Fizyoterapist Fethullah Topdaş

Directions Website

Fizyoterapist Fethullah Topdaş Bel, boyun ve kas-iskelet sistemi ağrıları üzerine çalışan osteopat ve fizyoterapist.

Manuel terapi ve kişiye özel egzersiz uygulamalarıyla kanıta dayalı rehabilitasyon hizmeti sunuyorum.

12/10/2026

Bel fıtığı tanısı aldınız diye ameliyat olmanız gerektiğini düşünmeyin.

MR sonucunda bel fıtığı görülmesi, mutlaka ameliyat olacağınız anlamına gelmez. Çünkü bel fıtığına bağlı bel ağrısı ve bacağa yayılan şikâyetler, birçok kişide zamanla azalabilir. Bazı kişiler birkaç hafta içerisinde günlük aktivitelerini daha rahat yapmaya başlar ve cerrahi tedaviye ihtiyaç duymaz.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Ağrının azalması, fıtığın tamamen ortadan kalktığını; ağrının devam etmesi ise ameliyat gerektiğini tek başına göstermez.

Bel fıtığında iyileşme süreci kişiden kişiye değişir. Şikâyetlerin ne kadar sürdüğü, ağrının günlük yaşamı nasıl etkilediği, nörolojik bulgular ve muayene sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Peki bu süreçte ne yapmalısınız?

Belinizi tamamen hareketsiz bırakmak yerine, tolere edebildiğiniz ölçüde günlük aktivitelerinizi sürdürmek çoğu durumda daha uygun bir yaklaşımdır. Yürüyüş ve kişiye uygun egzersizler, hareket kapasitesini korumaya ve günlük yaşama dönüşe yardımcı olabilir. Ancak her egzersiz her kişi için uygun değildir; yüklenmenin belirtilere göre düzenlenmesi gerekir.

Ameliyat kararı da yalnızca MR görüntüsüne bakılarak verilmez. Şikâyetlerin şiddeti, süresi, muayene bulguları ve uygulanan tedavilere yanıt birlikte ele alınır.

Önemli bir uyarı: Bacakta giderek artan güç kaybı, idrar yapamama veya idrar-dışkı kontrolünde yeni değişiklikler ortaya çıkarsa acil tıbbi değerlendirme gerekir. Bu belirtileri bekleyerek takip etmeyin.

Size bel fıtığı tanısı konulduğunda en çok ne düşündürmüştü: ameliyat olma ihtimali mi, ağrının geçmemesi mi?

Bel fıtığı hakkında doğru bilgi edinmek için bu videoyu kaydedebilir, benzer endişeleri olan yakınlarınızla paylaşabilirsiniz.

08/10/2026

Beliniz ağrıyorsa, fark etmeden yaptığınız bazı şeyler ağrının uzamasına katkıda bulunabilir.

Bel ağrısı başladığında çoğumuz içgüdüsel olarak belimizi korumaya çalışıyoruz. Daha az hareket ediyor, mümkün olduğunca dinleniyor ve ağrının tamamen geçmesini bekliyoruz.

Fakat sorun şu: Bazen ağrıyı azaltmaya çalışırken yaptığımız bazı davranışlar, günlük hareket kapasitemizin daha da azalmasına neden olabilir.

Örneğin günlerce yatmak veya normal hareketlerin neredeyse tamamını bırakmak, belinizi kullanma konusunda daha fazla çekinmenize yol açabilir. Ağrı tamamen geçmeden hiçbir aktivite yapmamak da günlük yaşama dönüşü gereğinden fazla geciktirebilir.

Diğer tarafta ise tam tersi bir yaklaşım var.

İnternette görülen her egzersizi denemek, özellikle hangi hareketin sizin için uygun olduğunu bilmeden uygulamak doğru bir strateji değildir. Bir kişiye iyi gelen egzersiz, başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir.
Bir diğer yaygın hata da bel ağrısını doğrudan “bel fıtığı” olarak yorumlamak.

Bel ağrısının birçok farklı nedeni olabilir ve görüntüleme sonucunda görülen her değişiklik ağrının nedeni olmak zorunda değildir.

