Uzm. Dr. Çağdaş Emre AYAS

Uzm. Dr. Çağdaş Emre AYAS Kliniğimizde Uzm Dr Çağdaş Emre Ayas koordinatörlüğünde tüm kardiyovasküler hastalık tarama ve tanı testlerini yapıyoruz. Sağlıkla kalın.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından asbest, radyasyon ve tütünle birlikte aynı “Grup 1 Kanserojenler” listesine alınan ...
25/06/2026

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından asbest, radyasyon ve tütünle birlikte aynı “Grup 1 Kanserojenler” listesine alınan çok tanıdık bir maddeden bahsediyoruz. Eğlenceli bir akşamın veya günün yorgunluğunu atmanın masum bir yolu gibi görünse de, biyolojimiz için hikaye çok daha karanlık.

Peki o yudumlar bedeninize girdiğinde perde arkasında aslında neler oluyor? Mesele sadece ertesi gün çekilen baş ağrısı veya karaciğer yağlanması değil. Alkol (etanol) bedeninize girdiğinde, karaciğeriniz onu sindirmek için parçalar ve ortaya “Asetaldehit” adında son derece toksik bir kimyasal çıkar.

Bu noktadan sonrası adeta mikroskobik bir gerilim filmi gibidir: Asetaldehit, hücrenizin yönetim merkezi olan DNA’ya doğrudan saldırarak zincirleri kırar ve en kötüsü, hücrenin kendi kendini onarma mekanizmasını felç eder. Hücreler hasarlı DNA’yı onaramadığında hatalı kopyalanmaya ve kontrolsüzce bölünmeye başlar. İşte tıp dünyasında “kanser” olarak adlandırdığımız o korkutucu sürecin hücresel çöküşü tam olarak böyle başlar.

Bilim bu konuda çok net: Hücresel mutasyonu başlatmamak için ne yazık ki “güvenli” kabul edilen bir alt sınır yok.

🚨Vücudun Toksin Temizliğine Yardımcı Olacak Pratik Bir İpucu: Vücudunuzun bu toksik yükten (asetaldehit) kurtulmak için en çok ihtiyaç duyduğu şey, ana antioksidanımız olan Glutatyon’dur. Karaciğerinizin glutatyon üretimini acilen artırmak için sülfür (kükürt) zengini gıdalara yüklenin! Hayatınızdan alkolü çıkarmaya çalışırken veya toksik yükü hafifletmek istediğinizde; öğünlerinize bolca haşlanmış brokoli, Brüksel lahanası, çiğ sarımsak ve soğan ekleyin. Bu sülfür zengini “temizlik işçileri”, hücrelerinizi onarma sürecinde karaciğerinize ciddi bir mesai desteği sağlar.

Sizce anlık bir “keyif”, hücrelerimizin geleceğiyle kumar oynamaya değer mi? Fikrinizi yorumlarda paylaşın ve bu gerçeği öğrenmesini istediğiniz o dostunuza göndererek farkındalık yaratın..

Zeytinyağını sadece salataya dökülen veya yemek pişirirken kullanılan bir “yağ” (kalori/yağ asidi) olarak mı düşünüyorsu...
24/06/2026

Zeytinyağını sadece salataya dökülen veya yemek pişirirken kullanılan bir “yağ” (kalori/yağ asidi) olarak mı düşünüyorsunuz?

Bilim dünyası, sızma zeytinyağının aslında gıdadan öte, hücresel düzeyde çalışan fonksiyonel bir “süper gıda” olduğunu ortaya koyuyor.

Şişeyi açıp o taze çimen kokusunu içinize çektiğinizde, sadece yağı değil, zeytin ağacının binlerce yıldır biriktirdiği savunma mekanizmasını da içinize çekiyorsunuz.

Zeytinyağı, özellikle hidroksitirozol gibi güçlü polifenoller (antioksidanlar) açısından zengindir. Bunlar, vücudunuzdaki serbest radikallerle savaşarak hücrelerinizi paslanmaya (oksidatif stres) ve erken yaşlanmaya karşı koruyan sinsi birer şövalye gibidir.

Sızma zeytinyağında bulunan Oleokantal adlı bileşik, vücuttaki iltihaplanmayı (enflamasyon) durdurma mekanizması bakımından tıpkı popüler ağrı kesici ilaçlar (ibuprofen gibi) gibi çalışır.

