Psk. Hüseyin Burak Coşkun

Psk. Hüseyin Burak Coşkun Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psk. Hüseyin Burak Coşkun, Psychologist, Akarca Mahallesi 878 (AKR) SK. NO:25 İç Kapı No:3 Fethiye, Fethiye.

Yüksek Lisans eğitim sürecimin bu özel döneminde, profesyonel gelişimimi sürdürürken psikolojik desteği daha ulaşılabili...
11/03/2026

Yüksek Lisans eğitim sürecimin bu özel döneminde, profesyonel gelişimimi sürdürürken psikolojik desteği daha ulaşılabilir kılmak adına online danışmanlık seansları için sınırlı sayıda yeni kontenjan açmış bulunmaktayım.
Bu süreçte sizi neler bekliyor?
• ✨ Bütçe Dostu Yaklaşım: Eğitim dönemime özel, profesyonel desteği her bütçe için ulaşılabilir kılmayı hedefleyen özel ücretlendirme.
• 💻 Online Konfor: Mekandan bağımsız, kendi güvenli alanınızda seans imkanı.
• 🔐 Etik ve Gizlilik: Bilimsel etik kurallar çerçevesinde, tam gizlilik ve profesyonel süreç takibi.
• 📅 Esnek Planlama: Günlük rutininize uygun randevu saatleri.

Kendinize bir adım atmak, duygularınıza yer açmak ve bu profesyonel yolculuğa birlikte başlamak isterseniz; detaylı bilgi paketini almak ve randevu oluşturmak için bana DM (Mesaj) üzerinden ulaşabilirsiniz. 📩 Hüseyin Burak Çoşkun

“Affetmek büyüklüktür” derler ama peki ya sürekli affetmek zorunda mısın? Affetmek, bazen sınırlarımızı aşmak, ruh sağlı...
28/08/2025

“Affetmek büyüklüktür” derler ama peki ya sürekli affetmek zorunda mısın? Affetmek, bazen sınırlarımızı aşmak, ruh sağlığını tüketmek anlamına gelebilir.

🧠 Psikoloji alanında affetme, kişinin iç huzuru için önemli olsa da, “zorla affetme” durumunda, kişi duygularını bastırabilir ve travmayı devam ettirebilir. Bu, toksik bağlara zemin hazırlar.

🌿 Brené Brown’un dediği gibi: “Affetmek, kötü davranışı unutmak değildir; kendini özgürleştirmektir.” Ancak bunu zorlamak, kendi duygularını yok saymak demektir.

📚 Sürekli affetme isteği, “Aşırı Özveri” veya “Kendini Feda Etme” şemasından kaynaklanabilir. Bu şema, kişinin kendini değersiz hissetmesiyle beslenir.

🔥 Sınırlar koymak, sağlıklı affetmenin temelidir. Affetmek istemiyorsan, bu senin hakkındır ve bu kararı almak özgüvenin göstergesidir.

✨ Affetmek, kendine iyi davranmanın bir parçasıdır; ama zorla yapılırsa, ruh sağlığını yorar ve enerjini tüketir.

🌸 Kendine karşı nazik ol, affetmeyi değil, önce iyileşmeyi seç!

🧠 “Sen yapamazsın.” “Yeterince iyi değilsin.” Bu cümleler çocuklukta sıkça duyulduysa, bugünkü iç sesin belki de aynı ac...
25/08/2025

🧠 “Sen yapamazsın.” “Yeterince iyi değilsin.” Bu cümleler çocuklukta sıkça duyulduysa, bugünkü iç sesin belki de aynı acı sözleri tekrar ediyor olabilir. Psikolojide buna “içsel eleştirmen” denir ve çoğunlukla erken yaşta öğrenilir.

🌱 Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler benlik algısını derinden etkiler. Sürekli eleştirilmek, kusurlu ve yetersiz hissetmene sebep olabilir.

📚 Şema terapi ise bu durumu “Kusurluluk/Utanç Şeması” ile açıklar. Bu şema, kişinin kendini yetersiz, değersiz ve sevilmeye layık olmayan biri olarak algılamasına yol açar.

🎭 İç sesimiz, çoğunlukla geçmişte duyduklarımızın yankısıdır; bazen kendi en sert düşmanımız haline gelir. Bu yüzden içsel eleştirmenle barışmak ve onu şefkatle dönüştürmek gerekir.

✨ Terapide, bu sesin farkına varmak ve ona “Artık sana kulak vermiyorum” demek özgürleşmenin ilk adımıdır. Özşefkat egzersizleri, bu içsel eleştirmeni yumuşatmada etkilidir.

