Klinik Psikolog Büşra Kuru

Klinik Psikolog Büşra Kuru Uzman Klinik Psikolog
Ergen | Yetişkin
Aile ve Çift Terapisi
Online | Yüz Yüze Terapiler

16/07/2026

“Yeni yıl, pazartesi ya da ‘doğru zaman’ beklemek” aslında çoğu zaman ertelemenin psikolojik bir biçimidir.
Beyin, büyük başlangıçları motivasyonla değil, çoğunlukla kaçınma ve belirsizlikten korunma ihtiyacıyla erteler. Bu yüzden ‘ideal zaman’ beklentisi kısa süreli bir kontrol hissi verir ama davranışı başlatmaz.

Gerçek değişim, motivasyon geldiği için değil; davranış başlatıldığı için ortaya çıkar. Küçük bir adım atıldığında beyin bunu “mümkün” olarak kodlar ve motivasyon çoğu zaman sonradan gelişir.

11/07/2026

Trafikte neden değişiyoruz?
Trafik, sadece bir ulaşım sorunu degil; sinir sisteminin en hızlı tetiklendiği ortamlardan biridir.
Belirsizlik, kontrol kaybı ve zaman baskısı aynı anda devreye girer. Beyin bunu tehdit olarak algılar ve savunma sistemi açılır. Bu yüzden trafikte normalde
yapmayacağımız tepkiler verir, daha sabırsız, öfkeli ya da tahammülsüz oluruz.
Araç içı, kişinın kişisel alanı gibi hissedilir. Bu alan ihlal edildiginde beyin bunu bireysel bir saldırı gibi yorumlayabilir.
Korna, ani manevra ya da sıkışıklık; aslında duruma değil, bedende biriken strese patlamaya dönüşür. Trafik, bastırılmış öfkenin ve yorgunluğun en görünür çıktılarından biridir.
Trafikte verilen tepkiler karakter değil, regülasyon meselesidir. Sinir sistemi sakin olduğunda sabır mümkündür; yük arttığında en küçük uyaran bile taşırır.
Trafik bize şunu gösterir: Sorun çoğu zaman yol değil, taşınan yükün fazlalığıdır.

Bazen bedenin yorgunluğu kaslardan değil, zihinden gelir.Uzun süre stres altında kalan kişilerde beyin sürekli alarm dur...
06/07/2026

Bazen bedenin yorgunluğu kaslardan değil, zihinden gelir.
Uzun süre stres altında kalan kişilerde beyin sürekli alarm durumunda çalışır. Tehlike olmasa bile sinir sistemi gevşeyemez. Bu nedenle kişi uyusa da dinlenemediğini, tatilden dönse de enerjisinin yerine gelmediğini hissedebilir.
Her yorgunluk vitamin eksikliği değildir. Bazen beden, zihnin uzun süredir söylemeye çalıştığı şeyi dile getiriyordur: “Artık taşıyamıyorum.”

04/07/2026

Bir insan, kalabalıkta gerçeği inkâr eder mi?
Asch Uyum Deneyi (1951 – Solomon Asch)
Bu deneyde,
katılımcılara çok basit bir görev verildi:
Çizgilerin uzunluğunu söylemek.

Cevap o kadar açıktı ki,
yanılmak neredeyse imkânsızdı.

Ama odadaki herkes
bilerek yanlış cevap verdiğinde,
katılımcıların büyük kısmı
doğruyu bildiği hâlde
yanlışa uydu.
Gerçek gözlerinin önündeydi.
Ama yalnız kalmak,
yanlışta kalabalıkla olmaktan
daha zor geldi.
Bu deney bize şunu gösterdi:
İnsanlar çoğu zaman yanıldıkları için değil,dışlanmamak ve uyum sağlamak için gerçeği terk edebilir.
“Bir tek ben mi yanlış görüyorum?” düşüncesi devreye girer.

Asch Uyum Deneyi hala şunu hatırlatıyor:
En zor şey, kalabalık yanlışken
doğruyla yalnız kalabilmektir.

29/05/2026

Kaygı sadece zihni değil, bedeni de alarma geçirir.
Beyin tehlike varmış gibi çalıştığında; dikkat dağılır, düşünceler hızlanır, beden sürekli tetikte kalır.
Uzun süren kaygı ise zihinsel yorgunluk, unutkanlık ve tükenmişlik hissini artırabilir.
Kaygıyı bastırmak değil, anlamak ve düzenlemek iyileşmenin ilk adımıdır.

26/05/2026

“Rahatlama” sadece iyi hissetmek değildir.
Sinir sisteminin, sürekli tetikte olma halinden çıkabilmesidir.

Kaygı, stres ve yoğun baskı altında beyin bir tehdit varmış gibi çalışır. Kalp hızlanır, kaslar gerilir, zihin sürekli olasılık hesaplar. Bu yüzden birçok insan dinlense bile gerçekten rahatlayamaz.

Gerçek rahatlama; bedenin yeniden güvende olduğunu hissedebildiği anda başlar.
Yani rahatlamak, sadece durmak değil; zihnin savaş modundan çıkabilmesidir.