Kronik iltihaplanma, modern hastalıkların çoğunun temelidir; zeytinyağı ise bu ateşi içeriden söndürmeye yardımcı olur.

Evinizdeki zeytinyağının bu şifalı bileşenleri gerçekten içerip içermediğini basit bir tadım testiyle anlayabilirsiniz. Küçük bir yudum yağı ağzınızda gezdirin ve yutun. Eğer yağ genzinizin arkasında, boğazınızda biberli, acımsı ve yakıcı bir his bırakıyorsa; doğru yağdasınız demektir! Bu yanma hissi, yağın Oleokantal ve Polifenol açısından çok zengin olduğunun en büyük duyusal kanıtıdır. Unutmayın, kaliteli sızma zeytinyağı genzi yakar, mideyi değil.

Siz zeytinyağı seçerken kokusuna ve boğazdaki yakıcılığına dikkat ediyor musunuz? Yorumlarda buluşalım. Bu şaşırtıcı bilgiyi mutfakta şifa arayan sevdiklerinizle paylaşmayı ve kaydetmeyi unutmayın 🫶🏻

Güneş kreminizi sürüp cildinizi koruduğunuzu düşünüyorsunuz, peki ya yüzünüze saatlerce vuran o masum görünümlü telefon,...
23/06/2026

Güneş kreminizi sürüp cildinizi koruduğunuzu düşünüyorsunuz, peki ya yüzünüze saatlerce vuran o masum görünümlü telefon, bilgisayar ve oda ışıkları ne olacak?

Güzellik rutininize “dijital yaşlanma” kavramını eklemenin vakti geldi.

Bilimsel araştırmalar, modern hayatımızın vazgeçilmezi olan LED ekranların ve aydınlatmaların yaydığı Yüksek Enerjili Görünür (HEV) Mavi Işığın, cilt üzerinde sandığımızdan çok daha sinsi bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Güneşin UV ışınları genellikle cildin üst katmanlarını etkilerken, LED kaynaklı mavi ışık cildin çok daha derinlerine (dermis tabakasına) kadar inebilir.

Mavi ışık cildin derinliklerinde “oksidatif stres” yaratarak serbest radikallerin çoğalmasına neden olur. Bu durum, cildin sıkılığını sağlayan kolajen ve elastin liflerini parçalayarak ince çizgilerin ve sarkmaların yolunu açar.

Özellikle esmer veya buğday tenliyseniz, ekran ışığına uzun süre maruz kalmak inatçı cilt lekelerinin (hiperpigmentasyon) oluşumunu hızlandırabilir.

Cildinizi ekranların yaşlandırıcı etkisinden korumanın en kolay yolu bir bariyer kurmaktır. Cihazlarınızda her zaman “Gece Modu”nu (Night Shift) veya mavi ışık filtresini açık tutun.

Ayrıca sabah cilt bakım rutininize C Vitamini veya Niasinamid (B3 Vitamini) gibi güçlü bir antioksidan serum ekleyin. Bu içerikler, ekran ışığının gün boyu yaratacağı serbest radikalleri nötralize ederek cildinizde dijital bir kalkan görevi görecektir.

Sürekli bilgisayar başında çalışan veya telefonu elinden düşürmeyen o arkadaşınıza bu gönderiyi yollayarak cildini kurtarmasına yardım edin. Bu pratik rutini unutmamak için gönderiyi kaydetmeyi unutmayın 🫶🏻

Geceleri yatakta dönüp duruyor, sabahları dinlenmemiş mi uyanıyorsunuz? Çareyi uyku ilaçlarında veya sentetik takviyeler...
22/06/2026

Geceleri yatakta dönüp duruyor, sabahları dinlenmemiş mi uyanıyorsunuz?

Çareyi uyku ilaçlarında veya sentetik takviyelerde aramadan önce meyve sepetinize bir göz atın.

Bilim dünyası, uykuya dalmanın ve kesintisiz uyumanın en tatlı yolunun üzümden geçtiğini söylüyor

Peki sıradan bir meyve nasıl oluyor da uyku ilacı etkisi yaratabiliyor?

