Ahmet Aydın Sağlık Felsefesi

Ahmet Aydın Sağlık Felsefesi Bu sayfa rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın hocamızın onayıyla,kendisinin insan sağlığına yakla?

Sorularınız için Forum adresi: http://beslenmebulteni.com/frm/index.php

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde kişiye özel probiyotikSağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde P...
18/10/2025

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde kişiye özel probiyotik

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, Prof. Dr. Ümit Savaşçı ve Prof. Dr. Emre Avcı, bireylerin mikrobiyota analizine uygun yerli ve milli kişiye özel probiyotik geliştirdi. Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, "Kişiye özgü sağlıklı bir flora oluşturarak, daha dengeli, sağlıklı ve kaliteli yaşamı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde 2022'den bu yana çalışan Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, Prof. Dr. Ümit Savaşçı ve Prof. Dr. Emre Avcı, uzun yıllardır insan mikrobiyotası üzerine yürüttükleri bilimsel araştırmaları klinik düzeye taşıdı. Yaklaşık 10 yıldır probiyotik mikroorganizmalar üzerine çalışan ekip, mikrobiyota analiziyle hastalıklar arasındaki ilişkileri hem akademik hem de klinik düzeyde inceledi. Araştırma ekibi, kendi izole ettikleri ve bilimsel olarak tescillenmiş literatürlerde yayınlanmış mikroorganizmaları ve onların ürünlerini (postbiyotikleri) kullandıkları merkezde, her kişinin genetik yapısı, yaşam tarzı, stres düzeyi ve çevresel faktörlerini dikkate alarak, kişiye özel probiyotik ürünler geliştirmeye başladı.

'ÇOK BİLİNÇLİ OLMAK GEREKİYOR'

Tıbbi Mikrobiyoloji ve Biyoteknoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, probiyotiğin halk arasında kullanımının oldukça fazla olduğunu, özellikle Covid-19 ve sonrasında ciddi bir takviye kullanımına maruz kalındığını söyledi. Probiyotik kullanımında dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Avcı, "Vücudumuzun ihtiyacı olduğunda bir hekime başvurup çeşitli tahliller yapıp, ne eksikse onun önerilmesi söz konusuysa probiyotiklerde de bu şekilde olmalıdır. Sadece bağırsak sağlığına değil, nörolojik olarak da beynimizden, saçımızdan, cildimizden bütün vücut metabolizmamıza etki eden ürünler kullanıyoruz. Bunun için çok bilinçli olmak gerekiyor" dedi.

Tüm dünyada kişiye özel tedaviler, destekler ve hedefe yönelik hizmetlere odaklanıldığını ifade eden Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, "Bu çok doğru bir yaklaşım. Çünkü hepimiz birbirimizden farklıyız. Herkesin florası farklı; parmak izi gibi düşünebiliriz. Bağırsak florası ya da vücudumuzdaki o mikrobiyota dediğimiz oluşum aslında anne karnında başlayan bir oluşumdur. Annenin sağlığı, annenin florası ve doğduktan sonra beslenme şekli, yaşam koşulları, stres faktörü, riskler dolayısıyla bunların hepsi vücutta bir stres yaratıyor. Bir müddet sonra çok fazla hastalanıyoruz, çok fazla ilaç kullanıyoruz, antibiyotikler devreye giriyor ve flora bozuluyor. İlk başta kurgulanan sağlıklı olduğunu düşündüğümüz florayı yaşamsal koşullar nedeniyle tamamen bozmuş oluyoruz. Devreye giren en önemli şey, bu floranın kişiye özel olarak düzenlenmesi. Her yediğimiz gıda herkeste alerjik reaksiyon geliştirmiyor. Dolayısıyla vücudun verdiği tepkiler de çok önemli. Bu nedenle probiyotiklerin de kişiye özel olması gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.

'SAĞLIKLI YAŞAMAYI SAĞLAMAYA ÇALIŞIYORUZ'

