08/05/2026
Kitabın “aşırı tekrar eden, liste liste ilerleyen, dağınık yapılı” beni bir yerden sonra sıktı. Kitap sınır koymayı hiç öğrenmemiş insanlar için bir başlangıç dili kurabilir: sınır koymak bencillik değil, hayır demek saldırganlık değil, kırgınlık çoğu zaman konmamış bir sınırın işareti olabilir, başkalarını kontrol edemezsin, ama neye açık olup olmadığını belirleyebilirsin. Bu bilgiler tamam. “Sınır nedir, neden gereklidir, nasıl söylenir?” giriş el kitabı.
Kitap sürekli “sınır koy, net ol, bildir, düzelt, tanımla” dedikçe içimde..
“Bu kadar yönetmek zorunda mıyım?”
“Her şeyi düzenlemek zorunda mıyım?”
“Ya sadece olup bitene biraz daha yumuşak eşlik edersem?” Gibi sorular yükselmeye başladı. Belki de her psikolojik öneri, dozunda iyileştirici; fazlasında kontrol ihtiyacına dönüşebilir.
Sınır da öyle.
Bir noktadan sonra “sınır koymak” sağlıklı bir öz bakım olmaktan çıkıp,
hayatı sürekli düzenleme, insanları sürekli konumlandırma,
ilişkileri sürekli tarif etme yüküne dönüşebilir.
Ben ne zaman yaşayacağım?
Her şeyi tanımlamak,
her durumu netleştirmek,
her ilişkide pozisyon almak,
her duyguda çizgi çekmek…
Bu da başka bir yorgunluk.
Her şey sınır ihlali değil.
Her rahatsızlık müdahale istemez.
Her dağınıklık düzeltilmek zorunda değildir.
Her insan biraz eksik, biraz yorgun, biraz elinden gelen kadardır.
Bazen biri sizi kırmaz; sadece kapasitesi o kadardır.
Bazen bir şey “sınır problemi” değildir; sadece hayatın pürüzüdür.
Bazen çözüm çizgi çekmek değil, içerden gevşemektir.
Sınır koymak elbette önemli.
Ama her şeyi “sınır” meselesine çevirmek, hayatı biraz fazla zihinsel bir projeye dönüştürebilir.
Hayatı sürekli yönetme zorunluluğundan çıksak mı?
Sınır, herkese tek tek ilan edilmesi gereken bir şey değil bazen.
Bazen sadece insanın kendi ritmini bilmesi.
Kendi “evet”ini, kendi “hayır”ını, kendi kapasitesini sessizce tanıması.
Oradan zaten gereken olur.
Bir şey söylenecekse söylenir.
Bir şey bırakılacaksa bırakılır.
Bir şey düzelecekse düzelir.
Bir şey dağınık kalacaksa da kalır.
Ve evet, belki de en insani hatırlatma şu:
Herkes biraz elinden gelen kadar.
Sen de.
Ben de.
Diğeri de.