Uzm.dr.Neslişah Arslan

Uzm.dr.Neslişah Arslan Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzm.dr.Neslişah Arslan, Medical Service, Fevzi Çakmak Caddesi No:76 Osmangazi, Bursa.

13/07/2026

Şeker çıkmasın diye verilen metformin grubu ilaçlar bağımlılık yapar mı ?

Hayır. İnsülin direnci için başlanan metformin her zaman ömür boyu kullanılmaz. Tedavi süresi, ilacın neden başlandığına ve zaman içindeki yanıtınıza göre değişir.

Genel olarak:

* İnsülin direnci (prediyabet, kilo fazlalığı veya PCOS gibi durumlarda) yaşam tarzı değişiklikleri (kilo verme, düzenli egzersiz, beslenme düzeni) ile insülin direnci düzelirse, doktor uygun görürse metformin dozu azaltılabilir veya kesilebilir.
* Tip 2 diyabet gelişmişse, metformin genellikle uzun süreli tedavinin bir parçasıdır. Yine de ömür boyu kullanılması zorunlu değildir; kilo kaybı, yaşam tarzı değişiklikleri veya başka tedavilere geçiş gibi durumlarda tedavi planı değişebilir.
* İlacı kendi başınıza bırakmamanız önemlidir. Kesme kararı kan şekeri, HbA1c, böbrek fonksiyonları ve genel sağlık durumunuz değerlendirilerek verilir.

Metformin kullanırken doktorunuz genellikle belirli aralıklarla:

* Açlık kan şekeri ve/veya HbA1c,
* Böbrek fonksiyonları,
* Uzun süreli kullanımda gerekirse B12 vitamini düzeyini takip eder.

Sabah aynaya bakıldığında yüzün şişkin görünmesi, parmakların kalınlaşmış hissi vermesi ya da yüzüğün zorlukla geçmesi… ...
03/07/2026

Sabah aynaya bakıldığında yüzün şişkin görünmesi, parmakların kalınlaşmış hissi vermesi ya da yüzüğün zorlukla geçmesi… Pek çok kişinin tanıdığı bir tablodur. Çoğu zaman bir gece önceki yemeklere bağlanır; ancak nedenler çoğu zaman bundan ibaret değildir.

Ödem; vücudun belirli bölgelerinde sıvının damar dışına sızıp dokular arasında birikmesidir. Sabahları belirginleşmesinin nedeni ise gece boyunca yatay pozisyonda kalan vücutta sıvının yüz, göz kapakları ve eller gibi bölgelerde toplanmasıdır.

Sık karşılaşılan nedenler:

🔸 Tuz ağırlıklı beslenme: Gece yenen tuzlu yiyecekler, vücudun su tutmasına yol açar.
🔸 Yetersiz su tüketimi: Vücut sıvı eksikliği hissettiğinde, sahip olduğu suyu daha sıkı tutmaya başlayabilir.
🔸 Uzun süre hareketsiz kalmak: Özellikle masa başı çalışan ya da uzun yolculuk yapanlarda dolaşım yavaşlayabilir.
🔸 Hormonal dalgalanmalar: Adet öncesi dönemde, gebelikte ya da menopoz sürecinde ödem eğilimi artabilir.
🔸 Tiroid fonksiyonlarındaki yavaşlama: Hipotiroidi tablosunda yüzde belirgin şişlik görülebilir.
🔸 Böbrek ya da karaciğer kaynaklı nedenler: Bu organların sıvı dengesindeki rolü bozulduğunda, ödem süreğen biçimde devam edebilir.
🔸 Kalp yetmezliği: Özellikle bacaklarda akşam saatlerinde belirginleşen ödem, kalbin p***a fonksiyonuyla ilişkili olabilir.
🔸 Bazı ilaçlar: Tansiyon ilaçlarının bir kısmı, kortizon türevleri ve bazı ağrı kesiciler ödeme zemin hazırlayabilir.
🔸 Uyku kalitesi: Kötü uyku ve yetersiz dinlenme, vücudun sıvı dengesini etkileyebilir.
🔸 Alerjik reaksiyonlar: Yüzde, göz kapaklarında ani şişlik alerjik bir tabloya işaret edebilir.

Ne zaman daha dikkatli olmalı?

— Şişlik tek taraflı ise
— Nefes darlığı eşlik ediyorsa
— Ödem gün içinde geçmiyor, aksine artıyorsa
— Kilo alımı hızlı seyrediyorsa
— İdrar miktarında belirgin azalma varsa

Bu durumlarda neden, yaşam tarzıyla açıklanamayabilir; bir hekim değerlendirmesi yol gösterici olur.