Aslında bu beş davranışın ortak noktası oldukça basit:
Beli ya gereğinden fazla korumak ya da ihtiyaçları değerlendirmeden yüklemek.

Daha dengeli yaklaşım ise günlük hareketleri tamamen bırakmadan, mevcut kapasiteye uygun bir yük belirlemek ve hareket miktarını zaman içerisinde kademeli olarak artırmaktır.

Bu, ağrıyı görmezden gelmek anlamına gelmez. Tam tersine, vücudun verdiği yanıtı takip ederek yükü doğru ayarlamak anlamına gelir.

Siz beliniz ağrıdığında bu hatalardan hangisini yapmaya daha yatkınsınız: dinlenmek mi, hareket etmekten korkmak mı, yoksa internetten egzersiz denemek mi?

Videoyu bel ağrısı yaşayan biri için kaydedebilir ve faydalı olabileceğini düşündüğünüz bir yakınınızla paylaşabilirsiniz.

05/10/2026

Boyun ağrınızın nedeni sandığınız kadar basit olmayabilir.

Boynunuz ağrıdığında akla hemen “ters yattım”, “telefonu fazla kullandım” veya “boynum tutuldu” gibi tek bir neden gelebilir. Oysa boyun ağrısı çoğu zaman tek bir faktörle açıklanamayabilir.

Kasların zorlanması, eklem hareketlerinin kısıtlanması, ani bir hareket veya uzun süre aynı pozisyonda kalmak boyun ağrısına katkıda bulunabilir. Bunun yanında uyku sırasında boynun uzun süre aynı pozisyonda kalması, günlük hareketliliğin azalması veya stres gibi faktörler de tabloya eşlik edebilir.

Örneğin gün boyunca bilgisayar başında çalışan bir kişinin boynu akşam saatlerinde ağrıyabilir. Ancak burada yalnızca bilgisayar karşısındaki pozisyona bakmak yeterli olmayabilir. Gün içerisindeki hareket miktarı, çalışma süresi, uyku düzeni, stres ve kişinin mevcut fiziksel kapasitesi de tabloyu etkileyebilir.

Yani bazen problem tek bir hareket değil, biriken yüklerin toplamıdır.

Bu nedenle boyun ağrısı yaşadığınızda “Hangi hareket bunu yaptı?” sorusu kadar “Ağrı ne zaman başladı, gün içinde nasıl değişiyor ve hangi hareketlerle azalıyor veya artıyor?” soruları da önemlidir.

Boyun ağrısında amaç her hareketten kaçınmak değildir. Ağrıyı artıran yükleri fark etmek ve günlük hareketleri daha kontrollü şekilde düzenlemek çoğu durumda daha anlamlı bir yaklaşımdır.

Ayrıca her boyun ağrısı aynı şekilde değerlendirilmez. Sürekli tekrarlayan veya farklı belirtilerle birlikte görülen ağrılarda profesyonel değerlendirme gerekebilir.

Sizin boyun ağrınız en çok ne zaman ortaya çıkıyor: sabah uyandığınızda mı, bilgisayar/telefon kullanırken mi, yoksa günün ilerleyen saatlerinde mi?

Bu paylaşımı boyun ağrısı yaşayan bir yakınınız için kaydedebilir ve paylaşabilirsiniz.

01/10/2026

Bel ağrısı yaşıyorsanız, yürümekten tamamen vazgeçmeniz gerekmeyebilir.

Bel ağrısı başladığında pek çok kişi mümkün olduğunca az hareket etmeye çalışır. Özellikle yürürken ağrı hissediliyorsa dinlenmenin daha doğru olduğu düşünülebilir. Ancak uzun süre hareketsiz kalmak, bazı kişilerde hareket kapasitesinin azalmasına ve günlük aktivitelerin giderek zorlaşmasına neden olabilir.

Peki, beliniz ağrırken yürüyüş yapmak gerçekten doğru mu?

Özellikle uzun süredir devam eden bel ağrılarında, kişinin tolere edebildiği düzeyde hareket etmesi genellikle önemlidir. Yürüyüş, günlük aktiviteyi sürdürmenin basit yollarından biridir. Ancak burada önemli olan ne kadar yürüdüğünüzden çok, vücudunuzun bu yürüyüşe nasıl yanıt verdiğidir.

