Psikolog Özge Akçay

Psikolog Özge Akçay Uzman Klinik Psikolog Özge Akçay | Persona Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Bir babanın yalnızca güçlü olmak, her zaman çözüm üretmek, korumak ve her koşulda eksiksiz bir şekilde ihtiyaç karşılama...
21/06/2026

Bir babanın yalnızca güçlü olmak, her zaman çözüm üretmek, korumak ve her koşulda eksiksiz bir şekilde ihtiyaç karşılamak zorunda olan bir figür olmadığını fark etmek, insanın ebeveyniyle kurduğu ilişkiye daha gerçekçi ve daha olgun bir yerden bakmasını sağlar.

Baba da kendi çocukluğunun izlerini taşıyan; gördüğü sevgiyi, öğrendiği ilişki biçimlerini, korkularını, eksikliklerini, baş etme mekanizmalarını ve duygusal kapasitesini beraberinde getiren bir insandır. Bazen sevgisini sözlerle değil sorumluluk alarak, emek vererek, yanında durarak ya da koruyarak gösterir. Bazen de eksik kaldığı yerler, sevgisizliğinden değil; bildiği, öğrendiği ve o an verebildiği kadardan kaynaklanabilir.

Bir babayı insan olarak görebilmek, yaşanan tüm kırgınlıkları yok saymak ya da her davranışı haklı çıkarmak anlamına gelmez. Aksine; hem alınanları hem alınamayanları aynı gerçeklik içinde tutabilmeyi, bir ebeveyni kusursuz bir kahraman ya da yalnızca hatalarından ibaret bir karakter olarak değil, kendi hikâyesi olan ayrı bir ruh olarak görebilmeyi sağlar.

Belki de gerçek yakınlık, bir babanın ve bir evladın birbirinin eksik parçalarını tamamlamak zorunda olmadığını; hayatın içinde kendi yaraları, sınırları ve sevgiyi ifade etme biçimleriyle var olan iki ayrı insan olduğunu kabul edebildikleri yerde başlar.

Babalar günü kutlu olsun. ♥️💐

Geçmişin izleri, baba-oğul ilişkisi ve yarım kalmış duygular üzerine dokunaklı bir yolculuk. Âşıklar Bayramı, insanın ke...
10/06/2026

Geçmişin izleri, baba-oğul ilişkisi ve yarım kalmış duygular üzerine dokunaklı bir yolculuk. Âşıklar Bayramı, insanın kendisiyle ve sevdikleriyle hesaplaşmasını düşündüren etkileyici bir romandı.

Bazen en uzun yolculuk, insanın geçmişine doğru yaptığı yolculuktur.



Reklam değil; tavsiye 🙏🏽

24/05/2026

Güne hatırlatıcı bir video bırakmak istedim.

Hayat, sandığımız kadar kontrol edilebilir değil.
Ne kadar plan yaparsak yapalım, her şey istediğimiz gibi ilerlemeyebiliyor.
Bazı insanlar gidiyor, bazı işler değişiyor, bazı kapılar kapanıyor.

Ve çoğu zaman bizi en çok zorlayan şey, olanlar değil; belirsizlik.
“Ne olacak?” sorusunun cevabını bilememek…

Ama psikolojik dayanıklılık, hayatın tamamen kontrolümüzde olması değil;
kontrol edemediklerimizle yaşayabilme kapasitesidir.

Her istediğimiz gerçekleşmeyecek.
Her şey aynı kalmayacak.
Bazı dönemler zorlayıcı olacak.

Yine de insan, belirsizliğin içinde de yol almayı öğrenebilir.
Esnemeyi, beklemeyi, kabullenmeyi ve yeniden başlamayı…

Çünkü hayat bazen netlik değil, tahammül ister.
Ve büyümek çoğu zaman, kontrolü bırakabildiğimiz yerde başlar.

07/05/2026

🎬 Juno

Anneliği yalnızca biyolojik bir süreç olarak tanımlamak, insanın kurduğu ilişkilerin derinliğini eksik bırakır. Çünkü an...
06/05/2026

Anneliği yalnızca biyolojik bir süreç olarak tanımlamak, insanın kurduğu ilişkilerin derinliğini eksik bırakır. Çünkü annelik bazen bir çocuğu dünyaya getirmekle, bazen de bir canlının hayatına emek, sevgi, güven ve süreklilik sunmakla kurulur. Doğurmuş olmak bir deneyimdir; ama tek başına sevgiyi, şefkati, bağlılığı garanti etmez. Aynı şekilde doğurmamış olmak da bir insanın bakım verme kapasitesini, merhametini ya da hayat kurma becerisini eksiltmez.