Prof. Dr. Avcı, mikrobiyota analizinin çok önemli olduğunu söyleyerek, "Florada yer alan mikroorganizmaların canlı ve belli bir sayının üzerinde olması bizim ana prensibimiz. Ana hedef noktamız burası. Vücudumuza probiyotik olarak düşündüğümüz mikroflora sayısı canlılık durumu nedir? Burası çok önemli. Herkeste farklı mikroorganizma topluluğu olabiliyor. Her birimizde farklı bir mikroflora olduğu için karşılaştığımız riskler ve vücudun gösterdiği tepkiler, gelişen hastalıklar, endikasyonlar bu nedenle değişmektedir. Bu kadar çeşitlilik söz konusuyken mikrofloranın mutlaka kişiye özgü olarak planlanması gerekir. Herhangi biri gidip rafta ‘bu probiyotik takviyeyi kullandığım zaman sağlığıma fayda sağlayacak bir ürün’ diyerek almak çok doğru bir davranış değil. Her probiyotik herkese olmamalı. Mutlaka kişiye özel olarak seçmeliyiz. Bu çalışmalar sonucunda kendimize ait yerli ve milli bir kültür koleksiyonu oluşturuyoruz. Bu şekilde uzun yıllardır mikroorganizma topluyoruz. Bu mikroorganizmaların tamamı da akademik çalışmalar ve projelerle elde ettiğimiz mikroorganizmalardır. 10 yıldır teknoloji merkezlerinin desteğiyle bir oluşumun içerisine girdik. Kendimize ait bir firma oluşturarak, kişiye özel probiyotik oluşturma kurgusunu ortaya çıkardık. Hem akademik anlamda çalışmalarımıza devam ediyoruz hem çalışmalarımızı ürünlere dönüştürüyoruz. Baktığımız zaman gıda takviyesi her yerde kullanılabilen, ulaşılması kolay olan bir ürün. Bizim için önemli olan kişiye özel olmasıdır. Sağlıklı bir flora oluşturarak, daha dengeli, sağlıklı ve kaliteli yaşamı sağlamayı amaçlıyoruz" diye konuştu.

'TAMAMEN YAPILANDIRMIŞ OLUYORUZ'

Prof. Dr. Ümit Savaşçı, bu konuda halkın bilinçlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Tamamen spesifik, kişiye özel canlı bağırsak florası ne ise onu ortaya koymuş oluyoruz. Kişiden gaita örneği alıyoruz ve sonrası 15-20 gün süren analiz süreci takip ediyor. 6 aylık bir kür hazırlıyoruz. Bunun neticesinde de kişide hangi mikroorganizmalar eksikse hazırlanan probiyotik takviyesi ile tamamlamış oluyoruz. Biraz sabırlı olmamız lazım. Bunun için de birçok çeşitli ürün geliştirdik. Hem fermente ürün yoğurt şeklinde; kişi 6 ay günde 3 tatlı kaşığı yoğurt yiyor. Ya da kapsül şeklinde tüketiyor. Çocuklarımız hem kapsül hem de şase kullanabiliyor. Bebekler de kullanabiliyor. Doğuştan immün yetmezliği olan bebekler de kullanabiliyor. 6 ayın sonunda kişi yeni doğan bağırsak florasına sahip oluyor. Kişinin hayatında ciddi bir değişiklik olmadığı sürece bağırsak florası bozulmuyor. Tamamen yapılandırmış oluyoruz" dedi. (DHA)

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, Prof. Dr. Ümit Savaşçı ve Prof. Dr. Emre Avcı, bireylerin mikrobiyota analizine uygun yerli ve milli kişiye özel probiyotik geliştirdi. Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, Kişiye özgü sağlıklı bi...

Vücudunuzun Gizli Anahtarı: Sümük Mikrobiyomu! Geleceğin tıbbı burnumuzda saklı olabilir. Bilim insanları sümüğü nasıl b...
10/07/2025

Vücudunuzun Gizli Anahtarı: Sümük Mikrobiyomu! Geleceğin tıbbı burnumuzda saklı olabilir. Bilim insanları sümüğü nasıl bir tanı aracına dönüştürüyor?

Sümüğünüz sağlık durumunuzla ilgili neler söylüyor?

Şeker Hastalığı Kader Değildir! "Bunu Yapmazsanız Yenemezsiniz!" | Prof. Dr. Yusuf KALKO00:00 Giriş01:38 Şeker Hastalığı...
06/07/2025

Şeker Hastalığı Kader Değildir! "Bunu Yapmazsanız Yenemezsiniz!" | Prof. Dr. Yusuf KALKO

00:00 Giriş
01:38 Şeker Hastalığının Nedenleri
03:20 Kalp Hastalığı Genetik midir?
05:25 İnsülin Direnci Nelere Yol Açar?
07:35 Tatlı Ne Zaman Yenmeli?
08:25 İnsülin Direncini Nasıl Yeneriz?
10:12 Hiç Şeker Tüketmemeli miyiz?
12:15 Karpuz Ne Kadar Tüketilmeli?
15:55 Prof. Dr. Yusuf Kalko Şekeri Nasıl Yendi?

Şeker Hastalığı Kader Değildir! "Bunu Yapmazsanız Yenemezsiniz!" | Prof. Dr. Yusuf KALKO 00:00 Giriş01:38 Şeker Hastal...

