Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi

Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi, Child Development, İstasyon Caddesi, Hallaç Hüseyin Sokak. Tatsu Pasajı, NO:4/57 Cevizlik Mahallesi Bakırköy, Istanbul.

Bir çocuk zorlandığında, çoğu zaman ilk gördüğümüz şey davranışıdır. Ağlaması, bağırması, vurması, karşı çıkması…Ve yeti...
15/08/2026

Bir çocuk zorlandığında, çoğu zaman ilk gördüğümüz şey davranışıdır. Ağlaması, bağırması, vurması, karşı çıkması…
Ve yetişkin olarak aklımıza hemen şu soru gelebilir:
“Buna izin verirsem daha da artmaz mı?”

Oysa çocuğun duygusuna alan açmak, her davranışına izin vermek değildir. Çocuk öfkelenebilir; ama vurmasına sınır koyabiliriz.Ağlayabilir; ama yanında kalabiliriz. Hayal kırıklığı yaşayabilir; onu hemen susturmak ya da bu duygudan kurtarmak zorunda değiliz. Çünkü çocuklar duygularını düzenlemeyi yalnızca anlattıklarımızdan değil, zorlandıkları anlarda onlara nasıl eşlik ettiğimizden de öğrenirler. Belki de o an kendimize sormamız gereken soru:
“Bu davranışı nasıl hemen durdurabilirim?” değil,
“Çocuğum şu anda ne yaşıyor ve ona hem şefkatli hem de kararlı bir şekilde nasıl eşlik edebilirim?”
Bazen disiplin, çocuğu susturmak değil; duygusunu kabul ederken davranışına sınır koyabilmektir.
“Zor bir çocuk” yerine, “şu anda zorlanan bir çocuk” görebildiğimizde ebeveynliğin dili de değişmeye başlıyor.

Bazen bir çocuğa baktığımızda ilk gördüğümüz şey davranışı oluyor.Yerinde durmuyor.Söz kesiyor.Sırada bekleyemiyor.Arkad...
13/08/2026

Bazen bir çocuğa baktığımızda ilk gördüğümüz şey davranışı oluyor.
Yerinde durmuyor.
Söz kesiyor.
Sırada bekleyemiyor.
Arkadaşlarına dokunuyor.
Sürekli hareket ediyor…
Ve çok hızlı bir şekilde o çocuğu tanımlamaya başlıyoruz:
“Yaramaz.”
“İnatçı.”
“Kurallara uymuyor.”
“Bile bile yapıyor.”
Oysa çocukların davranışları çoğu zaman bize anlatamadıkları şeylerin dili oluyor. Özellikle küçük yaşlarda çocuklardan uzun süre sessizce oturmalarını, dürtülerini yetişkinler gibi kontrol etmelerini ve hareket ihtiyaçlarını bastırmalarını beklemek her çocuk için gerçekçi olmayabilir. Üstelik hareket etmekte zorlanan bir çocuğun teneffüsünü elinden alıp onu daha uzun süre oturtmak, bazen tam da zorlandığı şeyi daha da zorlaştırabilir.
Çünkü çocukların hareket etmeye, oynamaya, koşmaya, dokunmaya, keşfetmeye ve bedenlerini kullanmaya ihtiyaçları var.
Elbette sınırlar olacak. Kurallar olacak. Çocuk, bulunduğu ortama uyum sağlamayı da zamanla öğrenecek.
Ama amacımız yalnızca davranışı durdurmak olmamalı.
“Bu çocuk neden böyle davranıyor?”
“Şu anda neye ihtiyacı var?”
“Bu beklenti onun yaşına ve gelişimine uygun mu?”
sorularını da sormalıyız.
Çünkü sürekli “problemli çocuk” olduğunu hissettirdiğimiz bir çocuk, bir süre sonra kendisini gerçekten öyle görmeye başlayabilir.
Bazen değiştirilmesi gereken yalnızca çocuğun davranışı değildir.
Bazen çocuğa sunduğumuz ortamı, beklentilerimizi ve yaklaşımımızı da değiştirmemiz gerekir.
Bir çocuğu etiketlemeden önce davranışının arkasına bakalım.
Çünkü çocuk bize zorluk çıkarmaya çalışmıyor olabilir;
belki de yaşadığı zorluğu bize göstermeye çalışıyordur.

