Klinik Psikolog Büşra Nur Küçük

Klinik Psikolog Büşra Nur Küçük Çocuk-Ergen-Yetişkin Terapisi
Psikolojik & Pedagojik Danışmanlık

Hayatımızın birçok anında zorluklarla karşılaşırız. İşte tam da bu zorlu dönemlerde umut, en değerli varlığımız olur. Yu...
14/08/2024

Hayatımızın birçok anında zorluklarla karşılaşırız. İşte tam da bu zorlu dönemlerde umut, en değerli varlığımız olur. Yunan mitolojisinden gelen bir hikaye olan Pandora’nın kutusu hikayesi, umudun gücünü bizlere çok güzel bir şekilde anlatır. Uzun zaman önce, Yunan mitolojisinde tanrıların kralı Zeus insanlığın yaratıcısı olan titan Prometheus’u öfkeyle izliyordu. Çünkü Prometheus, Zeus’un emrine karşı gelerek, tanrılardan gizlice ateşi çalmış ve insanlara vermişti. Böylece insanlar, ateş sayesinde ilerlemeye, teknoloji geliştirmeye ve medeniyet kurmaya başlamıştı. Zeus, Prometheus’un bu isyanını affetmedi ve onu cezalandırmak için planlar yapmaya başladı. Prometheus’u cezalandırmak için onu Kafkas Dağları’nda bir kayaya zincirledi ve her gün bir kartalın ciğerini yemesine izin verdi. Prometheus’un ciğeri her gece yeniden büyüdüğü için bu işkence sonsuza kadar devam edecekti. Zeus’un hıncı dinmek bilmiyordu ve Prometheus’u daha da cezalandırmak istiyordu. Bunun üzerine Zeus, Prometheus’un kardeşi olan Epimetheus’u hedef aldı. Epimetheus, Prometheus’un uyarılarını unutmuş ve kardeşinin hikayesini dikkate almamıştı. Zeus, Epimetheus’a bir kadın armağan etmek istedi ve böylece tanrıların demircisi Hephaistos, balçıktan bir kadın figürü yarattı. Bu kadının adı Pandora oldu. Pandora, güzellik, zeka, zarafet ve konuşma yeteneğiyle süslendi. Fakat aynı zamanda meraklı, inatçı ve aldatıcı olması da sağlandı. Zeus, Pandora’yı Epimetheus’a eş olarak gönderdi. Epimetheus, Pandora’nın güzelliğine ve cazibesine hayran kaldı ve onunla evlendi. Zeus, Pandora’ya bir hediye olarak bir kutu verdi ve Pandora’ya bu kutuyu asla açmamasını emretti. Zeus’un aslında başka bir planı vardı insanlığa bir ders vermek istiyordu. Pandora, meraklı doğasıyla kutunun içinde ne olduğunu bilmek istedi. Kutunun kapağını açmaması gerektiğini bilse de, merakı ağır bastı ve bir gün kutuyu açtı. Kutunun içinden birer birer kötülükler dışarı çıkmaya başladı. Hastalık, savaş, yalan, kıskançlık, açlık, fakirlik gibi tüm kötülükler insanların arasına yayıldı.

Düzen kelimesi hepimizin hayatında önemle yer alır. Kaygımızı düzenleyen bizi rahatlatan sözcüklerin başında geldiğini d...
05/02/2023

Düzen kelimesi hepimizin hayatında önemle yer alır. Kaygımızı düzenleyen bizi rahatlatan sözcüklerin başında geldiğini düşünmüşümdür hep. Düzenli beslenme, düzenli egzersiz, düzenli çalışma, düzenli uyku…
Yaşamımızda olduğu gibi terapi sürecinde de düzen kelimesi bizler için önemlidir. Terapist ile danışan arasında kurulan sağlıklı terapötik ilişkiyle danışan anlaşıldığını ve kabul gördüğünü deneyimler. Bu ilişkinin temelinde güven yer alır ve güvenin oluşması için de zamanın gerekli olduğunu biliyoruz. Bu açıdan düşünecek olursak terapide ilişkinin kurulması için güven ve zamanın önemli bir etken olduğu aynı zamanda terapiye düzenli gelmenin de bunun sac ayağını oluşturduğu görülmektedir.
Terapi sürecinin belli bir gidişatı, durumla beraber şekil alan bir çerçevesi vardır. Tüm bunları düşündüğümüzde terapilere düzenli olarak devam etmek hassasiyet ve sabır içeren bir yolculuktur.
Sabır ve şefkatle …

2022 nin son gününe bakıyorum bu sene herkeste gördüğüm gözlemlediğim bir şeyleri verebilmenin ne kadar zor olduğu oldu....
31/12/2022