Bilim insanları yaşlanmayı yıllarca geciktirebilen takviyeyi açıkladıVitamin takviyesinin kromozom uçlarının doğal kısal...
22/05/2025

Bilim insanları yaşlanmayı yıllarca geciktirebilen takviyeyi açıkladı
Vitamin takviyesinin kromozom uçlarının doğal kısalmasını azalttığı bulundu

Uzun yaşam açısından umut verici stratejilere yol açabilecek yeni bir çalışmaya göre günlük D3 vitamini takviyesi almak, biyolojik yaşlanmayı yıllarca önleyebilir.

American Journal of Clinical Nutrition'da yayımlanan çalışmada, ABD'den 55 yaş ve üzeri kadınlarla 50 yaş ve üzeri erkeklerin D3 vitamini ve omega 3 yağ asidi takviyesinden sonra 5 yıl boyunca izlendiği Vital adlı klinik çalışmadan elde edilen veriler değerlendirildi.

"Vital, D vitamini takviyelerinin telomerleri koruduğunu ve telomer uzunluğunu muhafaza ettiğini gösteren ilk büyük ölçekli ve uzun vadeli randomize çalışma" diyor.

Bu bulgu özellikle dikkate değer çünkü Vital, D vitamininin iltihaplanmayı azaltma ve ileri seviye kanser ve otoimmün hastalıklar gibi yaşa bağlı belirli kronik hastalıkların riskini düşürmedeki faydalarını da gösterdi.

Daha önceki kısa süreli, küçük ölçekli çalışmalar, D vitamini veya omega 3 yağ asidi takviyesinin telomerleri desteklediğini öne sürse de sonuçlar tutarsızdı.

Araştırmacılar Vital çalışmasında 5 yıl boyunca katılımcılarda D3 vitamini (günde yaklaşık 50 mikrogram) ve omega 3 yağ asidi (günde 1 g) takviyesini takip etti.

Yaklaşık 1054 katılımcının beyaz kan hücrelerindeki telomer uzunluğu, çalışmanın başında, ikinci ve 4. yıllarında incelendi.

Araştırmacılar D3 vitamini takviyesinin telomer kısalmasını 4 yıl boyunca kayda değer derecede azalttığını saptadı.

Bilim insanları "Plaseboyla karşılaştırıldığında, D3 vitamini takviyesi lökosit telomer uzunluğundaki azalmayı önemli ölçüde azalttı" diye yazıyor.

Bu, "plaseboya kıyasla yaklaşık üç yıllık yaşlanmayı" önlemeye eşdeğer.

Ancak omega 3 yağ asidi takviyesinin takip süresince telomer uzunluğu üzerinde önemli bir etkisi olmadığını belirtiyorlar.

Çalışmanın bir diğer yazarı Haidong Zhu "Bulgularımız, hedefe yönelik D vitamini takviyesinin biyolojik yaşlanma sürecine karşı koymada umut verici bir strateji olabileceğini gösteriyor ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç var" diyor.

Omega 3 yağ asitleriyle birlikte veya bunlar olmadan günlük D3 vitamini takviyesi, telomer aşınması veya hücre yaşlanmasına karşı koymada rol oynayabilir.

Kaynak 1 https://www.indyturk.com/node/758940/sa%C4%9Flik/bilim-insanlar%C4%B1-ya%C5%9Flanmay%C4%B1-y%C4%B1llarca-geciktirebilen-takviyeyi-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1

Kaynak 2 https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0002916525002552

Bebeklerde Şeker Tüketimini Kısıtlamak Kronik Hastalık Geliştirme Riskini AzaltıyorGünümüzde işlenmiş şeker, besin endüs...
12/02/2025

Bebeklerde Şeker Tüketimini Kısıtlamak Kronik Hastalık Geliştirme Riskini Azaltıyor

