Klinik Psikolog Batuhan Bilen

Klinik Psikolog Batuhan Bilen BİL Psikolojik Danışmanlık Merkezi

09/04/2026

Obsesif Kompulsif Karakterler

07/04/2026

Mükemmeliyetçilik ve Yetersizlik Hissi

03/04/2026

Tahammülsüzlük ve Tükenmişlik

Yarattığımız gerçekliğin içerisine hapsolabiliyoruz. İnşa ettiklerimize tapıyor. Doğrularımızı, ilişkilerimizi, meslekle...
26/02/2026

Yarattığımız gerçekliğin içerisine hapsolabiliyoruz. İnşa ettiklerimize tapıyor. Doğrularımızı, ilişkilerimizi, mesleklerimizi, biçilen rolleri, kendimizden beklediklerimizi ve bizden beklenenleri vaz geçilmez addediyoruz. Bir sürü olasılık içerisinden sadece bir tanesini seçmek ve diğerlerinin de geçerli olabileceğini inkar etmek seçimi yapanı da tercihine adeta hapsediyor. Kendi dışında olan her şey, öteki oluveriyor. İnsan ötekine düşmanlaştıkça, sınırları da katılaşıyor. Putlaşıyor. Öğrenmeye, yeni deneyimler edinmeye kendini kapatabiliyor. Gelişim kısırlaşıyor.

Putlarımıza, bize zarar verdiklerini bilsekte neden sıkıca sarılırız?

Korkarız! Belirsizlikten, alışılmışın dışına açılmaktan, kaybolmaktan… Bilindik olan güven verir. Değişmeye duyulan korku arttıkça da putlarımıza sarılırız.

Kimi içinse, gidebileceği kadarının bu olmadığını görmek, bu zamana kadar kaçırdıkları için pişmanlık ve hayal kırıklığı anlamına gelebilir. Olmak istediği halini (ideal ben) her gördüğünde buna dayanamaz. Kendi katı sınırları içerisine o denli sıkışmıştır ki aykırı hiç bir şeye tahammülü edemez. Aslında, bir zamanlar olmak istediği ama deneyimlemeye cesaret edemediği versiyonu ile aynada karşı karşıyadır. Ve gördüğü ‘şeye’ katlanamaz. İçsel olarak, doğurduğu acı içini yakar. Bununla bildiği şekilde mücadele eder. Ötekileştirerek. Tıpki içindeki çeşitliliğe yaptığı gibi.

Bu ne şekillerde yapılabilir?

Kendi cinsel kimliğinden, inancından, ten renginden, normlarından, değer yargılarından, ahlak anlayışından, sosyoekonomik düzeyinden, fiziksel görünüşünden, kıyafet tarzından vs. olmayanı yadsır. Hayat bu bağlamda yukarıdakiler ve aşağıdakiler, üstünler ve düşkünler ikiliğine hapsolur.

İnsanoğlu, kendi putuna tapmayanın putunu yıkar. Çünkü, var oluşu, bütünlüğü buna bağlı hale gelir. Kendi değeri, ötekinin değersizliğine bağlı olur.
..

Metnin devamına batuhanbilen.com/makaleler bökümünden erişebilirsiniz.

Keyifli okumalar.

12/02/2026

Narsisizm ve İlişkiler

Yalnızlık hissi hepimize zaman zaman uğrar ancak kimilerimiz için kronikleşmiş bir haldedir. Ne yaparsa yapsın kendisini...
04/12/2025

Yalnızlık hissi hepimize zaman zaman uğrar ancak kimilerimiz için kronikleşmiş bir haldedir. Ne yaparsa yapsın kendisini bir türlü ait ve/ya bağ kurmuş hissedemeyenlerimiz vardır. Arzuladığı kalabalığa erişse dahi içten içe kendini yalnız hissetmeye devam eder. İçindeki boşluğu dolduramamaktan şikayetçidir. Yeteri kadar anlaşılmadığından, ilgi göremediğinden yakınır. İstediği yakınlığı bulduğundaysa kaybetme/yitirme endişeleri onu tedirgin eder. Mutlu olmaktan ürker çünkü mutluluk kaybedilecek olursa daha büyük bir mutsuzluk olasılığını taşımaktadır. Bu ikilem içerisinde ilişkilerinde nasıl konumlanacağını karıştırır. Çoğu zaman kendiliğindenliğin (spontanite) olmadığı bir tarzda ötekine yaklaşır. Bu içerisinde daha çok stratejik ve önceden programlanmış hamleleri içeren bir satranç oyununa benzetilebilir. Her bir hamlenin karşılığı adeta önceden tasarlanmış gibidir. Kişilerarası ilişkileri; hayal kırıklığı, mutsuzluk ve pişmanlık yaşamamak için kontrolü elinde tutmaya çalıştığı bir mücadeleye dönüşür.

