Uzm. Klinik Psikolog Aysun Şeremet

Uzm. Klinik Psikolog Aysun Şeremet Uzm. Antalya'da online & yüz yüze seanslar.

Klinik Psikolog · EMDR Avrupa Akredite Uygulayıcısı. Çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle Şema Terapi, EMDR, BDT, Gottman ve Theraplay ekolleriyle bilimsel temelli çalışma.

"Biz asla tartışmayız. Kavga etmeyiz. Birbirimizin en iyi arkadaşıyız ve kavga ettiğimiz tek bir konu hatırlamıyorum," d...
02/08/2026

"Biz asla tartışmayız. Kavga etmeyiz. Birbirimizin en iyi arkadaşıyız ve kavga ettiğimiz tek bir konu hatırlamıyorum," diyorsanız lütfen dikkatli olun. Mutlulukmuş gibi görünen bu huzur hali, sadece çatışmadan kaçınmanın sonucunda ortaya çıkan bir sessizliktir. Sessizlikler de ardından çeşitli fırtınalar getirebilir.

İki kişinin yakın bir ilişki kurması demek, iki farklı kişiliğin, tarihin, alışkanlıkların, deneyimlerin, inanç sistemlerinin de bir araya gelmesi demek. Bu bir araya geliş, çatışmalar, tartışmalar doğurur. John Gottman'ın belirttiği gibi, ilişkiler konusundaki en büyük mitlerden biri, zor ve rahatsız edici konuları asla tartışmaz veya kavga etmezseniz, bunun "iyi" bir ilişkiniz olduğu anlamına geldiğidir.

Gerçek ise, çatışmaların doğal olduğu ve bir amaca hizmet ettiğidir. Çatışmalar gereklidir. Çatışmalar sayesinde farklılıklarımızı, ihtiyaçlarımızı görür, birbirimizi anlar ve bu ihtiyaçları karşılama fırsatını yakalarız. Çatışmalardan ve tartışmalardan kaçındığımız sürece ise, ihtiyaçlarımızı anlama ve karşılama fırsatını ıskalar, eksik bir şekilde yola devam ederiz.

Bazı yazarlar hikaye anlatmaz. İnsan ruhunun görünmeyen tarafını gösterir. Dostoyevski bize suçluluğu anlattı. Mahkeme s...
31/07/2026

Bazı yazarlar hikaye anlatmaz. İnsan ruhunun görünmeyen tarafını gösterir. Dostoyevski bize suçluluğu anlattı. Mahkeme salonlarında değil, insanın kendi içinde kurduğu mahkemeyi… Bazen kimsenin bilmediği bir hata, yıllarca insanın içinde yaşamaya devam eder. Çünkü insan, en ağır cezayı bazen kendisine verir. Tolstoy ise yasın başka bir yüzünü gösterdi. Yas, yalnızca sevdiğimiz birini kaybetmek değildir. Bazen çocukluğumuzu, hiç yaşayamadığımız bir ilişkiyi, olamadığımız kişiyi ya da gerçekleşmeyen ihtimalleri de yasını tutarız. Belki de bu yüzden bu iki yazar bugün hala bize bu kadar tanıdık gelir.
Çünkü onların anlattığı karakterler yalnızca roman kahramanları değildir; terapi odasında karşımıza çıkan, hatta bazen kendi içimizde sessizce taşıdığımız hikayelerdir. Çocuklukta sürekli eleştirilen bir çocuk büyüdüğünde yaptığı en küçük hatada bile kendisini acımasızca yargılayabilir. Dışarıdan kimse onu suçlamasa bile, içinde hiç susmayan bir yargıç yaşamaya devam eder. Dostoyevski’nin karakterleri tam da bu iç mahkemeyi anlatır. Çocuklukta duyguları görülmeyen, kayıpları konuşulmayan ya da ‘güçlü ol’ denilerek acısı bastırılan bir çocuk ise yetişkin olduğunda neden hala eksik hissettiğini anlamakta zorlanabilir. Çünkü yas tutulmayan hiçbir kayıp, gerçekten geride kalmaz. Tolstoy bunu büyük bir incelikle gösterir. Terapi bazen yeni bir hayat öğretmekten çok, yıllardır taşınan bu görünmez yükleri fark etmektir.
Suçluluğun gerçekten size ait olup olmadığını ya da yasını tutamadığınız şeyin ne olduğunu… Ve bugün verdiğiniz birçok tepkinin, aslında yıllar önce öğrenilmiş bir hayatta kalma biçimi olabileceğini görebilmektir. Belki de bu yüzden edebiyat yalnızca okunmaz. İnsan, bazen en derin psikolojiyi bir romanın satırlarında bulur.
Ve bazen bir karakteri okurken, aslında ilk kez kendini görmeye başlar…

Tolstoy Travma Çocukluk KlinikPsikolog Edebiyat RuhSağlığı

28/07/2026

Kaygıyı susturmaya çalıştıkça bazen sesi daha da yükselir. Çünkü kaygı yalnızca düşüncelerimizle değil, bedenimizin verdiği tepkilerle de ilgilidir. Bazen zihni sakinleştirmenin yolu, önce bedende olup biteni fark etmekten geçer.
Siz kaygıyı en çok bedeninizin neresinde hissediyorsunuz?

