09/09/2024
İstismar öyle bir yaradır ki bunu yaşamayan kişinin o çaresizlik ve kopma halini anlayabilmesi neredeyse imkansızdır. Toplumsal olarak da kopmaya yol açar duyduğumuz bu haberler. Duyduklarımız, gördüklerimiz ümitsizleştiriyor her birimizi. Toplumdan, tanıdıklarımızdan, kendimizden ve bu dünyadan kopuyoruz ümidimiz azaldıkça..
İstismara uğramak = susmak, ölüm, çaresizlik, yalnızlık, intihar kodlarımız pekişiyor günden güne.
Yanlış aktarmaya müsait bir konu hakkında yazıyorum ve yarasına yara katmaktan çekindiğim kişiler var.
Fakat bunu konuşmalıyız diye düşünüyorum.
En zor hikayeler bambaşka yollara götürüyor bizi bazen o yollarda yürümeye, yükleri hafifletip koşmaya başlıyoruz. Bu hikayeleri saklamak, yok saymak aynı hikayeleri yaşayanları yalnız hissettiriyor. Önündeki örnekler sürekli trajedi olunca insan daha da ümitsiz kalıyor.
Keşke kötülükler hiç başımıza gelmese evet ama geliyor. Keşke ideal bir dünyada yaşasak ama yaşamıyoruz.
Keşke hiç kimse hiçbir çocuğun zarar görmesini istemez diyebilirsek ama diyemiyoruz. Bu yüzdendir ki bu dünyada başımıza gelen hiçbir şeyin sonumuz olmadığını tekrar tekrar hatırlatmalıyız hem kendimize hem çevremize.
Biz bunu bilirsek bir gün bir çocuk ya da bir genç bu hikayeden güç alıp kendine destek bulabilir belki de.
İstismar = suçlunun aklanması, yaşayan kişinin utancı ve hayatının yerle bir olması denklemindeki yanlışlığı önce biz zihinlerimizde düzeltmeliyiz belki de.
İstismar = suçlunun afişe edilmesi, cezasını çekmesi, yaşayan kişinin destek görüp hayatına devam etmesi…
Önce biz buna inanmalıyız.
Biz buna inanırsak bir gün bir çocuk ya da bir genç bu söylemden güç alıp kendine destek bulabilir belki de.
Bu yazının bir yerde birinin aydınlanacak yoluna vesile olması dileğiyle.