Örneğin, yürüyüş sırasında hafif bir ağrı artışı yaşamanız her zaman bir hasar oluştuğu anlamına gelmez. Fakat ağrınız belirgin şekilde artıyorsa veya yürüyüş sonrasında uzun süre daha kötü hissediyorsanız mesafeyi ve süreyi yeniden düzenlemeniz gerekebilir.

Başlangıçta uzun mesafeler yürümek yerine kısa yürüyüşler tercih edilebilir. Vücudunuzun verdiği yanıta göre yürüyüş süresini kademeli olarak artırabilirsiniz.

Burada amaç ağrıya rağmen kendinizi zorlamak değil, hareketi kontrollü biçimde sürdürmektir.

Unutmayın, her bel ağrısının nedeni ve seyri aynı değildir. Şiddetli veya giderek artan ağrı, bacakta güç kaybı ya da belirgin uyuşma gibi belirtiler varsa profesyonel değerlendirme önemlidir.

Siz bel ağrısı yaşadığınızda yürüyüş yapmayı mı tercih ediyorsunuz, yoksa dinlenmeyi mi?

Bu bilgiyi ihtiyaç duyduğunuzda tekrar okuyabilmek için kaydedebilir, bel ağrısı yaşayan yakınlarınızla paylaşabilirsiniz.

28/09/2026

Beliniz ağrımıyor ama bacağınızda şiddetli ağrı mı hissediyorsunuz? Bunun nedeni belinizde olabilir.

Bel fıtığı denildiğinde çoğu kişinin aklına doğrudan bel ağrısı gelir. Ancak bazı durumlarda belde belirgin bir ağrı olmadan kalçada, uylukta veya bacağın daha alt bölümlerinde ağrı hissedilebilir.

Bunun nedenlerinden biri, bel bölgesinden çıkan sinirlerin etkilenmesidir. Bu sinirler kalça ve bacak boyunca uzandığı için sinir kökünün etkilenmesi, ağrının bel dışında farklı bölgelerde hissedilmesine neden olabilir.

Bazı kişilerde bu durum yalnızca ağrıyla sınırlı kalmaz. Uyuşma, karıncalanma veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler de görülebilir. Hatta kişi belinde ciddi bir sorun olduğunu düşünmezken günlük yaşamını etkileyen bacak ağrısıyla karşılaşabilir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Bacağa yayılan her ağrı bel fıtığı anlamına gelmez.

Kalça çevresindeki yapılar, diğer sinir problemleri ve farklı kas-iskelet sistemi sorunları da benzer şikâyetlere yol açabilir. Bu nedenle yalnızca ağrının bulunduğu bölgeye bakarak tanı koymak doğru değildir.

Ağrının nasıl başladığı, hangi hareketlerle arttığı, hangi bölgelere yayıldığı ve muayenede hangi bulguların görüldüğü birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle yeni başlayan güç kaybı veya giderek kötüleşen belirtiler varsa sağlık değerlendirmesini geciktirmemek gerekir.

Bel fıtığı ve bacağa yayılan ağrılar konusunda doğru bilgi edinmek, gereksiz endişelerin ve yanlış uygulamaların önüne geçmeye yardımcı olabilir.

Sizin beliniz ağrımadan bacağınıza yayılan bir ağrınız oldu mu? Deneyiminizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bu içeriği bel ve bacak ağrısı yaşayan yakınlarınız için kaydedebilir veya paylaşabilirsiniz.

24/09/2026

Ağrınız var diye egzersizi tamamen bırakmanız gerekmeyebilir. Asıl önemli olan, vücudunuzun verdiği yanıtı doğru okumak.

“Ağrı varsa egzersiz yapılmaz” düşüncesi özellikle bel ağrısı, boyun ağrısı, diz ağrısı ve diğer kas-iskelet sistemi problemlerinde oldukça yaygın. Oysa ağrının varlığı tek başına hareket etmenin yanlış olduğunu göstermez.