2022 nin son gününe bakıyorum bu sene herkeste gördüğüm gözlemlediğim bir şeyleri verebilmenin ne kadar zor olduğu oldu.. Verebilmek; sevgiyi, bilgiyi, duayı, iyi niyeti, parayı, kıyafeti, iyi niyeti, başarıyı sana ait olanı bir başkasına verebilmek ne kadar da zor hepimiz için. Görülen bir güzelliğin, mesela hoş bir gökkuşağının, ya da olmadık yerde yetişmiş bir çiçeğin, yada sevimli hareketler yapan bir minik hayvanın, bir görüntünün, bir sesin, kısasından olumlu bir uyaranın varlığını başkalarıyla paylaşabilmek… Sevgiyi, bilgiyi, duyguları paylaşan kişi karşısındakine kendinden bir şeyler verebilen kişidir. “Verme eylemi” kişiliği gelişmekte zorlanan, alıcı insanlar için “bir şeyden vazgeçmek” olsa da bir yoksunlaşma değil çoşku veren bir canlılık belirtisidir. Paylaşım yalnızca özgürlük içinde gerçekleşebilir oysa kişiliği gelişmekte zorlanan kişiler yarattıkları yalancı özgürlükte ruhlarının fakirliklerinin farkında bile değildirler.
Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez, kaybetmemeli. Yeni yıldan en büyük beklentim bir şeyleri gönülden isteyerek verebilmek, bunun güzelliğini deneyimlemeyi bırakmamak.

🔗Aradım, telefonu açmadı, ulaşamadım, merak ettim, o kadar mesaj attım, cevap yazmadı, dönüş yapmadı, endişelendim, pani...
27/11/2022

🔗Aradım, telefonu açmadı, ulaşamadım, merak ettim, o kadar mesaj attım, cevap yazmadı, dönüş yapmadı, endişelendim, panikledim, kızdım, üzüldüm, sinirlendim, huzursuz oldum…
🔗Kimimiz sevdiklerini, kimimiz varlığını, parasını, kimimiz işini, kimimiz de sağlığımızı kaybetmekten korkarız.Aslında bu duygular geçmişte yaşadığımız bir duygunun titreşime geçmesi ile ilgili. Geçmişte yaşanılan kayıplar, daha sonra ilişkilerde de etkisini sürdürebiliyor. Danışanlarımla seanslarım sırasında kaybetme duyguları üzerine konuşurken neler hissettiklerini, bedenlerindeki semptomlarını da sorarım. Karnım sıkışıyor, sanki içim çatlayacak gibi, karnımdan yukarı çıkan yanma duygusu, bağırsaklarım hareketleniyor, alt karın bölgesinde ağrı, kımıl kımıl çok yoğun bir duygu… Bunun gibi semptomlar yoğun yaşanıyorsa o duyguların titreşimi insanı geçmişteki olaya götürebiliyor. Çünkü insan beklemediği bir durum karşısında nefesini tutar, bedenini kasar ve bu da bedene kaydolur. Çözülmeyen birçok duygu uzun vadede bedende de tıkanıklık ve rahatsızlıklara neden olabilir.
🔗Zaman ilerledikçe alttaki duygunun travması çözülmediyse ufacık bir emare o duyguyu titreştirmeye yetebiliyor. Bazı danışanlarım, sevdiklerime bir şey olacak gibi geliyor ve onları kaybetmişçesine ağlayıp üzülüyorum diyor. Kaybetme duyguları çocukken ebeveynlerin büyütme tarzlarıyla da alakalı olabiliyor: bağımlı yetiştirmek, dış dünyanın tehlikeli, güvenilmez olduğuna inandırmak…
🔗Kaybetme korkusu öyle bir hale getirebilir ki bizleri, yeme içmeden, bağırsakları da etkilediğinden kilo ile sorunlara kaygı, güvensizlik, öfke, anksiyete, uykusuzluk depresyona da yol açabiliyor.
🔗Aslında bizlerin kaybetmekten korktuğu; kaybedilen kişinin kendisinden öte hissettiğimiz duygular : Sevilme, onaylanma, değerli hissetme, yalnızlığın giderilmesi, mutluluğu kaybetmek, yetersizlik, başarısızlık, çaresizlik, suçluluk, sevdiklerinden ayrı kalmak istememek…
🔗Yoğun yaşanan bir kaybetme duygusu insana normalde yapmayacağı, bilinçli zihniyle yapmayacağı şeyler yaptırtıyor 👇🏻👇🏻👇🏻

Herkese merhaba, uzun bir aradan sonra kendimi bu satırları yazarken buluyorum. Hepimiz gibi benim de günlük hayatta sık...
11/11/2022

