Medila Tıbbi Analizler Laboratuvarı

Medila Tıbbi Analizler Laboratuvarı Cihaz donanımı olarak; non-radyoaktif sistemlerle hormon ve tümör belirteçleri çalışılmakta, biyokimya testleri için de analizörler kullanılmaktadır.

Laboratuvarımızda Türk Tabibler Birliği (TTB) asgari ücretleri baz alınmakta ve genel olarak uygulanmaktadır. Medila'dan istenildiğinde test örnekleri evden alınabilmekte, sonuçlar istenilen yere telefon, fax, e-posta veya özel kurye ile gönderilebilmektedir.

COVID-19 virüsü zamanla değişmeye devam ediyor. Bilim insanlarının son dönemde yakından takip ettiği yeni varyantlardan ...
31/07/2026

COVID-19 virüsü zamanla değişmeye devam ediyor. Bilim insanlarının son dönemde yakından takip ettiği yeni varyantlardan biri de BA.3.2, yani halk arasında kullanılan adıyla "Cicada (Ağustos Böceği)".

Peki neden "Ağustos Böceği" deniyor?
Bu isim, virüsün uzun bir süre neredeyse hiç görülmeyip daha sonra yeniden ortaya çıkmasını anlatmak için kullanılıyor. Tıpkı bazı ağustos böceği türlerinin yıllarca toprak altında kaldıktan sonra bir anda yeryüzüne çıkması gibi, bu varyant da uzun süre düşük seviyelerde dolaştıktan sonra yeniden tespit edildiği için araştırmacılar tarafından "Cicada" lakabıyla anılmaya başlandı.

Belirtileri neler?
Şu ana kadar bildirilen belirtiler, önceki COVID-19 varyantlarıyla büyük ölçüde benzerlik gösteriyor:
• Boğaz ağrısı
• Öksürük
• Ateş
• Halsizlik
• Baş ağrısı
• Burun akıntısı veya burun tıkanıklığı

Bu belirtiler grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarında da görülebilir. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakarak hangi virüsün hastalığa neden olduğunu anlamak mümkün değildir.

Endişelenmeli miyiz?
Mevcut verilere göre, Cicada varyantının önceki varyantlara göre daha ağır hastalık yaptığına dair
kesin bir kanıt bulunmuyor. Ancak her yeni varyant gibi sağlık otoriteleri tarafından yakından takip ediliyor.

Unutmayın; doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır. Solunum yolu enfeksiyonu belirtileri gösteriyorsanız, laboratuvar testleri ile etkenin belirlenmesi hem sizin hem de çevrenizdekilerin korunmasına katkı sağlar.

Kan tahlillerinin doğru sonuç vermesi, yalnızca laboratuvar analizine değil, test öncesinde nasıl hazırlandığınıza da ba...
30/07/2026

Kan tahlillerinin doğru sonuç vermesi, yalnızca laboratuvar analizine değil, test öncesinde nasıl hazırlandığınıza da bağlıdır. Sabah saatlerinde tahlil öncesinde tüketilen bir fincan kahve, bazı kan parametrelerini etkileyerek sonuçların gerçek
değerlerden farklı çıkmasına neden olabilir.

Kahve içerisindeki kafein, vücutta kortizol ve adrenalin gibi hormonların salgılanmasını uyarabilir. Bu durum özellikle kan şekeri, insülin, kortizol ve bazı
metabolik testlerde geçici değişikliklere yol açabilir.

Ayrıca kahve, açlık gerektiren biyokimya testlerinde istenilen koşulların bozulmasına neden olabileceği için sonuçların doğruluğunu etkileyebilir.

Hangi testler etkilenebilir?
• Açlık kan şekeri
• İnsülin
• Kortizol
• Bazı hormon testleri
• Lipid (kolesterol) profili
• Bazı metabolik değerlendirmeler

En güvenilir sonuçların elde edilebilmesi için açlık gerektiren kan tahlillerinden önce yalnızca su tüketilmesi önerilir. Şekersiz veya sütsüz kahve de açlık kurallarını bozabileceğinden, kan örneği verilene kadar tüketilmemelidir.

