ADA Psikolojik Danışmanlık Merkezi

ADA Psikolojik Danışmanlık Merkezi Psikolojik Danışman Şükrü DÜNDAR www.twitter.com/AdaPDR

ALINDAN ÖPMEK VE EPİFİZ BEZİ.Bu fotoğrafı gördüğümde çok şaşırdım ve duygulandım gözlerim dolu dolu oldu.Ve ilk aklıma g...
16/09/2020

ALINDAN ÖPMEK VE EPİFİZ BEZİ.

Bu fotoğrafı gördüğümde çok şaşırdım ve duygulandım gözlerim dolu dolu oldu.
Ve ilk aklıma gelen Rasulullâh ﷺ Efendimizin çocuklarınızı alnından öpün tavsiyesi geldi.
Ve bu vesile ile bir kez daha modern tıp bu tavsiyenin de boşuna olmadığının altını çizmiş oldu belki bunu sünnet olarak yapmayanlar bir gün her sünnetin aslında insanlığa bir öğreti olduğunu anlamış olurlar.
Görmeden bilmeden yaptıklarımız bize aktarılan bu güzellikler bizim fıtratımızda yerleşmiş ama zamanla gelenekselleşmis ve gerçek mahiyeti unutulmuş gibi.
Bir bebek ve bir anne var burda ki resimde ve bu annenin bebeğini alnından öperken çekilen mr görüntüsü.
Alnınıza kondurulan bir öpücük kimilerine göre basit gelir ama inanılmaz derecede etkileri olabiliyor.
Yapması çok kolay denemek isterseniz hemen minik bir evlâd bulun ya da sevdiğiniz birinin alınına sevgi dolu bir öpücük kondurun bu size sıcak duygular hissettirmekle kalmayıp çok daha yoğun etkileri bulunmakta.
Bunun nedeni ise alnımız üçüncü gözün pineâl bezin bulunduğu yer olmasıdır.
Birini alnından öpünce aslında üçüncü gözlerini öpmüş oluyorsunuz.
Dudakların veya yanağın öpücüğünden farklı olarak bu daha samimi çünkü o kişinin ruhuna dokunup benliğine ulaşıyorsunuz.
Ve farklı duygulara geçiş yaşıyorsunuz.
Üçüncü göz varlıklarınızın derinliklerine açılan portaldır ve sizi ruhun en yüksek alemlerine götürebilir.
Bu uyanmayı temsil eder ancak aynı zamanda sizin de bir parçanızdır.
Doğduğumuz andan itibaren var olan ve hayatın bedeni bıraktıktan sonra da var olmaya devam eden görünmez bir varlığıdır.
Biri sizi alnınızdan öptüğünde içinizde derin bir aydınlanma hissi uyanır.
İyi geceler öpücüğünü alına kondursak uykuya kolay geçişi sağlıyor.
Aynı zamanda sizi güvenli ve mutlu hissettirir.
Ve annelere bir kaç tavsiyem eğer çocuklarınız sürekli ağlıyor huysuz ve sinirli ise sakinleşmesi için alnından sevgiyle bol bol öpün.
Çocuğun basireti açılır akli melekeleri açılır.
Hafızası güçlenir.
Zihni arınık olur.
Büyüme hormonu dengeli olur.
Moral ve motivasyonu tam yetkin olur.
Çocuğun benlik gelişimine katkısı olur.
Bilinç altı korkuları azalır.
Kendilerine olan özgüvenlerini yerine getirir hissettiği bu güven ve huzur sebebi ile de uyku verimi artar sözünüzüde dinler sizi üzecek bazı davranışları yapmazlar ve büyüdüklerinde başarılı birer birey olurlar biiznillâh.
Çünkü alnımızın tam ortası kişinin zihin odaklanma makamıdır.
Rasûl-i Ekrem ﷺ Efendimiz çoçukları her zaman anlından öpmüştür ve günümüz psikologları ve bilim insanları da aynen bunu onaylamaktadır.
İşte Efendimiz ﷺ bunu 1400 küsür yıl önce biliyor ve uyguluyordu yaptığı her işte binlerce hayır ve hikmet bulunan bir peygamberimiz var elhâmdülillah.
Sonsuz salât ve selâm o iki cihan rehberimizin ﷺ üzerine olsun..!
Alıntıdır

17/07/2020
13/07/2020

Sokakta, ne tatlıymış diye sevdiğimiz çocukların önünden, artık başımızı öne eğerek geçiyoruz. Sırf ailesi; istismarcı, tecavüzcü, çocuk ticareti yapan şerefsiz zannetmesin diye. En masum duyguların üzerine kezzap döktünüz. Yaşattıklarınızı yaşamadan ölmek nasip olmasın.

