psk.emrehanmutlu

psk.emrehanmutlu Uzm Klinik Psikolog Emrehan Mutlu , Çocuk-Ergen-Yetişkin

04/06/2026

Çocuklarımız tabi ki çok kıymetliler; fakat bize anlattıkları paylaştıkları konusunda fevri hareket etmeyelim. Özellikle 3-6 yaş olmayanı anlatmak, çarpıtmak, abartmak, hatta bu çocuğun aklına yaşamadan hayatta gelmez dediğimiz meseleleri çocuklar yaşamış gibi anlatabilirler. Biliyorsunuz ki bu dönem hayali arkadaşın bile olabileceği dönemler. Önce bir düşünelim. Çocuk edebiyatı ayrı çocuk bilinç dışı ayrıdır. “Miniklerimiz, küçüklerimiz onlar çok masumlar bizim gibi değiller, ne derlerse doğrudur” gibi edebi söylemler çocuğun iç dünyasını anlamamıza tek başına yeteri kadar yardımcı olmuyor maalesef. (Telefon görüşme içeriği benzer durum yaşayan ailelerin fayda sağlaması amacıyla onam alınarak paylaşılmıştır.)

02/06/2026

Biliyorsunuz tanılarla konuşmayı seven bir yaklaşımım yoktur. Bu yüzden literatüre nasıl geçerse geçsin davranış bozukluğu ve karşıt gelme bozukluğu olan çocukların iç dünyalarında olup bitenlere göre öğretmen ve aile yaklaşmalıdır. Davranış bozukluğu ve karşıt gelme bozukluğu 3 yaşında çocukta da ergenlik çağında çocukta da gözlemlenebilir. Birbirlerine benzer gibi görünür, eşlik edebilir; fakat ikisinin kaynağı da toplumsal sonucu da bambaşkadır. Bu çocukların temel meseleleri “otorite” olanladır. Bu yüzden çok üstten bakıcı ifadeler, cezalar, hatta davranışsal ödüller problemi arttırır. Bu çocuklar çok disiplinli okullarda ve öğretmenlerle eğitimlerini sürdürmeleri psikoterapi çalışmaları olmadan ya da psikoterapi çalışmaları sonuçlanmadan zorlaşır. Maalesef tedavi edilmez ise topluma en çok maliyeti olan çok psikopatolojileridir. Tedavisi çocuğun iç dünyasını anlamak tekrar eden işlevsiz nesne ilişkilerinde iç görü kazanmasını amaçlar.

01/06/2026

Sembolik anlatım oyunla olduğu gibi sözle de olur, Bade’nin ve Bade gibi birçok çocuğun anne karnını tarif etmesi doğrudan değil dolaylı, sembolik ifadelerdir. Bu anlatılar bilişsel hafızayı içermez. Fakat çocukların doğum öncesi dönemi dışarıya vuramadığı anlamına gelmez. Çocuklar bu dönemde yaşadıklarını semboller aracılığı ile anlatabilirler.
Doğum öncesi dönemin çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinden söz eden psikologların bilimsel temelden uzaklaştığını düşünmek yaygın ancak hatalı bir değerlendirmedir. Günümüzde giderek artan sayıda araştırma, gebelik döneminde yaşanan stresin ve travmatik deneyimlerin çocukların sonraki gelişimleri üzerinde etkili olabileceğini göstermektedir.
Bu bulgular, DEHB gibi sorunların yalnızca biyolojik ya da genetik faktörlerle açıklanamayacağını; çevresel, ilişkisel ve gelişimsel etkenlerin de dikkate alınması gerektiğini düşündürmektedir. Elbette genetik ve biyolojik süreçler önemlidir; ancak insan davranışını anlamaya çalışırken bunları tek açıklama biçimi olarak görmek yeterli olmayabilir.
Psikolog olmak, yalnızca görünen belirtilere değil, onların gelişimsel öyküsüne ve bağlamına da bakabilmeyi gerektirir. Bilimsel yaklaşım, biyolojik ve çevresel etkenleri birbirine karşıt görmekten ziyade, bunların nasıl etkileşim içinde olduğunu araştırmayı içerir. Biyoloji ve psikoterapi birbirlerini çürütmez. Destekler.

