Uzman Klinik Psikolog Asena Başer Psikoloji Ve Danışmanlık Merkezi

  • Home
  • Turkey
  • Denizli
  • Uzman Klinik Psikolog Asena Başer Psikoloji Ve Danışmanlık Merkezi

Uzman Klinik Psikolog Asena Başer Psikoloji Ve Danışmanlık Merkezi Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzman Klinik Psikolog Asena Başer Psikoloji Ve Danışmanlık Merkezi, Psychologist, Uzm. Klnk. Psk. Asena Başer Psikoloji ve Danışmanlık Merkezi Denizli/Merkezefendi Gültepe Mahallesi 719 sokak no:15 daire:8 kat:1, Denizli.

Sizlere daha iyi hizmet verebilmek için Psikoloji ve Danışmanlık Merkezimiz yeni adresinde! 💜
✨ Bireysel Terapi
✨ Çift & Aile Terapisi
✨ Çocuk & Ergen Terapisi
✨ Oyun Terapisi
✨ MOXO Dikkat Testi
✨ Aile Danışmanlığı

10/07/2026

Aile, sadece aynı evde yaşadığımız insanlar değildir. Aile; kendimize dair ilk inançlarımızın, ilişkilerde nasıl davranacağımızın ve sevgiyi nasıl algılayacağımızın şekillendiği ilk yerdir.

Bazen yetişkinlikte yaşadığımız birçok zorluğun kökleri, çocukluğumuzda duyduğumuz cümlelere, gördüğümüz ilişki biçimlerine ve hissettiğimiz duygulara uzanır. Bu, ailemizi suçlamak için değil; kendimizi daha iyi anlayabilmek içindir.

Farkındalık, geçmişi değiştirmez ama geleceği farklı kurabilmemizi sağlar. Çünkü iyileşme, hikâyemizi inkâr etmekle değil, onu anlayabilmekle başlar.

Doğan Cüceloğlu’nun da sıkça vurguladığı gibi, aile ortamı bireyin kendilik algısını ve ilişkilerini derinden etkiler. Çocuklukta kurulan güven, kabul ve iletişim biçimleri yetişkin yaşamına da taşınır. (dogancuceloglu.net)

07/07/2026

Hayatı doğru yaşamak, herkesin beklentilerine uymak değildir. Asıl mesele; kendi değerlerini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanıyarak seçimler yapabilmektir.

Başkalarının istediği hayatı yaşadığında dışarıdan her şey doğru görünebilir. Ama kendi sesini dinlediğinde, belki daha az onay alırsın; buna rağmen kendine daha yakın hissedersin.

Doğru seçim, her zaman en kolay ya da en risksiz olan değildir. Bazen seni büyüten, sana iyi gelen ve geceleri başını yastığa huzurla koymanı sağlayan seçimdir.

Kendine şu soruyu sor:
Bugün yaptığım seçimler gerçekten bana mı ait, yoksa başkalarının beklentilerine mi?

🌿 Hayat, mükemmel kararlar vermek değil; bilinçli ve sana ait kararlar verebilmektir.

07/07/2026

Bazen zihnimiz, endişelenmeyi hazırlıklı olmakla karıştırır. Oysa sürekli en kötü senaryoları düşünmek, geleceği kontrol etmemizi sağlamaz; yalnızca bugünü yaşamamızı zorlaştırır.

Endişe, olası tehlikelere karşı bizi uyaran doğal bir duygudur. Ancak kontrolden çıktığında, henüz yaşanmamış olayları defalarca yaşamamıza neden olabilir.

Kendine şu soruyu sor:
“Şu an düşündüğüm şey gerçekten oluyor mu, yoksa zihnim bana bir ihtimal mi anlatıyor?”

Unutma; sen ne kadar endişelenirsen endişelen, hayat çoğu zaman kendi akışında ilerlemeye devam eder. Kontrol edebileceğin şeye odaklanmak, kontrol edemediğin her şeyi zihninde taşımaktan daha iyileştiricidir.

04/07/2026

Kimsenin dile getirmediği görünmez toplumsal beklentilerin yükü

Bazen bizi en çok yoran şey, açıkça söylenen kurallar değil; hiç konuşulmayan beklentilerdir.

“Hep güçlü olmalısın.”
“Hayır deme, kırıcı olursun.”
“Başarılı olursan değerlisin.”
“Yaşına göre böyle davranmalısın.”
“Herkesi mutlu etmelisin.”