Doğru hazırlık, doğru sonuç; doğru sonuç ise doğru tanı ve tedavi sürecinin temelini oluşturur. Tahlil öncesinde uymanız gereken kurallar hakkında bilgi almak için laboratuvarımızla iletişime geçebilirsiniz.

CMNV (Covert Mortality Nodavirus), ilk kez 2014 yılında karideslerde tanımlanan ve daha sonra balıklar, yengeçler ile di...
29/07/2026

CMNV (Covert Mortality Nodavirus), ilk kez 2014 yılında karideslerde tanımlanan ve daha sonra balıklar, yengeçler ile diğer su canlılarında da saptanan bir RNA virüsüdür. Bugüne kadar yalnızca sucul canlılarda hastalık oluşturduğu düşünülüyordu.
Virüs, 2026 yılında Nature Microbiology dergisinde yayımlanan bir araştırmanın ardından dünya gündemine taşındı. Araştırmada, Çin'de nedeni açıklanamayan bazı göz iltihabı vakalarında CMNV'ye ait bulgular tespit edildi ve hastaların büyük bölümünde çiğ deniz ürünleri tüketimi veya koruyucu ekipman kullanmadan deniz ürünleriyle temas öyküsü bulunduğu bildirildi. Bu çalışma, CMNV'nin insanlarda hastalıkla ilişkili olabileceğini öne süren ilk bilimsel araştırma olması nedeniyle uluslararası basında geniş yer buldu.
Bununla birlikte, CMNV'nin insandan insana bulaştığı veya yeni bir salgına yol açtığına dair kanıt bulunmamaktadır. Araştırmanın sonuçlarının doğrulanması için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır. CMNV için rutin klinik kullanımda onaylanmış bir tanı testi henüz bulunmamaktadır. Ancak göz enfeksiyonu bulguları veya enfeksiyon şüphesi olan hastalarda, hekimin değerlendirmesi doğrultusunda PCR tabanlı moleküler testler, serolojik incelemeler ve diğer enfeksiyon etkenlerine yönelik kapsamlı laboratuvar testleri tanı sürecinde önemli rol oynar.
Laboratuvarımız, enfeksiyon hastalıklarının tanısında kullanılan güncel moleküler ve serolojik testlerle hekimlere güvenilir tanısal destek sunmaktadır.

Diyet yapmadan, beslenme düzeninizde veya fiziksel aktivitenizde belirgin bir değişiklik olmadan kilo vermeye başladıysa...
25/07/2026

Diyet yapmadan, beslenme düzeninizde veya fiziksel aktivitenizde belirgin bir değişiklik olmadan kilo vermeye başladıysanız, bunu sadece "şans" olarak değerlendirmeyin. Ani ve açıklanamayan kilo kaybı, vücudunuzun size verdiği önemli bir uyarı olabilir.

Tiroid bezinin normalden fazla çalışması (hipertiroidi), metabolizmayı hızlandırarak istemsiz kilo kaybına neden olabilir. Bunun yanında çarpıntı, aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, sinirlilik, huzursuzluk ve sürekli yorgunluk gibi belirtiler de görülebilir.

