Uz. Dr. Mehmet Emre Beyaztaş - Anesteziyoloji ve Reanimasyon Mütehassısı

  • Home
  • Turkey
  • Gebze
  • Uz. Dr. Mehmet Emre Beyaztaş - Anesteziyoloji ve Reanimasyon Mütehassısı

Uz. Dr. Mehmet Emre Beyaztaş - Anesteziyoloji ve Reanimasyon Mütehassısı Uz. Dr. Mehmet Emre BEYAZTAŞ Resmi Facebook Sayfası

Sultan Alparslan'ın Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapılarını açtığı, Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'...
26/08/2026

Sultan Alparslan'ın Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapılarını açtığı, Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruz ile Anadolu'yu sonsuza dek bizlere yurt yaptığı 'un yıl dönümlerinde tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Diyabetes Mellitus(Seker Hastaligi) akut komplikasyonları, kan şekerinin ani şekilde çok düşmesi ya da çok yükselmesiyle...
15/08/2026

Diyabetes Mellitus(Seker Hastaligi) akut komplikasyonları, kan şekerinin ani şekilde çok düşmesi ya da çok yükselmesiyle gelişen, hızlı ve acil tıbbi müdahale gerektiren hayati durumlardır.
Bu komplikasyonlar dört ana başlık altında toplanır:

1. Hipoglisemi (Kan Şekeri Düşüklüğü)
Kan şekerinin 50 mg/dL veya altına düşmesi durumudur. Fazla insülin kullanımı, yetersiz karbonhidrat alımı veya aşırı egzersiz nedeniyle tetiklenir.
* Belirtileri: Terleme, titreme, çarpıntı, ani açlık hissi, baş dönmesi, kafa karışıklığı ve ağır durumlarda bilinç kaybıdır.
* İlk Yardım: Kişinin bilinci yerindeyse şekerli meyve suyu veya kesme şeker gibi hızlı karbonhidratlar verilir; bilinci kapalıysa acil olarak glukagon veya damardan glukoz iceren kristaloid mayilerden uygulanmalıdır.

2. Diyabetik Ketoasidoz (DKA)
Vücutta insülinin yetersiz olması veya hiç olmaması nedeniyle hücrelerin şekeri enerji olarak kullanamayıp yağları yakması sonucu kanda keton cisimciklerinin birikmesi durumudur. Genellikle Tip 1 diyabet hastalarinda görülür.
* Belirtileri: Nefeste aseton (çürük elma) kokusu, aşırı susama, sık idrara çıkma, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve derin solunumdur.
* Riskleri: Tedavi edilmediğinde komaya ve ölüme yol açabilir. Hastane şartlarında insülin ve sıvı tedavisi zorunludur.

3. Hiperozmolar Hiperglisemik Durum (HHD / HHS)
Kan şekerinin ketoasidoz gelişmeden aşırı derecede yükselmesi (genellikle 600 mg/dL'nin üzeri) ve buna bağlı olarak vücudun ağır şekilde susuz (dehidrate) kalmasıdır. Sıklıkla enfeksiyon geçiren yaşlı Tip 2 diyabet hastalarinda gözlenir.
* Belirtileri: Aşırı halsizlik, ciddi ağız kuruluğu, kafa karışıklığı, görme bozuklukları, uyuşukluk ve komadır.
* Riskleri: Ağır dehidratasyon, pıhtılaşma bozuklukları ve yüksek ölüm riski taşır; yoğun sıvı takviyesi gerektirir.

4. Laktik Asidoz (LA)
Hücrelerin oksijensiz kalarak enerji üretmek için glukoz dışı kaynakları kullanması sonucu kanda laktik asit birikmesi durumudur. Nadir görülür ancak metformin kullanan, doku hipoksisi, böbrek veya karaciğer yetmezliği olan hastalarda tetiklenebilir.
* Belirtileri: Derin ve hızlı solunum, kas ağrıları, karın ağrısı, halsizlik ve hipotansiyondur.
* Riskleri: Çok yüksek mortalite (ölüm) oranına sahip acil bir metabolik asidoz tablosudur.