22/06/2020

Geleceğimiz!!!

15/12/2019

Çocuklarla, ebeveynlerle ve öğretmenlerle 10 yıllık bir çalışma deneyimi olan bir duyu bütünleme terapistiyim ve çocuklarımızın pek çok yönden giderek kötüleştiğini düşünüyorum. Görüştüğüm her öğretmenden de sürekli olarak aynı mesajı alıyorum. 10 yıllık duyu bütünleme terapisi çalışmalarım boyunca çocuklarda sosyal, duygusal ve akademik işleyiş açısından bir düşüş gördüm ve görmeye de devam ediyorum. Aynı zamanda öğrenme bozuklukları ve benzeri tanılarda da bir artış var.

Günümüz çocukları okula duygusal olarak öğrenmeye hazır olmadan geliyorlar. Modern hayat tarzlarımızda buna katkı sağlayan çok sayıda faktör bulunuyor. Bildiğimiz gibi beyin esnek ve değişkendir. Çevre yoluyla beyni “daha güçlü” ya da “daha zayıf” hale getirebiliriz. Bütün iyi niyetimize rağmen ne yazık ki çocuklarımızın beyinlerini yanlış yöne doğru şekillendiriyoruz. İşte bunun sebebi:

1. Teknoloji

Teknolojiyi bir “ücretsiz çocuk bakıcısı hizmeti” olarak kullanıyoruz ama aslında bu hizmetin bir bedeli var. Bu bedel bir adım ileride sizi bekliyor. Bizler bu bedeli çocuklarımızın sinir sistemleri ile, onların dikkatleri ile ve hazzı erteleme becerileri ile ödüyoruz. Sanal gerçeklikle kıyaslandığında günlük hayat sıkıcıdır. Çocuklar sınıfa geldiklerinde, ekranlarda görmeye alışık oldukları özel efektlerin ve grafik patlamaların bombardmanına uğramanın aksine insan seslerine ve uygun dozda görsel uyarıya maruz kalırlar. Saatler süren sanal gerçekliğin ardından bir sınıfta bilgi edinmeye çalışmak çocuklarımız için giderek artan bir oranda zorlayıcı bir hale geliyor çünkü beyinleri bilgisayar oyunlarının sağladığı yüksek seviyelerdeki uyarılmaya alışıyor. Beyinlerinin daha düşük düzeylerdeki uyarılmayı alma ve işleme acizliği, çocukları akademik zorluklar karşısında savunmasız bırakıyor. Teknoloji aynı zamanda duygusal olarak bizi çocuklarımızdan ve ailelerimizden de koparıyor. Oysa çocuk beyni için en temel besin ebeveynin duygusal varlığıdır. Ne yazık ki çocuklarımızı bu besinden gitgide daha fazla mahrum bırakıyoruz.

2. Çocuklar istedikleri her şeyi, istedikleri andan itibaren alıyor

“Acıktım!” “Bir saniye sonra bir yerde yemek yemek için duracağım” “Susadım!” “Bak orada bir otomat var.” “Sıkıldım!” “Al telefonumu kullan!” Hazzı erteleme becerisi, hayatta başarının en temel unsurlarından biridir. Çocuklarımızı mutlu etmek konusundan tamamen iyi niyetliyiz elbette ancak ne yazık ki onları o anda mutlu etsek de uzun vadede onları acınası bir hale getiriyoruz. Hazzı ertelemek demek stres altında yaşayabilmek ve işini yapabilmek demektir. Çocuklarımız en küçük bir stresle bile baş etme konusunda gitgide daha az donanımlı bir hale geliyorlar. Ve bu en sonunda hayatta başarılı olmalarının önünde devasa bir engele dönüşüyor.

Hazzı erteleme konusundaki yetersizlik, çocuğun “Hayır” kelimesini duyduğu andan itibaren sınıflarda, alışveriş merkezlerinde, restoranlarda ve oyuncak mağazalarında sıklıkla görülüyor. Çünkü ebeveynler çocuklarının beynine istediği şeyi hemen almayı çoktan öğretmiş oluyor.