Bu belirtiler farklı sağlık durumlarında da ortaya çıkabileceğinden, altta yatan nedenin belirlenmesi için laboratuvar değerlendirmesi büyük önem taşır. Laboratuvarımızda tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesine yardımcı olan testler uygulanmaktadır:
• TSH
• Serbest T3 (fT3)
• Serbest T4 (fT4)
• Gerektiğinde tiroid antikor testleri

Erken tanı, doğru tedavi sürecinin ilk adımıdır. Şikayetlerinizi ihmal etmeyin, sağlığınızı düzenli kontrollerle takip

KAN TAHLİLİNDEKİ HER DÜŞÜK DEĞER CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNUNU MU GÖSTERİR?Kısa cevap: Hayır.Kan tahlilinde referans aralığı...
23/07/2026

KAN TAHLİLİNDEKİ HER DÜŞÜK DEĞER CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNUNU MU GÖSTERİR?
Kısa cevap: Hayır.
Kan tahlilinde referans aralığının altında çıkan her sonuç, tek başına ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Laboratuvar sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, beslenme durumu, günlük yaşam alışkanlıkları ve örneğin alınma koşulları gibi birçok
faktörden etkilenebilir.

Peki düşük bir değer ne zaman önemlidir?
• Değer referans aralığının belirgin şekilde altındaysa
• Birden fazla parametrede anormallik bulunuyorsa
• Kişinin şikâyetleri ve muayene bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde anlamlı
görülüyorsa
• Kontrol testlerinde düşüklük devam ediyorsa

Bazı hafif düşüklükler geçici olabilir ve klinik açıdan önem taşımayabilir. Ancak bazı durumlarda, altta yatan bir sağlık durumunun araştırılması gerektiğine işaret edebilir. Bu nedenle laboratuvar sonuçları tek bir değere bakılarak değil; tüm testler, klinik
bulgular ve hekim değerlendirmesiyle birlikte yorumlanmalıdır.

Unutmayın: Laboratuvar sonuçları tek başına tanı koymaz; doğru tanıya ulaşılmasına yardımcı olan önemli veriler sunar.
Sağlığınızla ilgili en doğru değerlendirme için sonuçlarınızı doktorunuzla birlikte değerlendirmeyi ihmal etmeyin.

Bazı vitamin eksiklikleri çarpıntıya neden olabilir. Kalp çarpıntısı her zaman kalp hastalığı anlamına gelmez. Bazı duru...
21/07/2026

Bazı vitamin eksiklikleri çarpıntıya neden olabilir. Kalp çarpıntısı her zaman kalp hastalığı anlamına gelmez. Bazı durumlarda vücudunuzdaki vitamin ve mineral eksiklikleri de bu şikâyete katkıda bulunabilir.

Özellikle;
• B12 vitamini eksikliği
• Folat (B9) eksikliği
• D vitamini eksikliği
• Demir eksikliği (vitamin olmasa da sık görülen bir neden)
yorgunluk, halsizlik, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerle kendini gösterebilir.

Bu belirtileri sık yaşıyorsanız, altta yatan nedeni anlamanın en doğru yolu gerekli laboratuvar testleri ile değerlendirme yapılmasıdır. Erken tanı, doğru tedavinin ilkadımıdır.

Medila Tıbbi Analizler Laboratuvarı'nda vitamin ve demir düzeylerinizi güvenilirsonuçlarla kontrol ettirebilir, sağlığınızı bilimsel verilerle takip edebilirsiniz.

Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, romatizmal hastalıkların yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıktığıdır.Oysa rom...
18/07/2026

Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, romatizmal hastalıkların yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıktığıdır.

Oysa romatizma her yaşta görülebilir. Hatta bazı romatizmal hastalıklar en sık 20–50 yaş arasında başlar ve çocukluk çağında görülen türleri de vardır.
Romatizma, tek bir hastalık değil; eklemleri, kasları, bağ dokusunu ve bazen iç organları etkileyebilen 100’den fazla hastalığın genel adıdır.

Hangi belirtiler önemlidir?
• Sabah uyandığınızda eklemlerde 30 dakikadan uzun süren tutukluk
• El, bilek veya ayak eklemlerinde şişlik
• Dinlenmekle geçmeyen eklem ağrısı
• Nedeni açıklanamayan uzun süreli yorgunluk
• Hareket ettikçe azalan, dinlenince artan ağrı
Bu belirtiler her zaman romatizma anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam ediyorsa değerlendirilmesi önemlidir.