Tansiyon pnömotoraks, plevra boşluğuna giren havanın tek yönlü kapakçık mekanizması nedeniyle dışarı çıkamayarak sürekli...
09/08/2026

Tansiyon pnömotoraks, plevra boşluğuna giren havanın tek yönlü kapakçık mekanizması nedeniyle dışarı çıkamayarak sürekli birikmesi ve akciğer ile kalbi sıkıştırarak hayati tehlike yaratması durumudur. Akciğer tamamen sönerken artan basınç kalbe giden damarları tıkar, tansiyonu düşürür ve müdahale edilmezse ölümcül sonuçlar doğurur. Bu tablo, kesinlikle radyolojik görüntüleme (röntgen vb.) beklenmeden, sadece klinik belirtilere dayanarak acil olarak tedavi edilmesi gereken tıbbi bir acil durumdur.

Nedenleri Neledir?
* Göğüs Travmaları: Trafik kazaları, yüksekten düşme, delici veya kesici alet yaralanmaları.
* Medikal İşlemler: Mekanik ventilatör (solunum cihazı) desteği, santral venöz kateter takılması veya akciğer biyopsisi.
* Akciğer Hastalıkları: KOAH, astım, tüberküloz veya akciğerde yırtılmaya hazır hava keseciklerinin (bül) bulunması.

Belirtileri Nelerdir?
* Ani başlayan ve giderek ağırlaşan şiddetli nefes darlığı.
* Etkilenen tarafta keskin, batıcı göğüs ağrısı.
* Kan basıncında ani düşüş (hipotansiyon) ve hızlı, zayıf nabız.
* Boyun venlerinde (juguler toplardamarlar) belirgin şişkinlik.
* Soluk borusunun (trakea) sağlam olan tarafa doğru kayması.
* Ciltte morarma (siyanoz), soğuk terleme ve bilinç bulanıklığı.

Acil Müdahale ve Tedavi
Tansiyon pnömotoraks şüphesi olan bir hastaya mümkün olan en hızlı şekilde girişimsel müdahale edilmelidir:
1. İğne Dekompresyonu (İlk Yardım): Göğüs duvarına (genellikle 2. interkostal aralık midklavikular hat veya 4-5. interkostal aralık ön aksiller hat) kalın bir iğne batırılarak içeride sıkışan yüksek basınçlı hava hızla dışarı tahliye edilir.
2. Tüp Torakostomi (Kesin Tedavi): İğne ile basınç düşürüldükten hemen sonra göğüs kafesine bir göğüs tüpü yerleştirilir ve hava tamamen boşalana kadar su altı drenaj sistemine bağlanır.

Prematür Ventriküler Kompleks (PVC)Ventriküler ektopi, ventriküler ekstrasistol, ventriküler prematür vuru, ventriküler ...
01/08/2026

Prematür Ventriküler Kompleks (PVC)
Ventriküler ektopi, ventriküler ekstrasistol, ventriküler prematür vuru, ventriküler prematür depolarizasyon olarak da bilinir.

EKTOPİK VURULARIN KÖKENİ
* İletim sistemi boyunca pacemaker hücre grupları spontan depolarizasyon oluşturma kapasitesine sahiptir.
* Depolarizasyon hızı yukarıdan aşağı doğru azalmaktadır: sinoatriyal düğümde en hızlı; ventriküller içerisinde en yavaştır.
* Ek pacemakerlardan çıkan ektopik impulslar normalde yukarısındaki kendisinden daha hızlı olanlar tarafından baskılanır
* Bununla birlikte, eğer ektopik bir odak yeterince erken depolarize olursa- bir sonraki sinüs impulsının ulaşmasından önce- ventrikülleri “yakalayarak” prematür kasılma oluşturabilir.
* Prematür kasılmalar (“ektopikler”) kökenlerine göre sınıflandırılmıştır – atriyal (PAC), Kavşak (PJC) veya ventriküler (PVC).