🌸Sen kendi hikayenin kahramanısın, eleştirilen değil. Kendi iç sesine iyilikle yaklaş!

❓ “Ben yeterli değilim” düşüncesi, hayat kaliteni nasıl etkilediğini hiç düşündün mü? Bu inanç çoğu zaman çocukluk deney...
21/08/2025

❓ “Ben yeterli değilim” düşüncesi, hayat kaliteni nasıl etkilediğini hiç düşündün mü? Bu inanç çoğu zaman çocukluk deneyimlerinden, özellikle eleştirici ebeveynlerden kaynaklanır.

🧠 Psikolojide bu tür olumsuz kendilik inançları, Beck’in bilişsel terapisiyle açıklanır; negatif otomatik düşünceler olarak tanımlanırlar ve kişinin kendine bakışını şekillendirir.

🌱 Erken yaşta sürekli eleştirilmek, başarısızlıkla ilişkilendirilmek, sevgi koşullara bağlanmak gibi deneyimler, özdeğer algısını zedeler. John Bowlby’nin bağlanma teorisi de bu bağlamda önemlidir.

📚 Şema terapide ise bu, “Kusurluluk/Utanç Şeması” olarak tanımlanır; kişinin kendini sürekli eksik, yetersiz hissetmesine yol açar. Bu şema, özgüveni derinden etkiler.

✨ Değişim mümkündür! Terapi, farkındalık ve özşefkat pratikleri ile bu yıkıcı inançlar dönüştürülebilir. Kristin Neff’in özşefkat kavramı burada çok güçlü bir destek sağlar.

🌿 Kendine karşı nazik olmak, küçük adımlarla “yeterli olduğumu kabul ediyorum” demek ruh sağlığı için devrim niteliğinde bir adımdır.

👁️‍🗨️ Yeterlilik dışardan onayla değil, içsel kabul ile başlar. Kendine iyilik yap, çünkü sen değerlisin.

Dışarıdan bakıldığında “iyi, toparlamış” gibi görünürsün ama içten içe derin bir boşluk ve yorgunluk mu hissediyorsun? İ...
14/08/2025

Dışarıdan bakıldığında “iyi, toparlamış” gibi görünürsün ama içten içe derin bir boşluk ve yorgunluk mu hissediyorsun? İşte buna “fonksiyonel depresyon” denir.

🧠 Fonksiyonel depresyon, bireyin günlük yaşamını sürdürebildiği ama ruhsal acılarının gizlendiği, gözle görülmeyen depresyon türüdür. DSM-5’te daha çok “distimi” veya “persistan depresif bozukluk” olarak sınıflandırılır.

🌪️ Bu durumdaki kişiler genellikle işleri, sosyal ilişkileri yürütür, sorumluluklarını yerine getirir; ancak iç dünyalarında kronik bir mutsuzluk ve umutsuzluk yaşarlar.

📚 Araştırmalar, fonksiyonel depresyonun uzun vadede kronikleşebileceğini ve yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini gösteriyor. Ayrıca fiziksel sağlığı da olumsuz etkiler.

🌿 Tedavide psikoterapi ve gerekirse ilaç tedavisi önemli yer tutar. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), olumsuz düşünce kalıplarını kırmada etkilidir.

✨ Bu durum “sadece üzgün olmak” değil, karmaşık bir ruhsal süreçtir ve ciddiye alınmalıdır. Toplumsal farkındalık ve erken destek, iyileşmenin anahtarıdır.

👁️‍🗨️ Sen de içindeki sessiz çığlığı duy, “iyi gibi görünmek” zorunda değilsin. Kendini önemse ve yardım almaktan çekinme.

🔄 Sürekli aynı tür ilişkilerde yaralanmak, terk edilmek veya hayal kırıklığına uğramak tesadüf değildir; bilinçaltındaki...
25/07/2025

🔄 Sürekli aynı tür ilişkilerde yaralanmak, terk edilmek veya hayal kırıklığına uğramak tesadüf değildir; bilinçaltındaki eski kalıpların yeniden tekrar etmesidir.

🧠 Freud’un psikanaliz kuramında “tekerrür zorunluluğu” olarak adlandırılan bu durum, bireyin bilinçsizce geçmiş travmaları aynı tür deneyimlerle yeniden yaşama çabasıdır.

🌪️ Bu kalıplar çocukluk deneyimleriyle şekillenir; örneğin sevgi görmeyen çocuk, ilgi çekmek için zarar veren ilişkileri tekrarlar. Bu, "tanıdık acı"yla yüzleşmekten kaçış olarak da yorumlanabilir.