"Annee, babaa bugün hiç bir şey yapmadık!" cümlesini sıkça duyan kaç kişiyiz?Gün boyu aktivitelerle, gezmeyle geçse bile...
25/07/2026

"Annee, babaa bugün hiç bir şey yapmadık!" cümlesini sıkça duyan kaç kişiyiz?

Gün boyu aktivitelerle, gezmeyle geçse bile çocuklarınızın oyun ihtiyacını fark ediyor musunuz?

Bu yazıda detaylı bir şekilde bu ihtiyaçları anlatmaya çalıştım. Biliyoruz ki, bir yetişkin için her zaman oyun oynamaya hazır olmak ya da oyun oynarken keyif almak zor olabiliyor.

Böyle bir durum yaşıyorsanız, oyun oynarken bedeninize, size neler olup bittiğine bir bakın. Çocukluğunuzda hiç deneyimlemediğiniz ya da az deneyimleyip tadına doyamadığınız bir şeyi çocuğunuza vermek zor oluyor olabilir mi? İçeride "Benimle kimse böyle oynamadı, ilgilenmedi!" diyen çocuk aktif oluyor olabilir mi? Muhtemelen içinizdeki çocuk günlük hayatta da kendisiyle ilgilenmekte, kendine dikkat vermekte zorlanıyor. Kendi nefes alamadığı için oyun oynamak lüks ya da zul geliyor. Ya da bir çok başka sebep olabilir. Ama belki de çocuk yapmamızın bir sonucu olarak onların bu ihtiyaçlarına cevap verirken içimizdeki çocuğa da dokunma şansı bulabiliriz.

Kendinizi zorlamadan, kısa bile olsa nazik ve şefkatle eşlik ettiğiniz oyunlar çocuğunuza vitamin niyetine fayda sağlayacak.

Sembolik oyun: oyuncaklarla ya da canlandırmayla oynanan evcilik, doktorculuk, çiftçilik, arabacılık, öğretmencilik vs gibi oyunlardır.

Freud diyor ki; insan kendini sandığı kadar tanımaz. Çünkü zihnimiz, sandığımız kadar bilinçli ve kontrol altında değild...
24/07/2026

Freud diyor ki; insan kendini sandığı kadar tanımaz. Çünkü zihnimiz, sandığımız kadar bilinçli ve kontrol altında değildir. Bazen bir ilişkiye neden bağlandığımızı, neden aynı insanlara çekildiğimizi ya da neden aynı hataları tekrar ettiğimizi bildiğimizi sanırız. Oysa çoğu zaman seçimlerimizi yalnızca bugünkü düşüncelerimiz değil, yıllar önce kurduğumuz görünmez örüntüler de etkiler. İşte bu yüzden travma sadece hatırladığımız bir anı değildir. Bazen hatırlayamadığımız ama bedenimizin hala taşıdığı bir deneyimdir. Çocuklukta yaşanan birçok olay, henüz kelimelere dökülemeden sinir sistemine kaydolur.
Bu yüzden bugün yetişkin biri; ‘bir şey yok’ diyebilir ama bedeni sürekli tetikte olabilir. ‘İyiyim’ diyebilir ama en küçük belirsizlikte kalbi hızlanabilir. Aslında beden, zihnin unuttuğunu hatırlıyor olabilir. Belki de bu yüzden bazı yaşantıları anlatırken, ‘orada olman gerekirdi’ deriz. Çünkü bazı deneyimler sözcüklere sığmaz. Önce bedende yaşanır, sonra yavaş yavaş dile gelir. Terapi de tam burada başlar. Sadece konuşulanları dinlemekle değil, bedenin yıllardır anlatmaya çalıştığı hikayeyi de duymakla… çünkü insan bazen kendini, düşündüğü kadar tanımaz. Ama kendini tanımaya başladığında, hayatındaki birçok şey ilk kez anlam kazanmaya başlar…

21/07/2026

Geçmişte yaşanan bir olay bittiği halde etkisi neden bugün hala devam eder? EMDR, bu etkileri azaltmaya yardımcı olan bilimsel temelli bir terapi yöntemidir.
Peki siz EMDR hakkında en çok neyi merak ediyorsunuz?

