17/05/2026
Çocuktuk bir zamanlar mı? İnsan her yaşta çocukluğunu koruyup, onunla beraber büyüyebilmeli. Öyle aniden rakamsal olarak büyünmez. Büyümek için; ruhunu serbest bırakmak, denizle konuşmak, ağaçlara sarılmak, bazen suskunluğu deneyimlemek ama bunun içinde bir zamanlar çok konuşmuş olmak, koşmak, yeni insanlar tanımak, bazen bazı insanları kan bağını görmezden gelerek arkada bırakmak, bazen yeni tanıdığımız insanlarla candan öte yeni bağlar kurmak, bol bol yeni yerler keşfetmek, yazmak, okumak, müzik dinlemek, kısacası yaşamak ile büyünür.
Belli bir çevreden hayatı boyunca çık(a)mamış biri ne yaparsa yapsın öyle kolay büyüyemez. Büyümek yenilikle, yenilenme ile gelir. Beraberinde de yaşantılamayı getirir. Bu yaşantılama illa acı bir olay da değildir her zaman, bazen bir sohbet arasında duyup unutamadığınız bir söz, bazen bir hatıra, bazen pişmanlık, bazen umutlar büyütür ve deneyim kazandırır insana...
Yaşamında hiç zıtlık yaşamamış biri, hiç zorluk çekmemiş biri öyle kolay kolay büyüyemez. Büyümek sorumluluk getirir, ekmek elden su gölden yaşayarak büyünmez. Dökme suyla değirmen dönmez. Su taşar, ekmek bayatlar, göl kurur. Bir ağaç dikenin kendine ait bahçesi olur, başkasının bahçesinde sadece gezilir, sahiplenilmez.
Başkasına ait bahçede diken batar gezen bilmez, bahçenin yoldaşı bilir. Herkesin yoldaşının kıymetini bildiği ve içinde ki çocuğun ruhunu serbest bıraktığı bir pazar olsun. Yol, yolculukla bilinmez. Yola kiminle çıkıldığı da önemlidir...
Zorunlu bağlar kopar, onarılması güç olur ama gün olur onarmaya çalışılır işte o zaman büyür insan. Yıktığını yapamadığında, kırdığını kintsugi ile bile onaramadığında, yaşanması gereken pedagojik dönemde çocuğuna engel olduğunda çocuğuna çocukluk yaşatmadığında, başkasına ebeveyn olacağım derken kendi canını ihmal ettiğinde ve sonra pişmanlık günü geldiğinde bunlar geri gelmeyeceği için bağlar da kopmaya mahkum olur...
Yaşam ince bir çizgidir, incitmeye gelmez...
İyi pazarlar...
Herkesin çocuktuk bir zamanlar diyebilecek çocukluk yaşaması dileğiyle...