AkademikPsikoloji

AkademikPsikoloji Merhaba ben Zeynep Balcı, aşağıki konular ile ilgili sorularınız var ise tanışalım:
Koç su

14/05/2026

Doğa sürekli bir şey anlatıyor.
Değişiyor.
Dönüşüyor.
Tutunmuyor.
Uyum sağlıyor.
Ölüyor, teslim oluyor.
Bazen akıyor, bazen duruyor.
Bazen açıyor, bazen bırakıyor.

Ve belki de bize, hayatta olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor.

Bir ağacın sessizliği…
Suyun akışı…
Açmaya hazırlanan bir tomurcuk…

Doğada gerçekten durup baktığımız anlarda, sadece doğayı değil, kendimizi de görmeye başlıyoruz.

Belki içimizde de
bir akış,
bir dayanıklılık,
bir açılma potansiyeli vardır.

Doğa bizi çağırıyor:
Bir anlığına yavaşlamaya.
Bakmaya.
Hissemeye.
Bu ana geri dönmeye.

Bugün kendine küçük bir alan aç.
5 dakika bile olsa doğaya çık.
Gökyüzüne bak.
Bir ağaca dokun.
Rüzgârı hisset.

Belki ihtiyacın olan şey, tam da şu anda zaten burada olabilir.

13/05/2026
13/05/2026

Farkındalık Ajandası – Her Güne Bir Mola

“Sadece şimdiki zaman hayatı içerir.”
— Thích Nhất Hạnh

Günlük hayatın telaşı çoğu zaman bizi kendimizden uzaklaştırıyor.
Sabah başlayan koşturmaca, bitmeyen sorumluluklar, susmayan bir zihin…

Peki bütün bunların arasında kendimize gerçekten ne kadar yer açıyoruz?

Farkındalık Ajandası, tam da bu soruya bir davet.

Beş yıl boyunca paylaştığım yazılardan derlenen bu ajanda; her günü küçük bir farkındalık anına dönüştürmek için hazırlandı.
Her sayfada bir görsel, bir ilham cümlesi ve sizi kendinize yaklaştıracak bir soru var.

Bu ajanda sadece planlama yapmak için değil;
aynı zamanda nefes almak,
durmak,
hissetmek
ve yeniden kendine dönmek için…

365 gün boyunca:
• Anda kalmayı
• Yargılamadan gözlemlemeyi
• Şükretmeyi
• Sabrı ve çabasızlığı hatırlamayı
• Hayata daha şefkatli bakabilmeyi destekleyen küçük duraklar sunuyor.

Bazen bir cümle,
bazen bir fotoğraf,
bazen tek bir soru…

Ama her zaman kendinize yaklaşmanız için.

Hayatınıza küçük bir mola verin.
Kendinize kulak verin.
Ve belki de uzun zamandır ilk kez,
sadece var olmanın huzurunu hissedin.

Hep Şimdi Var Rahat edebileceğin bir pozisyon bul.İstersen gözlerini kapatya da bakışlarını yumuşat.Şimdi…kendine yavaşç...
11/05/2026

Hep Şimdi Var

Rahat edebileceğin bir pozisyon bul.
İstersen gözlerini kapat
ya da bakışlarını yumuşat.

Şimdi…
kendine yavaşça gelmeye başla.

Derin bir nefes al…
ve ver.

Bir nefes daha al…
ve bırak.

Hiçbir yere yetişmen gerekmiyor.
Şu anda sadece burada olman yeterli.

Bedenini hissetmeye başla.
Oturduğun yeri,
ayaklarının temasını,
ellerini, yüzünü…

Bedeninin yavaşça gevşemesine izin ver.

Şimdi dikkatini nefesine getir.
Nefesin gelip gidişini değiştirmeden izle.

Ve her nefeste
kalp alanına doğru yumuşak bir alan aç.