📚 Bağlanma teorisi de burada devreye girer: Güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı, kaçınan) yetişkin ilişkilerinde benzer sorunları tekrarlar. Bu yüzden sağlıklı bağlar kurmak zorlaşır.

🌿 Farkındalık ve terapi süreci bu döngüyü kırmada en büyük yardımcındır. Bilişsel davranışçı terapi ve şema terapi yaklaşımları, kişinin bu kalıpları tanımasını ve değiştirmesini sağlar.

✨ İlişkilerdeki tekrarları fark etmek, kişisel gelişimin en kıymetli adımıdır. Kendine “Neden hep aynı senaryoyu yaşıyorum?” diye sormak, iyileşmenin başlangıcıdır.

👁️‍🗨️ Sen değiştiğinde, ilişkilerin de değişir. Aynı acılar artık seni tanımlamak zorunda değil.

💭 “Herkesi mutlu etmeliyim, yoksa sevilmem” inancı hayatını mı şekillendiriyor? Bu, çocuklukta koşullu sevgi deneyimleme...
21/07/2025

💭 “Herkesi mutlu etmeliyim, yoksa sevilmem” inancı hayatını mı şekillendiriyor? Bu, çocuklukta koşullu sevgi deneyimlemenin en yaygın izlerinden biridir. Çünkü sevgi, çocuk için temel ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç karşılanmadığında ruh “onay kazanma”ya yönelir.

🧠 Bowlby’nin bağlanma teorisine göre, erken dönem bakım verenlerin tutarsız veya eleştirel tutumu çocukta kaygılı bağlanma oluşturur. Bu da çocuğun kendini değersiz hissetmesine, sürekli başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışmasına neden olur.

🌱 Çocuklukta sevginin koşullara bağlanması, büyüyünce “kendim olmam yetmez, önce başkalarını memnun etmeliyim” şeklinde bir kalıba dönüşür. Bu kalıp, sınır koyamama, aşırı uyum sağlama ve tükenmişlik riskini artırır.

📚 Şema terapi kuramında bu, “Onaylanma İhtiyacı” ve “Aşırı Uyumluluk” şemalarıyla açıklanır. Jeffrey Young’a göre bu şemalar, bireyin iç dünyasında derin izler bırakır ve yaşam kalitesini etkiler.

🌸 Ancak bu kalıplar değiştirilebilir! Terapide farkındalık kazanmak, kendini olduğu gibi kabul etmek, özşefkat geliştirmek en etkili yollardandır.

✨ Sevgi, koşulsuz olduğunda gerçek ve kalıcıdır. Başkalarını mutlu etmek uğruna kendinden vazgeçmek ise ruhun küçük bir ölümüdür.

“Keşke yapmasaydım, hata ettim” cümlesi sürekli aklında mı dönüp duruyor? Kendini suçlamakta zorlanıyor musun? Bu hisler...
18/07/2025

“Keşke yapmasaydım, hata ettim” cümlesi sürekli aklında mı dönüp duruyor? Kendini suçlamakta zorlanıyor musun? Bu hislerin altında çoğu zaman çocuklukta gelişen bir iç ses vardır.

🧠 Şema terapi kuramına göre, bu “iç çocuk” dediğimiz kısım, erken yaşta aldığımız eleştiriler, suçlamalar veya ihmal sonucu gelişir. Jeffrey Young’un şema terapisi bu inançların nasıl oluştuğunu ve hayatımıza nasıl yansıdığını detaylandırır.

🌿 Kendini suçlama eğilimi genellikle “Kusurluluk/Utanç Şeması” ile bağlantılıdır. Bu şema, “Ben yetersizim, değersizim, hata yapmaya mahkumum” gibi kalıplarla beslenir.

📚 Bağlanma kuramı da burada devreye girer: Güvensiz bağlanma yaşayan çocuk, sürekli onay bekler, kendini koruyamaz ve suçluluk duygusuna daha yatkın olur. Mary Ainsworth’un çalışmalarında bu bağlamda kritik öneme sahiptir.

💡 Yetişkinlikte ise bu küçük çocuk, hataları büyütür, mükemmeliyetçi ve eleştirel bir iç ses oluşturur. Bu ses, depresyon ve kaygının da temelinde yer alabilir.

✨ Peki bu döngüyü kırmak mümkün mü? Kesinlikle evet! Terapide iç çocuk çalışmaları, öz şefkat geliştirme egzersizleri ve bilişsel yeniden yapılandırma teknikleriyle bu iç sesle sağlıklı iletişim kurulabilir.

