08/06/2026
Birçoğumuz sevdiğimiz insanı üzmek istemeyiz. Onun kırılmasını, hayal kırıklığı yaşamasını ya da bize kızmasını istemeyiz. Bu nedenle kimi zaman içimizden “hayır” demek geçse de “evet” deriz. İstemediğimiz bir planı kabul eder, istemediğimiz bir sorumluluğu üstlenir ya da kendi ihtiyaçlarımızı geri plana atarız.
Başlangıçta bu durum ilişkinin huzurunu koruyor gibi görünür. Ancak uzun vadede bunun bedeli oldukça ağır olabilir. Çünkü ilişkinin sağlıklı olması için yalnızca sevgi yetmez. Aynı zamanda dürüstlük, açıklık ve sınırların korunması da gerekir. Bir ilişkide zaman zaman ne istediğinizi bildirmek kadar ne istemediğinizi de ifade edebilmeniz gerekir.
Ne yazık ki birçok kişi partnerine hayır demenin bencillik, sevgisizlik ya da ilişkiyi riske atmak anlamına geldiğini düşünür. Oysa gerçek bunun tam tersidir. Hayır diyememek çoğu zaman ilişkinin görünmeyen yüklerinden biridir. İçinizden gelmediği halde sürekli evet dediğinizde, zamanla kendinizi yorgun, sıkışmış ve anlaşılmamış hissetmeye başlayabilirsiniz. Çünkü dışarıdan uyumlu görünseniz bile içinizde biriken duygular vardır. Bu duygular çoğunlukla ırgınlık, öfke, hayal kırıklığı ve değersizlik hisleridir.
Bir süre sonra partnerinizin değil, aslında kendi ihtiyaçlarınızın duyulmadığını fark edersiniz. Ancak burada önemli bir noktayı gözden kaçırırız. Partneriniz sizin ne hissettiğinizi, ne istediğinizi veya ne istemediğinizi her zaman bilemez. Siz hayır demediğinizde, karşınızdaki kişi sizin evet dediğinizi ve bundan memnun olduğunuzu düşünebilir. Bu nedenle ilişki içerisinde yaşanan birçok kırgınlığın temelinde kötü niyet değil, ifade edilmeyen ihtiyaçlar vardır. Sağlıklı ilişkilerde çiftler birbirlerine yalnızca sevgilerini değil, sınırlarını da gösterebilirler. Çünkü sınırlar ilişkiyi uzaklaştırmaz. Sınırlar ilişkiyi korur.
Devamı yorumda ⬇️