20/05/2026

Okulda problem yaşayıp evde oldukça uyumlu görünen çocuklarla çalışırken, bazen asıl zorlayıcı noktanın çocuğun davranışından çok okul-aile iş birliğinin sürdürülememesi olduğunu gözlemliyorum.
Ne yazık ki ülkemizde çoğu zaman sorun ortaya çıktığında, çözüm üretmek yerine görünmez bir “suçlu arama” döngüsü başlayabiliyor. Okul aileye yöneliyor, aile psikoloğa, psikolog psikiyatriste… Sonra süreç dönüp dolaşıp “başka bir psikiyatr mi? Psikolog mu deneseniz?” noktasına geliyor.
Oysa çocuklar, yetişkinlerin birbirine sorumluluk devrettiği değil; aynı hedef etrafında sakin, tutarlı, SABIRLI ve iş birliği içinde kaldığı ortamlarda daha sağlıklı ilerliyor. Çözüm çoğu zaman bir tarafı suçlamakta değil, problem hali hazırda devam ediyor, hatta zaman zaman şiddetleniyor olsa dahi, aynı masada kalabilmekte yatıyor.

Bugün ofiste çok da fotoğrafımın olmadığını fark ettim. Belki en son çektiğim fotoğraf seneler öncedir. Sahi fotoğraf çe...
16/05/2026

Bugün ofiste çok da fotoğrafımın olmadığını fark ettim. Belki en son çektiğim fotoğraf seneler öncedir. Sahi fotoğraf çekilmek öyle bir olaydır ki hiç çekmezsen anı ölümsüzleştirmemiş oluyorsun. Çok fazla çekersen anı kaçırıyorsun. Psikanalitik açıdan fotoğraf çekmek bazen “anı tutma” arzusundan çok, zamanı durdurma çabasıdır. İnsan bazı anları kaybetmek istemediğinde onları kadraja alır; çünkü zihnin unutacağından, duygunun silineceğinden korkar. Ama bazen de sürekli fotoğraf çekmek, yaşantının içine tam olarak girmeden onu dışarıdan kontrol etmeye çalışma ihtiyacına dönüşebilir; sanki hissederek yaşamak yerine kanıt bırakarak var olmaya çalışırız. Çocuklar psikoterapi çalışması esnasında bir fotoğraf makinası gibi yapıp, o seansta olanların fotoğrafını çekmek isterler bazen. Ben de “Bu anı durdurmak” istiyorsun derim. Çünkü ne olursa olsun zamanı durdurmak istediğimiz yere aitizdir. Zamanı durdurmak istediğiniz anlarınız bol olması dileği ile.

13/05/2026

Şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki hiçbir çocuk 3-5 fazla çikolata yedi, biraz daha fazla tablet oynadı diye duygusal ve davranışsal problemleri geri gelmez. Eğer geri geliyorsa yasalar iç dünyada yeterince oturmamış demektir. Tabi ki de tedbiri elden bırakmamak da fayda var ama çocuk ruh sağlığı bu kadar pamuk ipliğine bağlı değildir. Üstelik “tatil” özünde biraz bırakmak ve sonra toparlamaktır. Sadece anne baba olarak en çok dikkat edeceğimiz husus; aile büyüklerinizin çocuğunuzun karşısında sizlerin otoritesini sarsmamasıdır. En azından esneyen sınırlarda “Bu seferlik böyle” diyerek hatırlatma yapılması çocukların iç dünyası için anlamlı olabilir.

06/05/2026

💐Güzel haberlerim var. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım kitabım “Sol Beyinli Ebeveynlerin Sağ Beyinli Çocukları” nihayet çıktı.
Bu eserde, çocuklarla en sağlıklı iletişimin temellerini keşfederken, çocuğunuza sağ beyin odaklı yaklaşımı nasıl geliştirebileceğinizi öğreneceksiniz. Aynı zamanda ebeveyn-çocuk ilişkisinin, çoğu zaman “genetik” sanılan yönlerinin aslında nesiller boyunca nasıl aktarıldığına da tanıklık edeceksiniz.
Öğretici anlatımın yanı sıra öyküsel bir içerik de sunduğum bu kitapta, bir çocuk terapistinin psikoterapi süreçlerine eşlik edecek ve küçük bir çocuğun dünyayı algılayış biçimine yakından bakma fırsatı bulacaksınız.
“Sol Beyinli Ebeveynlerin Sağ Beyinli Çocukları” hem de Türkiye’yi oyun terapisiyle buluşturan çok değerli Prof. Dr. Byron Norton ön sözüyle sizlerle.
Şimdiden tüm okuyucularına faydalı olmasını diliyorum.