Bugün artık biliyoruz ki insanlar hayatlarına anlamı çok farklı yerlerden taşıyabiliyor. Kimi bunu çocuk büyütürken buluyor; kimi üreterek, severek, dostluk kurarak, dayanışma içinde yaşayarak, hayvanlarla bağ kurarak, sanatla, bilgiyle, emekle, yolculuklarla ya da başka insanlara alan açarak. Hayatın anlamı tek bir ilişki biçimine indirgenemeyecek kadar geniş ve kişisel bir şey.

Anne olmayı seçmek nasıl değerli ve saygı duyulması gereken bir kararsa, anne olmamayı seçmek de aynı ölçüde meşru bir yaşam tercihidir. Çünkü özgürlük, insanın kendi bedeni, zamanı ve yaşamı üzerinde karar verebilmesidir. Bir kadının değerini doğurganlığıyla ölçmek; onu sadece biyolojik bir işleve indirgemek olur. Oysa kadınlık da, insanlık da bundan çok daha fazlasıdır.

Bazı kadınlar çocuk sahibi olup sevgiyi büyütür. Bazıları ise sevgisini başka canlılara, ilişkilere, üretimlere ve hayatlara aktarır. Kimi bir çocuğun annesi olur, kimi bir öğrencinin yolunu aydınlatır, kimi bir dostun yarasını sarar, kimi terk edilmiş bir hayvana yuva olur, kimi sadece kendi hayatını cesaretle kurarak başka kadınlara ilham verir. Bunların hiçbiri diğerinden daha “eksik” ya da daha “doğal” değildir.

Çünkü bakım vermek, bağ kurmak ve sevgiyi büyütmek yalnızca biyolojinin değil; vicdanın, emeğin ve yönelimin alanıdır.

“Doğurmuş…
Doğurmamış…
Doğurduğunu bağrına basmış…
Doğurmadığını da sevgisiyle büyütmüş…”

Kalbiyle koruyan…
Ruhuyla şefkat veren…
Kendi yolunu özgürce seçen…
Bütün kocaman yürekli kadınlara…

Hayatın anlamını tek bir kalıba sığdırmadan yaşayanlara. 🙏🏽♥️

anneolmak

Çocuk için ebeveynle kurduğu bağ, “haklı olmaktan” daha önemlidir. Çünkü çocuk zihni için bakım verenle ilişki hayatta k...
04/05/2026

Çocuk için ebeveynle kurduğu bağ, “haklı olmaktan” daha önemlidir. Çünkü çocuk zihni için bakım verenle ilişki hayatta kalma meselesidir.

Bu yüzden çocuk genelde şöyle düşünmez:

“Annem/babam haksız davranıyor.”

Daha çok şunu düşünür:

“Demek ki bende bir sorun var.

Bu mekanizma aslında çocuğun bağı koruma biçimidir. Ebeveynini “kötü” görmek çocuk için fazla tehdit edici olduğundan, olumsuzluğu kendi içine yöneltir. Uzun vadede bu da:

* utanç,
* değersizlik hissi,
* kronik suçluluk,
* yoğun öz eleştiri
olarak yerleşebilir.

Çocuklukta duyulan sert sözler, yıllar sonra iç ses olarak karşımıza çıkar.

Gerçekten de birçok insanın iç sesi, geçmişte maruz kaldığı ses tonlarının devamı gibidir:

* “Abartıyorsun.”
* “Yine beceremedin.”
* “Neden kardeşin gibi değilsin?”
* “Çok hassassın.”

Zamanla bunlar kişinin kendi kendine konuşma biçimine dönüşebilir.

Bugün çocuğunuzla kurduğunuz dil, yarın onun kendiyle kuracağı ilişkinin temelidir…

Çünkü çocuk önce ebeveyninin gözünden kendini görür; sonra o bakışı kendi içine taşır.

Çocuk için ebeveynle kurduğu bağ, “haklı olmaktan” daha önemlidir. Çünkü çocuk zihni için bakım verenle ilişki hayatta k...
01/05/2026

Çocuk için ebeveynle kurduğu bağ, “haklı olmaktan” daha önemlidir. Çünkü çocuk zihni için bakım verenle ilişki hayatta kalma meselesidir.

Bu yüzden çocuk genelde şöyle düşünmez:

“Annem/babam haksız davranıyor.”

Daha çok şunu düşünür:

“Demek ki bende bir sorun var.

