Psk Zehra Bekki

Psk Zehra Bekki Psikolog ve Aile Danışmanı Zehra BEKKİ. ODTÜ - METU Psychologist

Sosyal medyanın hayatımıza kattığı en büyük illüzyonlardan biri, birkaç kısa video izleyerek veya içerik okuyarak etrafı...
24/07/2026

Sosyal medyanın hayatımıza kattığı en büyük illüzyonlardan biri, birkaç kısa video izleyerek veya içerik okuyarak etrafımızdaki herkesi "teşhis etme" hakkını kendimizde bulmamız oldu. Artık ilişkilerimizde yaşadığımız en insani çatışmaları, uyuşmazlıkları ve iletişim kazalarını dahi bilimsel terimlerin arkasına sığınarak çözmeye çalışıyoruz: Gaslighting, narsizm, toksik ilişki, sınır ihlali...

Kelimeler havalı ve bilimsel olabilir; ancak bu terimleri günlük tartışmalarda birer kalkan gibi kullanmak, bizi iyileştirmez. Aksine, karşı tarafı tek bir etiketle "suçlu" ilan edip, kendi davranışlarımızı sorgulama sorumluluğundan bizi muaf tutar. "O zaten narsist" dediğiniz an, kendi hatalarınızla yüzleşme kapısını kapatır, kendinizi "kusursuz mağdur" rolüne hapsedersiniz.

Gerçek psikolojik olgunluk; karşı tarafı klinik terimlerle yargılamak değil, kendi duygularımızın, hatalarımızın ve ilişkideki payımızın sorumluluğunu alabilme cesaretidir. Psikoloji bir yargılama silahı değil; önce kendimize tuttuğumuz bir aynadır.

Sizce tartışmalarda karşı tarafa 'teşhis koymak' ilişkiyi kurtarıyor mu, yoksa iletişimi tamamen bitiriyor mu? Yorumlarda buluşalım. 👇

21/07/2026

O ilk görüş, kalbin hızla çarpması, midenizde uçuşan kelebekler ve partnerinizin dünyadaki en kusursuz insan olduğuna dair o sarsılmaz inanç... Hepimiz aşkın bu büyüleyici ilk evresini çok iyi tanıyoruz. Peki, bu dönemde partnerimizin en belirgin kusurlarını, gelecekte canımızı yakacak o "kırmızı çizgileri" (red flag) neden ısrarla görmüyoruz? Cevap kalbimizde değil, beynimizin kimyasal laboratuvarında saklı.
Aşkın o ilk evresi, aslında nörotransmitterlerin zihnimize oynadığı muazzam bir illüzyondur. Beynimiz dopamin, serotonin ve oksitosin bombardımanına tutulduğunda adeta geçici bir "kimyasal körlük" yaşar. Bu yoğun hormonal kokteyl, beynimizin mantıklı kararlar alan ve tehlikeleri süzen ön bölgesi olan prefrontal korteksi geçici olarak yavaşlatır.
Sonuç mu? Beyniniz o kişiyi hayatınızın merkezine koyabilmeniz için olumsuzlukları filtreler, kusurları görmezden gelir ve sizi tatlı bir manipülasyonun içine bırakır. Yani o dönemde partnerinizin kusursuz olduğunu düşünmenizin sebebi onun gerçekten hatasız olması değil; beyninizin size oynadığı o kusursuz oyundur.
Gerçek ve sağlıklı bir sevgi; bu kimyasal sis perdesi yavaş yavaş dağıldığında, nörotransmitterler normal seviyesine döndüğünde ve karşı tarafı tüm kusurlarıyla, ham gerçekliğiyle görmeye başladığınızda başlar. Önemli olan, o kimyasal büyü bittiğinde elinizde kalan bağın ne kadar güçlü olduğudur.
Siz de geçmişe dönüp baktığınızda, aşkın o ilk evresindeki kimyasal körlük yüzünden neleri görmezden geldiğinizi fark ediyorsunuz?

Bizler büyürken bedenimize, duygularımıza ve cinselliğe dair o kadar çok "meli-malı" kuralı biriktiriyoruz ki, bazen en ...
16/07/2026

Bizler büyürken bedenimize, duygularımıza ve cinselliğe dair o kadar çok "meli-malı" kuralı biriktiriyoruz ki, bazen en savunmasız olmamız gereken yerde zihnimiz güvende hissetmek için her şeyi kontrol etmeye çalışıyor. İşte vajinismus, bir yetersizlik ya da beden kusuru değildir. O, zihnin henüz güvende hissetmediği o anlarda, bedenin ruhu korumak için attığı şefkatli ama sessiz bir çığlıktır. Bedenimiz, ruhumuzun henüz hazır olmadığı hiçbir şeye zorlanmak istemez ve bizi kendi yöntemiyle korumaya alır.

