klinikpsikologdilara

klinikpsikologdilara Psikolog

29/07/2026

Yaşadığım şeyi kabul etmek için onların kabul etmesine ihtiyacım var mı?
Bir ebeveynin geçmişte elinden geleni yapmış olması,
verdiği zararın hiç yaşanmadığı anlamına gelmez.
Onu anlamak, davranışını haklı çıkarmak değildir.
Ve affetmek de iyileşmenin zorunlu son aşaması değildir.
Çünkü ilişkisel onarım yalnızca “özür dilerim” demekle gerçekleşmez.
Sorumluluk almak, verilen zararı görebilmek,
savunmaya geçmeden dinlemek ve davranışta değişiklik göstermek de gerekir. Bazen iyileşmek affetmekten değil,
artık kendi yaşadığını inkâr etmek zorunda kalmamaktan başlar.
“Sonuçta onlar da ilk kez anne-baba oldular.”
“Onların da kendi travmaları vardı.”
“Geçmişi artık bırakman gerekmiyor mu?”
Bunların hepsi bir insanın ebeveynini anlamlandırmasına yardımcı olabilir. Ama anlamak yaşanılanı meşru kılmaz.

Özür literatürü de benzer biçimde yalnızca “üzgünüm” demekten değil; sorumluluğun kabulü, verilen zararın tanınması, pişmanlık ve mümkün olduğunda onarım gibi unsurlardan söz ediyor.
Burada önemli bir ayrım daha var:
Affetmek ≠ barışmak.
Affetmek ≠ yeniden ilişki kurmak.
Affetmek ≠ yapılanı doğru bulmak.
Psikoloji literatüründe affetme ve uzlaşma ayrı süreçler olarak ele alınabiliyor. Bir insan affedebilir ve mesafesini koruyabilir; ilişkiyi yeniden kurup kurmamak ise güvenlik, sınırlar, karşı tarafın sorumluluk alabilmesi ve ilişkinin bugünkü hali gibi başka değişkenlere bağlıdır.

Terapi odasında bu nedenle hedefim bir danışana
“aileni affet” ya da “ailenden uzaklaş” demek olmaz.
Daha çok şunlara bakarız:
Bana ne oldu?
Bunun bende bıraktığı iz ne?
Bugün bu ilişkide neye ihtiyacım var?
Hangi sınır beni koruyor?
Ve geçmiş değişmeyecekse, bugün kendim için neyi değiştirebilirim?
Çünkü bazen iyileşmenin başlangıcı,
özrü hiç gelmemiş bir hikâyede bile kendi deneyimine inanabilmektir.

25/07/2026

Ayak uyduramadım → zorlandım → öğrenmek istemedim → bıraktım → sonra da neden bıraktığıma daha ‘derin’ bir hikâye yazdım.

Bu sıra bunu çok sorguluyorum. HENÜZ istediği yere gelmemiş kişi bir anda sıkıldım, oynamıyorum diyerek pes ediyor.

Bu yaşadığımız döneme ait bir sorun mu diye düşünüyorum. Çağa ayak uydurmak zorlaştıkça sanırım sınırlarımızı zorlamayı, kendimizi geliştirmeyi de erteliyoruz.

“Ne zamandan beri ‘bunda iyi değilim, öğrenmem gerekiyor’ demek yerine ‘bu artık bana hizmet etmiyor’ diyoruz?”

“Her vazgeçiş gerçekten bilinçli bir seçim mi, yoksa bazen sadece zorlandığımız yerde kendimize güzel bir hikâye mi anlatıyoruz?”

“Başaramadığımız şeyi değersizleştirmek de bir baş etme yöntemi olabilir mi?”

Sizce?

24/07/2026

Bu sayfa senin için, eğer…
Başkalarına verdiğin yılların yasını tutuyorsan.
Herkesi anlamaya çalışırken kendini ne kadar az anladığını fark ediyorsan.
Çocukken senden beklenen olgunluğu bugün hâlâ sırtında taşıyorsan.
“Ben hallederim” demek yardım istemekten daha kolay geliyorsa.
Dinlenirken bile yapman gereken bir şey varmış gibi hissediyorsan.
Başkalarının duygularını yönetmeyi kendi duygularını dinlemekten önce öğrendiysen.
Sınır koyduğunda suçluluk, sınır koymadığında öfke hissediyorsan.
Sevilmek için güçlü, anlayışlı, uyumlu ya da “sorunsuz” olman gerektiğini öğrendiysen.
Bugün yaşadığın bazı ilişkilerde çocukken öğrendiğin rolleri tekrar ettiğini fark ediyorsan.