Özellikle uzun süredir devam eden kas-iskelet sistemi ağrılarında uygun şekilde planlanan egzersiz, kişinin hareket kapasitesini ve yük toleransını geliştirmeye yönelik rehabilitasyon sürecinin önemli bir parçası olabilir.

Fakat burada önemli bir ayrım var:
Egzersiz yapmak ile ağrıyı ne pahasına olursa olsun zorlamak aynı şey değildir.

Örneğin egzersiz sırasında hafif düzeyde bir rahatsızlık hissedebilirsiniz. Ancak hareket ilerledikçe ağrı belirgin biçimde artıyorsa veya egzersizden sonra saatler boyunca normalden çok daha kötü hissediyorsanız, uyguladığınız yük sizin için fazla olabilir.

Böyle bir durumda çözüm her zaman egzersizi tamamen bırakmak değildir. Hareketin tekrar sayısını, süresini, direncini veya hareket açıklığını azaltmak gibi düzenlemeler yapılabilir.

Bunu günlük hayattan da düşünebilirsiniz. Uzun süre spor yapmadıktan sonra ilk gün çok yoğun bir antrenman yapmak yerine, vücudun mevcut kapasitesinden başlayarak kademeli ilerlemek daha anlamlıdır.

Ancak yeni başlayan şiddetli bir ağrı, belirgin şişlik, ciddi hareket kaybı veya güç kaybı gibi durumlarda egzersize devam etmek yerine uygun bir değerlendirme yapılması gerekir.
Kısacası hedef ağrıyı yok saymak değil, hareketi vücudun tolere edebileceği şekilde düzenlemektir.

Siz egzersiz yaparken ağrı hissettiğinizde genellikle ne yapıyorsunuz: devam mı ediyorsunuz, yoksa tamamen bırakıyor musunuz?

Bu videoyu egzersiz yaparken ağrı yaşayan bir yakınınız için kaydedebilir ve paylaşabilirsiniz.

21/09/2026

Merdiven çıkarken diziniz ağrıyorsa, her zaman sorun dizinizin kendisi olmayabilir.

Merdiven çıkmak, düz zeminde yürümekten farklı olarak diz çevresindeki yapılara daha fazla yük bindiren bir harekettir. Bu nedenle bazı kişilerde merdiven çıkarken ortaya çıkan diz ağrısı, günlük yürüyüş sırasında fark edilmeyen bir problemi daha belirgin hale getirebilir.

Özellikle uzun süre hareketsiz kaldığınız bir dönemin ardından merdiven çıkarken ağrı hissedebilirsiniz. Diz çevresindeki kasların yeterince güçlü olmaması, yükün hareket sırasında nasıl dağıldığını etkileyebilir.

Burada önemli bir nokta var:

Diziniz ağrıyor diye merdivenleri tamamen hayatınızdan çıkarmak her zaman gerekli değildir.

Çünkü hareketten sürekli kaçınmak, zaman içerisinde kişinin yük taşıma kapasitesini daha da azaltabilir. Bunun yerine ağrıyı belirgin şekilde artırmayan düzeyde hareket etmek ve yüklenmeyi kademeli olarak geliştirmek daha uygun olabilir.

Ama bu, “ağrı varsa üzerine gitmeye devam edin” anlamına gelmez.

Örneğin merdiven çıkarken ağrınız her seferinde ortaya çıkıyor, giderek artıyor veya dizinizde şişlik, takılma, kilitlenme gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa durum yalnızca kasların güçsüzlüğü olarak düşünülmemelidir.

Diz ağrısının nedenini anlamak için ağrının ne zaman başladığı, hangi hareketlerde ortaya çıktığı ve beraberinde başka belirtilerin olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Sizde diz ağrısı en çok hangi durumda ortaya çıkıyor: merdiven çıkarken mi, çömelirken mi, yürürken mi?

Videoyu daha sonra tekrar bakmak için kaydedebilir, diz ağrısı yaşayan bir yakınınız varsa paylaşabilirsiniz.