Romatizmal hastalıkların tanısında hangi testler kullanılır?
Klinik değerlendirmeye ek olarak, hekim gerekli gördüğünde şu laboratuvar testlerinden yararlanabilir:
• C-Reaktif Protein (CRP)
• Eritrosit Sedimentasyon Hızı (ESR / Sedimentasyon)
• Romatoid Faktör (RF)
• Anti-CCP Antikoru
• Antinükleer Antikor (ANA)
• HLA-B27 (gerektiğinde)

Laboratuvar sonuçları tek başına tanı koydurmaz. Muayene bulguları ve hastanın şikâyetleriyle birlikte değerlendirilir.

Eklem ağrısını yalnızca “yaşlanmanın doğal sonucu” olarak görmek doğru değildir. Erken dönemde fark edilen birçok romatizmal hastalık, uygun takip ve tedavi ile kontrol altına alınabilir.
Romatizma yaşın değil, belirtilerin hastalığıdır. Vücudunuzun verdiği sinyalleri göz ardı etmeyin.

Telefon Ekranınız Gerçekten Klozet Kapağından Daha mı Kirli?Bu cümleyi muhtemelen daha önce duydunuz. Peki gerçekten doğ...
16/07/2026

Telefon Ekranınız Gerçekten Klozet Kapağından Daha mı Kirli?
Bu cümleyi muhtemelen daha önce duydunuz. Peki gerçekten doğru mu? Aslında bu karşılaştırma, kesin bir kuraldan çok mikroorganizma yoğunluğunu anlatmak için kullanılan bir benzetmedir.

Telefonlar gün boyunca elimizden düşmez. Masaya bırakılır, çantaya konur, toplu taşımada kullanılır ve çoğu zaman ellerimizi yıkamadan ekranına dokunuruz. Bu nedenle ekran yüzeyinde bakteri ve diğer mikroorganizmalar zamanla birikebilir. Ancak bu durum, telefonunuzun mutlaka hastalık yapacak kadar tehlikeli olduğu anlamına gelmez.

Riski artıran asıl faktörler şunlardır:
• Telefonu tuvalette kullanmak.
• Yemek öncesinde telefonu kullandıktan sonra elleri yıkamamak.
• Telefon ekranını uzun süre temizlememek.
• Telefonu başkalarıyla sık sık ortak kullanmak.
Telefon hijyeni için nelere dikkat edilmeli?
• Telefon ekranını üreticinin önerilerine uygun şekilde düzenli olarak temizleyin.
• Tuvalette telefon kullanmamaya özen gösterin.
• Yemek yemeden önce ellerinizi yıkayın.
• Telefonu kullandıktan sonra yüzünüze, özellikle göz, burun ve ağzınıza gereksiz yere
dokunmamaya çalışın.

Telefon ekranı günlük hayatta en sık temas ettiğimiz yüzeylerden biridir ve zamanla mikroorganizmalar biriktirebilir. Düzenli temizlik ve doğru el hijyeni, hem telefonunuzu hem de sağlığınızı korumanın en etkili yollarından biridir.

Bazen hastalıklardan korunmanın en etkili yolu, karmaşık yöntemler değil, fark edilmeyen küçük alışkanlıklardır

Göz altı morlukları çoğu zaman uykusuzluk veya yorgunlukla ilişkilendirilir. Ancak uzun süredir devam eden ve dinlenmeye...
14/07/2026

Göz altı morlukları çoğu zaman uykusuzluk veya yorgunlukla ilişkilendirilir. Ancak uzun süredir devam eden ve dinlenmeye rağmen düzelmeyen morluklar, bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin de habercisi olabilir.