01/07/2026

Genel olarak kadınların erkeklere göre daha yavaş kilo vermesinin birkaç biyolojik nedeni vardır. Ancak bu bir kural değildir; bireysel farklılıklar oldukça büyüktür.

1. Daha düşük kas kütlesi
Erkekler ortalama olarak daha fazla kas kütlesine sahiptir. Kas dokusu, dinlenirken bile enerji harcar. Bu nedenle erkeklerin bazal metabolizma hızı genellikle daha yüksektir ve aynı koşullarda daha fazla kalori yakabilirler.

2. Daha yüksek vücut yağ oranı
Kadınların üreme sağlığı ve hormonal ihtiyaçları nedeniyle doğal olarak erkeklerden daha yüksek yağ yüzdesine sahip olması normaldir. Vücut, bu yağ depolarını korumaya daha yatkın olabilir.

3. Hormonal etkiler
Östrojen ve progesteron gibi hormonlar:

* Yağ depolanmasını etkiler.
* Su tutulmasına neden olabilir.
* Adet döngüsü boyunca kiloda dalgalanmalara yol açabilir.

Bu yüzden kadınlar bazen yağ kaybetmelerine rağmen tartıda bunu hemen göremeyebilirler.

Tartı her zaman gerçeği göstermeyebilir

Özellikle kadınlarda:
* Adet döngüsü,
* Tuz tüketimi,
* Stres,
* Uyku düzeni

nedeniyle 1–3 kg arasında geçici su ağırlığı değişimleri görülebilir. Bu yüzden kilo kaybı yağ kaybından daha yavaş görünür.

Bir baş ağrısı, bir kas tutulması, bir adet sancısı… Çoğumuzun ilk refleksi eczaneden alınan bir ağrı kesiciye uzanmaktı...
29/06/2026

Bir baş ağrısı, bir kas tutulması, bir adet sancısı… Çoğumuzun ilk refleksi eczaneden alınan bir ağrı kesiciye uzanmaktır. Reçetesiz alınabiliyor olmaları, bu ilaçların "tamamen güvenli" olduğu izlenimini yaratabilir. Oysa ağrı kesiciler — özellikle non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) — uzun süreli ya da bilinçsiz kullanıldığında ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçların başında da mide ve bağırsak kanamaları gelir.

Bu ilaçlar mideyi neden etkiler?

Midenin iç yüzeyi, kendi salgıladığı asitten zarar görmemek için bir koruyucu mukus tabakası ile kaplıdır. Bu tabakanın üretiminde prostaglandin adı verilen moleküller görev alır. NSAİİ grubu ağrı kesiciler, ağrıyı azaltmak için iltihap mekanizmasını baskılar; ancak aynı zamanda midedeki koruyucu prostaglandinlerin üretimini de azaltır. Sonuç olarak mide, kendi asidine karşı savunmasız kalmaya başlayabilir. Bu süreç ilerlediğinde mide yüzeyinde erozyon, ülser ve kanama gelişebilir.

Riski artıran durumlar:

• Uzun süre, yüksek dozda kullanım
• Aç karnına alınması
• Birden fazla ağrı kesicinin aynı anda kullanılması
• Alkolle birlikte alınması
• 65 yaş üstü kullanım
• Daha önce ülser ya da gastrit öyküsünün olması
• Kan sulandırıcı (aspirin, varfarin gibi) ilaçlarla birlikte kullanım
• Kortizon türevi ilaçlarla aynı dönemde alınması
• Helicobacter pylori enfeksiyonunun varlığı
• Sigara kullanımı

Mide kanaması her zaman belirgin olmayabilir

Pek çok kişi mide kanamasını yalnızca "kan kusmak" olarak hayal eder. Oysa kanamanın başlangıcı çoğu zaman çok daha sessizdir. İşte fark edilmesi gereken bazı sinyaller:

🔸 Siyah, zift kıvamında dışkı (melena)
🔸 Açıklanamayan halsizlik ve çabuk yorulma
🔸 Solgun bir cilt
🔸 Mide bölgesinde yanma, ağrı, dolgunluk hissi
🔸 İştahsızlık ve mide bulantısı
🔸 Baş dönmesi
🔸 Kahve telvesi görünümünde kusma

Bu belirtilerden biri ya da birkaçı yaşandığında zaman kaybetmeden değerlendirme yapılması, ilerleyebilecek bir tablonun önüne geçebilir.