3. Dünyayı çocuklar yönetiyor

“Oğlum sebze sevmez.” “Kızım erken uyumayı sevmez.” “Oğlum kahvaltı etmeyi sevmez.” “Kızım oyuncakları sevmez, ama iPad’iyle harika oynar” “Kendi kendine giyinmek istemiyor.” “Kendi kendine yemek yemek için fazla tembel.” Bunlar, ebeveynlerden sürekli duyduğum şeyler. Çocuklar ne zamandan beri onlara nasıl ebeveynlik edeceğimizi bize dikte ediyor? Eğer her şeyi onlara bırakırsak yapacakları tek şey makarna, köfte ve tatlı yemek, televizyon izlemek, tabletle oynamak ve asla uyumamak olacaktır. Onlar için İYİ olmadığını bildiğimiz halde İSTEDİKLERİNİ onlara vererek nasıl bir iyilik yapıyor olabiliriz? Uygun beslenme ve iyi bir gece uykusu olmadan çocuklarımız okula asabi, kaygılı ve dikkatsiz bir şekilde gelirler. Buna ek olarak onlara yanlış bir mesaj da göndeririz. İstedikleri şeyi yapabileceklerini ve istemedikleri şeyi yapmalarına gerek olmadığını öğrenirler. “Yapmak gerekir” fikri hayatlarında bulunmaz. Ne yazık ki hayatta hedeflerimize ulaşmak için gerekli olan şeyleri yapmak zorundayız ve bunlar her zaman yapmak isteyeceğimiz şeyler olmaz. Örneğin bir öğrenci başarılı olmak istiyorsa çok çalışması gerekir. Başarılı bir futbol oyuncusu olmak istiyorsa her gün antrenman yapması gerekir. Çocuklarımız ne istediklerini gayet iyi biliyorlar ancak bu hedefe ulaşmak için yapılması gerekenleri yapmakta çok zorlanıyorlar. Bu da ulaşılamayan hedeflerle sonuçlanıyor ve çocukları hayal kırıklığına uğratıyor.
4. Sonsuz eğlence

Çocuklarımız için yapay bir eğlence dünyası yarattık. Hiç sıkıcı an yok. Ortalık sessizleştiği andan itibaren onları tekrar eğlendirmeye koşuyoruz. Çünkü diğer türlü, ebeveynlik görevimizi yerine getirmiyor gibi hissediyoruz. İki ayrı dünyada yaşıyoruz. Onların kendi “eğlence” dünyaları ve bizimde kendi “iş” dünyamız var. Neden çocuklar bize mutfakta ya da çamaşırda yardım etmiyor? Neden oyuncaklarını toplamıyorlar? Bunlar beyni “can sıkıntısı” içindeyken bile çalışabilir olma ve faal olma konusunda eğiten temel monoton işlerdir. Aynı “kas” okulda “öğretilebilir” olmak için de gereklidir. Okula geldiklerinde el yazısı zamanı geldiğinde cevapları “Ben yapamam. Çok zor. Çok sıkıcı” olur. Neden? Çünkü çalışabilir “kas” sonsuz eğlenceyle eğitilemez. Ancak çalışmakla eğitilir.

5. Sınırlı sosyal etkileşim

Hepimiz meşgulüz, bu yüzden çocuklarımıza dijital aletler verir ve onları da “meşgul” bir hale getiririz. Çocuklar eskiden dışarıda oynardı. Yapılandırılmamış doğal ortamlarda sosyal becerileri öğrendikleri ve uyguladıkları yerlerdi buralar. Ne yazık ki teknoloji dışarıda geçirilen zamanın yerini aldı. Ayrıca teknoloji ebeveynleri de çocuklarıyla sosyal etkileşime girmek için daha az müsait durumda bıraktı. Çocuklarımız çok açık bir şekilde geri kaldı. Çocuk bakıcısı aleti, çocukların sosyal becerilerini geliştirme konusunda donanımlı değil. Başarılı insanların çoğunun muhteşem sosyal becerileri vardır. Çünkü bu bir öneceliktir.