Kimse bunları doğrudan söylemeyebilir. Ama büyüdüğümüz aile, kültür ve sosyal çevre bu mesajları yıllar içinde içselleştirmemize neden olabilir.

Bu görünmez kurallar zamanla kendi ihtiyaçlarımızı ikinci plana atmamıza, suçluluk hissetmemize ve sürekli kendimizi yetersiz değerlendirmemize yol açabilir. Çünkü artık dışarıdan gelen beklentiler, iç sesimiz gibi konuşmaya başlar.

Psikolojik iyilik hali, bu görünmez yükleri fark etmekle başlar. Kendinize şu soruyu sormayı deneyin:

“Şu an taşıdığım bu yük gerçekten bana mı ait, yoksa yıllardır üzerime yüklenmiş bir beklenti mi?”

Bu sorunun cevabı, daha özgür seçimler yapabilmenin ilk adımı olabilir.

📚 Kaynakça

* Carl Rogers (1961). On Becoming a Person.
* Aaron T. Beck (1976). Cognitive Therapy and the Emotional Disorders.
* Jeffrey E. Young, Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide.


Bazı insanlar çevrelerindeki herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi unuturlar. Sü...
25/06/2026

Bazı insanlar çevrelerindeki herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi unuturlar. Sürekli destek veren, dinleyen, çözüm üreten ve sorumluluk alan kişi olmak dışarıdan güçlü görünse de zamanla duygusal tükenmişliğe yol açabilir.

Psikolojide bu durum, kişinin kendi sınırlarını ihmal ederek enerjisini sürekli başkalarına yönlendirmesiyle ilişkilidir. Özellikle “hayır” demekte zorlanan, başkalarının duygularından kendini sorumlu hisseden veya değerini yalnızca başkalarına fayda sağladığında hisseden kişilerde daha sık görülür.

Bir telefonun şarjı bitince çalışmakta zorlanması gibi, insan da dinlenmeden, ihtiyaçlarını karşılamadan ve kendine bakım göstermeden uzun süre sağlıklı şekilde işlev gösteremez. Sürekli vermek, zamanla duygusal yorgunluk, motivasyon kaybı, tahammülsüzlük, suçluluk hissi ve tükenmişlik duygularını beraberinde getirebilir.

Kendine zaman ayırmak bencillik değildir; psikolojik bir ihtiyaçtır. Ara sıra durup şu soruyu sormak önemlidir:

“Bugün başkalarına verdiğim kadar kendime de verdim mi?”

Unutmayın; başkalarına ışık olabilmek için önce kendi enerjinizi korumanız gerekir. Kendi duygusal ihtiyaçlarınıza kulak vermek, sınırlar koymak ve dinlenmeye izin vermek ruh sağlığınızı güçlendiren önemli adımlardır.

🌱 Kendinizi ihmal etmeden başkalarına destek olmayı öğrenmek, sağlıklı ilişkilerin temelidir.

Kaynakça
• Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout: A Multidimensional Perspective.
• Neff, K. D. (2003). Self-Compassion: An Alternative Conceptualization of a Healthy Attitude Toward Oneself. Self and Identity, 2(2), 85–101.


⛓️‍💥 Başkalarına karşı anlayışlı, sabırlı ve şefkatli olmak çoğumuz için doğal gelebilir. Ancak aynı yaklaşımı kendimize...
23/06/2026

⛓️‍💥 Başkalarına karşı anlayışlı, sabırlı ve şefkatli olmak çoğumuz için doğal gelebilir. Ancak aynı yaklaşımı kendimize göstermekte zorlanabiliriz. Hata yaptığımızda kendimizi sertçe eleştirirken, aynı durumda bir arkadaşımıza çok daha nazik davranırız. İşte bu noktada öz-şefkat devreye girer.

📌 Psikolog Kristin Neff’e göre öz-şefkat; zor zamanlarda kendimize yargılayıcı değil, destekleyici bir tutumla yaklaşabilmektir. Öz-şefkat, hataları görmezden gelmek ya da sorumluluktan kaçmak değildir. Aksine, yaşadığımız zorlukları kabul ederek kendimize insanca yaklaşabilmektir.

📍 Araştırmalar, öz-şefkati yüksek bireylerin daha düşük düzeyde kaygı, depresyon ve stres yaşadığını; psikolojik dayanıklılıklarının ve yaşam doyumlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Sürekli kendini eleştirmek kısa vadede motive edici gibi görünse de uzun vadede tükenmişlik, yetersizlik hissi ve düşük özsaygıya yol açabilir.