Siz en son ne zaman tahlil verdiniz? Rutin kontrol ve yaş gereği yapılması gereken tetkiklerinizi yapmayı ihmal etmeyin♥...
28/06/2026

Siz en son ne zaman tahlil verdiniz? Rutin kontrol ve yaş gereği yapılması gereken tetkiklerinizi yapmayı ihmal etmeyin♥️

Para kazanmak için harcadığımız sağlığımızı geri kazanmak için daha çok para ve ömrümüzü harcamayalım🌸

Tansiyon denilince çoğu zaman akla yüksekliği gelir. Oysa düşük tansiyon da en az yüksek tansiyon kadar yaşam kalitesini...
26/06/2026

Tansiyon denilince çoğu zaman akla yüksekliği gelir. Oysa düşük tansiyon da en az yüksek tansiyon kadar yaşam kalitesini etkileyebilen bir durumdur. Ayağa kalkarken kararan gözler, ani halsizlik, baş dönmesi, bazen bayılma hissi… Bu belirtiler bazen tek başına gelir, bazen birbirini takip eder.

Tansiyonun düşmesine zemin hazırlayan durumlar şöyle sıralanabilir:

1. Sıvı kaybı
Yetersiz su tüketimi, aşırı terleme, ishal ya da kusma; vücuttaki sıvı dengesini bozarak kan basıncının düşmesine yol açabilir.

2. Uzun süre aç kalma
Kan şekeri düştüğünde tansiyon da bu düşüşe eşlik edebilir. Özellikle kahvaltı yapmadan güne başlayanlarda sabah saatlerinde halsizlik hissinin nedenlerinden biri budur.

3. Ani pozisyon değişiklikleri (ortostatik hipotansiyon)
Yatar ya da oturur pozisyondan hızlıca ayağa kalkıldığında, kanın yer çekimiyle alt ekstremitelerde toplanması nedeniyle beyne giden kan miktarı geçici olarak azalabilir.

4. Bazı ilaçların etkisi
Tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, bazı antidepresanlar ve prostat ilaçlarının bir kısmı, kan basıncını beklenenden fazla düşürebilir.

5. Hormonal nedenler
Tiroid bezinin az çalışması, böbrek üstü bezi yetmezliği (Addison hastalığı) ve bazı hipofiz problemleri; tansiyonun süreğen biçimde düşük seyretmesine neden olabilir.

6. Kalp kaynaklı sebepler
Kalp kasının yeterince kasılamadığı durumlar, kalp kapak hastalıkları ya da ritim bozuklukları; kanın yeterli basınçla p***alanmasını zorlaştırarak düşük tansiyona yol açabilir.

7. Kanama
Görünür ya da iç kanamalar, dolaşımdaki kan hacmini azaltarak tansiyonun ani düşüşüne neden olabilir. Bu durum acil değerlendirme gerektirir.

8. Gebelik
Özellikle gebeliğin ilk yarısında, hormonal değişiklikler nedeniyle tansiyon değerleri normalden daha düşük seyredebilir.

9. Uzun süreli yatak istirahati
Hareketsizlik, damar tonusunu zayıflatabilir. Bu da uzun süre yatan kişilerin ayağa kalktığında tansiyon düşüşü yaşamasına neden olabilir.

10. Ciddi enfeksiyonlar (sepsis)
Vücutta yayılım gösteren enfeksiyonlar, damar duvarlarında geçirgenlik artışına yol açarak tansiyonu hızla düşürebilir. Bu tablo acil müdahale gerektirir.

24/06/2026

İğnelerin sık görülen tolere edilemeyen yan etkileri 🌸

̇ğneleri

23/06/2026

Kan tahlili sonucunda "kolesterolünüz yüksek" cümlesini duymak, çoğu kişi için endişe verici bir andır. Ancak bu cümle her zaman aynı anlama gelmez. Çünkü kolesterol tek bir değerden ibaret değildir; birden fazla parametreden oluşan bir bütündür ve bu parametrelerin birbirleriyle olan dengesi, çoğu zaman tek başına bir sayıdan daha belirleyicidir.

Kan tahlilinde karşılaşılan başlıca değerler:

🔹 Total Kolesterol
Kandaki tüm kolesterol türlerinin toplamını gösterir. Genel olarak 200 mg/dL altı tercih edilen aralık olarak kabul edilir.

🔹 LDL (Düşük Yoğunluklu Lipoprotein)
Halk arasında "kötü kolesterol" olarak bilinir.
• Düşük riskli bireylerde: 130 mg/dL altı
• Orta riskli bireylerde: 100 mg/dL altı
• Diyabet, kalp hastalığı gibi yüksek riskli durumlarda: 70 mg/dL altı, hatta bazen daha düşük hedeflenebilir.

🔹 HDL (Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein)
"İyi kolesterol" olarak bilinir. Damarlardaki fazla kolesterolü karaciğere taşıyarak temizlenmesine yardımcı olur.
• Erkeklerde 40 mg/dL üstü
• Kadınlarda 50 mg/dL üstü tercih edilir.