Özellikle;
• Demir eksikliği, dokulara taşınan oksijen miktarını azaltarak soluk bir cilt görünümüne ve göz altı morluklarının daha belirgin hale gelmesine neden olabilir.
• Ferritin düşüklüğü, vücudun demir depolarının azaldığını gösterebilir ve demir eksikliği gelişmeden önce bile bazı belirtiler ortaya çıkabilir.
• Vitamin B12 eksikliği, halsizlik, yorgunluk ve cilt renginde solgunlukla birlikte göz altı morluklarının belirginleşmesine katkıda bulunabilir.
• D vitamini eksikliği, kronik yorgunluk hissine katkıda bulunabilir ve dolaylı olarak daha yorgun bir yüz ifadesine neden olabilir.
• Tiroid hormonlarındaki dengesizlikler de cilt yapısını ve genel görünümü etkileyerek göz altı morluklarının daha belirgin hale gelmesine katkı sağlayabilir.

Altta yatan nedeni araştırmak için şu testler bakılabilir:
• Tam Kan Sayımı (Hemogram)
• Ferritin
• Demir ve Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)
• Vitamin B12
• D Vitamini
• TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon)
• Gerekli durumlarda Kreatinin ve diğer biyokimyasal testler

Unutulmamalıdır ki göz altı morluklarının tek nedeni vitamin veya mineral eksiklikleri değildir. Genetik yatkınlık, alerjiler, cilt yapısı, yaşlanma, düzensiz uyku, sigara kullanımı ve bazı sağlık sorunları da benzer görünüme neden olabilir.

Geçmeyen göz altı morluklarını sadece kozmetik bir sorun olarak değerlendirmeyin. Altta yatan nedenin doğru belirlenmesi, uygun tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri için önemli bir adımdır.

Kan grubunuz sadece kan nakillerinde önemli değildir. Bilimsel araştırmalar, bazı kan gruplarının belirli hastalıklara k...
11/07/2026

Kan grubunuz sadece kan nakillerinde önemli değildir. Bilimsel araştırmalar, bazı kan gruplarının belirli hastalıklara karşı daha yüksek veya daha düşük risk taşıyabileceğini göstermektedir.
Ancak bu durum, kan grubunuzun kaderinizi belirlediği anlamına gelmez.
İşte bazı örnekler:

0 (Sıfır) kan grubu
Bazı araştırmalara göre mide ülseriyle ilişkili Helicobacter pylori enfeksiyonuna karşı daha yatkın olabilir.

A kan grubu
Bazı çalışmalarda mide kanseri riskinin diğer gruplara göre bir miktar daha yüksek olabileceği bildirilmiştir.

A, B ve AB kan grupları
Bu gruplarda, toplardamarlarda pıhtı oluşumu (venöz tromboembolizm) riski 0 kan grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Bu farklılıkların nedeni, kan gruplarını belirleyen antijenlerin bağışıklık sistemi ve pıhtılaşma mekanizmalarıyla olan etkileşimidir.

Unutulmaması gereken en önemli nokta:
Kan grubu tek başına bir hastalığa neden olmaz.
Genetik yapı, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, kronik hastalıklar ve çevresel faktörler sağlık üzerinde çok daha belirleyici rol oynar.

Sonuç olarak; kan grubunuz bazı hastalıklar için risk düzeyini etkileyebilir, ancak sağlıklı yaşam alışkanlıkları bu risklerin yönetilmesinde her zaman en önemli faktörlerden biridir.

Not: Kan grubu ile hastalıklar arasındaki ilişki istatistiksel bir risk artışını ifade eder. Bu, belirli bir kan grubuna sahip herkesin aynı hastalığa yakalanacağı anlamına gelmez.

Address

100. Yıl Bulvarı No: 63/2
Antalya
07050

Opening Hours

Monday 08:00 - 17:30
Tuesday 08:00 - 17:30
Wednesday 08:00 - 17:30
Thursday 08:00 - 17:30
Friday 08:00 - 17:30
Saturday 08:00 - 15:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Medila Tıbbi Analizler Laboratuvarı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Medila Tıbbi Analizler Laboratuvarı:

Shortcuts

Share