Öznenin (bilinçdışı olarak), ilişkilerini bir mücadele alanına dönüştürmeye çalıştığını düşünecek olursak; kendi ihtiyaçlarını karşılamak adına kurguladığı bir senaryo içerisine ötekini dahil ediyor olmak bir noktadan sonra, ötekinin kendi sınırlarını korumak için kendini korumaya geçeceği ve nihayetinde ilişkiyi sonlandırabileceği bir şekilde seyreder. Bu bağlamda ilişiki, özne tarafından terk eden ve edilenin olduğu bir rekabet ortamı gibi algılanır.

Bu tehdit altında kendi olabilmek zorlaşır. Onun istediği gibi olabilmek öncelikli hedef haline gelir. Fakat yalnızlık hissini bu da bir noktaya kadar doyurur.

Daha fazlası için verecek bir şeyi kalmadığında, alabileceğinin de tükendiği gerçeği ile yüzleşir.

Devamını okumak için batuhanbilen.com sitesini ziyaret edebilirsiniz. Keyifli okumalar☺️

Yıkıcılık ve saldırganlığın ağır bastığı nesne ilişkilerinde ise, yeterince beslenmemiş olmaktan, gereken ilgi ve şefkat...
26/10/2025

Yıkıcılık ve saldırganlığın ağır bastığı nesne ilişkilerinde ise, yeterince beslenmemiş olmaktan, gereken ilgi ve şefkati alamadığını hissetmekten dolayı, haset dolu hissedilebilir. İlk nesne ile bu yönde kurulan bir ilişkiyi, bebeğin nezdinde “kötü meme” olarak adlandırabiliriz. (Klein,1957) “Kötü meme”, yeterince beslemeyen ve doyurmayandır. Arzu edileni ondan sakınır ve istediği hazza erişmesine engel olur. Bebek, memeye/anneye karşı hissedilen bu yıkıcılık ve saldırgan itkilerle nasıl baş edeceğini bilemez. Bu yüzden, sevilen ötekine (anne) zarar vermemek için ruhsallığında nesneyi “iyi meme” ve “kötü meme” olarak ikiye böler. Henüz ayrıştırma ve sentezleme becerileri gelişmediğinden, çifte değerliliği (ambivalence) ile bölme (split) savunma mekanizması ile baş etmeye çalışır. Bu sayede, sahip olduğu “iyi“ yi de tahrip etmekten kendini alıkoyar. Daha sonraları her şey yolunda giderse, iyi ve kötü olanın aynı kişiye ait olduğunu anlayacaktır. Zamanın da düşlediği yıkıcı/saldırgan fantezilerinden ötürüyse suçluluk duyacaktır. Bu gelişimsel süreç, onu, nihayetinde nesne bütünlüğünü sağladığı (iyi ve kötünün aynı kişi olduğu) ve gerçeklik algısını inşa ettiği bir noktaya taşıyacaktır.

Bunun sağlanamadığı koşullarda, çifte değerli duygularla baş edilmesi güçleşecek ve bir kendilik sürekliliğinden söz etmek zorlaşacaktır. Ötekine duyulan bağımlılık ve yapışma ihtiyacı artacak öte yandan, duyulan bağımlılıktan dolayı; öfke, nefret, hiddet, saldırganlık gibi yıkıcı, nesneyi tahrip edici olan birbirine karşıt ve yoğun duygular bir arada yaşanacaktır.

