Psikolojik Danışman Deniz Çalışkan

Psikolojik Danışman Deniz Çalışkan Psikolog

Duygularını yönetebilmek önemlidir.Ama bu, karşındaki kişinin davranışlarının hiçbir etkisi yokmuş gibi davranman gerekt...
11/05/2026

Duygularını yönetebilmek önemlidir.
Ama bu, karşındaki kişinin davranışlarının hiçbir etkisi yokmuş gibi davranman gerektiği anlamına gelmez.

Bazı insanlar yaşanan problemi konuşmak yerine sürekli senin verdiğin tepkiye odaklanır. Böyle olunca da asıl mesele geri planda kalır ve bir süre sonra kendini, aslında senin başlatmadığın bir şey için açıklama yaparken bulursun.

Her ilişki düzelebilir diye bir şey yoktur.
Bazı ilişkilerde değişim için iki tarafın da kendine bakması gerekir. Sadece bir kişinin çabası çoğu zaman yetmez.

Zararlı davranışların sürdürülebilmesinde yalnızca failin eylemleri değil, çevrenin tepkisizliği de belirleyici bir rol ...
04/05/2026

Zararlı davranışların sürdürülebilmesinde yalnızca failin eylemleri değil, çevrenin tepkisizliği de belirleyici bir rol oynar. Sosyal psikolojide bu durum “seyirci etkisi” (bystander effect) ve “normların sessizce pekişmesi” ile açıklanır. Bir grupta zarar verici davranış açıkça dile getirilmediğinde, bu durum örtük bir onay olarak algılanabilir ve davranışın devam etme olasılığı artar.

Tarafsızlık her zaman nötr bir konum değildir; bazı durumlarda güç dengesinin zaten eşit olmadığı ilişkilerde, sessizlik mevcut zararın sürmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle sağlıklı sosyal ilişkilerde, zarar verici davranışların fark edilmesi, adlandırılması ve sınırların net şekilde ortaya konması önemlidir.

Bu içerik aslında ekranların “zararlı” olmasından çok daha derin bir noktaya işaret ediyor:Çocukların sıkılma, bekleme, ...
04/05/2026

Bu içerik aslında ekranların “zararlı” olmasından çok daha derin bir noktaya işaret ediyor:

Çocukların sıkılma, bekleme, hayal kırıklığı yaşama ve rahatsızlık hissetme fırsatlarının giderek azalması.

Günümüzde çocukların en küçük boşlukları bile hızla dolduruluyor. Oysa tam da o “boş” anlar;
çocuğun duygularını düzenlemeyi, beklemeyi tolere etmeyi, problem çözmeyi ve içsel kaynaklarını kullanmayı öğrendiği anlardır.

Psikolojik açıdan bakıldığında, sıkılma ve rahatsızlık hissi gelişimsel olarak gerekli deneyimlerdir.
Bu duygularla karşılaşan çocuk, zamanla sabretmeyi, dayanıklılığı (psikolojik esnekliği) ve dürtü kontrolünü öğrenir.
Bu beceriler ise hazır halde ortaya çıkmaz; tekrar eden deneyimlerle ve küçük zorluklara maruz kalarak inşa edilir.

Çocuğun her rahatsızlığını hızlıca ortadan kaldırmak kısa vadede konfor sağlasa da,
uzun vadede düşük tolerans, çabuk sıkılma ve duygusal zorlanmalara karşı hassasiyet oluşturabilir.

Bazen yapılabilecek en destekleyici şey, çocuğun o anla baş etmesine alan tanımaktır.
Çünkü çocuklar sadece rahat ettiklerinde değil, zorlandıkları anlarda da gelişir.

Empati, ilişkilerde bağ kurmayı sağlayan güçlü bir beceridir; ancak özsaygı ile dengelenmediğinde sınır ihlallerini görü...
03/05/2026

Empati, ilişkilerde bağ kurmayı sağlayan güçlü bir beceridir; ancak özsaygı ile dengelenmediğinde sınır ihlallerini görünmez hale getirebilir. Kişi, karşısındakinin iyi yönlerine odaklanırken kendi duygusal ihtiyaçlarını geri plana atar ve zarar verici davranışları rasyonelleştirme eğilimi gösterir. Sağlıklı ilişkilerde empati, özsaygı ve sınır koyabilme becerisi birlikte çalışır. Aksi halde empati, iyileştirici bir güç olmaktan çıkıp kişinin kendine yönelttiği bir sabotaja dönüşebilir.