05/05/2026

Daha iyi ilişki, daha kaliteli zaman, daha daha mutlu çocuk daha… Daha… Günümüzde ilişkilerin ve duygu durumların her daim olumlu olma illüzyonu o kadar fazla pompalanıyor ki çocuklar negatif olanla baş edemez oldu. Oysa olumsuz deneyim (travmatik olmadığı sürece) aşıldığında çocuğu asıl büyütendir. Hayal kırıklığı, yalnızlık, yetersizlik duyguları tolere edilebiliyor oluşu gerçek olgunluktur. Lütfen çocuklarınızın bu duyguları hissetmesinden kaçınmayın. Bu duyguların var oluşunu reddetmeyin. Bu duygulara karşı çocuklarınızı baloncuklu naylona sarmayın. Bu duyguları yaşattı diye öğretmeni, arkadaşı hemen karşınıza almayın. Çocuklarınız çok değerlidir ama kırılacak eşya değillerdir.

20/04/2026

Tabi ki de bir çocuğun şiddet içerikli oyunlar oynamaması önceliğimizdir fakat şiddet içerikli oyunların davranış bozukluğunun tek ve doğrudan nedeni olduğunun düşünülmesinin çocuklara pek yardımı dokunmaz. Çocuklar iç dünyalarını anlatacak tasarımlar ararlar bu kimi zaman silahlı, bıçaklı bilgisayar oyunları kimi zaman resimler olur.
Davranış bozukluğunun asıl sebeplerinden biri oynanan oyun değil, zayıf benlik algısıdır. Zayıf benlik algısına sahip olan çocuklar bunun aşırı telafisine girebilirler. Davranış bozukluğu ile kuşattıkları ise sahte kimlikleridir. Yaratılan sahte kimliğe asıl kimlik gibi davranılmamalıdır. Sürekli kanlı, bıçaklı, silahlı oyunlar oynamam çoğunlukla tek başına neden değil; altta olan meselelerin sonucudur. Yani birer alarmdır.

16/04/2026

Okuldan atılsın, sınıfta kalsın, güvenlik görevlisi okul girişinde olsun, xray cihazı konmalı… Maalesef bunlar yüzeysel çözümlerdir. Sizlere davranış bozukluğunu en basit haliyle anlatayım; toplumda antisosyal, gasp, madde kullanımı, adam öldürmeye teşebbüs olan yetişkinlerde küçük yaşlarda davranış bozuklukları muhakkak gözlemlenmiştir. Dolayısıyla sinyalleri daha önceden vermişlerdir. Dürtüsellik de beraberinde eşlik ederse farklı kişilik bozukluklarına da evrilmesi olasıdır. Küçük yaşlarda tespit edilen davranış bozukluklarına karşı okul devamlılığı olsun ya da olmasın; yasal takip, ailenin gözetimi, gerekli tedaviler sağlanmazsa aileyi yaptırım yapılması tek çözümdür. Ne güvenlik görevlisi ne okuldaki disiplin problemleri; hiçbiri kökten çözüm değildir. Bu iş; ben de küçükken çok yaramazmışım, bizde genetik bu, hocam büyüyünce geçer gibi açıklamaların ikna edilmeye çalışılması ile maalesef ilerlemiyor. Okul psikolojik danışmanlarının elleri hukuki yaptırımlarla güçlendirilmelidir.

Address

Suadiye Mahallesi Bağdat Caddesi No 401 Daire 8
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00
Sunday 09:00 - 17:00

Telephone

+905466700806

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when psk.emrehanmutlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to psk.emrehanmutlu:

Featured

Share

Category