İşin sırrı Melatonin hormonunda saklı. Vücudumuz uyku-uyanıklık döngüsünü (sirkadiyen ritmimizi) yönetmek için melatonin salgılar. Ancak stres, ekran ışıkları ve yaş gibi faktörler bu üretimi azaltır. İşte tam bu noktada üzüm devreye girer; çünkü üzüm, doğada bilinen en zengin fito-melatonin (bitkisel melatonin) kaynaklarından biridir.

Gece tüketildiğinde kana karışan bu doğal melatonin, beyninize doğrudan “artık dinlenme ve yenilenme vakti” sinyalini göndererek bedeninizi o özlediğiniz REM (derin uyku) evresine hazırlar.

En yüksek melatonin oranından faydalanmak istiyorsanız, tercihinizi her zaman koyu kırmızı veya siyah üzümlerden yana kullanın (üzümün rengi koyulaştıkça kabuğundaki melatonin miktarı artar).

Kan şekerinizi yormamak için uyumadan 1-2 saat önce sadece bir avuç dolusu üzüm tüketmeniz yeterlidir.

Etkiyi artırmak isterseniz, üzümleri salkımından ayırıp dondurucuda 15 dakika bekleterek serin ve ferahlatıcı bir gece atıştırmalığına dönüştürebilirsiniz.

Ama diyabeti olanlar aman dikkat etsin.. siz daha şekersiz bir yöntem lazım 👍🏻

Bu gece bu lezzetli yöntemi denemeye hazır mısınız? Sürekli “uyuyamıyorum” diyen o arkadaşınıza bu gönderiyi yollayarak ona deliksiz bir uyku hediye edin ve akşam rutininize eklemek için kaydetmeyi unutmayın..

Yüksek kolesterolle başa çıkmak için her yolu deniyor ama sonuç alamıyor musunuz? Kulağa bir internet efsanesi gibi gels...
21/06/2026

Yüksek kolesterolle başa çıkmak için her yolu deniyor ama sonuç alamıyor musunuz? Kulağa bir internet efsanesi gibi gelse de, klinik araştırmalar son derece iddialı bir gerçeği ortaya koyuyor: Sadece 48 saat boyunca yulaf ezmesi tüketmek, kolesterol seviyelerini %10 oranında düşürebiliyor.

Peki sıradan bir kahvaltılık olan yulaf, vücudumuzda nasıl böyle bir mucize yaratıyor? İşin sırrı, yulafın içinde gizli olan “Beta-Glukan” adlı mucizevi ve güçlü bir çözünebilir lifte saklı.

İşte yulafın vücudumuzdaki o zekice temizlik operasyonu:

Sünger Etkisi: Beta-glukan sindirim sisteminize girdiğinde suyla birleşerek jelimsi, yapışkan bir kıvam alır ve bağırsaklarınızda adeta bir sünger

Bu jel yapı, bağırsaklardaki kolesterol açısından zengin safra asitlerine yapışır. Onların tekrar kana karışmasını engeller ve sindirim yoluyla vücuttan dışarı atar.

Safra asitleri vücuttan atılınca karaciğeriniz durumu fark eder. Yeni safra asidi üretebilmek için kandaki “kötü kolesterolü” (LDL) kendine doğru çeker ve kullanır.

Sonuç? Kan dolaşımınızdaki kolesterol seviyesi hızla ve doğal yoldan düşer.

Sadece 2 günlük bir tüketimde bile lipit profilini değiştirmeye başlayan bu doğal reçete, kalp sağlığınız için yapabileceğiniz en ucuz ve etkili yatırımlardan biridir.

Siz yulafı nasıl tüketmeyi seviyorsunuz; sütle mi, suyla mı, yoksa bol meyveli mi? Yorumlarda buluşalım?

Kolesterolüyle başı dertte olan o tanıdığınıza bu gönderiyi yollamayı ve alışveriş listenize yulaf eklemek için kaydetmeyi unutmayın! 👇

20/06/2026

Bir anda yükselen bir tansiyonunuz varsa bu video tam size göre..

Bu duruma neden olabilecek önemli hastalıklardan bahsettim..