Sanki nefesin
kalbinin içinden geçiyor gibi…

Kalp alanındaki hissi fark et.
Belki bir sıcaklık,
bir açıklık,
bir titreşim
ya da sadece sessizlik…

Ne varsa, olduğu gibi.

Şimdi kendine şu soruyu sessizce sor:

“Şu anda gerçekten eksik olan ne var?”

Bir an bekle…

Geçmişi düşünürsen,
fark et ki o sadece şu anda beliren bir hatıra.

Geleceği düşünürsen,
onun da şu anda beliren bir fikir olduğunu gör.

Ve yeniden nefese dön.

Çünkü hayat
hep burada yaşanıyor.

Hep şimdi.

Şimdi dikkatini ana getir.
Bu ana…

Bir sonraki anın tam olarak
nerede başladığını fark edebiliyor musun?

İçerikler değişiyor olabilir:
sesler, düşünceler, hisler…

Ama onların farkında olan yerde
bir sessizlik var mı?

Bir duruluk…

Bir alan…

Orada biraz kal.

Nefes alırken
kalbinden tüm bedenine yayılan bir yumuşaklık hayal et.

Her nefeste
biraz daha gevşe.

Biraz daha bırak.

Şimdi içinden şunları duy:

“Şu anda güvendeyim.”
“Şu anda buradayım.”
“Hayat şimdi oluyor.”

Sessizliğini hisset.
Varlığını hisset.
Burada oluşunu hisset.

Ve fark et:

Belki de aradığın huzur,
ulaşılacak bir yerde değil,
tam şu anda temas edebildiğin bir açıklıkta.

Şimdi derin bir nefes daha al…

Ve verirken
bedenine teşekkür et.
Kalbine teşekkür et.
Bu ana teşekkür et.

Hazır olduğunda
yavaşça gözlerini aç.

Ve bu andan küçük bir parçayı
günün geri kalanına taşı.

Kitabın “aşırı tekrar eden, liste liste ilerleyen, dağınık yapılı” beni bir yerden sonra sıktı. Kitap sınır koymayı hiç ...
08/05/2026

Kitabın “aşırı tekrar eden, liste liste ilerleyen, dağınık yapılı” beni bir yerden sonra sıktı. Kitap sınır koymayı hiç öğrenmemiş insanlar için bir başlangıç dili kurabilir: sınır koymak bencillik değil, hayır demek saldırganlık değil, kırgınlık çoğu zaman konmamış bir sınırın işareti olabilir, başkalarını kontrol edemezsin, ama neye açık olup olmadığını belirleyebilirsin. Bu bilgiler tamam. “Sınır nedir, neden gereklidir, nasıl söylenir?” giriş el kitabı.
Kitap sürekli “sınır koy, net ol, bildir, düzelt, tanımla” dedikçe içimde..
“Bu kadar yönetmek zorunda mıyım?”
“Her şeyi düzenlemek zorunda mıyım?”
“Ya sadece olup bitene biraz daha yumuşak eşlik edersem?” Gibi sorular yükselmeye başladı. Belki de her psikolojik öneri, dozunda iyileştirici; fazlasında kontrol ihtiyacına dönüşebilir.
Sınır da öyle.
Bir noktadan sonra “sınır koymak” sağlıklı bir öz bakım olmaktan çıkıp,
hayatı sürekli düzenleme, insanları sürekli konumlandırma,
ilişkileri sürekli tarif etme yüküne dönüşebilir.
Ben ne zaman yaşayacağım?

Her şeyi tanımlamak,
her durumu netleştirmek,
her ilişkide pozisyon almak,
her duyguda çizgi çekmek…

Bu da başka bir yorgunluk.

