18/09/2026
Caddebostan’da bir sabah…
İnsan bazen bir yere varmak için değil,
kendine dönmek için yürüyormuş.
Çok yol, çok insan, çok hikâye…
Biraz aşk, biraz özlem, biraz hayal kırıklığı.
Ve bütün bunların arasından hâlâ romantizme inanarak çıkabilmek…
Belki de mesele tam olarak bu.
Şimdilerde hayatı acele ettirmiyorum.
Gelen gelsin, giden gitsin demiyorum;
sevdiğim kalsın istiyorum.
Ama kalmak isteyenin elini tutarken,
kendi elimi bırakmamayı da öğreniyorum.
Yoruldum mu? Biraz.
Ama bu, insanın kendini bulma yolundaki tatlı yorgunluğu.
Deniz karşımda, Caddebostan bildiğim gibi…
İçimde hâlâ aşk, merak ve yaşanacak güzel şeylere dair o çocukça inanç.
Galiba insan, kendini buldukça hayatı da başka türlü sevmeye başlıyor.
Şimdilik burada oturup biraz seyrediyorum… Hayatı da, kendimi de.