Hepiniz sağlıcakla kalın 🫶🏻

Vitamin D denince çoğu kişinin aklına sadece güneş geliyor.
Ama mutfakta da bu konuda düşündüğünden daha güçlü seçenekle...
19/06/2026

Vitamin D denince çoğu kişinin aklına sadece güneş geliyor.

Ama mutfakta da bu konuda düşündüğünden daha güçlü seçenekler var.

Bazıları doğal olarak öne çıkıyor, bazıları ise zenginleştirilmiş olduğu için avantaj sağlıyor.

Bu yüzden sadece “sağlıklı görünüyor” diye değil, gerçekten içeriğine bakarak seçim yapmak önemli.

Kaydır ve vitamin D açısından öne çıkan 8 besini gör.

Son slaytta da en kritik noktayı bıraktım.

Defalarca sesleniyorsunuz, tepki vermiyor. Söylediğinizin tam tersini yapıyor ya da kendi dünyasına dalıp gidiyor. Ebeve...
18/06/2026

Defalarca sesleniyorsunuz, tepki vermiyor.
Söylediğinizin tam tersini yapıyor ya da kendi dünyasına dalıp gidiyor. Ebeveyn olarak aklınıza gelen ilk teşhis muhtemelen belli: “Benim çocuğum çok inatçı!”

Peki ya asıl sorun davranışsal değil de tamamen fizyolojikse?

Bilimsel araştırmalar ve uzman klinik gözlemleri, “inatçı”, “söz dinlemez” veya “dikkat eksikliği var” (DEHB) sanılan pek çok çocuğun aslında fark edilmemiş hafif veya orta dereceli işitme kaybı yaşadığını gösteriyor. Özellikle çocukluk çağında çok sık rastlanan ve ağrı yapmadığı için sinsice ilerleyen orta kulak sıvıları (Seröz Otitis Media), çocukların dünyayı adeta suyun altından dinliyormuş gibi duymasına neden olur.

Çocuğunuz sesleri net alamadığı için cümlenin bütününü kaçırır, çabuk yorulur, odaklanamaz, hırçınlaşır ve sonunda sizi “duymazdan gelmeye” başlar.

Bu bilinçli bir başkaldırı veya inatlaşma değil; beynin iletişim kopukluğuna ve anlaşılamamaya verdiği doğal bir strese dayalı savunma tepkisidir.

Eğer çocuğunuzda şu işaretleri görüyorsanız durumu yeniden değerlendirin:
Televizyonun veya tabletin sesini normalden fazla açıyorsa,
Siz arkasından konuştuğunuzda tepki vermiyorsa,
Sık sık “Ne?”, “Efendim?”, “Anlamadım” diyorsa,
Özellikle gürültülü ve kalabalık ortamlarda aniden hırçınlaşıyorsa...

Belki de ihtiyacı olan şey sınır koymak veya disiplin değil, sadece basit bir kulak burun boğaz (KBB) muayenesidir.

Yanlış anlaşılan ve haksız yere “yaramaz” etiketi yiyen binlerce çocuk var. Bir çocuğun dünyasını aydınlatmak ve farkındalık yaratmak için bu gönderiyi sağlığını önemsediğiniz diğer anne-babalarla paylaşmayı unutmayın🤍👇

Takviyeleri hazır formda almak yerine doğrudan tabaklarımızı zenginleştirerek de bu değerli içerikleri vücudumuza sağlay...
17/06/2026

Takviyeleri hazır formda almak yerine doğrudan tabaklarımızı zenginleştirerek de bu değerli içerikleri vücudumuza sağlayabiliriz.

İşte cildinize hücresel düzeyde yatırım yapmanızı sağlayacak o süper içeriklerin mutfağımızdaki karşılıkları:

Kolajen: Kemik suyu ve ilikli kemik kaynatılarak yapılan çorbalar bu işin zirvesidir. Ayrıca yumurta akı da kolajen üretimini destekleyen amino asitler açısından oldukça zengindir.

C Vitamini: Akla ilk portakal gelse de; kapya biber, kivi, brokoli ve çilek hücreleri koruyan tam birer C vitamini deposudur.

Hyalüronik Asit: Vücudun kendi hyalüronik asit üretimini desteklemek için et suyu, tatlı patates gibi kök sebzeler ve bolca turunçgil tüketebilirsiniz.