Herkese merhaba, uzun bir aradan sonra kendimi bu satırları yazarken buluyorum.
Hepimiz gibi benim de günlük hayatta sıklıkla zorlandığım bir alan olan sınırlardan bahsetmek istiyorum.
Sınırlar, bize kim olup kim olmadığımızı, nelerden sorumlu olup nelerin bizim dışımızda kaldığını gösteren içsel çitler gibidir. Sınırlar sayesinde alanımızın nerede bittiğini ve bir başkasının alanının nerede başladığını görebiliriz. Bir mülkünüz var ise bunun sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğinin belli olmamasının yaratacağı kaosu düşünün. Sınırlarımızı belirlemek ve onlara sahip çıkmak, duygu ve düşüncelerimizin görülmesine, ihtiyaçlarımızın karşılanmasına, ilişkilerimizden beslenebilmemize, kendimizle daha şefkatli bir ilişki kurmamıza ve yaşamımızdan daha fazla keyif almamıza olanak sağlar. Kısacası, her birimiz kendimizden sorumluyuz. Kendi bahçemizin çitlerinin sorumluluğunu almamız sağlıklı birer yetişkin olabilmemiz için oldukça önemli. İhtiyaçlarımız ve kendi kişisel sorumluluklarımız doğrultusunda sınır koymak ve hayır demek zaman zaman bizleri geçmişimizden edindiğimiz bilgiler doğrultusunda zorlasa da, kendimizle ve dünyayla kurduğumuz ilişkileri daha tatmin eder.Sınırlarımızın keşfiyle kendimizi daha yakından tanımamız mümkün olacaktır.
Sağlıklı sınırlar kurarken yardımcı olabilecek cümleler:
Başkalarının hayatından ben sorumlu değilim.
Hayır demeye hakkım var.
Başkalarının duygularından ben sorumlu değilim.
Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda değilim.
Başkalarını memnun etmek benim görevim değil.
Kimse benimle hemfikir olmak zorunda değil.
Kendi duygularımı yaşama ve hissetme hakkım var.
Kaynakça
Cloud, H. (2009). Sınırlar: Hayatınızı Kontrol Etmek için Ne Zaman Evet Nasıl Hayır Demelisiniz? Koridor Yayıncılık.
Gülüm, V. (2020). İyileştiren Sınırlar - Sağlıklı Sınırlar Çekmek ve Hayır Demek Üzerine. Psikonet Yayıncılık.
#

Hepimiz zaman zaman baskı oluşturan durumlara karşı koyamaz, zorlukları kaldırmakta güçlük yaşar ve sanki sıkıntılara bi...
15/10/2022

Hepimiz zaman zaman baskı oluşturan durumlara karşı koyamaz, zorlukları kaldırmakta güçlük yaşar ve sanki sıkıntılara bir daha katlanamayacak gibi hissederiz işte tam da bu durumu tahammülsüzlük olarak nitelendirebiliriz. Kim böyle hissetmiyorum der ki…
Tahammülsüz olduğum anlara bakıyorum da nasıl da devamlı şikayet ediyorum aslında arka planda dönen o çaresizlik hisleri ve mecburiyet halinde kıvranırken kendimi olan bitene katlanmaya çalışırken buluyorum. Devamlı olan yoğunluklar, bitmeyen sorumluluklar, teknolojik gelişmeler derken nasıl da yorulduk, tükenmiş hale geldik.
Tahammül edilmez şeyler katlanılması zor gibi gelse de zamanla beklediğimize değebiliyor, anlamlanabiliyor. Dönüşürken bize gücümüzü toplama imkanı veriyor.
Tahammülüm kalmadı diye hissettiğinizde size neler olur?

06/09/2022

Kaygılı düşüncelerimizle nasıl baş edebiliriz?

Kaçınılmaz olarak biz insanlar hata yaparız. Hata yaptığımızda kendimize nazik davranmanın, mutluluğumuz üzerinde önemli...
05/09/2022

