Klinik Psikolog Ömer Faruk Güzelgöz

Klinik Psikolog Ömer Faruk Güzelgöz Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Klinik Psikolog Ömer Faruk Güzelgöz, Psychotherapist, Istanbul.

Hayatın her detayını planlayarak kötü sürprizlerden korunacağını sanmak, tavlada zarları sert atınca büyük sayı geleceği...
02/08/2026

Hayatın her detayını planlayarak kötü sürprizlerden korunacağını sanmak, tavlada zarları sert atınca büyük sayı geleceğine inanmakla tamamen aynı zihinsel yanılgıdır.
Terapi odasında en sık karşılaştığım tükenmişliklerin başında bu “her şeyi kontrol edersem güvende olurum” inancı geliyor. Tıpkı piyango biletindeki sayıları kendi seçtiği için kazanma şansının arttığına inananlar gibi, biz de plan yaparak hayatın belirsizliklerini ortadan kaldırabileceğimizi sanıyoruz. Oysa bu bitmek bilmeyen kontrol çabası sizi tehlikelerden korumuyor, aksine kronik bir kaygıya hapsediyor. Belirsizlikle savaşmayı bırakıp daha esnek ve huzurlu bir zihin yapısına geçmek isterseniz, bu süreci birlikte çalışmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Heyecanlııııııııı. Kitap bitti, birtakım resmi işler falan filan. Kısa bir süre içinde fiziksel ve online raflarda ❤️ Ta...
02/08/2026

Heyecanlııııııııı. Kitap bitti, birtakım resmi işler falan filan. Kısa bir süre içinde fiziksel ve online raflarda ❤️ Tabii ki Gamze Berfu Başkır ile yazdık

Gündelik dilde, okunması kolay, samimi ve aydınlatıcı oldu, bence beğenirsiniz :)

“Sevdiğin işi yaparsan bir gün bile çalışmış olmazsın” efsanesi, aslında insanları en hızlı tüketen ve sınırlarının suis...
31/07/2026

“Sevdiğin işi yaparsan bir gün bile çalışmış olmazsın” efsanesi, aslında insanları en hızlı tüketen ve sınırlarının suistimal edilmesine yol açan zehirli bir kişisel gelişim yalanıdır. Araştırmalar çok net: İşini büyük bir aşkla yapanlar daha çabuk tükeniyor, hobi olarak sevdiği şeyi işe dönüştürenler o eylemden artık keyif almıyor. Terapi odasında, “işimi tutkuyla sevmiyorum, demek ki yanlış hayatı yaşıyorum” diyerek kendini suçlayan ve yoran birçok kişiyle karşılaşıyorum. Oysa bu tarz gerçekçi olmayan beklentiler, problemi yanlış yerde aramanıza sebep oluyor; belki de ihtiyacınız olan asıl değişim işinizde değil, iş dışındaki yaşamınızdadır. Bu yetersizlik ve tükenmişlik döngüsünden çıkıp hayatınızdaki gerçek dengeyi kurmak isterseniz, benimle iletişime geçebilirsiniz.

25/07/2026

Bu seride kitleleri delirten sözleri incelerken kişisel gelişiyoruz. “Sevdiğin işi yaparsan bir gün bile çalışmış olmazsın” efsanesi, aslında insanları en hızlı tüketen ve sınırlarının suistimal edilmesine yol açan zehirli bir kişisel gelişim yalanıdır. Araştırmalar çok net: İşini büyük bir aşkla yapanlar daha çabuk tükeniyor, hobi olarak sevdiği şeyi işe dönüştürenler o eylemden artık keyif almıyor. Terapi odasında, “işimi tutkuyla sevmiyorum, demek ki yanlış hayatı yaşıyorum” diyerek kendini suçlayan ve yoran birçok kişiyle karşılaşıyorum. Oysa bu tarz gerçekçi olmayan beklentiler, problemi yanlış yerde aramanıza sebep oluyor; belki de ihtiyacınız olan asıl değişim işinizde değil, iş dışındaki yaşamınızdadır. Bu yetersizlik ve tükenmişlik döngüsünden çıkıp hayatınızdaki gerçek dengeyi kurmak isterseniz, benimle iletişime geçebilirsiniz.

Tartışmalarda kimin haklı olduğunu kanıtlamaya çalışmak aslında bir tuzak çünkü hafızamız yaşananları bir kamera gibi ka...
21/07/2026

Tartışmalarda kimin haklı olduğunu kanıtlamaya çalışmak aslında bir tuzak çünkü hafızamız yaşananları bir kamera gibi kaydetmez, hissettiğimiz duyguya ve kullandığımız kelimelere göre anıyı her seferinde yeniden kurgular.
Terapi odasında sıkça karşılaştığım bir durum var: Çiftler tek bir olayı bambaşka iki gerçeklik gibi anlatıyor. Aslında burada mesele kimin yalan söylediği değil, zihnimizin o anki algılara nasıl tutunduğu. Eğer siz de ilişkinizde “ben öyle demedim, sen böyle yaptın” sarmalında yoruluyorsanız ve bu iletişim çıkmazını geride bırakmak istiyorsanız, birlikte çalışmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

19/07/2026

Kişilik bozuklukları çoğu zaman yanlış bir şekilde “zor karakter” ya da “değişmez davranış” olarak etiketlenir. Oysa klinik açıdan bakıldığında bu durum, bireyin düşünme, hissetme ve ilişki kurma biçimlerinin uzun süreli olarak esnekliğini kaybetmesiyle ilgilidir.