Bu yüzden iyileşme; bedenimizle savaşarak değil, ona öfkelenerek değil; tam aksine o korkuları nezaketle dinleyerek, zihnimize "burası güvenli" demeyi öğreterek başlar.

Yalnız değilsiniz, hiçbir şey için geç kalmadınız ve en önemlisi; ruhunuzun da bedeninizin de sadece birazcık güvende hissetmeye, anlaşılmaya ihtiyacı var.

Bedenimizin bizi korumak için kasıldığı o anlarda, ona öfkelenmek yerine derin bir nefes alıp "Seni duyuyorum, güvendeyiz" diyebilmek... Sizce kendimize bu şefkati göstermek iyileşmenin ilk adımı olabilir mi?

Modern dünya ve sosyal medya algoritmaları bize sinsice şu fikri aşılıyor: "Olduğun halinle yeterli değilsin. Eğer yeter...
10/07/2026

Modern dünya ve sosyal medya algoritmaları bize sinsice şu fikri aşılıyor: "Olduğun halinle yeterli değilsin. Eğer yeterince çabalarsan, sabahları erken uyanırsan, sürekli üretirsen ve hayatını kusursuz bir rutine oturtursan mutlu olursun." Biz de bu vaade inanıp, adeta kendimizi iyileştirme adı altında amansız bir performans yarışına sokuyoruz.

Ancak kendimizi acımasızca eleştirerek, her eksikliğimizde suçluluk duyarak yapılan bir "kişisel gelişim", gelişim değildir; sadece kendimizle kurduğumuz savaşı maskelemenin havalı bir yoludur. Kendini sürekli tamir edilmesi gereken bozunmuş bir makine gibi görmek ruhu şifalandırmaz, aksine derin bir yetersizlik kuyusuna hapseder.

Gerçek büyüme ve iyileşme; her gün mükemmel olmakta değil, bazen sadece olduğumuz yerde durabilmekte, yorgunluğumuzu kabul edebilmekte ve o kusurlu insani yapımıza şefkat gösterebilmektedir. Kendinize kurduğunuz bu robotik beklenti duvarlarını yıktığınızda, asıl şifanın nerede saklı olduğunu göreceksiniz.

Her anınızı bir 'verimlilik projesine' dönüştürmeye çalışırken, hayatın kendisini ve şu anki halinizi ne kadar kaçırıyorsunuz? Yorumlarda buluşalım. 👇

06/07/2026

Serimizin ilk iki videosunda cinselliğin iki ruhun yakınlık dili olduğunu ve sadece erkek eksenine sıkıştırılamayacağını konuşmuştuk. Bugün ise kadınların o en mahrem anda bile sırtında taşıdığı, kimseyle paylaşamadığı o görünmez yükü masaya yatırıyoruz: Kusursuz görünme baskısı ve beden algısı.

Pek çok kadın; en savunmasız, en çıplak ve en "kendi gibi" olması gereken o yakınlık anında bile zihnindeki o acımasız "meli-malı" kurallarıyla savaşır. "Işık çok mu açık?, Kilom belli oluyor mu?, Yeterince iyi ve çekici görünüyor muyum?, Partnerimi mutlu edebilecek miyim?" gibi performans kaygıları, kadını kendi bedenine bir yabancı haline getirir.

Psikolojide "seyircilik" (spectating) dediğimiz bu durumda kadın, o anda hissetmek ve bağ kurmak yerine; kendisini dışarıdan bir göz gibi, bir yargıç gibi izlemeye başlar. Zihin estetik kaygılarla ve onaylanma ihtiyacıyla bu kadar meşgulken, tüm benliğiyle andaki o saf neşeyi ve hazzı hissetmesi imkansızlaşır.

Gerçek bir yakınlık kusursuz bir bedenle değil; kusurlarıyla barışmış iki insanın birbirine sunduğu o güvenli şefkat alanında başlar.

En mahrem anlarınızda bile kendinizi dışarıdan bir göz gibi yargılarken; ruhunuzun ve bedeninizin o saf hislerini ne kadar kaçırıyorsunuz?

01/07/2026

"Ben o kadar şanslıyım ki her şey her zaman benim istediğim gibi olur, evren sadece bana çalışır" diyerek sürekli pozitif kalmanın hayatı mucizevi bir şekilde değiştireceğine inanılıyor. Peki, psikolojik bir pencereden baktığımızda bu durum gerçekten zihinsel bir başarı mıdır, yoksa hayatın gerçeklerinden bir kaçış mı?

Bu ve benzeri akımlar, temelde "Toksik Pozitiflik" ve çocukluk dönemine ait olan "Büyüsel Düşünce" (Magical Thinking) kalıplarını barındırır. Hayatın içindeki acıyı, riski, hayal kırıklıklarını ve en önemlisi "çabayı" yok sayarak sadece olumlu cümlelerle mükemmel bir gerçeklik yaratmaya çalışmak zihinsel bir illüzyondur.