Ruh sağlığı çoğu zaman dışarıdan görünmez. Bir kişi gülüyor, çalışıyor, sosyal görünüyor olabilir; ama bu onun iyi olduğ...
03/05/2026

Ruh sağlığı çoğu zaman dışarıdan görünmez. Bir kişi gülüyor, çalışıyor, sosyal görünüyor olabilir; ama bu onun iyi olduğu anlamına gelmez. Çünkü ruhsal zorlanmalar her zaman dışa yansımaz, çoğu zaman sessizce yaşanır.

Araştırmalar, her 4 kişiden 1’inin yaşamının bir döneminde bir ruhsal sorunla karşılaştığını gösteriyor. Bu da aslında çevremizde sandığımızdan çok daha fazla insanın mücadele ettiğini gösterir.

Bu yüzden bazen bir mesaj atmak, “nasılsın?” diye sormak ya da sadece yanında olduğunu hissettirmek düşündüğünden çok daha anlamlı olabilir.

Unutma, fark etmek iyileştirmenin ilk adımıdır.

Güç, insan davranışını dönüştürebilen en güçlü psikolojik değişkenlerden biridir. Araştırmalar, otorite ve statü arttıkç...
03/05/2026

Güç, insan davranışını dönüştürebilen en güçlü psikolojik değişkenlerden biridir. Araştırmalar, otorite ve statü arttıkça empati düzeyinin azalabildiğini, öz denetimin zayıflayabildiğini ve kişinin kendi bakış açısını merkezde konumlandırma eğiliminin arttığını göstermektedir. “Yetki zehirlenmesi” ifadesi her ne kadar teknik bir kavram olmasa da, bu dönüşümü oldukça iyi özetleyen bir metafor olarak kullanılabilir.

İlişkilerde en çok zorlayan şey belirsizliktir. Çünkü insan zihni netlik arar.Belirsizlik, beynimizde tehdit algısını ak...
01/05/2026

İlişkilerde en çok zorlayan şey belirsizliktir. Çünkü insan zihni netlik arar.
Belirsizlik, beynimizde tehdit algısını aktive eder; kaygıyı artırır, sürekli düşünme ve yorumlama döngüsüne sokar.

Araştırmalar, sağlıklı ilişkilerin temelinde duygusal güvenlik, tutarlılık ve açıklığın olduğunu gösteriyor.
Yani bir ilişkinin sürdürülebilir olması için sadece “sevmek” yeterli değil; aynı zamanda net olmak, sorumluluk almak ve sınır koyabilmek gerekiyor.

Bu yüzden olgun bir ilişkide iki temel yol vardır:
Ya bağ kurmaya gerçekten yatırım yapılır,
ya da taraflar birbirine zarar vermeden süreci sonlandırır.

“Belki”, “bakalım”, “zaman gösterir” gibi ifadeler çoğu zaman umut gibi görünse de, aslında duygusal olarak askıda kalma halini besler.
Bu durum uzun vadede kişinin öz değerini zedeler ve ilişkiyi sağlıksız bir zemine taşır.

Netlik ise sadece karşı tarafa sunulan bir şey değil, aynı zamanda kişinin kendine verdiği bir değerdir.
Ne istediğini bilmek, neyi kabul etmeyeceğini fark etmek ve bunu ifade edebilmek; psikolojik sağlamlığın önemli bir parçasıdır.

Unutmayın:
Sağlıklı bir ilişkide yeriniz bellidir.
Belirsizlikte değil, netlikte büyüyen ilişkiler güven verir.

Büyümek, her zaman cevap bulmak demek değildir.Büyümek, şeyleri olduğu gibi görmeye başlayabilmektir.Bazı ilişkiler doğr...
29/04/2026

Büyümek, her zaman cevap bulmak demek değildir.
Büyümek, şeyleri olduğu gibi görmeye başlayabilmektir.

Bazı ilişkiler doğruymuş gibi gelir,
bazı insanlar gerçekten varmış gibi,
bazı durumlar da çok netmiş gibi…

Ama her zaman öyle değildir.