Bir yandan onun tarafından bakım görmek, ilgilenilmek isterken diğer yandan bu yakınlıktan dolayı işgal edilmiş hissedecektir. Benzer biçimde, yetişkin ilişkilerinde de nerede ve nasıl konumlanacağını kestirmekte güçlük çeker. Ne çok yakın, ne çok uzak. Fazla uzaklık boşluk ve yalnızlık duygularını tetiklerken; fazla yakınlık ötekinin egosu içinde erime ve ele geçirilme tehdidini içinde barındırır. Ötekine ne kadar uyumlanacağını ve ne kadar ayrışacağını bilemez. Bu bilinmezlik içinde şüpheye düşer ve yetkiyi ötekine devreder.
..
Devamı: batuhanbilen.com

̇lişkiler

Gerçek KendilikDelirme korkusu, herkes için endişe vericidir ancak bazı psikolojik zorlanmalardan mustarip bireyler için...
13/10/2025

Gerçek Kendilik

Delirme korkusu, herkes için endişe vericidir ancak bazı psikolojik zorlanmalardan mustarip bireyler için bu durum bir hayli karmaşık ve içinden çıkılamaz bir hal alır. Gerçekliği değerlendirme yetisi bozulabilir. Hangi düşünce ve duygularının bu çarptırmaların bir ürünü olarak deneyimlendiğini ayırt etmekte güçlük çekebilir. Hangisinin “gerçek” kendine ait olduğunu ve hangilerinin “sahte” kendiliğin ürünleri olduğunu ayırmakta zorlanır.

İkisini birbirinden ayırmak her zaman o kadar kolay değildir. Bazı durumlarda sahip olunan rahatsızlık ruhsallığa o denli sızmıştır ki benliğin bir parçası haline gelir. Egoya uyumlu (ego-syntonic) hale gelen bu tipte ki durumlar çoğunlukla kişinin kendisi için değil, çevresindekiler için bir problem haline gelir. Birey, kendinde olandan ötürü rahatsızlık duymaz. Onu, kendine (self) ait olmayan bir unsur olarak değerlendirmez. Ona göre problem kendinde değil, ötekilerdedir.

Diğer yandan, baştan beri bahsettiğimiz süreç daha çok egoya yabancı (ego-dystonic) durumlar için geçerlidir. Kişi, bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındadır. Gözlemleyen egosu iş başında olup, belirli bir iç görüye hala sahiptir. Endişesinin, korkusunun, kuşkusunun, takıntılarının, zorlanmalarının gereğinden fazla olduğunun, tüm bunları yönetmekte güçlük çektiğinin az ya da çok bilincindedir. İşte bu gibi durumlarda “gerçek” ve “sahte” olan birbirine karışabilir. (bunu sahte olarak tanımlamayı tercih ediyorum çünkü bu durum ruhsallıkta gerçeğin, önceden var olanın çarptırılmış/bozulmuş bir hali olarak kendine şekil bulur.) bknz. tdk

Peki, “gerçek” ve “sahte” olanın ayırdına nasıl varılabilir?

Devamı için batuhanbilen.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

09/08/2025

Posted  •  VedaKimi zaman; veda etmek zor gelir. Veda edilemeyen her ‘son’, ‘yeni’ başlangıçlarında önünü tıkar. Tıkanık...
19/07/2025

Posted • Veda

Kimi zaman; veda etmek zor gelir. Veda edilemeyen her ‘son’, ‘yeni’ başlangıçlarında önünü tıkar. Tıkanıklık, içinde bulunulan an’a ve gerçekliğe sirayet eder. Kaybedilen şeyler çeşitlilik gösterir. Kayıp; fiziksel ve/ya manevi, bir ideal, gençlik (yaş alma), göç, taşınma, iş/okul değişimi gibi çeşitli alanlarda olabilir. Kaybedilen ne olursa olsun, her değişim – olumlu ya da olumsuz olmasından bağımsız olarak- içerisinde ‘’kayıp’’ temasını barındırır. Kaybedilene özlem duyulur. Hatırlanır. Belki başlarda inkar edilir. Keşkeler ve yapılan pazarlıklar artar. Öfke, pişmanlık, hüzün, mutluluk gibi duygular iç içe geçip, yoğun bir şekilde yaşanabilir. Bunlar belirli bir süre için makuldür. Veda ve yas sürecinin ‘sağlıklı’ işlediğinin de işaretleridir. Ancak yıllarca süren ve kişinin hayatını bozan durumlara nasıl bakarız?

