Psikolog Nazike Meşe

Psikolog Nazike Meşe Psikolog Ve Aile Danışmanı | Osmangazi, Bursa

Bazen kontrol etme ihtiyacımız, yalnızca bir şeylerin yanlış gitmesinden korktuğumuz için değildir.Psikodinamik açıdan b...
07/08/2026

Bazen kontrol etme ihtiyacımız, yalnızca bir şeylerin yanlış gitmesinden korktuğumuz için değildir.

Psikodinamik açıdan baktığımızda, kontrol bazen kişinin kendi içindeki dağılma, belirsizlik ve yetersizlik hissini düzenleme biçimine dönüşebilir.

Kohut’un kendilik psikolojisi perspektifinden obsesif belirtileri düşündüğümüzde; tekrar tekrar kontrol etmek, kusursuz yapmaya çalışmak ya da zihinde bir düşünceyi durmaksızın çözmeye uğraşmak, kırılganlaşan kendilik duygusunu yeniden toparlama çabası olarak da okunabilir.

Bu yüzden bazen mesele yalnızca:
“Kapıyı kontrol ettim mi?” değildir.

Daha derinde:
“Kontrol bende değilse ne olur?”
“Yanlış yaparsam bununla baş edebilir miyim?”
“Kusurlu olduğumda hâlâ yeterli miyim?”
gibi sorular vardır.

Belirtiyi yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak değil, kişinin ruhsal dünyasında ne işe yaradığını anlayarak ele almak; psikodinamik bakışın en sevdiğim taraflarından biri.

Çünkü bazen bir belirti, bir problem olmadan önce bir çözüm girişimidir.




Anketimizde katılımcıların %56’sı, cinsel çekimi azaltan en önemli etkenin çözülememiş ilişki sorunları olduğunu düşündü...
06/07/2026

Anketimizde katılımcıların %56’sı, cinsel çekimi azaltan en önemli etkenin çözülememiş ilişki sorunları olduğunu düşündü.

Ve aslında bu, psikoterapi odasında sık gördüğümüz bir tablo.

Cinsel istek yalnızca hormonal ya da fiziksel bir süreç değildir. Aynı zamanda ilişki içinde hissettiklerimizin de bir yansımasıdır.

Psikodinamik açıdan baktığımızda, partnerimize duyduğumuz arzu; onunla kurduğumuz duygusal bağdan, güven hissinden ve ilişkide yaşadığımız çatışmaların nasıl işlendiğinden etkilenir.

Biriken kırgınlıklar…
Konuşulamayan öfkeler…
Tekrar tekrar yaşanan hayal kırıklıkları…
Kendini değersiz, eleştirilmiş ya da görülmemiş hissetmek…

Bütün bunlar zihnin ilişkiyi “güvenli” olmaktan çıkarıp “yük taşıyan” bir alana dönüştürebilir.

Ve zihin yük taşıdığı kişiye karşı her zaman arzu üretmez.

Bu yüzden birçok çift şu cümleyi kurar:

“Aslında eşimi seviyorum ama eskisi gibi istemiyorum.”

Çoğu zaman burada eksik olan şey sevgi değildir.

İlişkinin içinde biriken ve işlenmeyen duygulardır.

Rutin ise çoğu zaman neden değil, sonucun görünen yüzüdür.

Çünkü birbirini gerçekten merak etmeyi bırakan, duygusal temasını kaybeden ve çatışmalarını çözemeyen çiftlerde rutin daha belirgin hale gelir.

Sağlıklı bir ilişkide yakınlık arttıkça cinsel çekimin azalması beklenen bir durum değildir.

Aksine, güvenli yakınlık birçok kişi için arzuyu besleyen temel unsurlardan biridir.

Dolayısıyla uzun ilişkilerde sorulması gereken soru yalnızca:

“Neden artık seks yapmıyoruz?”

değil,

“İlişkimizin içinde konuşulamayan neler birikti?”

olmalıdır.

Çünkü bazen cinsellikte yaşanan sorun, yatak odasında başlamaz.

Aylar, hatta yıllardır çözülemeyen duyguların sessiz bir sonucudur.




Bugün terapi odamdan bir danışanımı daha uğurladım.Beş yıl önce kapıdan içeri giren haliyle bugün vedalaştığım kişi aynı...
29/06/2026

Bugün terapi odamdan bir danışanımı daha uğurladım.