Diz ağrısını anlamaya çalışırken yapılan en temel hatalardan biri, ağrının olduğu bölgeye hemen bir hastalık adı vermekt...
19/09/2026

Diz ağrısını anlamaya çalışırken yapılan en temel hatalardan biri, ağrının olduğu bölgeye hemen bir hastalık adı vermektir.

Oysa ağrı bize bir şeylerin değerlendirilmesi gerektiğini söyler; tek başına nedenin ne olduğunu söylemez.

İki kişinin de dizi ağrıyabilir fakat problemin ortaya çıkış biçimi tamamen farklı olabilir. Birinde uzun süredir devam eden ve günlük aktivitelerle değişen bir şikâyet varken, diğerinde alışık olmadığı bir aktivite sonrası başlayan ağrı görülebilir. Bu nedenle yalnızca “Dizim ağrıyor” bilgisi, problemin kaynağını anlamak için yeterli değildir.

Değerlendirmede ağrının davranışı daha fazla bilgi verir.

Sabah mı daha belirgin?
Günün ilerleyen saatlerinde mi artıyor?
Dinlenmeyle azalıyor mu?
Belirli bir hareketten sonra mı ortaya çıkıyor?
Son haftalarda günlük aktivite miktarında bir değişiklik oldu mu?

Bu ayrıntılar, yalnızca ağrının şiddetine odaklanmaktan daha anlamlı olabilir.

Benzer şekilde MR veya röntgende görülen her değişikliği doğrudan yaşanan ağrının nedeni olarak kabul etmek de doğru değildir. Görüntüleme bulguları önemlidir ancak kişinin şikâyeti, fiziksel muayenesi ve günlük fonksiyonlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Asıl hedef yalnızca ağrının adını koymak değil; kişinin hangi aktivitelerde zorlandığını, mevcut fiziksel kapasitesini ve hangi yükleri tolere edemediğini anlamaktır.

Çünkü tedavi ve egzersiz planlamasını belirleyen şey yalnızca bir görüntüleme sonucu veya tanı değildir. Kişinin hareket kapasitesi ve günlük ihtiyaçları da sürecin önemli parçalarıdır.

Bu nedenle tekrarlayan veya günlük yaşamınızı etkileyen diz ağrınız varsa, internetten belirtileri eşleştirerek kendi kendinize tanı koymak yerine uygun bir değerlendirme almak daha doğru bir yaklaşımdır.

📌 Gönderiyi daha sonra tekrar incelemek için kaydedebilirsiniz.

Bilgilendirme Notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Devam eden, şiddetlenen veya travma sonrası gelişen şikâyetlerde sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.

17/09/2026

Boyun ağrısında önemli olan sadece ağrının nerede olduğu değil, vücudunuzda başka neyin değiştiğidir.

Boynunuz tutulduğunda veya birkaç gün süren bir ağrı yaşadığınızda bunu çoğunlukla kas gerginliği olarak düşünürüz. Gerçekten de günlük yaşamda uzun süre oturmak, telefon kullanmak veya yoğun bir gün geçirmek boyun ağrısına yol açabilir.

Fakat bazı belirtiler tabloya farklı bir anlam kazandırabilir.

Örneğin boyun ağrısıyla birlikte elinizde uyuşma veya karıncalanma başladıysa, kavanoz açmak ya da bir eşyayı tutmak gibi daha önce kolay yaptığınız işlerde belirgin güçsüzlük fark ediyorsanız bunu sıradan bir tutulma gibi değerlendirmemek gerekir.

Yürüme biçiminizde değişiklik, dengenizde belirgin bozulma veya ellerinizi kullanırken becerinizin azaldığını fark etmeniz de özellikle dikkate alınmalıdır.

Bunun dışında ateş, açıklanamayan kilo kaybı veya özellikle geceleri belirginleşen ve dinlenmeyle rahatlamayan ağrı gibi genel belirtiler de önemlidir.

Bir de travma konusu var. Trafik kazası, düşme veya boynu etkileyen ciddi bir darbe sonrasında ortaya çıkan ağrıyı sosyal medyadaki bir egzersizle çözmeye çalışmak doğru yaklaşım olmayabilir.

