabilir.

4) Güvensiz bağlanma veya yetersiz duygusal destek
Güçlü bir içsel güveni olmayan çocuk,
bağ kurmak yerine kontrol etmeyi tercih edebilir.

5) Kendi yaşantısında incinmişlik
Birçok araştırma şunu gösteriyor:
Zorba çocukların önemli bir kısmı, kendisi de bir noktada incinmiş, dışlanmış veya zorbalığa maruz kalmış çocuklardır.
Yani zorbalık, çoğu zaman göründüğü kadar “güçlü” bir davranış değildir.

Klinik Gerçek:
Zorbalık, bir çocuğun “kim olduğu” değil,
neye ihtiyaç duyduğu ve neyi düzenleyemediğiyle ilgilidir.
Bu nedenle zorlayıcı davranışı durdurmanın yolu;
çocuğu etiketlemek değil, nedenini anlamak ve bu nedenle çalışmaktır.

Sürekli uyarılan, sürekli karşılaştırılan ve sürekli hızlanan bir dünyada yaşıyoruz.Bu nedenle “tetiklenmemek”, artık bi...
01/01/2026

Sürekli uyarılan, sürekli karşılaştırılan ve sürekli hızlanan bir dünyada yaşıyoruz.
Bu nedenle “tetiklenmemek”, artık bir ayrıcalık değil; geliştirilmesi gereken bir düzenleme kapasitesi.
Klinik olarak “tetiklenme”, geçmiş deneyimlerin bugünkü bir uyaranla aniden aktive olmasıdır.
Fakat sosyal medya, bu süreci daha görünür ve daha yoğun hâle getiriyor:
• Başkalarının hayatlarını sürekli izlemek
• Yargılayıcı yorumlara maruz kalmak
• Karşılaştırma kültürü
• Filtrelenmiş mükemmellik algısı
• Bilgi ve duygu bombardımanı
Bunların tümü, sinir sistemini sürekli tetikte tutar.
Peki tetiklenmemek neden bir “lüks” gibi?
Çünkü duygusal yükü azaltmak;
• sınır koyabilmeyi,
• dijital detoksu,
• bilişsel esnekliği,
• duygusal farkındalığı,
• ve zaman zaman uzaklaşmayı
gerektiriyor.
Tetiklenmemek, duygusuz olmak değil…
Duygunun hangi noktada sana ait, hangi noktada öğrenilmiş bir tetik olduğunu ayırt edebilmek.
Klinik Gerçek:
Tetiklenmenin kendisi bir sorun değildir;
sorun, tetiklenmenin düzenleme kapasitesini aşacak kadar sık olmasıdır.
Bu nedenle asıl lüks olan şey:
Zihninin hangi uyaranla nasıl aktive olduğunu bilmek ve o aktivasyonu yönetebilmek.

Sosyal medyada gördüğümüz “kusursuz ebeveynlik” görüntüleri çoğu zaman tek bir anın seçilmiş, düzenlenmiş ve filtrelenmi...
31/12/2025

Sosyal medyada gördüğümüz “kusursuz ebeveynlik” görüntüleri çoğu zaman tek bir anın seçilmiş, düzenlenmiş ve filtrelenmiş hâlidir.
Klinik olarak bildiğimiz ise şudur:
Mükemmel ebeveynlik diye bir şey yoktur; yeterince iyi ebeveynlik vardır.
Sosyal medya, ebeveynlerde bazı bilişsel yanılgıları tetikleyebilir:
• Seçici karşılaştırma
Sadece başkalarının en iyi anlarını, kendininse en zorlandığın anları kıyaslarsın. Bu, “Ben yetersizim” düşüncesini kolayca besler.
• Gerçekçi olmayan performans beklentisi
Her öğünde sağlıklı tabak, her dakikası planlı gün, her davranışa ideal tepki…
Oysa ebeveynlik tam da bu dalgalanmalarla insandır.
• Suçluluk ve öz-eleştiri döngüsü
“Benim çocuğum da böyle olmalıydı.”
“Ben yeterince çaba göstermiyorum.”
Bu düşünceler çoğu zaman duygusal yükü artırır; ebeveynlik becerisini değil.
• Duygusal yükün görünmezleşmesi
Paylaşımlarda yorulmak, sabrın tükenmesi, tükenmişlik veya destek ihtiyacı çok daha az görünür.
Bu da zorluğun kişisel bir eksiklik gibi algılanmasına yol açabilir.

Klinik Gerçek:
Çocuğunuzun en çok ihtiyaç duyduğu şey “mükemmel” ebeveynlik değil;
düzenli, güven veren ve duygusal olarak ulaşılabilir bir ilişki.
Sosyal medya performans değildir;
Ebeveynlik bir ilişkiseldir.

Address

Kızılırmak Mahallesi 1441.cadde 3/5
Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Nazlı Şentürk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Nazlı Şentürk:

Shortcuts

Share

Category