İnstagramdan bir mesaj; “hocam benim çocuğum konuşmuyor ve aşırı ağlıyor.Öyle ki bazen katılma şeklini alıyor. Destek al...
11/08/2026

İnstagramdan bir mesaj; “hocam benim çocuğum konuşmuyor ve aşırı ağlıyor.Öyle ki bazen katılma şeklini alıyor. Destek almalıyız desem de kocam asla kabul etmiyor.Kenarımda 2 yarım altınım var kocamdan gizli.Başka da bir şeyim yok. Ücretinizi bilmem, nasıl ilerlersiniz bilmem.Sizden tek isteğim, bu 2 altının karşılığında çocuğumu ne kadar getirebilirsem getireyim.. buna göre bir destek programı hazırlamanız.Size güvenim sonsuz…”
Mesajı okudum.
Bir daha okudum.
Bir daha okurken gözlerim doldu,o an kahvemi getirip masama bırakan asistanım ne olduğunu sordu.
Hemen anneye ulaş dedim.
Küçüklüğümde evlenip yuva kurmak en büyük hayalimdi.Şu an allah yazdıysa bozsun diyorum.Evlilik benden uzak dursun diyorum.Bunun altında yatan korkuyu aslında biliyorum. Yıllardır sahada “yalnız” bırakılan anneleri ve eşine/çocuğuna barınacak kadar bakan kocaların başka hiçbir işe yaramadığını gördükçe başladı bu korkular.Aldığım 100 aileden belki 4-5 tane ailenin babası destektir.Onun dışında hep savaş vererek gelen anneler…
Neyse uzatmayacağım daha.
Rabiaya gittim.Annenin mesajını okurken “Bu çocukta regülasyon bozukluğı var ve konuşma yok.Tahminen hareketleri de temkinli bir çocuk.Konuşmanın geri olmasını nedenini az buçuk hissediyorum.”Daha cümlemi tamamlamadan “ay hocam siz deli misiniz bırakın ne altını para falan kabul etmiyorum gelsinler” dedi.
1 gün sonra anne ve prenses karşımdaydı.Tam tahmin ettiğim gibi hareketler aşırı temkinli, tek tük kelimeler var,yaş 3.5
Dün 12. Seansımızdı.
Cümle kurmaya başladık ve anne artık parka gittiği zaman bankta rahat rahat oturabiliyor.
Haftanın üç günü geliyorlar,her gelişlerinde annenin elinde börek,kek,gözünde yaş,avuçlarında dua…
Bugün babayı çağırdım görüşmek için.
Ve karşılığı şu oldu;
“Hocam zaten büyüyor, elbet konuşup parkta koşturmaya başlayacaktı”
…..
1 ay da büyüdü çocuk:)
Bazen ne derseniz diyin olmuyor.
O yüzden ben burda tek başına çocuğu için çabalayan her annenin elllerinden gözlerinden öperken,kendimin alnından öpüyorum.Burdanda Rabia’ma cabası için çok teşekkür ediyorum 𝐄𝐫𝐠. 𝐑𝐚𝐛𝐢𝐚 𝐊𝐨𝐥𝐛𝐚𝐬̧ 𝐂̧𝐞𝐥𝐢𝐤 ❤️
Allah bizi iyilerle karşılaştırsın ömür boyu.. en büyük duamdır..

Not: gizlilik açısından yapay zeka ile surat bulanıklaştırılmıştır.

