14/01/2026
Akran zorbalığı; bir çocuğun ya da ergenin, güç dengesizliğinin bulunduğu bir ilişkide, aynı akran tarafından ya da akran grubu içinde kasıtlı ve tekrarlayıcı biçimde fiziksel, sözel, ilişkisel ya da dijital yollarla zarar görmesidir. Literatürde akran zorbalığı, gelişimsel süreçleri ve ruh sağlığını etkileyebilen önemli bir psikososyal risk faktörü olarak ele alınmaktadır.
Zorbalığa maruz kalma, çocuk ve ergenlerde düşük benlik saygısı, anksiyete belirtileri, depresif duygu durum, sosyal geri çekilme, akademik işlevsellikte düşüş ve psikosomatik yakınmalarla ilişkilidir. Uzun süreli ve müdahale edilmemiş zorbalık yaşantıları, ilerleyen dönemlerde kişilerarası ilişkilerde güvensizlik, duygu düzenleme güçlükleri ve travma ilişkili belirtilerle bağlantılı bulunmuştur.
Akran zorbalığı yalnızca mağduru değil; zorbalığı uygulayan bireyleri ve sürece tanıklık eden çocukları da etkilemektedir. Zorbalık davranışı gösteren çocuklarda empati becerilerinde zayıflama, saldırganlık eğilimlerinde artış ve davranış sorunları görülme olasılığı yükselirken; tanık olan çocuklarda suçluluk, korku ve çaresizlik duyguları gelişebilmektedir. Bu yönüyle akran zorbalığı, bireysel değil sistemik bir ruh sağlığı sorunu olarak değerlendirilmelidir.
Koruyucu ve önleyici yaklaşımlar; erken farkındalık, güvenli ve yargısız iletişim, okul–aile–uzman iş birliği ve psikolojik destek süreçlerini kapsamaktadır. Akran zorbalığı, uygun psikososyal müdahalelerle önlenebilir ve etkileri azaltılabilir. Çocukların ve ergenlerin kendilerini güvende hissettikleri sosyal çevreler, sağlıklı ruhsal gelişimin temel yapı taşlarından biridir.