Her şey sınır ihlali değil.
Her rahatsızlık müdahale istemez.
Her dağınıklık düzeltilmek zorunda değildir.
Her insan biraz eksik, biraz yorgun, biraz elinden gelen kadardır.
Bazen biri sizi kırmaz; sadece kapasitesi o kadardır.
Bazen bir şey “sınır problemi” değildir; sadece hayatın pürüzüdür.
Bazen çözüm çizgi çekmek değil, içerden gevşemektir.
Sınır koymak elbette önemli.
Ama her şeyi “sınır” meselesine çevirmek, hayatı biraz fazla zihinsel bir projeye dönüştürebilir.
Hayatı sürekli yönetme zorunluluğundan çıksak mı?
Sınır, herkese tek tek ilan edilmesi gereken bir şey değil bazen.
Bazen sadece insanın kendi ritmini bilmesi.
Kendi “evet”ini, kendi “hayır”ını, kendi kapasitesini sessizce tanıması.

Oradan zaten gereken olur.
Bir şey söylenecekse söylenir.
Bir şey bırakılacaksa bırakılır.
Bir şey düzelecekse düzelir.
Bir şey dağınık kalacaksa da kalır.

Ve evet, belki de en insani hatırlatma şu:

Herkes biraz elinden gelen kadar.
Sen de.
Ben de.
Diğeri de.

Bugün yaptıklarının kaçı gerçekten senin seçimin?Sabah gözlerini açıyorsun. Telefon, mesajlar, bildirimler, “acil” istek...
06/05/2026

Bugün yaptıklarının kaçı gerçekten senin seçimin?

Sabah gözlerini açıyorsun. Telefon, mesajlar, bildirimler, “acil” istekler… Ve farkında bile olmadan başkalarının önceliklerini yaşamaya başlıyorsun.

Peki ya senin hayatın?
Tony Robbins son dönemde çok tartışılan bir şey söylüyor: “Liste yapma.”

Kastettiği şu: Filtresiz, önceliksiz, sonu gelmeyen yapılacaklar listeleri seni meşgul hissettirir — ama ilerlemiş değil. Listeyi bitirirsin, hayatında hiçbir şey değişmez. Çünkü önemli olanı değil, acil görüneni yapmışsındır.
Ve işte tam burada Eisenhower Matrisi devreye giriyor.

Robbins liste yapma diyor. Eisenhower ise soruyor: “Peki neyin önemli olduğuna nasıl karar vereceksin?”

Dwight D. Eisenhower’ın geliştirdiği, Stephen Covey’in “7 Alışkanlık” kitabıyla tüm dünyaya tanıttığı bu basit ama dönüştürücü araç, her göreve tek bir soru soruyor: “Bu gerçekten önemli mi, yoksa sadece acil mi görünüyor?”
Her sabah yapacaklarını yaz. Sonra her maddeye sor: “Bu hangi bölgede?”

Çoğu insan zamanının büyük kısmını 🔴 ve 🟡 bölgede harcıyor — acil görünen ama aslında önemli olmayan işlerde. Oysa gerçek dönüşüm 🔵 bölgede yaşanıyor: egzersiz, derin düşünme, sevdiklerinle kaliteli zaman, kişisel gelişim…

Acil olan seni çağırır. Önemli olan seni bekler. Ve biz çoğu zaman çağırana koşarız.

Tony Robbins’in dediği de bu zaten — listeyi bırak değil, anlamsız listeyi bırak. Önce neyin önemli olduğuna karar ver. Sonra başla.

Matrisi uygulamak bir organizasyon tekniği değil, aslında bir öz-farkındalık pratiği. Çünkü neyi ertelediğini gördüğünde, neye değer verdiğini de görürsün.

“Önemli olan şeyler nadiren acildir. Acil olan şeyler nadiren önemlidir.” — Dwight D. Eisenhower

Hayatını başkalarının acilleriyle doldurmak zorunda değilsin. Seç. Planla. Bırak. Ve en önemlisi — önce kendine zaman ver.

Address

Kısıklı Caddesi No:28 Avrupa İş Merkezi Kat:2-3 Altunizade
Istanbul
34662

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when AkademikPsikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Featured

Share