Günümüzde işlenmiş şeker, besin endüstrisinin her alanında karşımıza çıkmaktadır. Bu durum özellikle bebekler ve çocuklar için büyük bir risk oluşturmaktadır. Çünkü bebeklik ve çocukluk dönemi, kronik hastalıkların temelinin atıldığı ve beslenme alışkanlıklarının kazanıldığı kritik bir dönemdir. Yapılan araştırmalar, bebeklerde şeker tüketimini kısıtlamanın obezite, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların gelişme riskini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir.
Şekerin Zararları:
* Obezite: Şeker, yüksek kalorili ancak besin değeri düşük bir maddedir. Aşırı şeker tüketimi, vücudun enerji dengesini bozarak obeziteye yol açar. Obezite ise birçok kronik hastalığın temel nedenidir.
* Tip 2 Diyabet: Şeker, insülin direncini artırarak tip 2 diyabet riskini yükseltir. İnsülin direnci, vücudun şekeri etkili bir şekilde kullanamaması durumudur.
* Kalp Hastalıkları: Aşırı şeker tüketimi, kan basıncını ve kötü kolesterol seviyesini yükselterek kalp hastalıkları riskini artırır.
* Kanser: Bazı araştırmalar, yüksek şeker tüketiminin bazı kanser türlerinin gelişimini desteklediğini göstermektedir.
Bebeklerde Şeker Tüketimini Kısıtlamanın Önemi:
Bebeklik dönemi, tat tercihleri ve beslenme alışkanlıklarının oluştuğu kritik bir dönemdir. Bu dönemde şekerle tanışan bebekler, şekerli gıdalara karşı bağımlılık geliştirebilirler. Bu da ilerleyen yaşlarda obezite ve diğer kronik hastalık riskini artırır. Bebeklerde şeker tüketimini kısıtlamak, onların sağlıklı bir şekilde büyümelerine ve gelişmelerine yardımcı olurken, kronik hastalık riskini de azaltır.
Ebeveynlere Öneriler:
* Bebeklerinize şekerli gıdalar vermeyin.
* Evde kendi yemeklerinizi hazırlayarak, şeker alımını kontrol altında tutun.
* Meyve ve sebzeleri, tatlı alternatifi olarak kullanın.
* Bebeklerinize bol su içirin.
* Beslenme konusunda doktorunuza veya bir diyetisyene danışın.
Sonuç olarak: Bebeklerde şeker tüketimini kısıtlamak, onların sağlığı için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Bu sayede bebekleriniz, sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişirken, kronik hastalık riskinden de korunmuş olurlar. Unutmayın, sağlıklı bir gelecek için doğru beslenme alışkanlıkları bebeklik döneminde başlar.

Gebe kaldıktan sonraki ilk 1.000 gün boyunca şeker kısıtlanması yaşayan çocukların tip 2 diyabet geliştirme riski %35'e kadar daha düşüktür. Yetişkin olduklarında ise hipertansiyon riski %20 daha azdır. Araştırmacılar, yaşamın erken dönemindeki şeker kısıtlamalarının, sav...

İnsulin direnci ile ilgili  testleri Ülkemizde ilk defa uygulamaya geçiren Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof.Dr.K...
20/11/2024

İnsulin direnci ile ilgili testleri Ülkemizde ilk defa uygulamaya geçiren Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof.Dr.Kubilay Karşıdağ anlatıyor:
İNSÜLİN DİRENCİ NEDİR?
BELİRTİLERİ NELERDİR?
NASIL ANLAŞILIR?
HANGİ TESTLER UYGULANIR?
NASIL TEDAVİ EDİLİR?
NASIL BESLENİLİR?
İNSÜLİN DİRENCİNDE NE YENİR NE YENMEZ?
İNSÜLİN DİRENCİ NASIL GERİ DÖNDÜRÜLÜR?
DİĞER HASTALIKLARLA İLİŞKİSİ NEDİR?
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR NELERDİR?

İnsulin direnci ile ilgili testleri Ülkemizde ilk defa uygulamaya geçiren Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof.Dr.Kubilay Karşıdağ anlatıyor:İNSÜLİN DİR...

11/09/2024

POPÜLER DİYETLERİN MİKROBİYOTAYA ETKİSİ
EFFECT OF POPULER DİET MODELS ON MİCROBİOTA
Seda Nur Tekdemir1
| Seniha Çukurovalı Soykurt2

özet
Amaç: Son zamanlarda tekrarlanan çalışmalar aşırı kilolu veya obez olmanın tip II diyabet gelişimi için
önemli bir risk faktörü olduğunu göstermeye devam etmektedir. Bu derlemede farklı beslenme şekillerinin
ve diyet bileşenlerinin bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri incelenmiştir. Obeziteye ve potansiyel
olarak tip II diyabetin gelişmesine katkıda bulunan ana faktör, yağ oranı yüksek, şeker oranı yüksek ve lif
oranı düşük bir diyetin tüketilmesidir.
Sonuç: Tüketilen gıda, bağırsak mikrobiyomu içindeki bakteri kompozisyonunu etkiler ve bağırsak
mikrobiyomu, gıda emiliminde, besin ve enerji ekstraksiyonunda ve düşük dereceli inflamasyonda hayati
bir rol oynar; bunların tümü obezite ve tipe yol açma potansiyeline sahiptir. II diyabet. Bağırsak mikrobiyotası
unutulmuş organ olarak tanımlanmaktadır.

Address

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ·Kocamustafapaşa Cd. No: 53 Cerrahpaşa Fatih
Fatih
34098

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ahmet Aydın Sağlık Felsefesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Ahmet Aydın Sağlık Felsefesi:

Shortcuts

Share

Category