03/05/2026
Bir çocuğun elinde o oyuncağı gördüğüm anda, o evde bir şeylerin koptuğunu anlarım.
Bahsettiğim şey;
gözü eksik bir peluş,
kolu kopmuş bir bebek
ya da yarım kalmış bir oyuncak araba…
Çünkü çocuk, çoğu zaman fark etmeden eksik olanı seçer.
Aslında oyuncak değil… his seçer.
Evdeki sessizliği, mesafeyi, o görünmeyen kırılmayı hisseder.
Belki herkes hâlâ aynı çatı altındadır…
ama hiçbir şey eskisi gibi değildir.
Ve çocuk bunu anlatamaz.
Ama seçtiği oyuncakla şunu söyler:
“Ben farkındayım.”
Bazen bir çocuk, yıllarca eski bir oyuncağı elinden bırakmaz.
Oysa yenileri vardır, daha güzelleri…
Ama o eski oyuncak,
onun hayatında kalan tek sabit şeydir.
Gitmez. Değişmez. Yalan söylemez.
Çocuklar susar…
ama tuttukları şeyler konuşur.
Ve bazı gerçekler vardır ki,
en çok saklanmaya çalışıldığında
en küçük kalpte en net hissedilir.