Beş yıl önce kapıdan içeri giren haliyle bugün vedalaştığım kişi aynı değildi. Ben onu değiştirmedim; yalnızca değişimine tanıklık ettim.

Terapinin en güzel yanlarından biri belki de bu. Bir gün artık o odaya ihtiyaç duymayacak kadar kendi sesini duyabilen, kendi yükünü taşıyabilen, kendi hayatına güvenle dönebilen birini görmek…

Her veda biraz hüzün taşır. Ama aynı zamanda büyük bir gurur da taşır. Çünkü terapi, birine ömür boyu tutunması için bir el vermek değil; zamanı geldiğinde o eli bırakabilecek güveni birlikte inşa etmektir.

Böyle günlerde, bu mesleği neden seçtiğimi yeniden hatırlıyorum.

24/06/2026

Bazen hayatımıza giren insanlar değişir ama hissettirdikleri şey pek değişmez.

Bir ilişkiye umutla başlarız; zamanla kendimizi yine değersiz hisseder, yine fazla veren taraf olur, yine görülmediğimizi düşünürüz. Sonra dönüp bakarız ve şu soruyu sorarız:

“Neden hep aynı döngü?”

Psikodinamik bakış açısına göre bunun nedeni çoğu zaman bilinçli seçimlerimizden çok, bilinçdışı ilişki haritalarımızdır.

Çocukluk döneminde bakım verenlerimizle kurduğumuz ilişki, yalnızca o dönemi değil; ileride sevgiyi, yakınlığı ve güveni nasıl deneyimleyeceğimizi de şekillendirir.

Eğer sevgi;

* koşullu verilmişse,
* eleştiriyle iç içe geçmişse,
* duygusal olarak ulaşılması zor insanlardan gelmişse,
* ya da ihtiyaçlarımız yeterince görülmemişse,

zihnimiz bunları “normal yakınlık” olarak kodlayabilir.

Bu nedenle yetişkinlikte bazen bizi en çok çeken kişiler, aslında bize en iyi gelenler değil; geçmişte tanıdık gelen duyguları yeniden yaşatan kişiler olabilir.

Çünkü ruhsallık her zaman mutlu olanı değil, tanıdık olanı seçme eğilimindedir.

Bu noktada sorun “yanlış insanları seçmek” değildir.

Asıl mesele, ilişkinin içinde hangi role yerleştiğimizi fark etmektir.

Kendimizi sürekli açıklamak zorunda mı hissediyoruz?

Karşımızdakinin sevgisini kazanmak için çabalıyor muyuz?

Yakınlık kurulduğunda kaygılanıyor, uzaklaşınca peşinden mi gidiyoruz?

Bu soruların cevapları çoğu zaman bugünden çok daha eski hikâyelere uzanır.

İyileşme ise geçmişi suçlamakla değil, bugün kurduğumuz ilişkilerde bu örüntüleri fark etmekle başlar.

Çünkü fark edilen döngüler tekrar etmek zorunda değildir.

Ve bazen terapi, kişinin hayatına yeni insanlar eklemekten çok, sevgiyi ve yakınlığı nasıl tanımladığını yeniden keşfetmesine yardımcı olur.

Belki de soru “Neden hep aynı insanlar?” değil; “Ben sevgiyi nasıl tanıyorum?” sorusudur.

Neden hep aynı ilişki döngüsünün içinde kalıyorum?Bir ilişki biter, zaman geçer, yeni biriyle tanışırsınız…Ama bir süre ...
22/06/2026

Neden hep aynı ilişki döngüsünün içinde kalıyorum?

Bir ilişki biter, zaman geçer, yeni biriyle tanışırsınız…
Ama bir süre sonra kendinizi yine benzer duyguların içinde bulabilirsiniz.

Sürekli fazla veren taraf olmak,
Sınır koymakta zorlanmak,
Ulaşılmaz kişilere çekilmek,
Yakınlaşınca kaygılanmak ya da uzaklaşmak,
Değerinizi karşınızdaki kişinin ilgisiyle ölçmek…

Bazen yaşadığımız ilişki sorunları yalnızca karşımıza çıkan insanlarla ilgili değildir. Geçmiş deneyimlerimiz, bağlanma biçimimiz ve ilişkiler içinde geliştirdiğimiz alışkanlıklar seçimlerimizi fark etmeden etkileyebilir.