Bazen olgunluk şunu kabul etmektir:
Her şey senin kontrolünde değil,
her şey düzelmez
ve herkes sana ihtiyacın olanı veremez.

Bu canını acıtabilir.

Ama aynı zamanda sana netlik kazandırır
ve senin için en doğru olanı seçmeni kolaylaştırır.

Beyin alarm durumuna geçtiğinde, artık her zaman doğru çalışmaz.Daha hızlıdır.Çünkü amacı gerçeği göstermek değil, seni ...
26/04/2026

Beyin alarm durumuna geçtiğinde, artık her zaman doğru çalışmaz.
Daha hızlıdır.
Çünkü amacı gerçeği göstermek değil, seni mümkün olan en kısa sürede korumaktır.

Bunu yaparken de bazı şeyleri basitleştirir, abartır, aceleyle sonuçlara varır ve birbirine bağlar.

Sorun şu ki, o anda her şey fazlasıyla gerçek gibi hissedilir.
Düşünceler kanıt gibi, duygular gerçek gibi, korkular ise güvenilir sinyaller gibi algılanır.

Ama her zaman öyle değildir.

Kaygı, kontrol ihtiyacı, suçluluk, ruminasyon…
Bunların hepsi beynin belirsizlikle baş etme çabalarıdır.
Gerçekliğin birebir yansıması değiller.

Fark, bu düşünceleri olduğu gibi kabul etmemekte başlar.
Onları mutlak gerçekler olarak değil, beynin geliştirdiği birer korunma stratejisi olarak görmeye başladığında değişim başlar.

Kaygılı olduğunda kendine şunu sor:
Şu an hissettiğim şey ne?
Peki gerçekten olan ne?

Aşırı düşünmek çoğu zaman bir “zayıflık” değil, beynin çözmeye çalıştığı bir döngüdür.Zihin, yarım kalan ya da belirsiz ...
25/04/2026

Aşırı düşünmek çoğu zaman bir “zayıflık” değil, beynin çözmeye çalıştığı bir döngüdür.

Zihin, yarım kalan ya da belirsiz kalan durumları tamamlamaya eğilimlidir. Bu durum psikolojide Zeigarnik etkisi olarak bilinir. Tamamlanmamış deneyimler, tamamlananlara göre zihinde daha aktif kalır. Bu yüzden bazı olaylar “bittiği halde” zihinde bitmez.

Bu süreçte özellikle beynin varsayılan mod ağı (default mode network) devreye girer. Bu ağ; geçmişi hatırlama, duyguları işleme ve anlam kurma gibi işlevlerle ilişkilidir. Ancak bu sistem aşırı aktif olduğunda, kişi aynı düşünceleri tekrar tekrar zihninde döndürmeye başlar.

Eğer durum tehdit olarak algılanmışsa, amigdala da bu sürece eşlik eder. Bu da zihni sürekli “tetikte” tutar. Sonuç olarak kişi, çözüm üretmek yerine zihinsel tekrarların içinde sıkışabilir.

Sağlıklı düşünme ile aşırı düşünme arasındaki fark burada ortaya çıkar:
Sağlıklı düşünme bir sonuca ulaşır ve kapanır.
Aşırı düşünme ise kapanmayan bir döngüye dönüşür.

Bu döngüyü kırmak için farkındalık ilk adımdır.
Zihnin tekrar ettiğini fark etmek, dikkati bilinçli olarak yönlendirmek ve düşünmeye sınır koymak bu süreci düzenlemeye yardımcı olur.

Çünkü zihinsel kapanış, tekrar etmekle değil; bırakabilmekle oluşur.

Kaynaklar:
Zeigarnik, 1927 · Raichle, 2015 · Nolen-Hoeksema, 2000 · LeDoux, 2000

Çocuklarımızı yetiştirmek çok önemli. Ama asıl önemli olan; müdahale edebilecek konumda olan yetişkinlerin harekete geçm...
24/04/2026

Çocuklarımızı yetiştirmek çok önemli. Ama asıl önemli olan; müdahale edebilecek konumda olan yetişkinlerin harekete geçmesi, koruması, sınır koyması ve bilinçlendirmesidir.

# psikoloji

Address

Öğretmenevleri Mahallesi 922 Sk. No: 1/2
Antalya
07070

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 21:00
Sunday 11:00 - 17:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolojik Danışman Deniz Çalışkan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share