Bazen bir çocuğun en çok canını acıtan şey, zorlanıyor olması değil; zorlandığı için yanlış anlaşılmasıdır.“Yapma.” deni...
09/08/2026

Bazen bir çocuğun en çok canını acıtan şey, zorlanıyor olması değil; zorlandığı için yanlış anlaşılmasıdır.
“Yapma.” denildiğinde gerçekten yapmak istemeyebilir.
“Sözümü kesme.” denildiğinde gerçekten kendini durdurmaya çalışabilir.
“Biraz dikkat et.” denildiğinde belki de herkesten çok dikkat etmeye uğraşıyordur.
Ama yine yapar.
Yine unutur.
Yine yerinden kalkar.
Yine sözünüzü keser. Ve bir süre sonra çevresindeki yetişkinlerin sesi, onun kendi iç sesine dönüşmeye başlar:
“Ben yaramazım.”
“Ben beceremiyorum.”
“Ben zaten hep sorun çıkarıyorum.”
İşte en çok bundan korkuyorum. Bir çocuğun dikkatini toplamakta, hareketliliğini düzenlemekte ya da dürtülerini kontrol etmekte yaşadığı güçlüğün; zamanla onun karakteriymiş gibi anlatılmasından… Çünkü hiçbir çocuk, henüz geliştirmekte olduğu beceriler yüzünden “tembel, saygısız, şımarık, problemli” diye tanımlanmamalı.
Çocuğunuz zorlanıyorsa, etiketlenmesini beklemeyin. Dikkat eksikliği, hareketlilik veya dürtüsellikle ilgili güçlükleri varsa erken dönemde değerlendirme ve destek alın. Amaç onu susturmak, daha uslu yapmak ya da diğer çocuklara benzetmek değil; gelişmekte olan beyninin ihtiyaç duyduğu becerileri desteklemek ve kendini yönetmeyi zamanla öğrenmesine yardımcı olmaktır. Çünkü bazen bir çocuğun hayatında değiştirmemiz gereken ilk şey davranışı değil, o davranışa baktığımız yerdir.

“Keşke biri bana bunları önceden söyleseydi…” Seanslarda annelerden en sık duyduğum cümlelerden biri bu.Toplum olarak an...
07/08/2026

“Keşke biri bana bunları önceden söyleseydi…” Seanslarda annelerden en sık duyduğum cümlelerden biri bu.
Toplum olarak anneliğin mucizelerini anlatmayı çok seviyoruz.
İlk gülümseme…
İlk “anne” deyişi…
İlk adımlar…
Ama çoğu zaman;
Uykusuz geceleri,
Emzirmenin her zaman kolay olmadığını,
Bazen çaresiz hissedebileceğini,
Yardım istemenin güçsüzlük olmadığını ve her annenin zaman zaman “Acaba yeterli miyim?” diye sorgulayabileceğini konuşmuyoruz. Oysa anneliğin sadece güzel taraflarını anlatmak, birçok kadının yaşadığı zorluklarda kendisini yalnız ve yetersiz hissetmesine neden olabiliyor.
Bir çocuk gelişim uzmanı olarak şuna inanıyorum:
Anneliği kutsallaştırmaktan çok, anneleri anlamaya ihtiyacımız var.
Çünkü kendini anlaşılmış hisseden bir anne, hem kendine hem de çocuğuna çok daha güvenli bir alan sunabilir.
Bu paylaşımı okuyan her anneye şunu söylemek istiyorum:
Zorlanıyor olman, kötü bir anne olduğun anlamına gelmez. Ve bu paylaşımı okuyan herkese küçük bir hatırlatma… Çevrenizde yeni anne olmuş biri varsa, ona tavsiye vermeden önce sadece şunu sorun:
“Gerçekten nasılsın?” Bazen bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, çözümler değil; anlaşıldığını hissetmektir.

