Ayaz Aricilik

Ayaz Aricilik Ari üretme yetiştirme

18/04/2026
15/11/2022


Anasayfa Bilim ve Teknoloji

Dünya için tehlike çanları çalıyor: Bal arılarının ömrü kısalıyor
Yeni bir makale, yetişkin bal arılarının ömrünün son 50 yılda yaklaşık yüzde 50 oranında kısaldığını gösteriyor.
15 Kasım 2022 Salı 15:11
Dünya için tehlike çanları çalıyor: Bal arılarının ömrü kısalıyor


Avrupa Arılar Kırmızı Listesi, neredeyse her on yabani arı türünden birinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Arılar ve diğer tozlayıcılar olmadan, gıda için bağımlı olduğumuz ürünlerin çoğunu yetiştiremeyeceğimizden geleceğimiz arılarla iç içe geçmiş halde.

Science Alert'te yer alan habere göre, bu araştırmanın, son birkaç on yılda dünya genelinde yaşanan yüksek seviyedeki arı kolonisi ölümlerini açıklamaya yardımcı olabileceğini düşünülüyor. Arı ölümleri özellikle 2006-07 kışında ABD'de ciddi boyutlara ulaşmış, bazı ticari arıcılar kolonilerinin yüzde 90'ını kaybetmişti.

Kanada, Avustralya, Belçika, Fransa, Hollanda, Yunanistan, İtalya, Portekiz, İspanya, İsviçre, Almanya, Finlandiya ve Polonya'da da açıklanamayan yüksek oranlarda arı kolonisi ölümleri rapor edilmişti. 2012-13 soğuk kışında İngiltere'deki bal arısı kolonilerinin yüzde 29'u ölmüştü.

50 yıllık veriler
Maryland Üniversitesi'nden Anthony Nearman ve Dennis van Engelsdorp, matematiksel modelleme kullanarak arıların yaşam süresinin azalmasının toplu koloni ölümlerine yol açabileceğini gösterdi. Araştırmaya göre, 1969'dan bu yana ABD'deki bal arısı ömrü ortalama 34 günden sadece 18 güne düştü. Araştırmada yaban arıları değil, kovanlardan çıkarılan ve kafeslerde tutulan işçi arılar incelendi.

Yazarlar, modern bal arılarının, 40 yıl önce keşfedilmesinden bu yana vektörü olan varroa akarının küresel yayılımı nedeniyle daha yaygın hale gelen deforme kanat virüsü gibi hastalıklardan daha fazla muzdarip olabileceğine inanıyor.

Haşere tehlikesi
Modern arılar, 50 yıl önce mevcut olmayan yeni nesil haşereler sebebiyle güçten düşmüş olabilir. Arıların larvalarını besledikleri polenler genellikle haşerelerle kirleniyor. Bu durum işleri daha da kötüleştiriyor olabilir çünkü neonikotinoid adı verilen oldukça zehirli bir grup haşerenin düşük dozlarına maruz kalan arıların hastalığa karşı direnci azalıyor.

Yazarların sunduğu bir başka açıklama da arı genlerinin değişmiş olabileceği yönünde. Bal arılarının ömrü genleriyle bağlantılı. Arıcıların müdahale ettiği yapay veya doğal seçilim, daha kısa ömürlü arıların tercih edilmesiyle gelişebilir.

Bilim insanları bunun diğer türlerde de yaşandığını görüyor. Örneğin morinalar artık daha erken ve daha küçük boyutlarda olgunlaşıyor çünkü aşırı avlanma nedeniyle balıklar nadiren büyüyecek kadar uzun süre hayatta kalabiliyor.

Belki de modern dünyadaki haşereler ve hastalıklar gibi stres faktörleri, bal arılarının artık nadiren uzun süre hayatta kalmasına sebep olacak. Dolayısıyla evrimleri "hızlı yaşa-genç öl" yaşam tarzını destekliyor olabilir.