Zihinsel sağlığın özü, tıpkı fiziksel sağlıkta olduğu gibi, esneklikle ilgilidir. Fiziksel sağlığın temelinde kasların, ...
16/07/2026

Zihinsel sağlığın özü, tıpkı fiziksel sağlıkta olduğu gibi, esneklikle ilgilidir. Fiziksel sağlığın temelinde kasların, eklemlerin ve bedenin esnekliği nasıl önemliyse, zihinsel sağlığın temelinde de düşünce yapısındaki, baş etme ve problem çözme yöntemlerindeki esneklik yer alır.
Bu esneklik, hayatın getirdiği değişimlere ve zorluklara karşı bireyin uyum sağlayabilme kapasitesidir. Esnek bir zihne sahip kişi, beklenmedik durumlarla karşılaştığında yeni yollar deneyebilir, eski düşünce kalıplarına bağlı kalmak yerine durumun gerektirdiği yeni bakış açıları geliştirebilir. Böyle bir esneklik, zorluklarla baş ederken bireyin kendi potansiyelini daha iyi anlamasını sağlar.
Esnek bir zihnin diğer bir temel öğesi öz farkındalıktır. Kişi, kendi duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını objektif bir gözle inceleyebilme kapasitesine sahip olduğunda, hangi durumlarda daha sabit, hangi durumlarda ise daha esnek olabileceğini ayırt edebilir ve böylece daha sağlıklı tepkiler geliştirebilir.
Söyleşiden alıntıdır...
Kaynak: doctorramani

Bazen bizi iyileştiren şey, söylenen cümle değil; o cümlenin söylendiği yüzdür. Belki de bu yüzden bazı insanların yanın...
14/07/2026

Bazen bizi iyileştiren şey, söylenen cümle değil; o cümlenin söylendiği yüzdür. Belki de bu yüzden bazı insanların yanında kendimizi huzurlu hissederken, bazılarının yanında nedenini bile anlamadan tetikte oluruz. Çünkü duygu düzenleme, hayatın başında bireysel değil, ilişkisel bir süreçtir. Bir bebek korktuğunda önce kendi duygusunu düzenleyemez. Önce karşısındaki yüzü okur. Eğer bakım vereninin yüzü panik, dehşet ya da çaresizlik taşıyorsa, bebeğin sinir sistemi tehlikenin büyüdüğünü hissedebilir. Ama bakım veren sakin, ilgili ve güven veren bir yüzle; ‘korktun…Ben buradayım’ diyebildiğinde, o anda yalnızca bir cümle duyulmaz; sinir sistemi de düzenlenmeye başlar. Belki de bu yüzden yetişkin olduğumuzda da bazı insanların yanında nefesimiz derinleşir, bazılarının yanında ise omuzlarımız fark etmeden kasılır. Çünkü sinir sistemi yalnızca sözcükleri değil; sesi, bakışı, yüzü ve ilişkiyi de hatırlar. Terapi odasında da benzer bir süreç yaşanır. Danışan zorlayıcı bir duygusunu görünür hale getirdiğinde, terapist o duyguyu yargılamadan karşılar, anlamlandırır ve birlikte taşınabilecek güvenli bir ilişki sunar. Zamanla danışanın sinir sistemi yeni bir deneyim kazanır; ‘bu duygu yaşanabilir. Görülebilir. Ve ilişkide taşınabilir’ Belki de bizi bazı insanlara çeken şey, onların söyledikleri sözlerden çok, yanlarında hissettiğimiz güven duygusudur. Çünkü insan, en derin duygularını; onları değiştirmeye çalışmayan, korkutmayan ve taşıyabilen bir ilişkinin içinde yaşamayı öğrenir. Belki de bu yüzden güven veren ilişkiler bizi doğrudan değiştirmez; önce sinir sistemimizi sakinleştirir. Değişim ise çoğu zaman bunun ardından sessizce filizlenir…🍀

11/07/2026

Bazen bir davranışı yalnızca durdurmaya çalışmak, bize o davranışın neden ortaya çıktığını unutturabilir. Özellikle ergenlerde kendine zarar verme davranışı, ciddiyetle ele alınması gereken önemli bir işarettir.
Peki sizce bir ergen, kelimelerle anlatamadığı bir duyguyu davranışlarıyla anlatıyor olabilir mi?

Bazen bir şeyin bitmiş olması, onun hiç yaşanmamış ya da anlamsız olduğu anlamına gelmez.
09/07/2026

Bazen bir şeyin bitmiş olması, onun hiç yaşanmamış ya da anlamsız olduğu anlamına gelmez.

Address

Yeşilbahçe Mah. Metin Kasapoğlu Caddesi Yakamoz Sit. A Blok, Zemin Kat, No: 56/2 Muratpaşa/ANTALYA Posta Kodu:
Antalya
07160

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 10:00 - 16:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Klinik Psikolog Aysun Şeremet posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category