Kaybedilenle yüzleşilmedikçe, ona veda da dilemez.
Geride kalanın yası tutulamaz.
İnkar etmek, bırakamamak, ayrılamamak… Bu savunmalar baskın olduğunda; yaşamla olan bağı yeniden kurmak güçleşir. Hayatın akışına ve kendiliğindenliğine ayak uydurmak, uyum sağlamak zorlaşır. Zaman yavaşlar ve hatta bazen donar. Çoğu şey, ”orada ve o zaman” da takılı kalır. Bu soluk ve donuk atmosfer varoluşun her alanına sinsice işler. Zamanla, kişi derin bir boşluk duygusu, kendine ve çevresine yabancılaşma, başkalarının çizdiği sınırlar içinde kaybolduğu ilişkiler içerisinde var olma, yalnızlık, değersizlik, mutsuzluk ve kaygı dolu hissetmek gibi deneyimler tecrübe eder. Önce tüm bunlara bir anlam veremez. Bunun için ya başkalarını suçlar ya da kendini içten içe daha da tüketir. Durum, genelde içinden çıkılamaz bir hal aldığında, birey profesyonel bir desteğin yollarını arar. Aslında şunu söyler:

‘’Kendimi yeniden bulmak istiyorum.’’
..

Devamı için batuhanbilen.com

Obsesif Kompülsif KarakterlerTitiz, düzenli, tutumlu, dakik, çalışkan, kurallara uyan kişiler tanımışızdır. Bu kişilik ö...
15/09/2024

Obsesif Kompülsif Karakterler

Titiz, düzenli, tutumlu, dakik, çalışkan, kurallara uyan kişiler tanımışızdır. Bu kişilik özellikleri belirli ölçülerde herkeste mevcuttur. Obsesif kompülsif karakterlerin bu bağlamda daha yoğun ve değişime dirençli olduğunu söyleyebiliriz. En önemlisi; sahip oldukları bu kişilik özellikleri egoya uyumludur (ego-syntonic) yani, bunu yabancılamaz ve bundan dolayı rahatsızlık duymazlar. Ta ki işler yönetilemez hale gelene kadar…

Obsesif kompülsif karakter yapılanmasında temel mesele tutma ve bırakma ekseninde şekillenir.
Bu bağlamda; para, zaman, kir gibi a**l meselelerle uğraş yoğundur. Düzen, temizlik gibi konularda hassastırlar. Ahlaki olarak sert, katı ve eleştirel bir tutuma sahiptirler. Kurallara uymak konusunda da aşırı titizdirler. Günlük meselelerde; karar vermede güçlük, şüphe, emin olamama gibi çatışmaları yoğun olarak yaşarlar.

Bilişsel uğraşları ve ilgileri fazladır. Genelde, akademik ve entellektüel alanlarda başarılıdırlar. Öte yandan, duyguların ifade edilmesi ve tanınması gibi konularda güçlük yaşarlar. Duygular ve duyguların ifade edilmesi zayıflık, güçsüzlük, karmaşa gibi hoş olmayan deneyimlerle eş değer tutulur. Bu yüzden obsesif bireylerin kullandığı hakim savunma mekanizması yalıtmadır. Duygular, düşünceler aracılığıyla bastırılıp ayrıştırılır. Bu sayede, olaya karşı hissedilen duygular bağlamından kopartılır. Bu yüzden bu kişilik yapılanmalarında duygusal ton genelde sönüktür. Yakın bağ kurmak ve derin ilişkiler geliştirmek konusunda güçlük yaşarlar. İlişkilerde mekanik ve savunmacı geri çekilen bir tarz hakimdir. Duygular sakınılması gereken bir alan olarak yaşantılandığı için bu tarz girişimler kaygı verici olabilir.

Devamı için bilpsikoloji.com sitesini ziyaret edebilirsiniz. 🌳

Address

BİL Psikolojik Danışmanlık Merkezi, İstasyon Caddesi No:34 K:2 D:2 Yeşilköy Mah. Bakırköy
Istanbul
34149

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 21:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 20:00
Sunday 10:00 - 20:00

Telephone

+905362850408

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Batuhan Bilen posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Batuhan Bilen:

Shortcuts

Featured

Share