Belki de bugün kendine şu soruyu sorma zamanı gelmiştir:

“Bir arkadaşım benim yaşadığım şeyi yaşasaydı ona ne söylerdim?”

Çünkü bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz mesajlar başkalarından değil, kendimizden gelir. Ve o mesajlar çoğu zaman hâlâ açılmayı bekliyordur.

💬 Kendine göndermeyi unuttuğun bir mesaj var mı?

Kaynakça

* Neff, K. D. (2003). Self-compassion: An alternative conceptualization of a healthy attitude toward oneself. Self and Identity, 2(2), 85–101.
* Neff, K. D., & Germer, C. K. (2013). A pilot study and randomized controlled trial of the Mindful Self‐Compassion program. Journal of Clinical Psychology, 69(1), 28–44.


⛓️‍💥“Kırılmasın diye sakladığın şey, iyileşemedi.”📌 Birçok insan duygularını korumanın yolunun onları saklamak olduğuna ...
20/06/2026

⛓️‍💥“Kırılmasın diye sakladığın şey, iyileşemedi.”

📌 Birçok insan duygularını korumanın yolunun onları saklamak olduğuna inanır. Üzüntüsünü, öfkesini, hayal kırıklığını ya da ihtiyaçlarını görünmez kılar. Çünkü duygularını ifade ettiğinde reddedilmekten, eleştirilmekten veya incinmekten korkar. Ancak psikolojik araştırmalar, bastırılan duyguların ortadan kaybolmadığını; aksine içeride işlem görmeden kaldığını göstermektedir.

💔Duygular, hissedilmek ve anlamlandırılmak için vardır. Onları yok saymak kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede stres düzeyinin artmasına, kaygıya, tükenmişliğe ve ilişkilerde duygusal uzaklaşmaya neden olabilir. Çünkü bastırılan her duygu, zihnin bir köşesinde çözülmeyi beklemeye devam eder.

🌿 Bu nedenle iyileşmek, duygularımızı camdan bir fanusun içine kapatmak değil; onları güvenli bir şekilde fark etmek, isimlendirmek ve ifade edebilmektir. Kırılma ihtimali, büyümenin önündeki engel değildir. Asıl engel, kendimizi yaşamaktan ve hissetmekten mahrum bırakmaktır.

📍 Unutmayın; duygular ifade edildiğinde zayıflık değil, psikolojik esneklik yaratır. Kendinize şu soruyu sorun:

“Kırılmasın diye sakladığım hangi duygum, bugün büyümek ve iyileşmek için görülmeyi bekliyor?”

🌱 İyileşme, duyguların yok olmasından değil; onlarla sağlıklı bir ilişki kurabilmekten geçer.

•Kaynakça•

* Gross, J. J., & John, O. P. (2003). Individual Differences in Two Emotion Regulation Processes: Implications for Affect, Relationships, and Well-Being. Journal of Personality and Social Psychology, 85(2), 348–362.


Bazı insanlar hata yaptığında sadece üzülmez; kendi içinde bir mahkeme kurar.Bir taraf sürekli suçlar:“Neden böyle yaptı...
18/06/2026

Bazı insanlar hata yaptığında sadece üzülmez; kendi içinde bir mahkeme kurar.

Bir taraf sürekli suçlar:
“Neden böyle yaptın?”
“Yine başarısız oldun.”
“Daha iyisini yapabilirdin.”

Bir taraf ise suçlanan kişidir:
Sessizce başını eğer, kendini savunamaz ve geçmişteki hataları tekrar tekrar düşünür.

En ilginç olan ise hâkimin de, savcının da, sanığın da aynı kişi olmasıdır.

Psikolojide bu durum çoğu zaman öz-eleştiri (self-criticism) ve ruminasyon ile açıklanır. Ruminasyon; kişinin geçmişte yaşadığı olayları, yaptığı hataları veya pişmanlıklarını sürekli zihninde döndürmesi anlamına gelir. Araştırmalar, yoğun öz-eleştirinin depresyon, kaygı ve düşük benlik saygısıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.

Kendimizi sürekli suçladığımızda değişmeyen tek şey geçmiş olur. Çünkü suçlama davranışı farkındalık yaratabilir, ancak aşırıya kaçtığında gelişimi desteklemek yerine kişinin psikolojik yükünü artırır.

Sağlıklı olan yaklaşım şu soruyu sormaktır:

❝ Eğer aynı şeyi çok sevdiğim bir arkadaşım yaşasaydı, ona nasıl davranırdım? ❞

Çoğu zaman başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimizden esirgeriz.