Gerçek psikolojik sağlamlık; hayatı pembe bir gözlükle izlemek değil; onun getirdiği tüm belirsizlikleri, zorlukları ve sorumlulukları yetişkin bir bilinçle göğüsleyebilme cesaretidir. Çaba harcamadan, sorumluluk almadan sadece "şanslıyım" diyerek evrenden mucizeler beklemek, yetişkin bilincine geçememiş bir çocukluk fantezisidir. Olumlu düşünmek değerlidir; ancak bu düşünce eylemle, emekle ve hayatın gerçeklerini kabul etme cesaretiyle birleşmediğinde sadece geçici bir uyuşturucu görevi görür.

Kendimize kurduğumuz bu pembe illüzyonlar, bizi hayatın gerçek şifasından ve büyüme fırsatlarından mahrum bırakıyor olabilir mi?

Bir çocuğun dünyasında baba; güven, destek ve aidiyet duygusunun önemli yapı taşlarından biridir. Çocuklar, kendilerini ...
21/06/2026

Bir çocuğun dünyasında baba; güven, destek ve aidiyet duygusunun önemli yapı taşlarından biridir. Çocuklar, kendilerini ve çevrelerini anlamlandırırken kurdukları ilişkilerden beslenirler. Sevildiğini, kabul edildiğini ve yanında güvenilir bir yetişkin olduğunu hissetmek; onların duygusal gelişiminde önemli bir yer tutar.
Bazen bir cesaret veren söz, bazen sessizce yanında durmak, bazen de koşulsuz bir destek olmak... Bir babanın çocuğunun hayatına bıraktığı iz, yıllar boyunca onun kendisiyle ve dünyayla kurduğu ilişkiye eşlik edebilir.
Varlığıyla güç veren, sevgisiyle iz bırakan, emekleriyle yol gösteren tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun. 💙
Bugün aynı zamanda baba olmanın tek bir doğru yolu olmadığını; önemli olanın mükemmel olmak değil, çocuğun duygusal ihtiyaçlarına duyarlılıkla eşlik edebilmek olduğunu hatırlama günü olsun. 🌿

Sosyal medyada sadece "Ben kahve içmeyi çok seviyorum" yazan birinin altına gelen o absürt alınganlıkları mutlaka görmüş...
18/06/2026

Sosyal medyada sadece "Ben kahve içmeyi çok seviyorum" yazan birinin altına gelen o absürt alınganlıkları mutlaka görmüşsünüzdür: "Çay içenler ölsün mü?", "Fakirler kahve alamıyor, nispet mi yapıyorsunuz?" ya da "Kahve lobisinin kölesi olmuşsunuz." İlk bakışta komik ya da sadece mantıksız görünen bu tepkiler, aslında arka planda çok derin bir psikolojik savunma mekanizmaları barındırır.

Unutmayalım ki; bir başkasının hayatından, neşesinden ya da sıradan bir tercihinden sürekli bir "mağduriyet" ya da "saldırı" çıkarıyorsak, mesele dışarısı değil, içerideki o gürültülü yankı odasıdır.

Dışarıdaki her cümlede bir kusur, şahsi bir saldırı veya art niyet ararken; aslında içinizdeki hangi yarayı korumaya çalışıyorsunuz?

İlişkilerimizde sadece fiziksel bir temasa mı odaklanıyoruz, yoksa o görünmez ruhsal yakınlığı da inşa edebiliyor muyuz?...
10/06/2026

İlişkilerimizde sadece fiziksel bir temasa mı odaklanıyoruz, yoksa o görünmez ruhsal yakınlığı da inşa edebiliyor muyuz? 🌺

Çok yakında yayında olacak yeni Reels videomuzda, bu tabuları ve doğru bilinen yanlışları tüm derinliğiyle konuşacağız. Ama öncesinde sizin düşüncelerinizi çok merak ediyorum.

Aşağıdaki ankete katılarak fikrinizi bizimle paylaşmayı unutmayın. Anket sorusu; Sizce "Cinsellik" ve "Seks" aynı kavramlar mıdır?

Derinliği çok olan bir kitabı hep birlikte üzerinde konuşarak okuduk. Tek başımıza belki bu derece etkisi olmayabilirdi....
03/06/2026

Derinliği çok olan bir kitabı hep birlikte üzerinde konuşarak okuduk. Tek başımıza belki bu derece etkisi olmayabilirdi. Birbirimiz ile olan etkileşim bize farklı bakış açıları kazandırdırdı.

Eylül ayında başlayacak olan bu yeni kitap yolculuğumuzun heyecanını ve detaylı duyurusunu Ağustos ayında burada paylaşıyor olacağız.

Address

Keçeci
Balıkesir
10100

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk Zehra Bekki posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category