Dr. Can Akgündüz

Dr. Can Akgündüz İntegratif Tıp Kliniği

01/07/2026

Yürüyorum ama karın yağım neden azalmıyor?

Çoğu insan yürüyüşe başladığında ilk haftalarda karnındaki görünür yağın erimesini bekliyor, erimeyince de pes ediyor. Ama vücut yağı bu sırayla yakmaz.

Önce viseral yağ azalır — karın içi organları saran, metabolik olarak en aktif ve en “tehlikeli” yağ dokusu. İnsülin direncini, iltihabı ve kalp-damar riskini asıl tetikleyen bu yağdır, ve düzenli yürüyüşle ilk yanıt veren de odur. Bu süreç dışarıdan görünmez çünkü ölçü olarak bel çevresinde hemen fark edilmez ama kan değerlerinde (insülin, trigliserit, CRP gibi) değişim çok daha erken başlar.
Karın derisinin hemen altındaki subkutan yağ ise enerji deposu olarak en son kullanılır; vücut onu son çare olarak harcar. Bu yüzden görsel sonuç -yani “karnım küçüldü” hissi- gecikmeli gelir.

Sonuç: Yürüyüş zaten işe yarıyor, sadece sıra dışarıdan içeriye değil, içeriden dışarıya doğru işliyor. Önce sağlığın düzeliyor, görünüm en son gelen ödül.

26/06/2026

10.000 adım hedefini duymayan kalmamıştır ama kulağa hoş gelen bu hedefi bilim koymadı.
Bir Japon firması koydu. 1964’te.

Tokyo Olimpiyatları, 1964.

Yamasa adlı bir Japon şirketi piyasaya bir adımsayar çıkarıyor: Manpo-kei.

Japonca’da “man-po-kei” = “10.000 adım sayar”

Neden 10.000?

Çünkü Japonca’da 万 (man) karakteri “10.000” anlamına geliyor. Yani sayı bilimsel bir hesaptan değil, dilin içindeki bir çağrışımdan seçilmiş.

Ayrıca yazı karakteri olarak 万 rakamı görsel olarak koşan bir insana benziyor ve pazarlama ekibi bunu da işin içine katmış.

Hiçbir klinik çalışma, hiçbir fizyolojik ölçüm, hiçbir uzman komitesi “ideal adım sayısı 10.000’dir” dememiş.

Tamamen bir ürünün satış stratejisiydi.

Peki bilim ne diyor?

2019’da yayınlanan bir çalışma (yaşlı kadınlarda) günde 4.400 adımdan itibaren mortalite riskinde anlamlı düşüş gösteriyor. 7.500 adımdan sonra fayda eğrisi düzleşiyor. 10.000’e gitmek sanıldığı kadar ekstra bir avantaj sağlamıyor.

10.000 sayısı yanlış değil yapabiliyorsanız elbette yapın . Ama “kutsal” da değil.
Atılacak adım sayısı yaşınıza, o anki sağlık koşullarınıza, eklem sağlığınıza, yürüdüğünüz ortama ve yürüme hızınıza göre değişebilir ve değişmelidir de.
Asıl mesele: o koltuktan kalkıp kalkmadığınızdır. :)

Sağlıkla..



04/06/2026

Karaciğer yağlanması (NASLD) tedavisinde egzersizin mekanizması doğrudan hepatik düzeyde işler: Yürüyüş gibi aerobik aktivite, AMPK yolağını aktive ederek karaciğerde yağ asidi oksidasyonunu artırır, de novo lipogenezi baskılar ve hepatik insülin duyarlılığını iyileştirir.

Klinik çalışmalar, haftada 150 dakika orta yoğunluklu aerobik egzersizin — ek bir diyet müdahalesi olmaksızın — karaciğer yağ içeriğini %20–30 oranında azaltabildiğini gösteriyor. Vücut ağırlığında %5–7 kayıpla birleştiğinde bu etki histolojik düzeyde, yani biyopside görülür hale geliyor.

Yürümek “hafif” bir müdahale gibi görünebilir. Ama karaciğer için bu, farmakolojik eşdeğeri olan bir metabolik sinyal.

28/05/2026

“Hikayede kalmasın hocam” dediler “e, peki o zaman” dedim ben de. :)

Birini kaybettiğimizde, biri hayatımızdan çıktığında, yas süreci kaçınılmazdır ve beyinde ve bedende ölçülebilir bir stres yanıtını tetikler: kortizol kronik olarak yükselir, HPA aksı düzensizleşir, inflamatuar belirteçler — özellikle IL-6 ve CRP — artar. Bu nörobiyolojik yük; uyku mimarisini bozar, bağışıklığı baskılar, kardiyovasküler riski artırır. “Kırık kalp sendromu” (takotsubo kardiyomiyopatisi) bu fizyolojinin en dramatik ucudur.

Hareket bu tabloya birkaç mekanizma üzerinden müdahale eder. Aerobik egzersiz — özellikle yürüyüş — BDNF salınımını artırır; bu molekül hem nöroplastisiteyi destekler hem de depresif belirtileri hafifletir. Kortizol döngüsünü normalize eder, sempatik aşırı aktivasyonu düşürür. Ritmik, tekrarlayan hareket aynı zamanda varsayılan mod ağını (DMN) susturur — bu, ruminasyonu kıran en erişilebilir yollardan biridir.

Direnç antrenmanı ise yas sürecinde sıkça kaybedilen kas kütlesini ve uyku kalitesini korur; IGF-1 ve testosteron üzerinden anabolik dengeyi destekler.

Sonuç olarak hareket, yas’ın üzerini örtmez — ama bedenin bu süreci daha az hasar ile geçirmesini sağlayan fizyolojik bir zemin kurar.

12/05/2026

Modern insanın aşırı yorgunluğunun ya da bir başka deyişle tükenmişliğinin sebebi dinlenememesi değil “duramaması.”

Byung-Chul Han’ın söylediği gibi;
bugünün insanı dış baskıyla değil,
kendi kendini zorlayarak tükeniyor. Bugünün insanı dinlenmiyor;
sürekli kendini optimize etmeye çalışıyor.

Sürekli üretmek, yetişmek, görünür olmak,
daha iyi olmak zorundaymış gibi hissediyoruz.

Ama bedenin bir noktadan sonra şunu söylüyor:

“Yavaşla.”

Çünkü duramayan insan dinlenemez.
Dinlenemeyen insan iyileşemez.

Belki de asıl problem yoğunluk değil;
sessiz kalamamak, boşlukta duramamak,
hiçbir şey yapmadan var olamamak…

Bugün hissettiğimiz tükenmişlik,
sadece fiziksel değil;
zihinsel, duygusal ve varoluşsal bir yorgunluk.

Ve bazen iyileşmenin ilk adımı,
daha fazla savaşmak değil,
bir anlığına durabilmektir.


Address

Bağdat Caddesi 115 B/5 Feneryolu
Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Can Akgündüz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Can Akgündüz:

Shortcuts

Featured

Share