Beyin tıpkı yeniden ve yeniden eğitilebilecek bir kas gibidir. Eğer çocuğunuzun bisiklete binmesini istiyorsanız ona bisiklete binme becerilerini öğretmelisiniz. Eğer çocuğunuzun bekleyebilen bir insan olmasını istiyorsanız ona sabrı öğretmelisiniz. Eğer çocuğunuzun sosyalleşebilir bir insan olmasını istiyorsanız ona sosyal becerileri öğretmelisiniz. Aynı şey tüm diğer beceriler için de geçerlidir. Arada hiçbir fark yok!

Çocuğunuzun beynini eğiterek onun hayatında bir fark yaratabilirsiniz. Nasıl mı? İşte birkaç öneri:

1. Teknolojiyi sınırlandırın ve duygusal olarak çocuklarınızla tekrar bağ kurun.

Onları çiçeklerle şaşırtın, beraber gülün, çantalarına ya da yastıklarının altına sevgi dolu bir not bırakın, bir okul gününde onları öğle yemeğine götürüp şaşırtın, birlikte dans edin, birlikte yerlerde sürünün, yastık savaşı yapın.
Ailece yemek yiyin, kutu oyunu geceleri yapın, birlikte bisiklete binin, gece elinizde fenerle açık havada yürüyüş yapın.
2. Hazzı erteleme eğitimi verin

Bırakın beklesinler!!! “Sıkıldım” dedikleri zamanlar olmasında hiçbir sorun yok. Bu, yaratıcılığın ilk adımıdır.
“İstiyorum” ile “Elde ediyorum” arasındaki zamanı kademe kademe artırın.
Arabada ve restoranda teknoloji kullanımını engelleyin. Bunun yerine konuşarak ve oyunlar oynayarak beklemelerini sağlayın.
Sürekli bir şeyler atıştırmayı sınırlandırın.
3. Sınır koymaktan korkmayın. Çocuklar mutlu ve sağlıklı bir şekilde büyümek için sınırlara ihtiyaç duyar!!

Yemek saatleriniz, uyku saatleriniz ve teknoloji saatleriniz belli olsun.
Onlar için neyin İYİ olduğunu düşünün, neyi İSTEDİKLERİNİ/İSTEMEDİKLERİNİ değil. Hayatlarının ilerleyen zamanlarında bunun için size teşekkür edecekler. Ebeveynlik çok zor bir iş. Onlar için iyi olan şeyleri onlara yaptırmak için yaratıcı olmanız gerekir. Çünkü çoğu zaman bu, onların istediğinin tam tersi olacaktır.
Çocukların kahvaltıya ve besleyici yiyeceklere ihtiyacı vardır. Ertesi gün okula öğrenmeye hazır bir şekilde gelmeleri için açık havada zaman geçirmeleri ve hep aynı saatte uyumaları gerekir!
Yapmak istemedikleri şeyleri eğlenceli şeylere ve onları duygusal olarak uyaran oyunlara dönüştürün
4. Erken yaşlardan itibaren monoton işler yapmayı öğretin, çünkü bu gelecekte “çalışabilir” olmanın temelidir.

Çamaşırları katlamak, oyuncakları toplamak, kıyafetleri asmak, market alışverişi torbalarını boşaltmak, masayı kurmak, yatağını yapmak…
Yaratıcı olun. Öncelikle bu işleri uyarıcı ve eğlenceli bir hale getirin ki beyinleri bunları pozitif bir şeyle ilişkilendirsin.
5. Sosyal becerileri öğretin

Onlara sıralarını beklemeyi, paylaşmayı, kaybetmeyi/kazanmayı, uzlaşmayı, başkalarına iltifat etmeyi, “lütfen” ve “teşekkürler” demeyi öğretin.
Bir duyu bütünleme terapisti olarak edindiğim deneyimlerime göre ebeveynler, ebeveynliğe bakışlarını değiştirdikleri andan itibaren değişiyorlar. Çocuklarınızın hayatta başarılı olmalarına yardım etmek için beyinlerini eğitin ve güçlendirin. Daha sonra değil, hemen şimdi!

Tespit...
23/11/2019

Tespit...

"Kadın kocası vefat ettikten sonra, eşinin adı evde anılmaya devam etsin diyeVefat eden kocasının ceketini askıya asar. ...
19/10/2019

"Kadın kocası vefat ettikten sonra, eşinin adı evde anılmaya devam etsin diye
Vefat eden kocasının ceketini askıya asar. Her ay bir miktar parayı ceketin cebine koyar. Çocukları kendisinden para istediklerinde;

"Yavrum! Gidin babanızın cebinden alın" der."
Çocuklar alır anne...derki hadi bakalım şimdi babanıza
Birer dua okuyun ...
Çocuklar fatiha okuyup analarına sarılıp..rabbim ondan razı olsun derler imiş

Rabbim bütün müslümanlara böylesi sâliha eşler nasip etsin.