İyi haber şu ki; fark edilen her döngü değişebilir.

Terapi süreci, sadece ilişkilere değil, o ilişkilerin içinde nasıl bir yer tuttuğunuza da birlikte bakabilmek için güvenli bir alan sunar.

Duygusal manipülasyon her zaman açık şekilde görülmez.Bazen ortada büyük bir kavga, hakaret ya da net bir kötü davranış ...
14/05/2026

Duygusal manipülasyon her zaman açık şekilde görülmez.Bazen ortada büyük bir kavga, hakaret ya da net bir kötü davranış bile olmayabilir.

Ama kişi, ilişkinin içinde yavaş yavaş kendi duygularından şüphe etmeye başlar.

Örneğin biri seni kırdıktan sonra konuyu senin “fazla hassas” olmana getiriyorsa…Günlerce uzaklaşıp sonra hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsa…Sen bir problemi konuşmaya çalışırken konu sürekli senin tavrına dönüyorsa…Kendi ihtiyacını söylediğinde suçluluk hissetmeye başlıyorsan…

Orada insan bazen yaşadığı şeyi anlamlandıramasa bile, kendi içinde bir ağırlık hissetmeye başlar.

Çünkü manipülasyon çoğu zaman gerçeği değiştirmekten çok, kişinin kendi gerçeğine olan güvenini zayıflatır.

Bir süre sonra insan:“Abartıyor muyum?”“Acaba sorun gerçekten bende mi?”diye düşünmeye başlayabilir.

Ve bazen en yorucu taraf da budur.Kırılmaktan çok, ne hissettiğini artık ayırt edememek.

Elbette ilişkilerde her geri çekilme, her sessizlik ya da her iletişim problemi manipülasyon değildir.Sağlıklı ilişkilerde de zorlanmalar yaşanabilir.

Ama sağlıklı ilişkilerde kişi sürekli kendini savunmak, açıklamak ya da kendi duygusunu kanıtlamak zorunda hissetmez.

İlişkiler, bağlanma dinamikleri ve duygusal örüntüler üzerine çalışan bir Bursa psikolog olarak danışanlarımdan en sık duyduğum şeylerden biri şu oluyor:

“Eskiden ne hissettiğimi daha net biliyordum.”

Ve bazen terapi, insanın yeniden kendi duygusuyla temas etmeye başladığı yer oluyor.

📍Bursa psikolog📍Bursa çift terapisi📍İlişki danışmanlığı📍Bireysel terapi

ilişkipsikolojisi bursaterapi psikolog

İnsan gerçekten kendini tek başına iyileştirebilir mi?Bazen güçlü olmak, her şeyi kendi başına çözebilmek gibi öğretilir...
23/03/2026

İnsan gerçekten kendini tek başına iyileştirebilir mi?

Bazen güçlü olmak, her şeyi kendi başına çözebilmek gibi öğretilir.
Ama insan, doğası gereği ilişki içinde şekillenir.

Görülmek, anlaşılmak, duyulmak…
Bunlar sadece ihtiyaç değil, aynı zamanda iyileşmenin de yoludur.

Terapi bu yüzden vardır.
Sadece konuşmak için değil,
kendini daha net görebilmek,
duygularını anlamlandırabilmek
ve hayatındaki tekrar eden döngüleri fark edebilmek için.

Zamanla insan;
daha net sınırlar koyabildiğini,
ilişkilerinde kendini daha doğru ifade ettiğini
ve en önemlisi kendine karşı daha dürüst olduğunu fark eder.

Çünkü insan,
en çok anlaşıldığı yerde değişir.



Birçok kişi terapiye gelirken büyük bir dönüşüm bekler.Sanki bir gün uyanacak ve her şey bir anda farklı olacak gibi…Oys...
12/03/2026

Birçok kişi terapiye gelirken büyük bir dönüşüm bekler.
Sanki bir gün uyanacak ve her şey bir anda farklı olacak gibi…

Oysa terapide değişim çoğu zaman böyle başlamaz.

Değişim genellikle çok daha küçük ama çok daha derin bir yerden başlar.

İlk olarak insan kendisiyle kurduğu ilişkiyi fark etmeye başlar.
Duygularını daha erken tanır, zihninden geçen düşünceleri biraz daha mesafeden görebilir.