ELEKTROKARDİYOGRAFİK ÖZELLİKLER
PVC’ler aşağıdaki özelliklere sahiptir:
* Anormal morfoloji ile birlikte geniş QRS kompleksi (> 120 ms).
* Prematürite – bir sonraki sinüs impulsına göre beklenenden erken meydana gelir.
* Diskordan ST segment ve T dalga değişiklikleri.
* Genellikle kompensatuar duraklama takip eder.
* Atriyumda retrograd yakalama ortaya çıkabilir veya çıkmayabilir.
“Diskordans” ST segment ve T dalgasının, QRS kompleksinin ana vektörüne ters doğrultuda olduğu repolarizasyon anormalliğini (tipik olarak sol dal bloğu, paceli ritimler, VT ile birlikte görülmektedir) tanımlar.
* Dominant R dalgası olan derivasyonlarda ST çökmesi ve T dalga inversiyonu.
* Dominant S dalgası olan derivasyonlarda yukarı dönük T dalgaları ile birlikte ST elevasyonu

SINIFLAMA
* Unifokal – tek ekopik odaktan çıkar, tüm PVC’ler birbirinin aynıdır.
* Multifokal – iki veya daha fazla ektopik odaktan çıkar; multipl QRS morfolojisi
Her bir PVC’nin kaynağı QRS morfolojisinden ayırt edilebilir:
* Sağ ventrikülden çıkan PVC’lerde sol dal bloğu morfolojisi (V1’de dominant S dalgası) mevcuttur.
* Sol ventrikülden kaynaklanan PVClerde sağ dal bloğu morfolojisi (V1’de dominant R dalgası) mevcuttur

PATERNLER
PVCler tekrarlayan patternlerde meydana gelmektedir:
* Bigemine – her iki vurudan biri PVCdir.
* Trigemine – her üç vurudan biri PVCdir
* Quadrigemine – her dört vurudan biri PVCdir.
* Çift – iki ardışık PVC.
* Triplet – üç ardışık PVC.

KLİNİK ÖNEMİ
* PVCler genellikle araştırma veya tedavi gerektirmeyen normal bir elektrofizyolojik fenomendir.
* sık PVCler çarpıntıya ve kalptte “bir vurunun atlandığı” hissine neden olabilir.
* Altta yatan predispozan faktörleri olan hastalarda, PVC re-entran taşidisritmi oluşumunu tetikleyebilir. – ör. VT, AVNRT/AVRT.
Sık PVCler, “R on T” fenomenine neden olarak Torsades de Pointes gibi malign ventriküler aritmi gelişimini predispoze edebilen uzamış QTc durumu hariç genellikle iyi huyludur.

NEDENLERİ
Sık veya semptomatik PVCler şunlara bağlı olabilir:
* Anksiyete
* Sempatomimetikler
* Beta agonistler
* Aşırı kafein
* Hipokalemi
* Hipomagnezemi
* Digoksin toksisitesi
* Miyokardiyal iskemi

Tapia sendromu, dil hareketlerini sağlayan hipoglossal sinir (12. kafa çifti) ile ses tellerini kontrol eden rekürren la...
30/07/2026

Tapia sendromu, dil hareketlerini sağlayan hipoglossal sinir (12. kafa çifti) ile ses tellerini kontrol eden rekürren laringeal sinirin (vagus sinirinin bir dalı) eş zamanlı olarak tek taraflı felç olmasıyla karakterize nadir bir nörolojik durumdur. Genellikle genel anestezi altında yapılan ameliyatlardaki soluk borusu tüpü (entübasyon) uygulamalarından sonra iatrojenik (tıbbi uygulamaya bağlı) bir komplikasyon olarak ortaya çıkar.