29/09/2019

İyiki aynı trendeyiz...

Evinize misafir çağırın...🙋‍♂Siz de misafirliğe gidin...Sevin, sevilin şu ahir yalan ömürde...Nasıl olsa dünya bir gün b...
07/09/2019

Evinize misafir çağırın...🙋‍♂
Siz de misafirliğe gidin...
Sevin, sevilin şu ahir yalan ömürde...
Nasıl olsa dünya bir gün bize *"HAYDİ DIŞARI"* diyecek...

Yalvarıyorum hepinize, daha çok görüşün birbirinizle... ❤

Daha çok sevgi sözleri konuşun ve yazın...

Bırakın milyonluk 120 ay vadeli evlerinizin yalancı konfor sunan yalnızlıklarını...😟

Ailece yaşayın dipdibe... Ananeyi, dedeyi, torunları yeğenleri buluşturun...

Yeni yetmeleri fazla özgür bırakmayın...
Bir yere giderken zorlayın, onları da götürün...

Şimdiki nesilde görüyorum çocuk dedesine gitmiyor.

Neymiş? "dersi varmış.."
Anne eve büyüğünü almıyor, neymiş çocuk TEOG, YGS'ye hazırlanıyormuş...

Yalan! inanın...

Odalarda internete, yalnızlığa, depresyona mahkum edersiniz...

Damla kadar çocuğa sussun diye cep telefonu vermeyin! 😯

Verin eline bezelyeyi ayıklasın...
En azından bezelye canlıdır.

Gelecek 10 yılda kanserli hasta sayısı yüzde altmış olacak unutmayın!..
Duayı öğretin.
Konuşun bol bol birbirinizle.
Kuşak kavgaları yapın.
Trip atın, çözüm yolları için konuşun.
Hayat bu...😊
Hayat; deney tüpü kılıklı apartmanlarda sıkışıp, bakteri gibi yaşadığını sanmak değil inanın... 🤔

Hadi kalkın birine çaya, kahveye gidin.. kek yapın, mısır patlatın.
Siz çağırın...
yemek hazırlayın..
Zor mu çorba makarna?😋
Alo diyin birinin derdini alın...
İki gülün, koca bir kahkaha atın...🤨
En kalbi sevgilerimle...💕🌹"

Bu resim 1966 yılında The Beatles adlı gurubun "Yesterday and Today" adlı albümlerine koymuş oldukları bir kapak resmi.R...
05/09/2019

Bu resim 1966 yılında The Beatles adlı gurubun "Yesterday and Today" adlı albümlerine koymuş oldukları bir kapak resmi.
Resimdeki parçlanmış bebek cesetleri ve kesik kafaların amacı, topluma kürtajın iyi bir şey olduğunu empoze etmekti..
1960 lı yıllarda illuminati örgütünün efsane haline getirdiği grup, genç nesli cinsel özgürlük, uyuşturucu ve satanizme teşvik ettiği biliniyor.

Günümüzde ölmüş olsalar bile, bazı kesimler hala bu guruba badem gözlü muamelesi yapsada, gerçek şu ki grup yaşadığı dönemde illuminati için azımsanmayacak hizmetlerde bulunmuştu..
Bu resim sadece bunlardan biri..

Bugün bu gruptan daha beterleri var elbette. Lady Gaga, Rihanna vs gibi, fakat illuminatinin ne zamandan beridir müzikle insanları ahlaksız , inançsız ve yoz bir kıvama getirmeye çalıştığına örnek teşkil ediyor..

Address

ŞANLI URFA Bulvari MEVLANA HALİT MAH. SRİN 2 APT. KAT:1 NO:2 BAĞLAR
Diyarbakır
21090

Opening Hours

Monday 18:00 - 22:30
Tuesday 18:00 - 22:30
Wednesday 18:00 - 22:30
Thursday 18:00 - 22:30
Friday 18:00 - 22:30
Saturday 08:00 - 20:00
Sunday 08:00 - 20:00

Telephone

+905058907961

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ADA Psikolojik Danışmanlık Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share