Arıların dertleri
Arılar halihazırda hayatta kalmaları konusunda birçok tehlikeyle karşı karşıya. Bristol Üniversitesi tarafından Kasım 2022'de yayınlanan ayrı bir çalışma, gübrelerin bitkilerin elektrik alanını değiştirdiğini ve bunun da arıların çiçekleri algılama şeklini değiştirdiğini ortaya koydu. Bu da onları çiçekleri ziyaret etmekten alıkoyuyor.

Ve arıların yaşam alanları yok oluyor. Birleşik Krallık'ta 1930'lardan bu yana tarımın yoğunlaşmasıyla kır çiçeği çayırlarının yüzde 97'si yok oldu.

Araştırmanın zayıf noktası
Veriler kafeslerde tutulan işçi arı gruplarına dayanıyor. Bu küme genellikle stres faktörlerinin arılar üzerindeki etkilerini incelemek için kullanılıyor. Bu tür deneylerde araştırmacılar normalde kontrol gruplarını aynı zamanda ve aynı koşullar altında oluşturuyor.

Nearman ve van Engelsdorp, 1969'dan bu yana ABD'de yürütülen bu tür birçok çalışmada kontrol gruplarından elde edilen geçmiş verileri kullandı. Yazarların da kabul ettiği gibi, bu durum raporlarının zayıf noktasını oluşturuyor.

Laboratuvar koşullarının 1969'dan beri aynı kaldığını garanti edemezler. Belki de eski çalışmalarda ahşap kafesler, modern çalışmalarda ise plastik kafesler kullanılıyordu. Kafes boyutları küçülmüş ya da büyümüş olabilir. Modern inkübatörlerdeki hava akışı artık daha hızlı ya da daha yavaş olabilir. Bu tür ayrıntılar nadiren not ediliyor.

Bilim insanları için çalışmanın bulgularını çözmek kolay olmayacak. Ancak önceki on yıllara ait yabani balarısı uzun ömürlülüğüne ilişkin tarihsel verileri bulabilirsek, bunları günümüz dünyasındaki ölçümlerle karşılaştırmamız mümkün olabilir.

Hayati önem taşıyorlar
Arı ömrünün azalması tozlaşmanın azalması anlamına geliyor. Arılar ve diğer tozlaşmayı sağlayan böcekler, dünya çapında yetiştirdiğimiz ürünlerin yüzde 75'inin iyi bir şekilde hasat edilmesi için gerekli.

Tüm arı türleri bal arılarına benzer zorluklarla karşı karşıya, ancak yaşam sürelerinin değişip değişmediğini bilinmiyor. Eğer arılar vahşi doğada gerçekten daha kısa süre yaşıyorlarsa, bunun nedenini bulmak hayati bir önem taşıyor.

16/10/2022

Bal neden bozulmaz?
Şifa dağıtan balın sonsuz raf ömrünün arkasındaki bilim nedir?
15.10.2022 -


Eskiden evlerin kilerlerinden hiç eksik olmayan altın sarısı bal kavanozları olurdu. Hem yemek hem de sayısız hastalığın önüne geçmek ve şifalanmak için atalarımız dedelerimiz balı yediler ya da vücutlarına sürdüler. Şekerde olmayan ama balda olan sayısız fayda yüzünden.

Balın son kullanma tarihi belli değildir
Geçtiğimiz yıllarda Antik Mısır mezarlarında çalışma yapan arkeologlar binlerce yıl boyunca korunmış bal kapları buldular. Bu keşfin en çılgın kısmı binlerce yıldır korunan bu balı bugün yemenin hala güvenli olmasıydı. Günümüze kadar bozulmadan gelebilmiş bu bal kapları, balın sonsuz raf ömrünün açık bir kanıtıydı.

Peki bal binlerce yıl bozulmadan nasıl kalabiliyordu?