Belirtileri Nelerdir?
Hasar gören sinirler dilde ve ses tellerinde işlev kaybına yol açtığı için şu semptomlar görülür:
* Ses kısıklığı (Disfoni) veya ses kalitesinde ani değişimler
* Yutma güçlüğü (Disfaji)
* Dil hareketlerinde kısıtlılık ve dilin felçli olan tarafa doğru kayması
* Konuşma bozukluğu (Dizartri)

Nedenleri Nelerdir?
Vakaların çok büyük bir kısmı ameliyat esnasındaki fiziksel travmalardan kaynaklanır.
* Entübasyon tüpü baskısı: Havayolu tüpünün veya tüpün şişirilen balonunun (kaff) farenks (yutak) bölgesindeki sinirlere aşırı bası yapması.
* Ameliyat pozisyonu: Ameliyat sırasında başın aşırı yana çevrilmesi veya arkaya gerilmesi nedeniyle sinirlerin gerilmesi.
* Cerrahi müdahaleler: Rinoplasti (burun estetiği), septorinoplasti, yüz-boyun germe, kalp ameliyatları veya omuz protezi operasyonları gibi baş-boyun ve göğüs bölgesi ameliyatları sonrasında bildirilmiştir.

Teşhis ve Tedavi Süreci
Hastalığın teşhisi klinik muayene, hipofarinks endoskopisi ve diğer olası nörolojik nedenleri (tümör, inme vb.) dışlamak için çekilen
gibi MRG veya BT görüntüleme yöntemleriyle konur.
Tedavi süreci genellikle şunları içerir:
* Kortikosteroid tedavisi: Sinirlerdeki ödemi ve inflamasyonu azaltmak amacıyla erken dönemde başlanır.
* Dil ve konuşma terapisi: Yutma fonksiyonunu yeniden kazanmak ve konuşmayı düzeltmek için rehabilitasyon uygulanır.
* Takip: Hastaların büyük bir kısmında sinir hasarı geçicidir ve birkaç hafta ile birkaç ay içerisinde (bazen 6 aya kadar) tam iyileşme gözlenir.

Miyastenia Gravis hastalarında anestezi yönetimi, nöromüsküler kavşaktaki bozukluklar nedeniyle çok yüksek hayati önem v...
29/07/2026

Miyastenia Gravis hastalarında anestezi yönetimi, nöromüsküler kavşaktaki bozukluklar nedeniyle çok yüksek hayati önem ve uzmanlık gerektirir. Bu hastaların kas gevşeticilere karşı aşırı hassas olması, ameliyat sonrasında ciddi solunum yetmezliği ve miyastenik kriz riskini beraberinde getirir. Bu nedenle operasyon öncesi, esnası ve sonrasındaki süreç özel protokollerle yönetilmelidir.

1. Ameliyat Öncesi (Preoperatif) Değerlendirme
* Hastalık Kontrolü: Ameliyat öncesinde hastanın semptomlarının tamamen stabil ve optimize edilmiş olması gerekir.
* İlaç Düzenlemesi: Hastanın kullandığı piridostigmin dozu ve zamanlaması, anestezi hekimi ve nörolog iş birliğiyle cerrahi sabahı için planlanır.
* Kriz Önleme: Gerekirse ağır hastalarda ameliyattan birkaç gün önce plazmaferez (plazma değişimi) veya IVIG (immünglobulin) tedavisi uygulanarak kas gücü artırılır.

2. Anestezi Yönteminin Seçimi
* Rejyonel (Bölgesel) Anestezi: Cerrahi işleme uygunsa, genel anestezi yerine epidural, spinal veya periferik sinir blokları ilk tercih olmalıdır. Bu yöntem kas gevşetici ihtiyacını ortadan kaldırarak solunum risklerini en aza indirir.
* Genel Anestezi (Kas Gevşeticisiz): Genel anestezi zorunluysa, ⁠Laringeal Maske (LMA) kullanımı veya sadece propofol ve uçucu gazlarla (inhalasyon ajanları) derin anestezi sağlanarak kas gevşetici verilmeden entübasyon yapılması tercih edilir.