Sonra otomatik tepkiler yavaş yavaş değişir.
Eskiden hemen verdiği bir tepkinin yerine bazen durup düşünme, bazen de kendini koruyabilme gelir.

Bir süre sonra sınırlar değişir.
Kişi neyi gerçekten istediğini, neyin ona iyi gelmediğini daha net görmeye başlar.

Ve çoğu zaman en dikkat çekici fark şudur:
Hayat aynı hayat olsa bile, kişi artık içinde aynı yerden durmuyordur.

Çünkü terapi çoğu zaman hayatı bir anda değiştirmez.
Ama insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkiyi değiştirmeye başlar.

Ve o ilişki değiştiğinde, hayatın geri kalanı da yavaş yavaş dönüşür.

Çünkü bazen değişim, yeni biri olmak değil;
yıllardır bastırılmış olan kendine geri dönmektir.




Gizlilik, sınırlar, sabır, dinleme, etik duruş…Psikoterapi aslında tam da bu ilkelerin içinde şekillenen bir ilişki alan...
09/03/2026

Gizlilik, sınırlar, sabır, dinleme, etik duruş…
Psikoterapi aslında tam da bu ilkelerin içinde şekillenen bir ilişki alanıdır.

Bu postta hem sizden gelen cevapları hem de terapötik çerçeveyi birlikte ele aldım.

Belki de en önemli nokta şudur:
Psikoterapi, bir insanın kendi iç dünyasına bakmaya cesaret ettiği yerde başlar.






bursaterapi
ailenterapisi
psikolojikdanışmanlık

Bazen ilişkilerde çok uyumlu oluruz.Hep anlayan taraf, sorun çıkarmayan taraf, güçlü görünen taraf…Dışarıdan bakıldığınd...
15/02/2026

Bazen ilişkilerde çok uyumlu oluruz.
Hep anlayan taraf, sorun çıkarmayan taraf, güçlü görünen taraf…

Dışarıdan bakıldığında bu bir “kişilik özelliği” gibi görünür.
Ama psikodinamik açıdan çoğu zaman bu, bir sosyal maskedir.

James F. Masterson’a göre her insanın içinde bir gerçek kendilik vardır.
Gerçek kendilik; spontane olan, merak eden, sınır koyabilen, isteyen ve kendi yönünü hissedebilen parçadır.
Enerji oradadır. Canlılık oradadır.

Fakat çocuklukta bazı deneyimler bize şunu öğretebilir:
👉 “Olduğum gibi olursam bağ kaybolabilir.”
👉 “İhtiyaç gösterirsem sevilmeyebilirim.”

İşte o noktada sosyal maske gelişir.
Daha uyumlu oluruz. Daha kontrollü oluruz. Bazen fazla güçlü görünürüz.

Örneğin;
• Aslında yorulduğu halde hep “iyiyim” diyen biri,
• İçten içe hayır demek isterken gülümseyerek kabul eden biri,
• Yakınlaşmak istediği halde mesafeli duran biri…

Bunlar zayıflık değil, çoğu zaman bir korunma biçimidir.

Masterson burada önemli bir şey söyler:
Sorun maskenin varlığı değildir.
Sorun, gerçek kendiliğin geri planda kalmasıdır.

Çünkü kişi sürekli maskeyle yaşadığında şu duygular ortaya çıkabilir:
– Sebebi tam bilinmeyen bir yorgunluk
– İlişkilerin içinde bile yalnız hissetmek
– “Sanki hayatı yaşıyorum ama tam ben değilim” hissi

Psikodinamik süreçte iyileşme, maskeyi bir anda bırakmak değildir.
Gerçek kendiliğin küçük alanlarda ortaya çıkmasına izin vermektir.

Belki ilk kez sınır koyduğunda…
Belki gerçekten istemediğin bir role girmediğinde…
Belki de sadece sessizce “ben bunu istemiyorum” diyebildiğinde…

Gerçek kendilik görünür olmaya başlar.

Çünkü gerçek bağ, kusursuz görünen maskelerle değil;
insanın kendi iç sesiyle kurduğu temasla derinleşir.

Address

Kükürtlü Mahallesi, Oulu Caddesi, Oylum Gökberk Sit. F/Blk. K:2 D:12
Bursa
16080

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 15:00

Telephone

+905539119498

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Nazike Meşe posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share