Bir gün… Aynı olay… İki farklı kalpBu hikâyeyi önce 5 yaşındaki bir çocuğun gözünden okuduk. Sonra da aynı günü bir anne...
05/08/2026

Bir gün… Aynı olay… İki farklı kalp
Bu hikâyeyi önce 5 yaşındaki bir çocuğun gözünden okuduk. Sonra da aynı günü bir annenin gözünden dinledik.
Çocuk sabah acele ettirildiğini, anlaşılmadığını ve annesine sarılamadığını hissetti.
Anne ise işe yetişmeye, her şeye aynı anda yetişmeye çalışırken çocuğunu incitmek istemediği halde bunu fark edemedi.
Aslında ikisi de kötü değildi.
İkisi de birbirini seviyordu.
Sadece ikisi de çok yorulmuştu… Çocukların zorlayıcı davranışları çoğu zaman “söz dinlememek” değildir.
Bazen bu davranışlar;
“Beni gör.”
“Bana sarıl.”
“Bugün biraz zorlandım.”
“Sana ihtiyacım var.” demenin bir yoludur.
Ve bazen ebeveynlerin sert görünen tepkilerinin arkasında da tükenmişlik, kaygı, yetişme telaşı ve görünmeyen bir yük vardır.
Ebeveynlik kusursuz olmak değildir.
Önemli olan; fırtına dindikten sonra yeniden birbirimize dönebilmektir.
Çünkü çocukların en çok hatırladığı şey, hiç hata yapmayan anne babalar değil, kırıldıktan sonra yeniden bağ kurabilen anne babalardır…

“Neden bana sarılmıyor?” diye düşünmeden önce… Bir an durup kendimize şu soruyu soralım: “Acaba şu an gerçekten neye iht...
03/08/2026

“Neden bana sarılmıyor?” diye düşünmeden önce… Bir an durup kendimize şu soruyu soralım: “Acaba şu an gerçekten neye ihtiyacı var?”
Her öfke patlamasında çocukların ihtiyacı aynı değildir. Bazı çocuklar o anda sarılmak isterken, bazıları için fiziksel temas, konuşmak ya da peş peşe sorular duymak duygusal yüklerini daha da artırabilir. Çünkü öfke patlaması çoğu zaman bir “inat” ya da “şımarıklık” değil; çocuğun artık duygularını düzenlemekte zorlandığının bir göstergesidir. Bu anlarda çocuğumuzun güvenliğini sağlamak, zarar verici davranışlara sınır koymak ve yanında sakin bir şekilde kalabilmek çoğu zaman yapabileceğimiz en değerli destektir.

Bazen tek ihtiyaçları;
Birkaç dakika sessizlik, biraz alan ve “Ben buradayım, hazır olduğunda yanındayım.” mesajını hissetmektir.

Her çocuk farklıdır. Önemli olan, davranışı susturmaya çalışmak değil; davranışın bize anlatmak istediğini anlamaktır. Çünkü çocuklar duygularını düzenlemeyi, onlara nasıl eşlik ettiğimizi deneyimleyerek öğrenirler.

“Çocuğum çok çekingen…” Bu cümleyi duyduğumda çoğu zaman arkasından şu geliyor:“Nasıl açılır?”“Diğer çocuklarla neden he...
02/08/2026

“Çocuğum çok çekingen…” Bu cümleyi duyduğumda çoğu zaman arkasından şu geliyor:
“Nasıl açılır?”
“Diğer çocuklarla neden hemen kaynaşamıyor?”
“Acaba bir problem mi var?”
Oysa her çocuk aynı hızda ilişki kurmaz.
Bazı çocuklar önce izler.
Önce güvenir.
Önce bulunduğu ortamı anlamaya çalışır.
Sonra kendi zamanı geldiğinde adım atar.
Biz yetişkinler bazen bu süreci hızlandırmaya çalışıyoruz. “Hadi git oyna.”, “Konuşsana.”, “Çekinme.” derken aslında çocuğun ihtiyacı olan şeyi gözden kaçırabiliyoruz. Çünkü çekingenlik her zaman bir sorun değildir. Bazen sadece çocuğun mizacıdır. Ve mizaç düzeltilmesi gereken bir özellik değil; anlaşılması gereken bir özelliktir.
Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, değişmesi için baskı görmek değil; olduğu haliyle kabul edildiğini hissetmektir. Kendini güvende hisseden çocuk, zamanı geldiğinde zaten kendi adımını atacaktır.