Bu mekanizma aslında çocuğun bağı koruma biçimidir. Ebeveynini “kötü” görmek çocuk için fazla tehdit edici olduğundan, olumsuzluğu kendi içine yöneltir. Uzun vadede bu da:

* utanç,
* değersizlik hissi,
* kronik suçluluk,
* yoğun öz eleştiri
olarak yerleşebilir.

Çocuklukta duyulan sert sözler, yıllar sonra iç ses olarak karşımıza çıkar.

Gerçekten de birçok insanın iç sesi, geçmişte maruz kaldığı ses tonlarının devamı gibidir:

* “Abartıyorsun.”
* “Yine beceremedin.”
* “Neden kardeşin gibi değilsin?”
* “Çok hassassın.”

Zamanla bunlar kişinin kendi kendine konuşma biçimine dönüşebilir.

Bugün çocuğunuzla kurduğunuz dil, yarın onun kendiyle kuracağı ilişkinin temelidir…

Çünkü çocuk önce ebeveyninin gözünden kendini görür; sonra o bakışı kendi içine taşır.

Üç yıl önce “Sıfırdan başlamayı seviyorum; düştüğüm yerden kalkıp yeniden yola çıkmayı…” diye yazmışım.
Bugün o cümleyi ...
22/04/2026

Üç yıl önce “Sıfırdan başlamayı seviyorum; düştüğüm yerden kalkıp yeniden yola çıkmayı…” diye yazmışım.
Bugün o cümleyi okuduğumda içimde daha dürüst bir ses var: Sıfırdan başlamayı sevmiyorum.

Psikolojik olarak baktığımda bu çok anlaşılır. Yeniden başlamak; belirsizlikle yüzleşmek, duygusal yükü taşımak ve kendini tekrar tekrar toparlamak demek. Bu bir “zayıflık” değil, insan olmanın doğal bir parçası.
Evet, yeniden ayağa kalkmak mümkün. Ama çoğu zaman zor, yorucu ve sabır isteyen bir süreç. Üstelik bireysel yüklerimize bir de dış dünyanın, ülke gündeminin ağırlığı eklendiğinde bu süreç daha da zorlaşabiliyor.

Tam da böyle anlarda, “iyi hissettiren” küçük temasların değeri artıyor.
Birinin “Nasılsın?” diye gerçekten merak ederek sorması,
bir cümlenin içimizde yankı bulması,
uzatılan bir el…

Zor zamanlardan geçerken bizi ayakta tutan gerçek kaynaklar bunlar…

Ve sanırım hayata dair inancım şu: -Sağlık dışındaki- en zor anlar bile bir şekilde yolunu bulur; biz de o yolun içinde, kendi gücümüz ve aldığımız destekle ilerlemeyi öğreniriz… 🙏🏽

Görseldeki mum, el emeği göz nuru canım arkadaşımdan hediye… 😍 Karanlık zamanlarımızda hayatımıza ışık tutan insanlara teşekkür…🕯️

15/04/2026

“Sen kendini ne sanıyorsun?
Bir kadın. 🙏🏽”

İzlediğim en iyi sahne kesitlerinden.

📹 Lesson in Chemistry (Dizi • 2023)

Hayatımızda bizi her koşulda onaylayan, ılımlı bir liman mı daha kıymetli; yoksa en romantik anlattığımız hikayede bile ...
14/04/2026

Hayatımızda bizi her koşulda onaylayan, ılımlı bir liman mı daha kıymetli; yoksa en romantik anlattığımız hikayede bile gerçekleri yüzümüze (biraz sertçe de olsa) çarpan martılar mı?

Anlatmak, bazen sadece duyulmak için değil, kendimizi onaylatmak içindir. Peki, biz hikayemizi anlatırken dış dünyadan nasıl bir geri bildirim bekliyoruz?
Görseldeki martılar, belki de duymak istemediğimiz o “objektif” ama kaba gerçeği temsil ediyor.
Ancak şunu sormadan edemiyorum: Gerçek, her zaman bu kadar “kırıcı bir dille” olmak zorunda mı? Yoksa gerçekleri, karşı tarafın taşıyabileceği bir şefkatle sunmak mümkün olmaz mı?

Peki, siz ilişkilerinizde hangi tarafı seçerdiniz? Duymaya en çok ihtiyaç duyduğunuz gerçeği yüzünüze sertçe vuranları mı, yoksa sizi incitmeden, daha ılımlı bir yerden yaklaşanları mı? Martıların bu ‘filtresiz’ dürüstlüğü size ne hissettiriyor…?

Address

Bayrampasa

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00

Telephone

+905511864241

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Özge Akçay posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Özge Akçay:

Shortcuts

Share

Category