Psk. Danışman / Psikodramatist / Psikodrama Eğitmeni Begüm Kodalak Bilik

  • Home
  • Turkey
  • Istanbul
  • Psk. Danışman / Psikodramatist / Psikodrama Eğitmeni Begüm Kodalak Bilik

Psk. Danışman / Psikodramatist / Psikodrama Eğitmeni Begüm Kodalak Bilik Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psk. Danışman / Psikodramatist / Psikodrama Eğitmeni Begüm Kodalak Bilik, Şakaik Sokak 57/1 Nişantaşı, Istanbul.

13 yıl… Birbirimizi seçmeye, anlamaya ve birlikte büyümeye devam ediyoruz. 💜 Birlikte nice yıllarımıza 🙏🏼 Evrim Bilik
18/08/2026

13 yıl… Birbirimizi seçmeye, anlamaya ve birlikte büyümeye devam ediyoruz. 💜 Birlikte nice yıllarımıza 🙏🏼 Evrim Bilik

Adenkuş : “Anne bak, bebiş ağlıyor.”Ben : “Evet oğlum, demin de neşeyle oynayıp gülüyordu.”Adenkuş : “E anne hayat böyle...
14/08/2026

Adenkuş : “Anne bak, bebiş ağlıyor.”
Ben : “Evet oğlum, demin de neşeyle oynayıp gülüyordu.”
Adenkuş : “E anne hayat böyle…”

Oğlumun bu küçücük cümlesi, bana ebeveynliğin en büyük derslerinden birini hatırlattı: Hayat sadece güldüğümüz anlardan ibaret değil.

Bazen oyun var, kahkaha var, bazen gözyaşı… Ve ben onun annesi olarak her gözyaşını susturmak, her üzüntüsünü hemen geçirmek zorunda olmadığımı öğreniyorum. Ona hayatın her duygusuna yer olduğunu göstermek istiyorum.

Mutluluk geldiğinde onunla güleceğim, üzüldüğünde yanında olacağım. Çünkü onu hayata hazırlamak; hiç ağlamadığı bir dünya kurmak değil, ağladığında da yalnız olmadığını hissettirmek.

Belki de bugün bana söylediği “E hayat böyle…” cümlesi, aslında benim ona öğretmek istediğim en kıymetli şeydi:

Hayat bazen güldürür, bazen ağlatır. Önemli olan, her duyguyu yaşayabilmek ve ne olursa olsun birbirimizin yanında kalabilmek.

Ve ben ebeveynliği tam da burada öğreniyorum;
onu her acıdan koruyarak değil, hayatın bütün renklerini kucaklayabilecek kadar güçlü ve duygularını yaşayabilecek kadar özgür büyüterek. 💜

Bu söz aslında mükemmel olanı beklemek yerine yaşamın içine girmeyi seçmek anlamına gelir.Mükemmeliyetçilik bize sürekli...
13/08/2026

Bu söz aslında mükemmel olanı beklemek yerine yaşamın içine girmeyi seçmek anlamına gelir.

Mükemmeliyetçilik bize sürekli “daha hazır olmalısın, daha iyi yapmalısın, hata yapmamalısın” diyerek eylemi erteletebilir. Oysa insan çoğu zaman eyleme geçmeden hazır hale gelemez. Deneyim, ancak deneyerek kazanılır.

Psikodramanın gücü de tam burada ortaya çıkar: Bir şeyi yalnızca düşünmek ya da doğru cevabı bulmaya çalışmak yerine sahneye koymak, deneyimlemek ve yeni bir davranışı eylem içinde keşfetmek. Çünkü spontanlık, her şeyi önceden bilmek değil; o anda ortaya çıkan duruma yeni ve yeterli bir karşılık verebilmektir.

Bu nedenle kusurlu eylem, özensizce davranmak değildir. Hata yapma ihtimaline rağmen denemek, eylemin içinden öğrenmek ve kendine yeniden cevap verme fırsatı tanımaktır. Titreyerek söylenen bir “hayır”, kusurlu ama gerçek bir başlangıç olabilir. Tam olarak hazır olmadan atılan bir adım, zihinde kusursuzca tasarlanmış ama hiç yaşanmamış bir plandan daha dönüştürücüdür.