🔹 Trigliserit
Kandaki yağ molekülünün başka bir formudur. Aşırı kalori alımı, şeker ve alkol tüketimiyle yakından ilişkilidir.
• 150 mg/dL altı normal kabul edilir.
• 150–199 sınırda
• 200–499 yüksek
• 500 ve üstü çok yüksek olarak değerlendirilir.

🔹 Non-HDL Kolesterol
Total kolesterolden HDL çıkarılarak hesaplanır. Tüm "zararlı" lipoproteinleri kapsar ve son yıllarda risk değerlendirmesinde önemi artmıştır.

🔹 LDL/HDL ve Total/HDL oranları
Bu oranlar, sayıların bireysel olarak söylediğinden daha fazlasını anlatır. Kalp-damar riskinin değerlendirilmesinde sıkça kullanılır.

"Yüksek" demek, her zaman "ilaç" demek midir?

Kolesterol değerlendirmesi yalnızca bir sayıya bakmakla yapılmaz; kişinin toplam kalp-damar riski göz önünde bulundurulur. Bu risk değerlendirilirken şu faktörler birlikte ele alınır:

• Yaş ve cinsiyet
• Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü
• Sigara kullanımı
• Tansiyon değerleri
• Diyabet ya da prediyabet varlığı
• Vücut kitle indeksi
• Daha önce kalp damar hastalığı geçirilip geçirilmediği
• Kronik böbrek hastalığı
• Yaşam tarzı alışkanlıkları

20/06/2026

Arkamda babam olsun bana hiç bişi olmaz derler ya işte öyle bişi♥️

19/06/2026

Kabızlık, çoğu insanın hayatının bir döneminde karşılaştığı; ancak çoğu zaman dile getirmekten çekindiği bir konudur. Oysa sindirim sisteminin düzeni, sadece bağırsaklarla değil; yaşam tarzının pek çok alanıyla doğrudan bağlantılıdır.

Tıbbi olarak haftada üçten az tuvalete çıkma, dışkılama sırasında zorlanma, tam boşalmama hissi ya da sert dışkı; kabızlık tablosunun sık görülen göstergeleri arasında yer alır.

Kabızlığa zemin hazırlayan başlıca etkenler:

🌿 Yetersiz lif tüketimi
Sebze, meyve, tam tahıl ve baklagiller bağırsak hareketlerini destekler. Bu besinler azaldığında, bağırsak içeriği yavaşlayabilir ve dışkı sertleşebilir.

🌿 Su tüketiminin azlığı
Bağırsak, dışkıyı yumuşak tutabilmek için suya ihtiyaç duyar. Su alımı düştüğünde vücut, dışkıdaki suyu da geri emmeye başlayabilir; bu da sertleşmeye yol açar.

🌿 Hareketsiz yaşam
Fiziksel aktivite, bağırsak kaslarının ritmini destekler. Uzun süre oturmak ya da hareketsiz kalmak, bu ritmi yavaşlatabilir.

🌿 Tuvalet ihtiyacını ertelemek
İş yoğunluğu, yol, sosyal ortamlar… Pek çok kişi tuvalet ihtiyacını ertelemeye alışır. Zamanla bu durum, bağırsağın sinyallerini "duymamayı" öğrenmesine yol açabilir.

🌿 Stres ve duygusal yük
Bağırsak ve beyin, sinirsel olarak birbirine bağlıdır. Yoğun stres dönemlerinde bağırsak hareketleri yavaşlayabilir ya da düzensizleşebilir.

🌿 Bazı ilaçların yan etkisi
Demir takviyeleri, bazı ağrı kesiciler, antidepresanlar ve tansiyon ilaçlarının bir kısmı bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir.

🌿 Tiroid fonksiyonlarındaki yavaşlama
Hipotiroidi tablosunda metabolizma genel olarak yavaşladığı için, bağırsak hareketleri de bundan etkilenebilir.

🌿 Yaşa bağlı değişimler
İlerleyen yaşla birlikte bağırsak kaslarının tonusu azalabilir; bu da kabızlık eğilimini artırabilir.

🌿 Hamilelik dönemi
Hormonal değişiklikler ve büyüyen rahmin bağırsaklara yaptığı baskı, gebelik sürecinde sık karşılaşılan kabızlığın temel nedenleri arasındadır.

Sindirim sağlığı, çoğu zaman fark edilmeden kurulan küçük alışkanlıkların toplamıdır. Düzenli su, lif, hareket ve sakin bir zihin; bağırsağın en sevdiği dörtlüdür.

Address

Fevzi Çakmak Caddesi No:76 Osmangazi
Bursa
16220

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm.dr.Neslişah Arslan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share