🌸 Kendine karşı nazik olmak, hataları insan olmanın parçası olarak görmek iyileşmenin kapısını açar. Brené Brown’un dediği gibi: “Kırılgan olmak cesaret gerektirir ve iyileşmenin başlangıcıdır.”

👁️‍🗨️ Kendini suçlamak bitmek bilmeyen bir kısır döngüdür; ama farkındalık ve profesyonel destekle bu döngüyü kırmak, ruhuna özgürlük getirmek mümkün.

🔥 “Sadece yorgunum” dediğin günler birikti ve artık yaşam enerjin mi azaldı? Bu, tükenmişlik sendromunun kapını çaldığı ...
11/07/2025

🔥 “Sadece yorgunum” dediğin günler birikti ve artık yaşam enerjin mi azaldı? Bu, tükenmişlik sendromunun kapını çaldığı anlamına gelebilir.

🧠 Tükenmişlik, ilk kez Freudenberger tarafından tanımlanmış ve günümüzde WHO tarafından “işle ilgili stres kaynaklı sağlık sorunu” olarak kabul edilmiştir. Ancak sadece iş değil, aile, sosyal yaşam veya okul stresi de tetikleyebilir.

🌪️ Tükenmişlik; fiziksel, duygusal ve zihinsel bitkinlik haliyle kendini gösterir. Sabah uyanmak zorlaşır, motivasyon kaybı yaşanır, konsantrasyon azalır ve çevreye karşı ilgi azalır.

📚 Maslach Burnout Envanteri tükenmişliği üç boyutta ele alır: Duygusal tükenme, kişisel başarısızlık hissi ve duyarsızlaşma. Bu model, özellikle psikoloji ve sağlık alanında sık kullanılır.

⚡ Tükenmişlik aslında ruhun “yeter artık” demesidir. Bu sinyal göz ardı edilirse depresyon gibi daha ağır durumlara yol açabilir.

🌿 Çözüm için yaşam tarzında değişiklik şarttır. İş-yaşam dengesi kurulmalı, destek alınmalı, stres yönetimi teknikleri kullanılmalıdır. Ayrıca düzenli egzersiz, uyku kalitesini artırmak da destekler.

✨ Bazı terapi yaklaşımları, örneğin Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), tükenmişlikle mücadelede etkili yöntemler sunar. Negatif düşünce kalıplarını kırmak, kendine yönelik beklentileri gerçekçi hale getirmek önemli adımlardır.

👁️‍🗨️ Tükenmişlik, çoğu zaman sessizce ilerler; fark ettiğinde ise genellikle zor anlar yaşanır. Bu yüzden erken fark etmek ve kendine iyi bakmak çok kıymetlidir.

🧸 Hiç kendinizi yeterince iyi hissetmediğiniz oldu mu? Sanki ne yaparsanız yapın birileri için yetmiyor gibi… İçten içe ...
27/06/2025

🧸 Hiç kendinizi yeterince iyi hissetmediğiniz oldu mu? Sanki ne yaparsanız yapın birileri için yetmiyor gibi… İçten içe hep daha fazlasını yapmanız gerekiyormuş gibi…

🧠 Değersizlik hissi, doğuştan gelen bir duygu değildir. Sonradan öğrenilir. Genellikle çocuklukta, bakım verenlerin tutumlarıyla şekillenir.

📚 Bağlanma teorisine göre, çocuk, kendisine sevgiyle ve tutarlı şekilde yaklaşan bir figürle güvenli bağ kurar. Ama eleştirel, mesafeli ya da koşullu sevgi gösteren bir ortamda büyüyen çocuk, zamanla “ben yeterince iyi değilim” inancını içselleştirir.

📖 Alice Miller der ki: “Çocuk, reddedilmemek uğruna kendi benliğini terk eder.” Yani sırf sevilmek için kendini küçültmeyi öğrenir.

⚖️ Bu his zamanla kişilikle özdeşleşebilir. Başarıya bağımlı bir özgüven, ilişkilere tutunan bir aidiyet ve sürekli kendini ispat çabası doğabilir.

🧩 Şunu bilmek çok önemli: Değersizlik hissi bir gerçek değil, geçmişten taşınan bir inançtır. Ve her inanç, yeniden gözden geçirilebilir.

🌱 Terapi sürecinde bu duyguların kökenine inmek, onları dönüştürmek için güçlü bir adımdır. Özellikle şema terapi, değersizlik şemasıyla çalışırken kişinin bu iç sesiyle yüzleşmesine olanak tanır.

🪞 Kendinize şu soruyu sorun: “Kendimi değersiz hissettiğim anlarda aslında kimin sesi yankılanıyor içimde?” Bu sesi tanımak, onu yeniden yapılandırmanın ilk adımıdır.