Özellikle yeni başlayan veya ilerleyen güç kaybı, belirgin denge problemi, konuşma ya da yutma güçlüğü gibi belirtilerde gecikmeden uygun tıbbi değerlendirme alınmalıdır.

Yani boyun ağrısında kendinize şu soruyu sorun:

“Sadece ağrım mı var, yoksa vücudumda yeni bir şey daha mı değişti?”

Bu ayrım oldukça önemli.

Siz boyun ağrısını daha çok nerede hissediyorsunuz: ense bölgesinde mi, omuzda mı, yoksa kola doğru mu?

Yorumlarda yazabilirsiniz. Gönderiyi daha sonra ihtiyaç duyduğunuzda bulabilmek için kaydedebilir ve boyun ağrısı yaşayan biriyle paylaşabilirsiniz.

Bilgilendirme Notu: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı koyma, tedavi önerisi veya kişiye özel tıbbi değerlendirme amacı taşımaz. Her bireyin durumu farklı olduğundan, sağlık sorunlarınız için ilgili sağlık profesyoneline başvurmanız öneri

Bel ağrısı yaşayan birçok kişinin yaptığı ilk şeylerden biri, kendisi için “doğru” bir pozisyon bulmaya çalışmaktır.“Şöy...
16/09/2026

Bel ağrısı yaşayan birçok kişinin yaptığı ilk şeylerden biri, kendisi için “doğru” bir pozisyon bulmaya çalışmaktır.

“Şöyle oturursam ağrımıyor.”
“Böyle yatarsam belim rahatlıyor.”
“Bu pozisyon kesinlikle yanlış.”

Ancak bel ağrısında konu çoğu zaman bu kadar basit değildir.

Tek başına bir pozisyonu iyi veya kötü olarak değerlendirmek yerine, o pozisyonda ne kadar süre kaldığını, pozisyon değiştirip değiştirmediğini ve günlük toplam hareket miktarını değerlendirmek daha anlamlıdır.

Örneğin uzun süre oturmak bazı kişilerde şikâyetleri artırabilir. Fakat bunun nedeni yalnızca oturma pozisyonunun “yanlış” olması olmayabilir. Saatler boyunca aynı pozisyonda kalmak ve yeterince hareket etmemek de önemli bir faktör olabilir.

Benzer şekilde öne eğilmek her zaman zararlı değildir. Günlük yaşamda eğilmek, yerden bir şey almak veya yük kaldırmak zaten kaçınılmaz hareketlerdir. Burada önemli olan hareketin kişinin kapasitesine uygun olması ve özellikle yüksek yüklerin kontrolsüz şekilde gerçekleştirilmemesidir.

Yük kaldırırken dizleri kullanmak ve gövdeyi daha kontrollü bir pozisyonda tutmak bazı durumlarda bel üzerindeki mekanik yükü yönetmeye yardımcı olabilir. Ancak bu, “bel mutlaka tamamen düz tutulmalı” anlamına gelmez.

Aynı durum yatış pozisyonları için de geçerlidir. Sırtüstü yatmak, dizlerin altına destek koymak veya farklı bir pozisyon kullanmak bazı kişilerde rahatlama sağlayabilir. Fakat herkes için geçerli tek bir yatış pozisyonu yoktur.

Asıl hedef, belinizi sürekli korumaya çalışmak değil; günlük yaşamda hareket çeşitliliğini artırmak ve vücudunuzun toleransına uygun şekilde aktif kalmaktır.

Çünkü ağrıyı yönetmek ile hareketten kaçınmak aynı şey değildir.

Eğer bel ağrınız varsa, kendinize sadece “Hangi pozisyon doğru?” diye sormak yerine “Gün içerisinde ne kadar süre aynı pozisyonda kalıyorum ve hareketimi nasıl düzenliyorum?” sorusunu da sorun.

Gönderiyi kaydedin ve özellikle masa başında çalışan, uzun süre oturan veya bel ağrısı yaşayan bir yakınınız varsa onunla paylaşın.

Bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya kişisel tedavi önerisi değildir.

Address

Üsküdar
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fizyoterapist Fethullah Topdaş posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Sponsored

Share