Balı tam olarak bu kadar özel yapan şey nedir?
Balın sonsuz raf ömrünün gizemine katkıda bulunan birkaç faktör var. İlk faktör baldaki düşük su aktivitesi. Balın sıvı bir yapısı varmış gibi görünse de, balın kimyasını konuşacak olursak, aslında düşük bir nem seviyesine sahiptir. İnsanlığın gıdalarını korumak amacıyla kullandığı en temel saklama yöntemi gıdanın içerisindeki serbest suyun düşürülmesidir. Bal bu özelliğe doğası gereği zaten sahip bir gıdadır. Su aktivitesi düştükçe, mikroorganizmaların yaşayabileceği bir ortam kalmaz. Bu nedenle balınız uygun şekilde kapatıldığı sürece bu bakteriler gelişemez.

Baldaki su aktivitesi nasıl düşer?
Arılar ilk olarak çiçekten nektarı topladığında nektarın içindeki su oranı %80 civarında olur. Arılar nektarın üzerinde kanatlarını hızla çırparak nektarın içerisindeki suyun uçmasını sağlar, böylelikle su aktivitesini düşürür.

Bal ağzı kapatılmazsa nemi emer
Burada anlamamız gereken en önemli nokta, doğru koşullarda ve ağzı kapalı olarak sakladığımız bala hiçbir şey olmayacağıdır. Yani balın ağzını sıkı kapatırsanız düşük nem içeriğinin korunmasına yardımcı olursunuz. Kapatmadan bırakılırsanız bal nemi kolayca emer. Eğer bal kavanozunda polen kalmışsa, bu partiküllerden dolayı bal kristalleşebilir. Ancak endişelenmeyin. Hava almayacak şekilde ağzı kapatılmışsa bozulmaz. Bir kavanoz balın mührü eğer doğru yapılmışsa, binlerce yıllık Mısır kazılarında bulunan örnekler gibi, raf ömrü uzar. Kapağı kapalı kaldığı ve üzerine su eklenmediği sürece bal bozulmaz. Balın buzdolabına ihtiyacı yoktır. Kiler dolabı yeterlidir. Tıpkı eskiden atalarımızın yaptığı gibi.

Arının midesindeki entiseptik: Hidrojen peroksit
Ayrıca arıların midelerinde çiçeklerden alınan nektarı bala dönüştürmeye yardımcı olan özel bir enzim bulunur. Bu dönüşüm sonrasında hidrojen peroksit ortaya çıkar. Hidrojen peroksit antiseptik özelliğe sahiptir ve bakterileri baldan uzak tutar. Antik mısırda yaralanmaların tedavisinde bal kullanılıyordu. Bakteri barındırmayan özelliği sayesinde yaraların üzerini kapatmak için kullanıldığı mısır tabletlerinde yazar. Balın tıbbi amaçlar için en erken kaydedilen kullanımı, reçetelerin yüzde 30'unda bal kullanıldığını belirten Sümer kil tabletlerinden gelmektedir. Bal yaraları, yanıkları, kesikleri kapatmak için kullanıldı, çünkü üzerinde hiçbir bakteri barınamıyordu.

Yüksek asidik seviye
Bal ayrıca oldukça düşük bir pH'a (3 ile 4.5 arasında) sahiptir, yani şekerli tatlı tadına rağmen asidiktir. İçeri girmenin bir yolunu bulabilecek tüm bakteriler asidik ortam nedeniyle hızla ölür. Düşük pH seviyesi birçok mikroorganizma için yaşanması imkansız bir ortam oluşturur. Böylelikle bal kendi kendisine antiseptik bir ortam yaratır.

10/07/2021

Bal Arısı Anatomisi
Arılar hayvanlar aleminin en zengin olan böcekler sınıfının zar kanatlılar takımındandır. Zar kanatlıların özelliği; içinde enine ve boyuna damarcıklar bulunan ve sayısı 2 çift yani 4 adet, zar gibi ince saydam kanatlılardır. Karınca ve eşek arıları da bu takımdan olup, hepsi de sosyal düzene sahiptirler.

