13/08/2026
Hayatı boş ve anlamsız hisseden insanlarla çok sık karşılaşıyoruz ve tıpta beni şaşırtan bir bulgu var: bir grup insanın takip edildiği çalışmalarda hayatının bir anlamı olduğunu düşünenlerde ölüm oranları belirgin şekilde daha düşük çıkıyor. Anlamsızlık hissinin üç kaynağı olabilir. Birincisi klinik depresyon; kişi eskiden keyif aldığı şeylerden zevk alamaz, kendini abartılı biçimde değersiz görür, kötü anılar gelmeye başlar, uykusu, iştahı ve cinselliği bozulur ve sürekli geviş getirir gibi ruminasyon yapar, burası psikoterapi ve gerektiğinde ilaç gerektiren bir alandır. İkincisi kriz ve hayat geçişleri: emeklilik, çocukların evden gitmesi, kayıplar ve hatta büyük bir başarının tamamlanması bile “so what, şimdi ne yapacaktık” boşluğunu getirebilir. Üçüncüsü ise temiz havaya, temiz suya, sağlıklı beslenmeye erişim gibi kamusal ve sosyoekonomik koşullar; psikiyatriyi bu boyuttan ayrı düşünmek pek sağlıklı değil. Ara ara kendimize şunu yazmak gerekiyor: şu an benim için bu dünyada anlamlı olan şey ne, ben ne uğruna yaşıyorum...