Jung’a göre insanın karanlık yönü:İnsan kabul etmediği duygunun kontrolüne daha kolay girer.Carl Jung’a göre insanın en ...
25/05/2026

Jung’a göre insanın karanlık yönü:
İnsan kabul etmediği duygunun kontrolüne daha kolay girer.
Carl Jung’a göre insanın en tehlikeli tarafı “karanlık” yönleri değil, onları hiç kabul etmemesidir. Bastırılan öfke, kıskançlık, yetersizlik ya da kırgınlık bilinçdışında kaybolmaz; gölgeye dönüşür. Ve insan çoğu zaman başkalarında en çok kendi reddettiği taraflara öfkelenir. Bu yüzden bazı insanlar bizi orantısız şekilde tetikler; çünkü onlar bastırdığımız parçalarımıza dokunur. Jung, psikolojik olgunlaşmanın sadece “iyi” yanlarımızı geliştirmekle değil, karanlık taraflarımızı fark edip onlarla yüzleşmekle mümkün olduğunu söyler.Sürekli sakin görünmeye çalışan birinin içinde yoğun öfke, sürekli güçlü görünmeye çalışan birinin içinde derin bir kırılganlık olabilir. İnsan kabul etmediği duygunun kontrolüne daha kolay girer. Bu nedenle duygu ile baş etmenin yolu onu yok etmek değil, anlamlandırmaktır. “Neden bu kadar öfkelendim?”, “Bu durum bana neyi hatırlattı?”, “Gerçekte neye kırıldım?” soruları gölgeyi görünür hale getirir. Çünkü fark edilen duygu yönetilebilir; bastırılan duygu ise bir gün mutlaka başka bir yerden taşar.

21/05/2026

Stanford Hapishane Deneyi
Bu deneyde,
tamamen sıradan üniversite öğrencileri ikiye ayrıldı:
gardiyanlar ve mahkûmlar.

Başta her şey oyundu.
Roller sahteydi.
Ama duygular… gerçekti.

Sadece 2 gün içinde
gardiyanlar aşağılamaya,
mahkûmlar çökmeye başladı.
Deney 6 günde durduruldu.
Çünkü kimse bunun bu kadar hızlı olmasını beklemiyordu.

Sonuç netti:
Bazen insanı bozan kişilik değil, içine girdiği roldür.
Bu deney bize şunu gösterdi:
İnsanlar çoğu zaman zalim oldukları için değil,
güç verilen rolün sınırlarını sorgulamadıkları için zarar verebilir.
“Bu benim rolüm” düşüncesi devreye girer.

Stanford Hapishane Deneyi hala şunu hatırlatıyor:
En tehlikeli şey, gücün normalleştiği ve sınırların kaybolduğu bir zihin olabilir.

“Ben böyleyim” dediğin şeyin ne kadarı gerçekten sana ait?Ailende görülen psikolojik rahatsızlıklar bazen bir kader gibi...
20/05/2026

“Ben böyleyim” dediğin şeyin ne kadarı gerçekten sana ait?
Ailende görülen psikolojik rahatsızlıklar bazen bir kader gibi hissettirebilir.
Sanki aynı yolu sen de yürümek zorundaymışsın gibi...
Ama gerçek bu kadar kesin değil. Genler sana bir hikâye yazmaz, sadece bir zemin hazırlar.
Nasıl şekilleneceği ise yaşadıklarınla, çevrenle ve baş etme biçimlerinle belirlenir. Ailede görülen bazı psikolojik rahatsızlıklar, genetik bir yatkınlık ihtimalini düşündürür. Ancak bu, aynı durumun her bireyde mutlaka ortaya çıkacağı anlamına gelmez.Genler bir zemin hazırlar ama sürecin nasıl ilerleyeceğini tek başına
belirlemez. Yaşam deneyimleri, stres düzeyi ve çevresel faktörler bu yatkınlığın nasıl şekilleneceğinde önemli rol oynar.
Bu nedenle aynı ailede büyüyen bireyler bile
farklı psikolojik sonuçlar yaşayabilir.Psikolojide bu durum, genetik ve çevrenin birlikte etkisi olarak ele alınır. Geçmişin seni etkileyebilir,
ama kim olacağını tek başına belirlemez.Ailede görülen bazı psikolojik rahatsızlıklar,
genetik bir yatkınlık ihtimalini düşündürür. Ancak bu, aynı durumun
her bireyde mutlaka ortaya çıkacağı anlamına gelmez.Genler bir zemin hazırlar ama sürecin nasıl ilerleyeceğini tek başına belirlemez.Yaşam deneyimleri, stres düzeyi ve çevresel faktörler
bu yatkınlığın nasıl şekilleneceğinde önemli rol oynar.

19/05/2026

Psikogenetik
Annenin Yaşadığı Travma, Sende Panik Olarak Çıkabilir mi?
Hiç düşündün mü…
Yaşadığın panik atak gerçekten sadece “senin” deneyimin olmayabilir mi?Psikogenetik;
duygusal travmaların, stresin ve yaşanmışlıkların gen ifadesini etkileyebileceğini söyler.Yani genler kader değildir.
Ama yaşadıklarımız, genlerin nasıl çalışacağını etkileyebilir.Araştırmalar, özellikle Bruce Lipton ve epigenetik alanındaki çalışmalarıyla bilinen Candace Pert gibi isimlerin katkılarıyla, çevresel deneyimlerin biyolojimizi şekillendirebildiğini göstermiştir.

Travma sadece zihinde kalmaz.
Beden hatırlar. Hücre hatırlar.
Ama güzel haber şu:
Farkındalık, terapi ve yeni deneyimler de gen ifadesini olumlu yönde etkileyebilir.

Yani iyileşme de biyolojiktir.
Belki de mesele “Neden ben?” değil,
“Bunu burada nasıl dönüştürebilirim?” sorusudur.

Address

Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Büşra Kuru posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Büşra Kuru:

Shortcuts

Featured

Share