3. Kas Gevşetici İlaçların Kullanımı (Kritik Nokta)
* Non-depolarizan İlaçlar: Eğer cerrahi süreç için kas gevşetici (roküronyum, veküronyum vb.) kullanılması kesinlikle şartsa, normal dozun %20 ila %30'u gibi çok düşük dozlarda verilmelidir.
* Süksinilkolin Direnci: Depolarizan bir kas gevşetici olan süksinilkoline karşı bu hastalarda direnç görülebilir veya tam tersi uzamış etki ortaya çıkabilir; bu yüzden kullanımı genellikle önerilmez.
* Nöromüsküler Monitörizasyon (TOF): Ameliyat sırasında hastanın kas felci düzeyi TOF cihazı ile anlık olarak izlenmelidir.
* Geri Döndürme Ajanları: Roküronyumun etkisini hızla reverse eden Sugammadeks, bu hastaların ameliyat sonrası güvenle uyandırılmasında hayati bir kolaylık sağlar.

4. Ameliyat Sonrası (Postoperatif) Takip
* Yoğun Bakım İhtiyacı: Hastalık süresi 6 yıldan uzun olan, solunum kapasitesi düşük olan veya yüksek dozda pridostigmin kullanan hastaların ameliyat sonrasında bir süre mekanik ventilatör (solunum cihazı) desteğine ihtiyaç duyma riski yüksektir.
* Tetileyici Faktörler: Ağrı, enfeksiyon ve stres hastalığı kötüleştirebileceğinden operasyon sonrasında çok iyi bir ağrı kontrolü sağlanmalıdır.

Amerikan Astım ve Alerji Derneği inhalerlerin içeriğindeki maddelerle ilgili bazı yanlış algılara dayalı endişelere rağm...
25/07/2026

Amerikan Astım ve Alerji Derneği inhalerlerin içeriğindeki maddelerle ilgili bazı yanlış algılara dayalı endişelere rağmen, soya, yumurta ve yer fıstığı alerjisi olan hastalarda astım inhalerlerinin güvenliği konusunda yakın zamanda bir açıklama yaptı [12.05.2026]. Anestezi için kullanılan intravenöz ilaçlardaki olası gıda alerjenleri konusunda da benzer bir endişe dile getirildi.

Propofol, bazı cerrahi ve diğer tıbbi işlemlerden önce ve ventilatörde olan bazı kişilerde anestezi için kullanılan intravenöz bir ilaçtır. Propofol, soya yağı ve yumurta lesitini adı verilen bir madde içeren bir adjuvan ihtiva eder. Lesitin, bazı bitki ve hayvan dokularında bulunan lipit maddedir.

Soya ve yumurta da dahil olmak üzere gıdalara alerjisi olan hastalar, gıdalardaki proteinlere alerjiktir ve gıdalardaki lipitlere alerjik değildir. Soya yağı ve yumurta lesitini eser miktarda kalıntı protein içerebilir, ancak bunun neden olduğu herhangi bir major alerjik reaksiyon gösterilmemiştir. Yer fıstığı ve soya fasulyesi her ikisi de baklagil ailesine ait olmasına rağmen, yer fıstığı alerjisi olan hastaların büyük çoğunluğu klinik olarak soya alerjisi göstermez ve gösterse bile soya yağına reaksiyon göstermeleri beklenmez.

Propofol ile ilgili olarak döküntü veya sistemik alerjik reaksiyonların (anafilaksi) diğer belirtilerini içeren reaksiyon raporları mevcuttur. Bununla birlikte, propofole karşı anafilaksi vakalarının çoğu yumurta alerjisi olmayan hastalarda meydana gelmiştir ve yumurta alerjisi olan hastaların büyük çoğunluğu propofolü reaksiyon göstermeden almaktadır. Bazı hastalar propofolün kendisine alerjik olabilir. Ayrıca, propofol aldıktan sonra reaksiyon gösteren hastaların çoğu, antibiyotikler, kas gevşeticiler ve narkotik ağrı kesiciler de dahil olmak üzere anafilaksiye neden olabilecek veya kötüleştirebilecek diğer ilaçları aynı anda almıştır. Bu nedenle, propofolün anafilaktik reaksiyonlara neden olabileceği açık olsa da, bu reaksiyonların nedeni belirsizdir ve soya veya yumurta alerjisiyle ilişkili görünmemektedir.