Ve artık hayatını sadece dayanarak değil, kendine yer açarak yaşamak istiyorsan…
Doğru yerdesin. 🤍

Profilimdeki link üzerinden randevu oluşturabilir, detaylı bilgi için bana ulaşabilirsin. ✨

21/07/2026

“Aile her şeyden önce gelir” cümlesini duyduğunda, hiç şunu düşündün mü:

**Peki aile, beni ne zaman önceliklendirdi?**

Bazen yetişkinlikte sınır koymak, mesafe almak ya da kendi ihtiyaçlarını daha fazla önemsemeye başlamak “aileni sevmemek” anlamına gelmez.

Özellikle çocukluk ve ergenlik boyunca kendi duygularının, ihtiyaçlarının ya da sınırlarının sık sık geri plana atıldığı ilişkilerde; yetişkin olduğunda kendini seçmek beraberinde yoğun bir suçluluk getirebilir.

Çünkü bazen öğrendiğimiz şey şudur:
“İyi bir evlat olmak için uyum sağlamalıyım.”
“Onları üzmemeliyim.”
“Kendi ihtiyacımı söylersem bencil olurum.”
“Aile için fedakârlık yapmak zorundayım.”

Psikoterapide ise amaç kişiyi ailesinden uzaklaştırmak ya da ilişkileri kesmeye yönlendirmek değildir.

Daha çok;
**“Bu ilişkide benim sorumluluğum nerede başlıyor, nerede bitiyor?”**
**“Suçluluk hissetmem gerçekten yanlış bir şey yaptığım anlamına mı geliyor?”**
**“Hem ailemi önemseyip hem de kendimi koruyabilir miyim?”**

gibi soruların üzerinde çalışılır.

Zamanla aile içinde öğrendiğimiz roller, sınırlar ve ilişki kurma biçimleri daha görünür hâle gelebilir. Ve belki de mesele “aileyi mi, kendimi mi seçmeliyim?” ikileminden çıkıp şuraya gelebilir:

**Bir ilişkiyi korurken kendimi de kaybetmeden içinde kalabilir miyim?**

Çünkü kendini önemsemeye başlamak, her zaman birilerini geride bırakmak değildir.
Bazen sadece yıllardır geride bıraktığın kişiyi —kendini— yeniden hesaba katmaktır.

20/07/2026

1. “Ben elimden geleni yaptım, daha ne istiyorsun?”
→ Yaşanan etkinin konuşulması yerine ebeveynin niyetini merkeze koymak.
2. “Sen de çok zor bir çocuktun.”
→ Ebeveynlik sorumluluğunu geriye dönük olarak çocuğun davranışlarına yüklemek.
3. “Benim çocukluğum daha kötüydü, ben böyle olmadım.”
→ Çocuğun deneyimini kuşaklar arası kıyaslama yoluyla küçümsemek.
4. “Kaç yaşına geldin, hâlâ çocukluğunu mu konuşuyorsun?”
→ Geçmiş deneyimlerin bugünkü etkisini geçersizleştirmek.
5. “Ben senin için nelerden vazgeçtim, karşılığı bu mu?”
→ Ebeveynlik görevlerini bir borç ilişkisine dönüştürerek suçluluk yaratmak. Araştırmalar, bu tür guilt induction mesajlarının çocuğu ebeveynin hayal kırıklığı ve duygusal durumundan kendini sorumlu hissetmeye yöneltebildiğini gösteriyor.
6. “Biraz da beni düşünemez misin?”
→ Yetişkin çocuğun kendi ihtiyacını dile getirdiği anda yeniden ebeveynin duygusal bakımını üstlenmesini beklemek.
7. “Beni üzmemek için bunu yapamaz mısın?”
→ Sınırı ya da bağımsız kararı, ebeveyne zarar vermekle eşitlemek.
8. “Öyle bir şey olmadı, sen çok abartıyorsun.”
→ Çocuğun yaşadığı deneyimi veya duygusal tepkisini geçersizleştirmek. Çocuklukta tekrarlayan duygusal geçersizleştirmenin yetişkinlikte duyguları bastırma ve psikolojik sıkıntıyla ilişkili olabildiğine dair bulgular var.
9. “Kardeşlerin sorun etmiyor, bir tek sen böylesin.”
→ Sorunu ilişkisel dinamikten çıkarıp “sorunlu kişi” olarak tek bir çocuğa yüklemek.
10. “Ben buyum, değişemem. Beni böyle kabul edeceksin.”
→ İlişkide onarım, özür ve davranış değişikliği sorumluluğunu reddetmek; kabul edilmeyi, hesap verebilirliğin alternatifi gibi sunmak.

Bu cümlelerden birini duymuş olmak tek başına bir ebeveyni tanımlamaz. Burada önemli olan, cümlelerin tekrar eden bir ilişkisel örüntü içinde nasıl kullanıldığıdır.

Address

1. Murat Caddesi No 1
Bursa

Opening Hours

Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00
Sunday 09:00 - 17:00

Telephone

+905330844950

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when klinikpsikologdilara posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to klinikpsikologdilara:

Shortcuts

Share