-Her sessizlik özgüvensizlik değildir.
- Her çekingen çocuk sosyal becerileri zayıf değildir.
- Bazen çocukların tek ihtiyacı, biraz daha zaman ve biraz daha anlayıştır.

“Vurma!” demek belki davranışı durdurur ama duyguyu durdurmaz… Bir çocuk vurduğunda çoğu zaman amacı can yakmak değildir...
01/08/2026

“Vurma!” demek belki davranışı durdurur ama duyguyu durdurmaz… Bir çocuk vurduğunda çoğu zaman amacı can yakmak değildir.
Bazen acıkmıştır.
Bazen yorulmuştur.
Bazen kendini anlatamamıştır.
Bazen de bedenindeki yoğun duyguyu nasıl yöneteceğini henüz bilmiyordur.
Biz yetişkinler davranışı gördüğümüzde cezaya odaklanıyoruz.
Veya tamm tersi çocuğu iyi etme hayaliyle görmezden gelip sarılıp öpüyoruz. Oysa çocukların asıl ihtiyacı, davranışın arkasındaki duyguyu fark eden bir yetişkindir.
Bu hikâyede babanın yaptığı şey tam olarak buydu.
“Neden vurdun?” yerine,
“Bedenin sana ne anlatmaya çalışıyor?”sorusunu sordu.
Çocuğun duygusunu kabul etti.
Davranışını ise sınırlandırdı.
Çünkü amaç çocuğun öfkelenmesini engellemek değil;
öfkesini güvenli ve sağlıklı yollarla ifade edebilmesini öğretmektir.

Öfke bir duygu, vurmak ise bir davranıştır.
Duygular kabul edilir.
Zarar veren davranışlar ise sınırlandırılır ve yerine yeni beceriler öğretilir.

30/07/2026

“Çocuğum benden ayrılmıyor. Acaba bana güvensiz mi bağlandı?”
geçen gün bir anne geldi. Kendi kız kardeşi ona, çocuğun senden hiç ayrılmıyor. Kesin güvensiz bağlanmış. demiş.
Bir duralım✋🏽

Bir çocuğun annesinden ayrılmak istememesi, ağlaması ya da peşinden gelmesi tek başına güvensiz bağlandığı anlamına gelmez.
Düşünsenize… Siz çocuğun gözünde dünyanın en güvenli insanısınız. Elbette siz giderken üzülmesi çok normal.
Bağlanmayı değerlendirirken asıl baktığımız şey, annenin geri döndüğünde ne olduğudur.
Anne gelince çocuk rahatlıyor, sarılıyor, birkaç dakika içinde sakinleşip oyununa dönebiliyorsa bu bize güvenli bağlanmayı düşündürür.
Ama anne geldiği halde çocuk hâlâ sakinleşemiyor, uzun süre ağlıyor, öfkeleniyor ya da anneye vuruyorsa burada kaygılı bağlanmadan söz edebiliriz.
Bir de kaçıngan bağlanma vardır. Bu çocuklar ise anne geldiğinde sanki hiç gelmemiş gibi davranabilir. Ama bu, annesini sevmediği anlamına gelmez. Duygularını göstermemeyi öğrenmiş olabilir.
Ve dağınık bağlanma… Burada ise çocuğun tepkileri tutarsızdır. Bir an anneye koşar, bir an ondan uzaklaşır. Ne yapacağını kestirmek zordur.
O yüzden lütfen çevreden duyduğunuz her yoruma inanmayın.

“Çocuğum benden ayrılırken ağlıyor.” cümlesiyle bağlanma tipi belirlenmez.
Bazen o ağlama sadece şunu söylüyordur:
“Anne, seni çok seviyorum ve şu an gitmeni istemiyorum.”

Address

İstasyon Caddesi, Hallaç Hüseyin Sokak. Tatsu Pasajı, NO:4/57 Cevizlik Mahallesi Bakırköy
Istanbul
34142

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Featured

Share