Özetle: Soya alerjisi veya yumurta alerjisi olan hastalar herhangi bir özel önlem almadan propofol alabilirler. Soya veya yumurta alerjisi olsun veya olmasın, propofole karşı belirgin bir alerjik reaksiyon gösteren herhangi bir hasta bir alerji ile anesteziyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Kaynak:https://www-aaaai-org.translate.goog/tools-for-the-public/conditions-library/allergies/soy-egg-anesthesia?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc

Fetal Cerrahi Sırasında Anestezi Nasıl Kullanılır?Fetal cerrahi (hamile bir annenin bebeğini doğmadan önce tedavi etmek ...
24/07/2026

Fetal Cerrahi Sırasında Anestezi Nasıl Kullanılır?
Fetal cerrahi (hamile bir annenin bebeğini doğmadan önce tedavi etmek için yaptığı ameliyat) gebeliğin ortasında veya sonunda yapılabilir.
Tüm vakalarda, anestezi uzmanları hamile annelerin ve bebeklerinin rahatlığı ve güvenliğini sağlamak için görev alırlar.

Fetal Cerrahi Çeşitleri Nelerdir?
Gebeliğin Orta Döneminde Fetal Cerrahi
* İkiz bebeklere düzensiz kan akışı ( ikizden ikize kan transfüzyon sendromu / TTTS )
* İkizlerden biri sağlıklı, diğeri ise çok hasta (örneğin, ikizlerde ters arteriyel perfüzyon sendromu / TRAP sekansı ).
* Bebeğin göğüs boşluğunda bağırsak ve karaciğer gibi karın organları bulunur (şiddetli doğuştan diyafram fıtığı / CDH ).
* Spina bifida / miyelomeningosel
* Ekstra kan damarları içeren bir tümörden kaynaklanan kalp yetmezliği ( sakrokoksigeal teratom / SCT )

Minimal İnvaziv Fetal Cerrahi:
Gebeliğin orta döneminde yapılan birçok fetal ameliyat "minimal invaziv" bir teknikle gerçekleştirilebilir. Anne karnında açılan birkaç küçük kesiden küçük kameralar yerleştirilir ve fetal cerrah bu kameralar aracılığıyla bebeğe, göbek kordonuna veya plasentaya ulaşarak ameliyat yapabilir.
Fetal cerrahi sırasında kullanılan küçük kameralara "skop" denildiği için, bu işleme genellikle "fetoskopi" adı verilir. Fetoskopi sırasında anne genellikle lokal anestezikler veya epidural ilaçlar (belden aşağısını uyuşturan ilaçlar) ile rahatlatılır.
Annenin rahatlamasına ve ameliyatın kolaylaşmasına yardımcı olmak için damar yoluyla (intravenöz) kateter aracılığıyla ek ilaç verilebilir.

Açık Fetal Cerrahi:
Gebeliğin orta döneminde yapılan bazı fetal ameliyatlar, endoskop kullanılarak yapılamaz. Bu fetal ameliyatlar, bebeğe ulaşılabilmesi için anne karnı ve rahminde kesi yapılmasını gerektirir.
Rahimde kesi yapılması gerektiğinden, kasılmaları önlemek için anneye anestezik gazlar verilir. Bu nedenle, bu "açık" fetal ameliyatlarda hem anneye hem de bebeğe genel anestezi uygulanır. Anne genel anestezi altındayken bilinçsizdir ve ağrı veya diğer duyuları hissedemez. Solunum tüpü (ETT) yerleştirilir ve solunumu bir ventilatör tarafından kontrol edilir.