Öz-şefkat, hataları görmezden gelmek değildir. Hataları kabul ederken kendimize insanca yaklaşabilmektir. Çünkü değişim çoğu zaman sert yargılardan değil, güvenli bir iç diyalogdan doğar.

Bugün kendine şu soruyu sor:

İçindeki mahkemede gerçekten adalet mi var, yoksa sadece bitmeyen bir yargılama mı?

🌱 Kendinle konuşurken kullandığın dil, ruh sağlığını düşündüğünden çok daha fazla etkiler.



• Werner, K. H., Jazaieri, H., Goldin, P. R., Ziv, M., Heimberg, R. G., & Gross, J. J. (2012). Self-Compassion and Social Anxiety Disorder. Anxiety, Stress & Coping, 25(5), 543–558.

Çoğumuz zorlayıcı duygularla karşılaştığımızda onları bastırmaya, görmezden gelmeye ya da zihnimizin bir köşesine süpürm...
10/06/2026

Çoğumuz zorlayıcı duygularla karşılaştığımızda onları bastırmaya, görmezden gelmeye ya da zihnimizin bir köşesine süpürmeye çalışırız. Ancak psikoloji araştırmaları gösteriyor ki bastırılan duygular yok olmaz; yalnızca görünmez hale gelir.

Öfke, korku, üzüntü ve kaygı ifade edilmediğinde ya da sağlıklı şekilde işlenmediğinde, zamanla daha yoğun bir şekilde geri dönebilir. Duyguları bastırmak kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede stres düzeyini artırabilir, bedensel gerginliklere, tükenmişliğe ve ilişkilerde zorlanmalara yol açabilir.

Duygularımız düşmanımız değildir. Onlar bize ihtiyaçlarımızı, sınırlarımızı ve yaşadığımız deneyimlerin üzerimizdeki etkisini anlatan içsel mesajlardır. İyileşme; duyguları halının altına süpürmekle değil, onları fark etmek, anlamlandırmak ve güvenli bir şekilde ifade etmekle başlar.

🧠 Unutmayın: Hissetmediğiniz şey iyileşmez. Görmezden geldiğiniz duygu kaybolmaz; sadece sizi farklı yollarla etkilemeye devam eder.

✨ Bugün kendinize şu soruyu sorun:
“Ben hangi duyguyu halının altına süpürüyorum?”


Bazen insanlar hayatlarını korkularının yönettiğini düşünür:“Kaygım olmasa başlardım.”“Korkum olmasa değişirdim.”“Endişe...
08/06/2026

Bazen insanlar hayatlarını korkularının yönettiğini düşünür:
“Kaygım olmasa başlardım.”
“Korkum olmasa değişirdim.”
“Endişem olmasa adım atardım.”

Oysa psikolojide bildiğimiz önemli bir gerçek var:
Cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen hareket edebilmektir.

Kaygı ve korku, beynimizin bizi korumak için geliştirdiği doğal duygulardır. Sorun onların varlığı değil, hayatımızdaki tüm kararları onların vermesine izin vermemizdir.

Araştırmalar, kaçındığımız durumların zamanla daha korkutucu hale geldiğini; küçük adımlarla yüzleştiğimiz durumların ise tehdit algısını azalttığını gösteriyor. Çünkü beyin, deneyimledikçe öğrenir.

Belki de kafesin kapısını korkuların kapatmıyordur.
Belki de o kapıyı açık olduğu halde geçmeye cesaret edemeyen yanımız tutuyordur.

Özgürlük, korkunun tamamen geçmesini beklemek değil;
korku bizimle birlikteyken de yürüyebilmeyi öğrenmektir.

🌿 Bazen ilk adım, sandığımız kadar büyük olmak zorunda değildir. Bir kapıyı aralamak bile değişimin başlangıcı olabilir.

Address

Uzm. Klnk. Psk. Asena Başer Psikoloji Ve Danışmanlık Merkezi Denizli/Merkezefendi Gültepe Mahallesi 719 Sokak No:15 Daire:8 Kat:1
Denizli
20030

Opening Hours

Monday 10:00 - 18:00
Tuesday 10:00 - 18:00
Wednesday 10:00 - 18:00
Thursday 10:00 - 18:00
Friday 10:00 - 18:00
Saturday 10:00 - 18:00
Sunday 09:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Asena Başer Psikoloji Ve Danışmanlık Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category