Arıların bütün vücudu kalınca bir katmanla örtülü olup, her tarafı sık tüylerle kaplıdır. Bir arının dış yapısı incelendiği zaman; baş, göğüs ve karın gibi üç bölümden meydana geldiği görülür.

1. Baş

Arının başında antenleri, gözleri ve ağzı vardır.

a.Antenler: 1 çift (2 tane olup), başın tam ortasındadır. Eklemlidirler ve bu eklemler işçi arılarda ve anada 12, erkek arıda 13 boğumludur. Bunlar arının duymak, koklamak ve uzaklığı tahmin etmesinde kullandığı hassas tüylerle örtülüdür. Bu tüylerin arasına dağılmış, çok önce zarlarla örtülü delikçikler sayesinde, gece karanlığında bile petekleri örüp, onlara en üstün geometrik biçimi verebilirler.

b.Gözler: Başın üst kısmında üç tane nokta göz vardır. Bunlar arının yakından görmesini sağlar. Bir de başın iki yanında petek gözü adi verilen, altıgenlerden meydana gelmiş, işçi arılarda 5000, erkek arılarda ise 7000 adet olan gözler vardır. Bu gözlerle arılar, çok uzaklardaki cisimleri 60 defa büyütülmüş olarak görürler.

c.Arının Ağız Yapısı: Ağzının en ilginç parçası, yaklaşık 80 boğumdan meydana gelmiş dillerdir. Ortasında çok küçük tüylerle kaplı derince bir kanal olup, besin maddelerini bu kanal yolu ile emerler. Asıl ve yardımcı çeneler, bal peteğinin meydana getirilmesine yardımcı olduğu gibi; balmumunu ezip yoğurmak, çiçeklerin ercik başlıklarını açmak, kovanı temizlemek ve düşmanını zararsız hale getirmek için kullanılır. Çenesi eşek arısındaki gibi tırtıllı olmayıp düz olduğundan, üzüm ve meyvelerin kabuklarını zedeleyemez. Tarıma zarar vermez. Eşek arılarının açıp deldiği yerlerden gerekirse tatlı sıvıyı emer. Ağızda ayrıca bezler olup bunların salgısı ile arı kurtçuklarını ve anayı besleyen arı sütünü yapar. Nektarı bala dönüştürür.

2. Arının Göğsü

Ön, orta ve göğüs olarak üç parçadan teşekkül eder. Her parçada bir çift ayak olup 6 ayaklıdır. Öndeki bacaklarını, dilini ve antenlerini temizlemek, orta bacaklarını, yere dayamak ve arka bacaklarını ise, çiçek tozu ve propolis depolamakta kullanır. Arının 4 kanadı da göğüs bölümünde yer almıştır. Kanatları çok güçlü olup, bunların da üzeri tüylerle kaplıdır. Ön kanatları uçuş yapmaya, arka kanatları da uçuşta yön vermeye yarar. Kanatlarını saniyede 500 defa hareket ettirebilirler.

3. Arının Karnı

İnce bir boğumla göğüsün arkasında yer alıp 9 boğumludur. Bu dokuz halkadan işçi ve ana arıda 6 tane, erkek arıda da 7 tane görülür. İşçi arıların karınlarının son dört halkasında balmumum üretmeye yarayan mum keseleri bulunur. Ana ve işçi arının son halkasında ise zehir kesesine bağlı olarak iğneleri yer alır. Erkek arılarda bu iğne kesesi yoktur.

Address

Bursa/mustafakemalpaşa AYAZ MAHALLESİ
Bursa
16500

Opening Hours

Monday 19:00 - 23:00
Tuesday 19:00 - 23:00
Wednesday 19:00 - 23:00
Thursday 19:00 - 23:00
Friday 19:00 - 23:00
Saturday 19:00 - 23:00
Sunday 19:00 - 23:00

Telephone

05437133490

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ayaz Aricilik posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Ayaz Aricilik:

Share