Omega-3: Haftada iki gün yağlı balıklar (somon, sardalya) tüketmek en pratik yoldur. Bitkisel kaynak arayanlar için ceviz, chia ve keten tohumu mükemmel alternatiflerdir.

Çinko: Kabak çekirdeği tam bir çinko kahramanıdır. Nohut, mercimek, kırmızı et ve kaju da ciltteki yağ dengesini sağlamak için günlük ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı olur.

Probiyotikler: Ev yapımı yoğurt, kefir ve doğal fermente ev turşusu (özellikle lahana) bağırsak floranızın en iyi dostlarıdır.

Buzdolabınızı bu gıdalarla güncelleyerek doğal yoldan ışıldamaya hemen başlayabilirsiniz. Favori cilt dostu besininizi yorumlarda paylaşmayı ve bu listeyi kaydetmeyi unutmayın 🫶🏻

Çocuğunuz gündüz uykusunu (şekerlemeyi) atladığı günün akşamüstünde aniden sebepsiz yere ağlama krizlerine (meltdown) gi...
29/05/2026

Çocuğunuz gündüz uykusunu (şekerlemeyi) atladığı günün akşamüstünde aniden sebepsiz yere ağlama krizlerine (meltdown) giriyor, bacaklarınıza yapışıyor, hırçınlaşıyor veya ufak bir şeye aşırı tepki mi veriyor?

“Çok şımardı” demeden önce durun; çünkü içeride biyolojik bir yangın var!

4 yaşın altındaki çocuklar için gündüz uykusu bir “seçenek” veya “lüks” değil, beynin hayatta kalma mekanizmasıdır.

Peki o kısacık uyku atlandığında çocuğun vücudunda neler oluyor?

1. “Savaş ya da Kaç” (Fight-or-Flight) Modu Açılıyor:
Yetişkinler yorulunca kahve içer veya dinlenir. Ancak küçük bir çocuğun gelişmekte olan sinir sistemi, uykusuz kaldığında bunu bir “yorgunluk” olarak değil, bir “TEHDİT” olarak algılar. Beyin anında alarma geçer ve tehlikeye karşı “Savaş ya da Kaç” modunu açar.

2. Kortizol (Stres Hormonu) Patlaması:
Uykusunu alamayan çocuğun beyni, sistemi uyanık tutabilmek için vücudu yüksek dozda Kortizol (stres hormonu) ve Adrenalin ile doldurur. Saatlerce yüksek kalan bu stres hormonları, çocuğu tam anlamıyla bir “duygu bombasına” dönüştürür.

3. Krizler, Ağlamalar ve Yapışkanlık (Clinginess):
İşte o akşamüstü krizlerinin (meltdown), oyuncak fırlatmaların, sebepsiz paniğin veya “anneye/babaya yapışmanın” asıl nedeni budur! Çocuğunuz “yaramazlık” yapmıyor; sadece toksik seviyedeki stres hormonlarıyla başa çıkamıyor ve sinir sistemi çöküyor.

“Akşam erken yatsın diye gündüz uyutmuyorum” tuzağına düşmeyin. Gündüz aşırı yorulan çocuk, gece o stres hormonları yüzünden çok daha zor uykuya dalar ve gece sık uyanır. (Uyku, uykuyu getirir!)

4 yaşına kadar çocuğunuzun gündüz uykusu rutinini (en azından sessizce dinlenme/loş oda saatini) ne pahasına olursa olsun koruyun.

👉🏻“Bizimki gündüz uyumayınca akşamüstü canavara dönüşüyor” diyen o anneyi/babayı hemen yorumlara etiketle..Gündüz uykusu için verilen o zorlu mücadele kesinlikle buna değer unutma 🫶🏻

Address

Cennetayağı Mahallesi 788 Sokak Koza Cennet Apartmanı Kat 3 Daire 15 Edremit/BALIKESİR
Edremit
10300

Opening Hours

Monday 08:00 - 19:00
Tuesday 08:00 - 19:00
Wednesday 08:00 - 19:00
Thursday 08:00 - 19:00
Friday 08:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 17:00

Telephone

+905306650689

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Dr. Çağdaş Emre AYAS posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm. Dr. Çağdaş Emre AYAS:

Shortcuts

Share

Category