Bu yapı bir anda oluşmaz. Genellikle:
➡️ erken yaşam deneyimleri
➡️ bağlanma ilişkileri
➡️ tekrar eden duygusal örüntüler
birikerek kişilik yapısını şekillendirir.

Bu nedenle kişi:
✔️ bazı durumlarda aşırı tepki verebilir
✔️ ilişkilerde zorlanabilir
✔️ duygularını düzenlemekte güçlük yaşayabilir

Burada önemli nokta şudur: Bu davranışlar “isteyerek yapılan seçimler” değil, çoğu zaman öğrenilmiş ve otomatikleşmiş koruyucu tepkilerdir.

Kabul etmek ise onaylamak değildir. Kabul:
➡️ davranışı anlamayı
➡️ kökeni görmeyi
➡️ damgalamadan yaklaşmayı içerir


Kişilik bozukluklarını anlamak, kişiyi değiştirmeye çalışmaktan önce onu biyopsikososyal bir bütün olarak görmeyi gerektirir.

İlişkilerde sorun çoğu zaman “birlikte geçirilen zaman azlığı” değil, birlikte geçirilen zamanın duygusal olarak boş kal...
18/07/2026

İlişkilerde sorun çoğu zaman “birlikte geçirilen zaman azlığı” değil, birlikte geçirilen zamanın duygusal olarak boş kalmasıdır. Aynı evde yaşamak ya da aynı ortamda bulunmak, her zaman bağ kurmak anlamına gelmez.

Bazı çiftler zaman geçirir ama aynı anda:
➡️ zihinsel olarak farklı yerlerdedir
➡️ duygusal temas kurmaz
➡️ iletişim yüzeyde kalır

Bu durum zamanla görünmez bir uzaklık yaratır.

Buna karşılık kaliteli zaman:
✔️ dikkatle dinlemeyi içerir
✔️ duygusal paylaşım barındırır
✔️ birlikte “var olmayı” mümkün kılar

Önemli olan etkinlik değil; o etkinlik sırasında kurulan bağdır. Aynı yemeği yemek bile, telefonlar bir kenara bırakıldığında tamamen farklı bir duygusal deneyime dönüşebilir.

Mutluluk, birlikte geçirilen süreden değil; o sürede kurulan duygusal temasın derinliğinden beslenir.

mentalhealth

Bazı duygular geldiğinde insanın ilk refleksi onları hızla uzaklaştırmaktır. Kaygı, üzüntü, hayal kırıklığı ya da öfke… ...
16/07/2026

Bazı duygular geldiğinde insanın ilk refleksi onları hızla uzaklaştırmaktır. Kaygı, üzüntü, hayal kırıklığı ya da öfke… Zihin bu duyguları “tehlike” gibi algıladığı için çözüm olarak kaçınmayı önerir. Oysa kaçınma kısa vadede rahatlatır, uzun vadede ise duygunun gücünü artırır.

Zor duygularla kalabilmek aslında duyguyu büyütmek değil, onunla temas edebilme kapasitesini geliştirmektir. Bir duygu bastırıldığında kaybolmaz; yalnızca şekil değiştirir ve başka bir zamanda daha yoğun şekilde geri döner.

➤ Neden zorlanılır?
Çünkü zihin şunu öğrenmiştir:
➡️ “Hissetmek = kontrol kaybı”

Bu nedenle kişi:
✔️ dikkatini dağıtır
✔️ duyguyu erteler
✔️ hızlı çözüm arar

Ama bu döngü kırıldığında:
➡️ duygu tolere edilebilir hale gelir
➡️ yoğunluk zamanla azalır
➡️ kişi duyguyla savaşmak yerine onu anlamaya başlar

Zor duygularla kalmak, acıyı büyütmek değil; duygunun içinden geçebilme kapasitesini geliştirmektir.

Sürekli üretme hali modern yaşamda verimlilik olarak algılansa da biyopsikolojik açıdan bakıldığında dinlenme olmadan sü...
15/07/2026

Sürekli üretme hali modern yaşamda verimlilik olarak algılansa da biyopsikolojik açıdan bakıldığında dinlenme olmadan sürdürülebilir bir performans mümkün değildir. Beyin, dikkat, karar verme ve problem çözme süreçlerinde sınırlı bir enerji kaynağı kullanır.

Kişi uzun süre dinlenmeden çalıştığında →
➡️ bilişsel kaynaklar tükenmeye başlar
➡️ dikkat süresi kısalır
➡️ hata yapma olasılığı artar

Bu durum devam ettikçe:
✔️ motivasyon azalır
✔️ duygusal tükenmişlik gelişir
✔️ üretkenlik düşer

Dinlenme sağlandığında ise:
➡️ sinir sistemi yeniden dengelenir
➡️ öğrenme ve hafıza süreçleri güçlenir
➡️ duygusal regülasyon toparlanır


Dinlenme bir “ara” değil; üretkenliğin devamını mümkün kılan nörobiyolojik bir zorunluluktur.

Address

Istanbul
34384

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Ömer Faruk Güzelgöz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Featured

Share