21/06/2020
Gazete Duvar’a yazdığım “Normalleşme/Anormalleşme” isimli yazım bu sabah yayınlandı. Yazımda normali anormalden ayıranın evrensel birşey olmadığını, bu kavramların toplum tarafından inşa edilen soyut fikirler olduğunu savunuyorum.
“Gündemde normalleşmeden bahsediyoruz, ama bana kalırsa bu son haftalarda normalleşen tek şey inkâr oldu. İnkarın normalleştirilmesi, toplumsal inşa modelinin önerdikleri ile birebir örtüşür. Dünya çapındaki mevcut kapitalist sistem tüketim olmadan işleyemez, tüketim olmadan sistemin çarkları dönemez. Normal/anormal ikilemini mevcut sistemler tarafından belirlenen bir inşa olarak tanımlarsak tüketimi engelleyen anormal, tüketimi sağlayan ise normal olarak görülmelidir. Örneğin sokağa çıkmanın anormalden normale dönüşmesi ekonomimizin ’a sadece üç ay dayanmasıyla açıklanabilir. Restoran ve kafe sahibinin, esnafın, işçinin tüketim olmadan yaşayamadığı bir sistemde salgın halindeyken alışveriş merkezlerine gitmek, gezmek, dolaşmak, harcamak, tüketmek normaldir. Normaldir, çünkü sistem böyle buyurmuştur. “Normalleşme” kelimesinin dillerimizden düşmediği şu günlerde belki sormamız gereken asıl soru şudur: ‘Kime göre, neye göre normal?’” @ Istanbul, Turkey