27/09/2026
İlişkinizde yaşadığınız sorunların ne kadarının kendisinden, ne kadarının birbirinizi suçlama biçiminizden kaynaklandığını hiç düşündünüz mü? Çünkü bazen çiftleri asıl yoran yaşadıkları problem değildir. Problemin ardından başlayan; “Senin yüzünden böyle oldu.”, “Ben sana söylemiştim.”, “Beni dinleseydin bunların hiçbiri olmayacaktı.”, “Bu kararı sen verdin, şimdi sen çöz.” gibi cümlelerdir.
Suçlamak aslında bir baş etme yöntemidir. Kişi kendisini zorlayan bir durumla karşılaştığında, yaşananların sorumluluğunu karşı tarafa bırakarak kendisini korumaya çalışabilir. Bir anlamda kendinizi ateşten çıkarırken eşinizi ateşin içine atarsınız. Ancak bu yöntem sizi o an için rahatlatıyor gibi görünse de ilişkiniz için oldukça yakıcıdır. Çünkü suçlamanın yoğun olduğu bir ilişkide eşler bir süre sonra birbirlerinin yanında kendilerini güvende hissetmemeye başlarlar. Düşünün, çocuklarınızın okuluyla ilgili önemli bir karar vermeniz gerekiyor. İkiniz de kararsızsınız. Eşiniz bir okul öneriyor ve siz de bu öneriyi kabul ediyorsunuz. Birlikte bir karar veriyorsunuz. Bir süre sonra seçtiğiniz okulda bazı problemler yaşanmaya başlıyor. İşte tam burada ilişkiniz açısından çok önemli bir yol ayrımına geliyorsunuz. Eşinize dönüp; “Sen istedin bu okulu. Senin yüzünden bunları yaşıyoruz. Ben zaten başından beri emin değildim.” dediğinizde aslında ne yapmış oluyorsunuz?
Birlikte aldığınız bir kararın sorumluluğunu tek başına eşinize bırakıyorsunuz. Oysa eşiniz o okulu önermiş olsa bile siz de bu öneriyi kabul ettiniz. Belki yeterince araştırmadınız. Belki kendi çekincelerinizi açıkça dile getirmediniz. Belki karar verme sorumluluğunu eşinize bıraktınız. Belki de o gün elinizdeki bilgilerle ikiniz de bunun doğru karar olduğunu düşündünüz. Bütün bunlar mümkündür. Dolayısıyla ilişkide sorulması gereken soru; “Bu kimin suçu?” değil, “Biz burada ne yaşadık ve bundan sonra ne yapabiliriz?” olmalıdır.
Devamı yorumda ⬇️