Gebeliğin Son Döneminde Fetal Cerrahi:
Rahim dışı doğum içi tedavi (EXIT) , bebeğin güvenli bir şekilde doğmasını sağlamak için gebeliğin sonunda yapılan özel bir fetal cerrahi yöntemidir. Bu tür fetal cerrahinin uygulanabileceği durumlar şunlardır:
* Bebeğin baş veya boynunda doğumdan önce özel bir solunum tüpü gerektiren büyük tümörler.
* Acil olarak özel bir kalp-akciğer makinesi ( ekstrakorporeal membran oksijenasyonu/ECMO ) ile destek gerektiren ciddi kalp veya akciğer problemleri.
Bebeğin doğumu için yapılan EXIT ameliyatı da anne karnında bir kesi gerektirdiğinden, bu fetal ameliyatlarda da hem anneye hem de bebeğe genel anestezi uygulanır. Genel anestezi, ameliyat sırasında ağrıyı ve diğer tüm duyuları engeller.

Konfabülasyon, tıbbi olarak bellek boşluklarının kişi tarafından bilinçli bir yalan olmaksızın, istemsizce uydurulan vey...
23/07/2026

Konfabülasyon, tıbbi olarak bellek boşluklarının kişi tarafından bilinçli bir yalan olmaksızın, istemsizce uydurulan veya yanlış hatırlanan bilgilerle doldurulması durumudur. Ameliyat sonrası dönemde görülen konfabülasyon, genellikle genel anesteziye verilen tepki, yoğun bakım stresi, uykusuzluk veya frontal lob fonksiyonlarındaki geçici bozulmalardan kaynaklanır.

Ameliyat Sonrası Konfabülasyon Hakkında Bilmeniz Gerekenler:
* Nedenleri: İlaçların yan etkileri, sıvı-elektrolit dengesizlikleri veya geçici olarak yaşanan hafif bilinç bulanıklığı (postoperatif deliryum) beynin anıları doğru kodlamasını engelleyebilir. Beyin, boşlukları kendi bildiği veya o an zihninde canlanan senaryolarla doldurur.

* Geçiciliği: Genellikle anestezi maddelerinin vücuttan tamamen atılması ve hastanın tanıdık bir ortama (eve/odasına) geçmesiyle kendiliğinden düzelen geçici bir durumdur.

* Nasıl Davranılmalı: Hastanın uydurduğu hikayeler size ne kadar mantıksız gelse de, onunla tartışmamak ve onu gerçekleri kanıtlamaya zorlamamak en doğrusudur. Doğrudan yalan söylediğini söylemek hastayı strese sokabilir. Sakin bir şekilde onaylamak veya konuyu nazikçe başka bir yöne çekmek tavsiye edilir.

Durumun Ciddiyeti ve İzlenecek Yol:
Ameliyat sonrası konfabülasyon kısa sürmeli ve hasta tam ayıldıkça kaybolmalıdır. Ancak bu durum günlerce sürerse veya hastanın genel durumunda agresiflik, uykusuzluk ve yer/zaman oryantasyon bozukluğu eşlik ediyorsa mutlaka ilgili cerrahi ekibe ve nöroloji/psikiyatri uzmanına danışılmalıdır.
Konfabülasyon yapan kişinin yaşı, kullandığı düzenli ilaçlar veya ameliyat sırasında/sonrasında yaşanan başka sıra dışı belirtiler (halüsinasyonlar, sürekli uyku hali vb.) hakkında bilgi durumun kaynağını anlamaya yardımcı olabilir.

Baş ağrıları temel olarak iki ana gruba ayrılır: Başka bir hastalıkla ilişkisi olmayan Primer (Birincil) Baş Ağrıları ve...
22/07/2026

Baş ağrıları temel olarak iki ana gruba ayrılır: Başka bir hastalıkla ilişkisi olmayan Primer (Birincil) Baş Ağrıları ve altta yatan farklı bir sağlık sorunundan kaynaklanan Sekonder (İkincil) Baş Ağrıları. Toplumda en sık görülen şikayetlerin başında gelen baş ağrılarının %90'ını primer grupta yer alan migren ve gerilim tipi ağrılar oluşturur.