Mükemmeliyetçilik “Önce doğru yap, sonra harekete geç” derken; psikodramatik yaklaşım “Harekete geç, eylemin içinde yeni olanı keşfet” der.

Çünkü mükemmellik zihinde tamamlanabilir; değişim ise eylemde gerçekleşir.

Ve belki sözün en kısa haliyle karşılığı şudur:

“Mükemmel olmayı beklemek yerine, kusurlu da olsa yaşamın içine gir. Çünkü insan, ne yapacağını her zaman önceden bilerek değil; yaparken keşfederek değişir.”

12/08/2026

İki tekerlekli bisiklete geçiş, aslında bir çocuğun “Beni tutmadan da ilerleyebilirim” demeyi öğrendiği küçük ama çok güçlü bir andır.

Başlangıçta bisikletin üzerinde yalnız kalmak biraz ürkütücüdür. Dört tekerleğin verdiği güven gitmiştir. Arkasında onu tutan bir el vardır belki; çocuk o eli bırakmak istemez. Çünkü o el yalnızca bisikleti değil, korkusunu da tutuyordur.

Sonra bir gün o el yavaşça çekilir.

Çocuk bunu fark ettiğinde birkaç saniyeliğine korkabilir. Gidonu titrer, bedeni sağa sola savrulur. Belki düşer, belki ayağını yere basar. Ama tekrar kalkar. Yeniden dener.

Ve bir anda fark eder:

“Beni tutmuyorlar… ama ben hâlâ gidiyorum.”

İşte psikolojik olarak asıl dönüşüm burada başlar.

Çocuk sadece bisiklet üzerinde dengede kalmayı öğrenmez. Kendi bedenine, kendi kararlarına ve kendi gücüne güvenmeyi öğrenir. Önceden bir yetişkinin desteğiyle mümkün olan şey, artık kendi başına mümkün olmuştur.

Belki birkaç metre gider ve arkasına bakar.
Onu tutan kişinin artık yanında olmadığını görür.

O küçücük bakışın içinde çok büyük bir duygu vardır:

“Ben yaptım.”

Bu nedenle iki tekerlekli bisiklete binmek, çocuklukta bağımsızlığın en güzel sembollerinden biridir. Çünkü büyümek bazen böyle görünür: Birinin elini bırakması ve çocuğun, düşme ihtimaline rağmen kendi yolunda ilerlemeye başlaması.

Ve belki de en dokunaklı tarafı şudur:

Çocuk özgürleşirken, onu izleyen anne-baba da aynı anda biraz bırakmayı öğrenir.
Çocuk ilk kez kendi dengesini kurarken, ebeveyn ilk kez “Ben tutmadan da güvende olabilir” demeyi öğrenir.

Bir taraf pedal çevirmeyi, diğer taraf ise bırakmayı öğrenir.

Dün akşam annemlerin yazlık evinin bulunduğu sitenin içinde bulunan dondurmacıda oğlum, arkadaşlarım ve annem oturuyordu...
10/08/2026

Dün akşam annemlerin yazlık evinin bulunduğu sitenin içinde bulunan dondurmacıda oğlum, arkadaşlarım ve annem oturuyorduk ve yan masamızda da ergenlerden oluşan kalabalık bir grup oturuyordu, Gruptaki hem kız hem de erkeklerin konuşmaları sırasında küfürlü ifadeleri özellikle de “amk” sözünü fazlasıyla ve sürekli kullandıklarına şahit oldum. Başlangıçta bunu yalnızca bir arkadaş grubu içindeki alışkanlık olarak değerlendirmek mümkün. Çünkü ergenlik döneminde gençler, içinde bulundukları grubun dilini kolayca benimseyebilir; kullandıkları kelimelerin ağırlığından çok, arkadaşları tarafından nasıl karşılandığına odaklanabilirler.

Fakat bir noktadan sonra bu durum yalnızca “gençlerin kendi aralarındaki konuşması” olmaktan çıkar ve bulunduğu ortama yönelik bir saygı meselesine dönüşebilir. Ben de içlerinden bir tanesinin bağırarak bu küfürü tekrar etmesi üzerine kendilerini çok net bir şekilde uyardım. Buradaki amaç onları küçük düşürmek ya da üzerlerinde baskı kurmak değildi. Asıl amaç, herkesin bulunduğu ortamda bir sınır olduğunu ve özgürlük kadar başkalarına karşı sorumluluğun da önemli olduğunu hatırlatmaktı.