🌀 Uyuyorsunuz ama dinlenmiş hissetmiyorsunuz, değil mi? Gözler kapalı ama zihin hâlâ çalışıyor… Planlar, kaygılar, geçmi...
20/06/2025

🌀 Uyuyorsunuz ama dinlenmiş hissetmiyorsunuz, değil mi? Gözler kapalı ama zihin hâlâ çalışıyor… Planlar, kaygılar, geçmişten gelen kırıntılar… Sanki bir “iç motor” hiç susmadan dönüyor.

🧠 Beden, zihnin dilini konuşur. Eğer zihin sürekli tetikteyse, beden de gevşeyemez. Çünkü zihin tehdit algıladığında, beden onu takip eder: kalp hızlanır, kaslar kasılır, nefes yüzeyselleşir…

📚 Polivagal Teori’ye göre, sinir sistemi sürekli bir tehdit algısı içindeyse “sakin” moda geçemez. Bu da hem bedensel hem ruhsal dinlenmeyi imkânsız kılar.

🛌 Uykuda bile “acaba yarın ne olacak?” diye düşünen bir zihin, bedenin onarım sistemlerini tam olarak devreye sokamaz. Yani gerçek anlamda bir “reset” yaşanmaz.

💭 Bedenin dinlenebilmesi için, zihnin güvenli hissetmesi gerekir. Bunun yolu da zihni bastırmak değil, onu yavaşlatmaktan geçer.

🌿 Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) çalışmaları, tam da bu noktada devreye girer. Zihni “şimdi”ye çağırmak, onu geleceğin belirsizliğinden ya da geçmişin yükünden arındırmak demektir.

📖 “Rahatlamak, yalnızca durmak değil; zihinsel yükleri yere bırakabilmektir” der Jon Kabat-Zinn. Çünkü zihni taşırken beden hafifleyemez.

💬 Kendinize sorun: “Şu anda zihnimde neler dönüyor? Bunların kaçı gerçekten şu anı ilgilendiriyor?” Bu farkındalıkla gelen yavaşlama, bedeninize de iyi gelir.

🌙 Zihin susmadıkça beden de hep alarmda kalır. Dinlenmek, sadece yatmakla olmaz; düşünceleri serbest bırakmakla başlar.

⏰ Hep meşgul müsünüz? Elinizde bir iş, aklınızda bir sonraki adım, listeler listeler… Peki bu yoğunluk gerçekten verimli...
13/06/2025

⏰ Hep meşgul müsünüz? Elinizde bir iş, aklınızda bir sonraki adım, listeler listeler… Peki bu yoğunluk gerçekten verimli olmak için mi, yoksa bir şeylerden kaçmak için mi?

🔍 Sürekli meşgul olmak, bir tür duygusal kaçış olabilir. Çünkü durduğumuzda yüzleşmemiz gereken şeyler vardır: yalnızlık, eksiklik hissi, boşluk duygusu, geçmiş acılar...

🧠 Psikodinamik yaklaşım, bu davranışı savunma mekanizması olarak tanımlar. “Kaçınma” davranışı ile aslında zihinsel olarak acı veren duygulardan uzak durmaya çalışırız.

📚 Brené Brown şöyle der: “Meşguliyet, yeterince iyi olmadığımızı hissettiğimizde bir uyuşturucuya dönüşebilir.” Çünkü “boş zaman” varsa, belki de gerçekten kendimizi duymak zorunda kalırız.

💡 Ama işin kötüsü şu: Sürekli doluluk hali sizi doyurmaz, sadece oyalayıp yorar. Meşguliyetin verdiği geçici tatmin, duygusal olarak sizi aç bırakır.

🔋 Bir noktadan sonra beden isyan eder. Uyuyamamak, odaklanamamak, duygusal tepkilerde ani dalgalanmalar… Çünkü zihin durmaz ama beden durmak ister.

🪞 Kendinize şu soruyu sorun: “Bugün meşgul olmasaydım ne hissederdim?” İşte bu soru, bastırdığınız duygulara açılan kapı olabilir.

🌿 Durmak, geride kalmak değildir. Aksine, kendinize alan tanımaktır. Duygularınıza, ihtiyaçlarınıza ve iç sesinize yer açmaktır.

💬 Meşgul olmakla dolu olmak aynı şey değildir. Bazen durmak, en güçlü eylemdir.

Address

Akarca Mahallesi 878 (AKR) SK. NO:25 İç Kapı No:3 Fethiye
Fethiye
48300

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 21:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk. Hüseyin Burak Coşkun posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category