1. Primer (Birincil) Baş Ağrıları
Bu gruptaki ağrılar doğrudan doğruya baş ağrısı tablosuyla ortaya çıkar ve kendileri başlı başına bir hastalıktır.
* Gerilim Tipi Baş Ağrısı: En sık görülen baş ağrısı türüdür. Genellikle stres, yorgunluk ve kas gerginliği nedeniyle tetiklenir. Başın etrafında bir bant varmış gibi sıkışma, basınç ve ağırlık hissi yaratır. Genellikle çift taraflıdır, hafif veya orta şiddettedir.
* Migren: Genellikle tek taraflı, zonklayıcı ve şiddetli ataklar halinde gelişir. Ağrıya mide bulantısı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti (fotofobi ve fonofobi) eşlik eder. Fiziksel aktivite ve hareket etmek ağrıyı daha da artırır.
* Küme (Cluster) Baş Ağrısı: En şiddetli ve dayanılmaz baş ağrısı türlerinden biridir. Genellikle tek taraflı, göz çevresinde veya şakakta yoğunlaşan, ani başlayan saplanma hissiyle karakterizedir. Ataklar esnasında ağrının olduğu tarafta göz yaşarması, kızarıklık ve burun tıkanıklığı görülür.

2. Sekonder (İkincil) Baş Ağrıları
Altta yatan yapısal, hormonal veya sistemik başka bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan ağrılardır.
* Sinüzit Baş Ağrısı: Sinüs kanallarının tıkanması ve iltihaplanmasıyla oluşur. Alın, yanaklar ve göz çevresinde dolgunluk hissi yaratır; başı öne eğince ağrı şiddetlenir.
* İlaç Aşırı Kullanımı Baş Ağrısı: Ağrı kesicilerin ayda 10-15 günden fazla, kontrolsüz ve uzun süreli tüketilmesi sonucu gelişen kronik bir ağrıdır. İlaçlar kesilmedikçe ağrı direnç kazanır.
* Hormonal Baş Ağrısı: Özellikle kadınlarda östrojen hormonunun dalgalanmasına bağlı olarak (regl dönemi, gebelik veya menopoz) tetiklenir.
* Tansiyona Bağlı Baş Ağrısı: Kan basıncının çok yüksek olduğu durumlarda, genellikle ense kökünde ve başın arkasında künt bir basınç hissi olarak kendini gösterir.
* Boyun Kaynaklı (Servikojenik) Baş Ağrısı: Boyun omurlarındaki fıtık veya kireçlenme gibi sorunların başın arka kısmına yansımasıyla oluşan tek taraflı ağrılardır.

Ne Zaman Doktora Gidilmeli?
Ani başlayan ve "hayatımın en şiddetli ağrısı" olarak tanımlanan, yüksek ateş, boyun tutulması, görme kaybı, konuşma bozukluğu veya kollarda/bacaklarda uyuşmanın eşlik ettiği baş ağrılarında vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.

Address

Mutlukent, Yenikent Mahallesi, Merkez Prime Kavşağı, 2424. Sokak No: 25. PK: Gebze/KOCAELİ
Gebze
41400

Opening Hours

Monday 08:30 - 18:00
Tuesday 08:30 - 18:00
Wednesday 08:30 - 18:00
Thursday 08:30 - 18:00
Friday 08:30 - 18:00
Saturday 08:30 - 14:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uz. Dr. Mehmet Emre Beyaztaş - Anesteziyoloji ve Reanimasyon Mütehassısı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uz. Dr. Mehmet Emre Beyaztaş - Anesteziyoloji ve Reanimasyon Mütehassısı:

Shortcuts

Share