İlginç olan, uyarının ardından verdikleri tepkiydi. Tartışmayı büyütmek, karşı çıkmak veya aynı üslupla cevap vermek yerine özür dilediler ve masadan kalkıp gittiler.

Bu tepki, ergen psikolojisi açısından oldukça anlamlıdır. Çünkü ergenlik, bireyin hem bağımsızlığını ortaya koymaya çalıştığı hem de sosyal sınırları öğrenmeye devam ettiği bir dönemdir. Arkadaş grubunun içerisinde kullanılan bazı davranışlar, kişi tarafından normal kabul edilebilir. Ancak dışarıdan gelen net bir sınır, gencin kendi davranışını yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Burada önemli olan, kişiliğe değil davranışa sınır koymaktır. Bir gence “Sen terbiyesizsin” demek onu aşağılamaya dönüşebilir. Fakat “Bu şekilde konuşmanız bu ortamda kabul edilemez” demek, doğrudan davranışı hedef alır. Aradaki psikolojik fark büyüktür. Devamı yorumlarda 👇🏻

Canım Neşe, İyi ki doğdun, iyi ki hayatıma dokundun. Seninle tanışmak benim için sadece bir eğitim almak değil, kendime ...
04/08/2026

Canım Neşe,

İyi ki doğdun, iyi ki hayatıma dokundun. Seninle tanışmak benim için sadece bir eğitim almak değil, kendime doğru çıktığım çok özel bir yolculuğun başlangıcı oldu. Psikodramanın sahnesinde bana kendimi daha yakından görmeyi, hislerime cesaretle yaklaşmayı ve yaşamın içindeki anlamı keşfetmeyi öğrettin.

Bilgin, içtenliğin, zarafetin ve şefkatinle birçok insanın hayatına ışık oluyorsun. Ben de o ışığa dokunabilmiş olmaktan büyük bir mutluluk ve minnet duyuyorum.

Yeni yaşın sana sağlık, huzur, neşe, sevgi ve kalbini besleyen nice güzel an getirsin. Gülüşün hiç eksilmesin, yolun hep sevgiyle ve umutla aydınlansın.

İyi ki doğdun canım Neşe ve İyi ki yollarımız kesişti. Seni seviyor ve kocaman sarılıyorum 🫂💜

“Doğum yapan kadında beynin duygu merkezi (amigdala) daha aktif çalışarak uykuda bile bebeğin seslerine uyanık kalmasını...
03/08/2026

“Doğum yapan kadında beynin duygu merkezi (amigdala) daha aktif çalışarak uykuda bile bebeğin seslerine uyanık kalmasını sağlar.”

Bu ifade, doğumdan sonra annenin beyninde meydana gelen biyolojik ve psikolojik uyum süreçlerini anlatır.

* Amigdala, beynin duygusal önem taşıyan uyaranları, özellikle tehdit ve bakım gerektiren sinyalleri hızlıca değerlendiren bir bölgesidir.
* Doğumdan sonra hormonlardaki değişimler (özellikle oksitosin, prolaktin ve östrojen düzeylerindeki değişiklikler) annenin bebeğine yönelik duyarlılığını artırır.
* Bu nedenle annenin beyni, bebeğin ağlamasını veya huzursuzluk seslerini sıradan bir ses gibi değil, öncelikli ve anlamlı bir sinyal olarak algılar.

Psikolojik açıdan bunun anlamı şudur:

Anne, doğumdan sonra bebeğin ihtiyaçlarına karşı daha tetikte olur. Derin uykuda olsa bile bebeğin ağlama sesi beyninde diğer birçok sesten daha fazla dikkat çeker. Bu durum, bebeğin korunmasını ve ihtiyaçlarının hızlı karşılanmasını destekleyen evrimsel bir uyum mekanizması olarak değerlendirilir.

