15/08/2026
Bir çocuk zorlandığında, çoğu zaman ilk gördüğümüz şey davranışıdır. Ağlaması, bağırması, vurması, karşı çıkması…
Ve yetişkin olarak aklımıza hemen şu soru gelebilir:
“Buna izin verirsem daha da artmaz mı?”
Oysa çocuğun duygusuna alan açmak, her davranışına izin vermek değildir. Çocuk öfkelenebilir; ama vurmasına sınır koyabiliriz.Ağlayabilir; ama yanında kalabiliriz. Hayal kırıklığı yaşayabilir; onu hemen susturmak ya da bu duygudan kurtarmak zorunda değiliz. Çünkü çocuklar duygularını düzenlemeyi yalnızca anlattıklarımızdan değil, zorlandıkları anlarda onlara nasıl eşlik ettiğimizden de öğrenirler. Belki de o an kendimize sormamız gereken soru:
“Bu davranışı nasıl hemen durdurabilirim?” değil,
“Çocuğum şu anda ne yaşıyor ve ona hem şefkatli hem de kararlı bir şekilde nasıl eşlik edebilirim?”
Bazen disiplin, çocuğu susturmak değil; duygusunu kabul ederken davranışına sınır koyabilmektir.
“Zor bir çocuk” yerine, “şu anda zorlanan bir çocuk” görebildiğimizde ebeveynliğin dili de değişmeye başlıyor.