Kaçınılmaz olarak biz insanlar hata yaparız. Hata yaptığımızda kendimize nazik davranmanın, mutluluğumuz üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu hepimiz aslında biliyoruz. Peki niçin bizler kendini buna rağmen mutsuz edebilen tek varlıklarız? Yaklaşık üç aydır sahiplenmiş olduğum iki kedim var onlara baktığım zaman olumsuz bir olay yaşadıklarında onların da acı çektiklerini görüyorum ama yalnızca biz insanlar kendi görüşlerimiz,beklentilerimiz, zaman zaman pişmanlıklarımız ve kendimizi başkalarıyla kıyas etmemizle kendi kendimize mutsuzluk vermeye, olumsuz duygularımızı uyandırmaya olabildiğince devam ediyoruz.Pek çoğumuz yanlışlarımız karşısında kendimizi azarlarken bazılarımız ise kendine daha nazik ve kibar yaklaşabiliyor. Peki neydi bu iki uç davranışın sebebi? Bu noktada bahsetmek istediğim bir kavram olarak öz-şefkat devreye giriyor. Kendine şefkatli olmanın ne demek olduğunu anlamak isterseniz öncelikle başka birine şefkatle davranmanın ne demek olduğunu düşünmeye ne dersiniz?
Ve daha sonrasında aynı şeyi kendimize çevirebiliriz. Bizler biliyoruz ki merhamet ve şefkat çevremizdekilerin acılarını en aza indirmek için verdiğimiz bir uğraş olurken, öz-şefkat ise bizlerin kendi acımızı en aza indirmesini , gereksiz mutsuzluktan ve abartılı bir şekilde gelen mutlu olmak zorundayım inancından kaçınmamızı sağlar. Yaşadığımız dünya da tabi ki öz-şefkat her zorluğun üstesinden gelmemize yardımcı olmaz ancak bedenimize eziyet etmemize bir dur diyebilir. Son yıllarda sosyal medyada da sıklıkla karşılaştığımız, iyi insan olma arzumuz için öyleyse gelin öncelikle kendimize iyi davranalım. #

Sosyal fobisi (sosyal anksiyetesi) olan kişilerle çalışırken gördüğüm bu bireylerin çocukluk, ergenlik ve tüm yaşantılar...
21/08/2022

Sosyal fobisi (sosyal anksiyetesi) olan kişilerle çalışırken gördüğüm bu bireylerin çocukluk, ergenlik ve tüm yaşantıları boyunca duygu ve düşüncelerini ebeveynleri ile paylaştıklarında hep yargılandıklarını gördüm. En çok güvendikleri anne, baba ve diğer aile fertleri için “ bana inanmadılar,” kırıldım, üzüldüm dediklerini duyuyorum. Fazlasıyla yoruldukları, üzüldükleri için ve artık suçlanmak istemediklerinden insanlara kendilerini kapatıyorlar.
Bu kişilerde “herkes bana bakacak, benimle alay edecekler, rezil olacağım, her şeyi mahvedeceğim” gibi inançların yerleşmiş olduğunu söyleyebilirim.
Sizler veya çevrenizde herhangi birinde bu tarz problemleri belirgin şekilde gözlemliyorsanız bir destek almasını öneririm.

Pandemi ile birlikte hepimiz ister istemez vücudumuzu daha çok dinler olduk. Öksürük, ateş, halsizlik gibi belirtilere k...
14/08/2022

Pandemi ile birlikte hepimiz ister istemez vücudumuzu daha çok dinler olduk. Öksürük, ateş, halsizlik gibi belirtilere karşı aşırı hassasiyet geliştirdik. Peki hepimiz sağlık anksiyetesi mi geliştirdik toplum olarak?
Bu noktada öncelikle, olağandışı durumlara verilen olağandışı tepkiler kesinlikle olağandır. Virüsü, öğrendiğimiz andan itibaren gündemimizin bir parçasını oluşturuyorsa, elbette zihnimiz hastalık konusuyla meşgul olacaktır. Ayrıca belirli bir düzeye kadar kaygı, aslında faydalı bir şeydir. Bizi erken önlem almaya, sağlığımız için gerekli adımları atmaya yönlendirir. Bedensel belirtiler gösterdiğinize inanıyorsanız, elbette hasta olduğunuzdan endişelenebilirsiniz. Belki doktora görünmek isteyebilirsiniz. Fakat sağlık anksiyetesi bu durumlardan farklı olarak sağlık anksiyetesi fazla olan kişilerde duyulan stres gündelik hayatı olumsuz etkileyebilir. Doktorlar veya yapılan tahliller bizlere hasta olmadığımızı belirtse de, bizler hissettiğimiz düşündüğümüz belirtiler yüzünden aşırı bir stres içerisinde olmaya devam ederiz. Bu endişe hali o kadar etkilidir ki iş veya okul hayatını ve bizlerin ikili ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu anlamda yoğun endişeleriniz varsa, altta yatan depresyon veya kaygı bozukluğunuza sahip olup olmadığınızın araştırılması da önemlidir bir uzman desteği almanızı öneririm.

Address

Altınkum Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Bulvarı Karacan Apt. No:100/1 Konyaaltı, Zihin Akademisi Pedagojik & Psikolojik Gelişim Merkezi
Antalya
07070

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Büşra Nur Küçük posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Büşra Nur Küçük:

Shortcuts

Share