Ben de bunu kendi deneyimimde fark ettim. Normalde uykuyu çok seven ve kolay kolay uyanmayan biri olmama rağmen, çocuğum olduktan sonra en ufak sesine bile uyanır hâle geldim. Bu, annelikle birlikte bebeğin sinyallerine karşı gelişen biyolojik ve duygusal hassasiyetin günlük yaşamdaki yansımalarından biri olarak görülebilir. Elbette bu her annede aynı şekilde yaşanmayabilir; kişisel farklılıklar da önemli bir rol oynar. Ancak bu cümleyi mutlak bir gerçek gibi anlamamak gerekir. Çünkü:

* Her anne aynı düzeyde bu duyarlılığı yaşamaz.
* Yorgunluk, uyku eksikliği, doğum sonrası depresyon, anksiyete veya bazı ilaçlar bu duyarlılığı etkileyebilir.
* Bazı babalarda veya bebeğin bakımını üstlenen diğer kişilerde de zamanla bebeğin sesine karşı benzer bir hassasiyet gelişebilir. Yani bu özellik yalnızca biyolojik annelere özgü değildir.

Dün gece bir kez daha gördük ki bir sanatçıyı birkaç saniyelik görüntülerle ya da sosyal medyadaki linç kültürüyle değer...
28/07/2026

Dün gece bir kez daha gördük ki bir sanatçıyı birkaç saniyelik görüntülerle ya da sosyal medyadaki linç kültürüyle değerlendirmek ne kadar büyük bir haksızlık. Melike Şahin’in sahnedeki duruşu, yorumu ve en önemlisi sesi gerçekten büyüleyiciydi. ben zaten kendisine bayılıyorum 💜 Kusursuz teknikten öte, şarkılarının her kelimesini hissettiren bir yorumcu her bir şarkısını dinlerken kalbimde hissettim.

Ama gecenin büyüsünü yaratan sadece Melike Şahin değildi. Orkestrası da en az onun kadar muhteşemdi. Her enstrüman büyük bir uyum içinde şarkılara eşlik etti; ne bir eksik ne bir fazla… Her nota, her geçiş öylesine özenliydi ki sahnedeki emeği ve yılların birikimini hissetmemek mümkün değildi.

Konser için içeri girdiğimizde koltuklarımızda bizim için yazdığı o duygusal mektup da gecenin en özel anlarından biriydi. Alkışların arasında sadece şarkı söyleyen bir sanatçı değil, dinleyicisiyle içten bir bağ kurmak isteyen bir insan vardı. O satırlar, konseri yalnızca bir müzik gecesi olmaktan çıkarıp ortak duyguların paylaşıldığı unutulmaz bir ana dönüştürdü.

Son zamanlarda yapılan eleştirilerin ve linçlerin büyük kısmının ne kadar acımasız ve yersiz olduğunu bu konseri izledikten sonra bir kez daha düşündüm. Sosyal medyada birkaç yorumla insanları yargılamak çok kolay ama sahnede böylesine büyük bir emek, samimiyet ve sanat görünce gerçek bambaşka oluyor.

Bir de bu konserin çok özel bir anlamı vardı. Onun karnındaki oğlunun da bu sevgiyi, alkışları ve müziğin titreşimini hissettiğini düşünmek insanın içini tarifsiz bir mutlulukla dolduruyor. Daha dünyaya gelmeden annesinin sesiyle binlerce insanın sevgisinin arasında bu sevgiyi o da fazlasıyla hissetmiştir diye düşünüyorum 🙏🏼

Bazı sanatçılar sadece şarkı söylemez; hissettirir, bir araya getirir ve insanın kalbine dokunur. Melike Şahin de bunu fazlasıyla başaran isimlerden biri. Dün gece bir kez daha anladım ki, sosyal medyadaki linçler gelip geçiyor ama samimiyet, emek ve gerçek sanat her zaman ayakta kalıyor. Teşekkürler melike şahin 🫂

Dünyanın en iyisi Filenin Sultanları ❤️
26/07/2026

Dünyanın en iyisi Filenin Sultanları ❤️

Bir zamanlar Psikodrama Yaz Çalışması 💜
23/07/2026

Bir zamanlar Psikodrama Yaz Çalışması 💜

Address

Şakaik Sokak 57/1 Nişantaşı
Istanbul
34365

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk. Danışman / Psikodramatist / Psikodrama Eğitmeni Begüm Kodalak Bilik posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Featured

Share